Elazığ
24 Şubat, 2026, Salı
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

HAKİKAT BAZEN BİR YABANCIDIR

23 Şubat 2026, Pazartesi 15:07

 Hepimiz hayatımızda bir noktada "hakikat rahatsız eder" sözünü duymuşuzdur. Belki de bizzat deneyimlemişizdir. Peki, bu neden böyle? Neden bazen en saf, en çıplak gerçek, bizi en çok rahatsız eden, en çok kaçındığımız şey haline gelir? Bu, insanın doğasında var olan bir çelişki mi, yoksa toplumsal bir dayatma mı?  
 
  Öncelikle, hakikatin kendisi karmaşık bir yapıya sahip. Saf bir bilginin ötesinde, hakikat genellikle sonuçlar doğurur. Bir hakikati öğrenmek, mevcut algılarımızı, inançlarımızı, hatta kimliğimizi bile sarsabilir. Örneğin, uzun yıllar inandığımız bir şeyin aslında doğru olmadığını öğrendiğimizde, bu sadece bir bilgi kaybı değil, aynı zamanda bir "benlik" kaybı hissi de yaratabilir. Bu kayıp hissi, doğal olarak bir direnç ve rahatsızlık doğurur. Kendimizi yeniden tanımlamak, dünyayı yeniden anlamlandırmak zorlu bir süreçtir ve çoğumuz bu zorluğa girmek yerine, rahatsız edici hakikati görmezden gelmeyi tercih ederiz.  
 
  Bir de madalyonun diğer yüzü var: Hakikati dile getirmenin bedeli. Özellikle toplumsal normların, kalıplaşmış düşüncelerin veya güçlü otoritelerin olduğu ortamlarda, hakikati söylemek bizi yalnızlaştırabilir, dışlanmamıza neden olabilir, hatta tehlikeye atabilir. Tarih boyunca hakikati söyleyenler, "deli", "asi", "hain" olarak yaftalanmışlardır. Bu durum, insanların hakikatten kaçınmasının sadece kişisel bir tercih değil, aynı zamanda bir hayatta kalma mekanizması olduğunu da gösteriyor. Konfor alanımızdan çıkmak, başkalarının da konfor alanını bozmak anlamına gelebilir ve bu da kaçınılmaz olarak bir çatışma yaratır.  
 
  Peki, bu rahatsız edici hakikatle nasıl başa çıkabiliriz? Belki de ilk adım, hakikati bir düşman olarak değil, bir yol gösterici olarak görmeye çalışmaktır. Hakikat, bizi yanılgılarımızdan kurtarır, bizi daha gerçekçi ve sağlam temeller üzerine inşa edilmiş bir yaşama yönlendirir. Elbette bu, acısız bir süreç olmayacaktır. Belki de acı, hakikatin tadı tuzudur.  
 
  Bir diğer önemli nokta, hakikatin farklı boyutları olduğunu kabullenmektir. Bir olayın veya durumun tek bir "mutlak" hakikati olmayabilir. Farklı bakış açıları, deneyimler ve yorumlar aynı olayın farklı yüzlerini aydınlatabilir. Bu çeşitliliği kucaklamak, tek bir hakikate saplanıp kalmamızı engeller ve daha esnek bir düşünce yapısı geliştiririz.  
 
  Son olarak, hakikatin rahatsız edici olmasının bir nedeni de, onu dile getirenlerin genellikle sevimsiz bir tavırla yaklaşmasıdır. Hakikati bir tokmak gibi kullanmak yerine, onu bir merhem gibi sunmayı deneyebiliriz. Empatiyle, anlayışla, yapıcı bir dille yaklaştığımızda, hakikatin rahatsız ediciliği azalabilir, hatta bir farkındalık kapısı aralayabilir.  
 
  Hakikat, bazen bir yabancıdır, bizi rahatsız eden, yabancılaştıran. Ama aynı zamanda, bizi aydınlatan, bizi özgürleştiren bir ışıktır. Önemli olan, bu ışığa gözlerimizi kapatmak yerine, onu görmeye cesaret edebilmektir. Çünkü ancak o zaman, hem kendimize hem de dünyaya karşı daha dürüst olabiliriz.  
 
  Saygı ve sevgilerimle ...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum