Reklamı Geç
gülpaş
hazar
Halis Yıldız

Halis Yıldız

Mail: [email protected]

BİR KENTİ PLANLAMAK

BİR KENTİ PLANLAMAK

Sevgili okurlar;  Mimarlık insanoğlunun dört duvar bir kapıyı icat ettiği günden beri varolan bir meslektir. Ama bir kenti planlamak başka türlü bir durumdur. 
Bir kenti planlamak ancak aklın aydınlanması ile mümkün olabilir, bende ‘’Mimarım’’ diplomam var ile olmaz, olamaz.

Kader mi desem beceriksizlik mi desem bilmiyorum.
Ama sürekli olumsuzluklarını konuştuğumuz ilimizde plansız bir şekilde yükselen binaların durumlarının farkında mısınız?

Sözde şehrin imar plancıları var.
Ve bunlar bu şehri nasıl daha çok geliştirebilirler diye kafa yoruyorlar.

Yazık, hepsine yazıklar olsun…

Olsun ki bu şehrin içerisine nasıl ettiklerinin farkına varsınlar.
Hepsi diyorum, çünkü elinde yetki bulunmayanlar da bu işi bildiklerinden dolayı uyarmıyor yetkili olanları, uzakta durarak seyrediyorlar gelişmeleri.

Sevgili okurlar; Ekonomik çıkarlar doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanan ve değiştirilen imar planları sayesinde şehrimizde kurulan yeni binaların içler acısı durumunu neden görmez bu kenti idare edenler?

Neden bilimsel yaklaşımlardan uzan kurulan şehirlerimizde neredeyse tüm yapılar çok katlı ve betonarme?

Ya da bu binalar neden iç içe, yerimiz mi yok? 

Neden bu çarpık yapılaşma diye sorabiliriz yetkililerimize.

Sevgili Hemşerilerim; Betonarmeyi bulan Fransızlarda bile yapıların %45’i betonarme iken Elazığ’da bu oran %100’lere ulaşmış durumdadır.

Nedir bunun nedenleri, nedir Ey ahali…?

Önce 8-10 katlı binaları plansız bir şekilde kurdurtuyorsunuz daha sonra ‘’Allah muhafaza bir deprem olsa’’deyip milletin içerisine korku salıyorsunuz.

Bunu yapacağınıza bunun yerine az katlı ya da ‘’Ahşap’’ yapılar yapmayı neden düşünmezsiniz? 

Kentimizdeki mevcut plansızlığa, bu cümlenin ışığında baktığınızda şaşırmamak gerekir. İşim gereği sürekli başka illeri dolaştığımdan birçok ilimizin ‘’Ahşap’’  ve az katlı ‘’Dublex’’  binalara dönüşüne şahidim.
Ama benim yaşadığım şehirde bırakın bunları yapacak yaptırım gücü olan insanı, bunları düşünebilecek insanlara bile rastlamıyorum.

Nerde bu sizin mimar diplomalarınız, ne zaman devreye sokup konuşturacaksınız mimarlıklarınızı beyler!?

İsterseniz yanlışlarınız hakkında sizlere basit bir örnek vereyim de nasıl yanlış işler yaptığınızı daha net görün. Şehrimizde yakın zamanda bir deprem oldu ve ekrana çıkan herkes bu fırsatı iyi değerlendireceğiz diyerek nutuklar attılar.
Ama gel gör ki, bu fırsatta elimizden kaçıp gitti ve çarpık yapılaşma hızla devam etti. Şuan pizmişen tokilerinin tam karşısındayım. Ve karşımda kocaman bir dağ var. Kusura bakmayın ama insan deli bile olsa bu yapılaşmaya izin vermez karşı durarak yaşadığı nefes alıp verdiği şehrine çocuklarını geleceği adına bir iyilik ederdi. Ama maalesef rant herşeyden önce gelip çıkar da ağır basınca hiçbiriniz olmaz kardeşim, bu kötülüğü Elazığ’a yapamazsınız demediniz. Ya da dediniz de tutan olmadıysa çıkın ekranlara bas bas bağırın bu iş olmaz diye.
Bu saatten sonra birşey olmaz demeyin canlar. En azından üst kısınlar katledilmemiş ve hala bakir bir şekilde duruyor.
Gelin Ankara Ümitköy benzeri evleri oraya dizdirin de şehir insanı sizlere ah yerine dua eylesin. Yoksa 24 saat yazıklar olsun bu hali Elazığlılara reva görenlere diyerek binlerce beddua alacaksınız.

Yazacak daha çok örneklerim var ama konu uzamasın diye ben mimarlarımıza 
Bahçelievlerin bahçelerini bitirdiniz, A.Paşa dağını yitirdiniz, Sürsürünün lahana yetişen tarlalarına koca binalar diktiniz ve Doğukent’i geliştiremediniz.
Bunun içinde hepiniz suçlusunuz ve bu vebale ortaksınız diyorum.
Saygı ve sevgilerimle planlı, kalkınmış ve gelişmişlikten nasibini alan bir Elazığ ve ne yaptığını bilen dünya görüşü ve ufku açık Elazığlılar temenni ediyorum.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar