Elazığ
24 Ağustos, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

İnsan Kendisini Özler Mi?

24 Ağustos 2026, Pazartesi 10:44

“İnsan bazen kendisiyle baş başa kalmak ister…”

Bu cümleyi çoğu zaman yalnız kalmak anlamında kullanırız. Oysa insanın yalnız kalmasıyla, kendisiyle baş başa kalması aynı şey değildir.

Kalabalıkların içinde yalnız hissedebilir insan. Hatta bazen etrafında onlarca insan varken, kendi sesini duyamaz. Çünkü hayatın telaşı, insanların beklentileri, telefonların bildirimleri, bitmeyen işler ve zihnimizde dolaşan binlerce düşünce, insanın kendisine ayıracağı küçücük bir alanı bile işgal eder.

İşte tam da bu yüzden insan bazen uzaklaşmak ister.

Ama herkesten değil…

Biraz gürültüden, biraz telaştan, biraz da kendisini sürekli başkalarının gözünden değerlendirmekten uzaklaşmak ister.

Ben kendimle baş başa kalmayı doğada seviyorum.

Bir ağacın gölgesinde oturup saatlerce hiçbir şey yapmadan durduğumda, aslında hiçbir şey yapmıyor gibi görünsem de içimde çok şey olur. Rüzgârın yapraklarla konuşmasını dinlerim. Kuşların sesine kulak veririm. Bir derenin akışını izlerim. Bazen uzaklara bakarım, bazen sadece toprağa…

Ve insan fark ediyor ki doğa, insana kendisiyle konuşmayı öğretiyor.

Doğada kimse size “Neden sustun?” diye sormuyor.

Kimse “Bugün neden keyifsizsin?” demiyor.

Kimse sizden güçlü görünmenizi, sürekli gülmenizi, başarılı olmanızı, herkese yetişmenizi beklemiyor.

Ağaç sadece ağaçtır.

Dağ sadece dağdır.

Rüzgâr, rüzgârdır.

Ve siz de orada olduğunuz halinizle varsınızdır.

Belki de insanın kendisiyle baş başa kalması tam olarak budur: Kendisine karşı rol yapmayı bırakması…

Çünkü hayatın içinde hepimizin birer rolü var. Kimi zaman baba, kimi zaman eş, kimi zaman evlat, kimi zaman arkadaş, kimi zaman işinin başındaki insanız. İnsanların karşısında güçlü durmaya, sorunlarımızı belli etmemeye, “iyiyim” demeye alışıyoruz.

Peki ya kendimize karşı?

Kendimize de “iyiyim” diyerek geçiştiriyor muyuz bazı şeyleri?

İşte yalnız kaldığımızda gerçek cevaplar ortaya çıkıyor.

Bazen insanın ihtiyacı bir nasihat değil, sessizliktir.

Birinin ona ne yapması gerektiğini söylemesi değil, kendi içindeki sesi duyabilmesidir.

Ben doğada bunu daha kolay buluyorum.

Toprağa basınca insanın zihni de sanki yavaşlıyor. Şehirde dakikalarla yarışan insan, doğada zamanın kendisiyle yarışmadığını fark ediyor.

Güneş doğuyor…

Akşam oluyor…

Bir kuş ötüyor…

Rüzgâr yön değiştiriyor…

Mevsimler birbirini takip ediyor.

Doğa bize çok basit ama çok önemli bir şey söylüyor:

Her şeyin bir zamanı var.

Büyümenin de, beklemenin de, yorulmanın da, dinlenmenin de…

Belki insanın zaman zaman kendisiyle baş başa kalmaya ihtiyacı bundan.

Hayatın hızından çıkıp kendi içindeki sessizliğe dönmek için…

Bazen bir sandalye, bir bardak çay ve uçsuz bucaksız bir manzara yeter.

Bazen bir patikada tek başına yürümek…

Bazen bir ağacın altında susmak…

Bazen de hiçbir şey düşünmeden gökyüzüne bakmak.

Çünkü insan kendinden kaçtıkça yoruluyor, kendine döndükçe iyileşiyor.

Ben doğada kendimle baş başa kaldığımda yalnız olduğumu düşünmüyorum.

Aksine, kendime en yakın olduğum yerde olduğumu hissediyorum.

İçimdeki ‘’ben’’le yalansız, samimi ve gerçekleri; sadece gerçekleri soru-cevap konuşabiliyorum, kendimle anlaşıyor, doğru olanı bulabiliyorum.

Bazen üç kişi olabiliyoruz; ben, keyfim ve kâhyası..

Belki de hepimizin zaman zaman ihtiyacı olan şey budur:

Kalabalıklardan biraz uzaklaşmak, telefonun sesini kısmak, dünyanın gürültüsünü susturmak ve kendi içimizden gelen o ince sesi yeniden duymak…

Çünkü insan başkalarını anlamadan önce kendini anlamalı.

Ve bazen insanın kendisiyle yapacağı en güzel sohbet, hiç konuşmadan gerçekleşir.

Sadece oturur…

Dinler…

Bakar…

Ve sonunda kendi kendine şunu söyler:

“Ben galiba kendimi biraz özlemişim.”

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum