İstemek: Yalnızlığın ve Cesaretin Ortasında
03 Şubat 2026, Salı 12:04Hayat, insanı sürekli sınayan seçimler, beklentiler ve zorluklarla doludur. Eskiden kazananlar ve
kaybedenler vardı; şimdilerde ise, değişen dünya ile birlikte insanlar yine ikiye ayrılıyor: Bu kez,
istemeyi bilenler ve bilmeyenler; tıpkı bir nehrin iki kıyısı gibi, yakın ama bir o kadar da uzak.
Artık daha iyi anlıyorum, istemek hayatın içinde gerçek bir kazanç. Hep söyleriz: bazı insanlar ne kadar
şanslı; çok seviliyor, aranıyor, merak ediliyor… Neden? Çünkü onlar, hedefleri, beklentileri ve
mutlulukları için istemeyi biliyorlar. Bir yönetici düşünün: asla yardım istemiyor. O insana yönetici
diyebilir miyiz? Hayır. Gerçek güç, yalnız görünmek değil; birlikte yürüyerek güçlenmektir.
İstemek, sadece ihtiyaçları dile getirmek değildir. İstemek, güvenmeyi, bağ kurmayı ve insan olmaya
dair cesareti de öğretir. İstemeyen kişi ne kadar yetenekli olursa olsun, yalnız kalır; başarısı eksik kalır.
İnsan, yalnız kendi çabasıyla değil, başkalarının desteğiyle büyür ve olgunlaşır. Ben de uzun süre
istemekten kaçtım. İstemek bana, bir çocuğun en sevdiği oyuncağını kaybedip bir daha bulamaması
gibi gelirdi. Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki, istemediğim her gün kendimden
vazgeçmişim. Başta güçlü ve bağımsız görünen insanlara hayranlık duyarız; ama zamanla fark ederiz,
kalplerine ördükleri duvarlar onları ulaşılmaz kılar. Gerçek bağ, duygularını ifade edebilen ve
ihtiyaçlarını paylaşabilenlerle kurulur. Orada kendimizi buluruz; düşsek de yorulsak da istemeyi bilen
biriyle karşılaşırız.
İstemeyi bilmeyenlere gelecek olursak: “Kimseden bir şey isteme” denilerek büyütülmüşlerdir. Susup,
yüklerini tek başına taşırlar. Kendileri için bir şey istemezler. “Bana böyle davranmayın” ya da “Yardım
edin” demeyi bilmezler. İnsanlara yük olacaklarını düşünürler; oysa yükler paylaşmak içindir. Dünya
üzerindeki her şey, paylaşmak ve isteme üzerine kuruludur. Sonunda ise istememenin sonuçları
ortaya çıkar: Emek verdikleri işler ellerinden kayıp gider, yıllarca yanında oldukları dostları birer birer
uzaklaşır. Yalnızlık tam da burada başlar. İsteyememenin diğer adı yalnızlıktır. Ama bu bir geç kalış
değildir; istemeye her zaman zaman vardır.
Kaçmadığında, duygular coşkulu bir nehir gibi akmaya başlar. Söze dökülen her ihtiyaç, dağılmış hayat
parçalarını birleştirir. Kırgınlıklar görünür olur; saklanmaz, utanılmaz. Bir gün insan, kendi sesini
duyacak cesareti bulur ve der: “Benim de yardıma ihtiyacım var.”
Cesaret, kırılganlığını saklamadan ortaya koyabilmektir. İstemek, insan olmanın en saf hâlidir.
Kendine açılan bir kucakla başlar; sonra dünyaya doğru genişler. İstemekle hayat paylaşılır, yükler
hafifler, kalbin duvarları çatlamaya başlar. Dile gelen her ihtiyaç, parçalanmış olanı birleştirir.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum