Elazığ
17 Nisan, 2026, Cuma
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

“Büyüklerimi Saymak, Küçüklerimi Korumak…!”

17 Nisan 2026, Cuma 11:50

Ben bir anneyim.

Ve artık çocuğumu okula gönderirken sadece “dersini dinle” demiyorum.
İçimden sessizce şunu geçiriyorum:
“Ne olur sağ salim geri gelsin…”

Bir annenin bunu düşünmesi bile ağır.
Ama artık gerçek bu.

Her saldırı haberinde içimde aynı duygu büyüyor: korku, öfke ve en çok da çaresizlik.
Çünkü biliyorum…
Yine konuşulacak, yine kınanacak, sonra unutulacak.

Ama biz unutamayız.
Çünkü biz çocuk büyütüyoruz.
Biz her sabah onları kapıdan uğurlarken içimizi de onların arkasından gönderiyoruz.

Bir zamanlar okullarda bir şey vardı.
Sadece bir metin değil…
Bir bilinç, bir tekrar, bir yön verme hali…

Andımız

Her sabah söylenen o sözler aslında sadece okunmuyordu.
Zihne işleniyordu.

Çünkü insan beyni tekrar eden şeyi kaydeder.
Her gün söylenen her cümle zamanla bilinçaltına iner.
Orada yer eder, sonra davranışa dönüşür.

Biz öyle büyüdük.

Her sabah aynı değerleri tekrar eden bir çocuk; farkında olmadan saygıyı, sorumluluğu, aidiyeti öğrenirdi.
Bu bir ezber değil, bir karakter inşasıydı.

Ve o metnin içinde çok kritik bir cümle vardı:

“Büyüklerimi saymak, küçüklerimi korumak…”

Bu cümle basit değildi.
Bir çocuğa toplum içinde nasıl davranması gerektiğini anlatan en sade ve en güçlü ifadedir.

Bir çocuk bunu her gün tekrar ettiğinde ne olur?

Kendinden büyüğe nasıl davranacağını öğrenir.
Kendinden küçüğe zarar vermemesi gerektiğini öğrenir.
Gücünü değil, vicdanını kullanmayı öğrenir.

Ama bugün bakıyoruz…

Saygı zayıflamış.
Sınırlar kaybolmuş.
Merhamet azalmış.

Ve sonra soruyoruz:
“Bu çocuklar neden böyle oldu?”

Çünkü biz o tekrarları ortadan kaldırdık.

Bir çocuğun zihni boş kalmaz.
Ya siz doldurursunuz, ya başkası doldurur.

Bugün o boşluğu ne dolduruyor?

Kontrolsüz içerikler, şiddet, öfke dili, değersizlik hissi…

Çocuk artık bir değerle değil, rastgele etkilerle büyüyor.

Ben bir anne olarak bunu her gün hissediyorum.

Eskiden okul güven demekti.
Şimdi ise içimde bir tedirginlik var.

Ve en tehlikelisi şu:
Bu durum normalleşiyor.

Oysa bu normal değil.

Bir ülkede çocuklar okula korkarak gidiyorsa,
anneler dua ederek uğurluyorsa,
öğretmenler görev başında hayatını kaybediyorsa…

Orada ciddi bir sorun vardır.

Ve bu sadece güvenlik meselesi değildir.
Bu bir değerler meselesidir.

Bugün yaşananlar tesadüf değil.
Bu, yıllardır biriken boşlukların sonucudur.

Değerlerin küçümsenmesi,
tekrarın önemsiz görülmesi,
disiplinin yanlış anlaşılması…

Hepsi birleşti ve bugün karşımıza bu tablo çıktı.

Ben çocuğumun sadece başarılı olmasını istemiyorum.
Ben onun iyi bir insan olmasını istiyorum.

Saygıyı bilen, sınırlarını bilen, merhametli bir birey olmasını istiyorum.

Ve bunun yolu çok açık:

Çocuğa her gün ne söylediğinizden,
ona neyi tekrar ettirdiğinizden,
zihnine neyi yerleştirdiğinizden geçer.

Çünkü beyin unutmaz.

Tekrar edilen her şey, bir gün karakter olur.

Ve biz bir zamanlar çocuklarımıza her sabah kim olduklarını hatırlatıyorduk.

Şimdi ise…
Onu bile unuttuk.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum