Elazığ
09 Nisan, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

“Emeğimiz Manşet, Değerimiz Dipnot Bile Değil”

09 Nisan 2026, Perşembe 12:49

Basın…
Kimi zaman bir şehrin vicdanı, kimi zaman hafızası, kimi zaman da en sert gerçeği dile getiren tek mecra.

Ama Elazığ’da basın olmak, ne yazık ki çoğu zaman sadece “işe yaradığı kadar değer görmek” anlamına geliyor.
Son günlerde Elazığ Gazeteciler ve Medya Cemiyeti Başkanımız Zülfü Bal ve Elazığ Kent Konseyi Başkanı ve aynı zamanda Elazığ Basın ve Medya Cemiyeti Başkanımız  Mehmet Nafiz Koca tarafından dile getirilen sözler aslında yeni değil.

Sadece artık daha yüksek sesle söyleniyor. Çünkü sabır da bir yere kadar.
Diyarbakır’a ikinci basın sitesi yapılması elbette sevindirici bir gelişme olabilir. Ancak mesele başka şehirlerin kazanımı değil, Elazığ’ın yıllardır görmezden gelinmesi.

Eğer bir şehirde ikinci basın sitesi yapılacak imkân varsa, başka şehirlerdeki basın mensuplarının hâlâ temel ihtiyaçlarla mücadele ediyor olması nasıl açıklanabilir?
Bu sorunun cevabı aslında hepimizin içinde ama kimse yüksek sesle söylemek istemiyor.
14 yıllık meslek hayatımda öğrendiğim en net şey şu oldu:

Bu şehirde basın, çoğu zaman sadece ihtiyaç duyulduğunda hatırlanır.
Bir kriz olur, “Basın nerede?” denir.
Bir başarı olur, “Bunu yazın” denir.
Bir etkinlik olur, “Gelin çekin” denir.
Ama iş destek vermeye gelince… sessizlik.

Yılın belli günlerinde, özellikle 10 Ocak’ta, telefonlar çalar. Mesajlar gelir, süslü cümleler kurulur: “Basın demokrasinin temelidir…”, “Gazeteciler toplumun aynasıdır…”

Peki sonra?

Ertesi gün yine aynı tablo. Ne bir proje desteği, ne bir sahiplenme, ne de gerçek bir değer. Sadece söz.
Asıl kırılma noktası ise biz bir şey istediğimizde ortaya çıkıyor. Ya “şu an uygun değil” denir, ya “bakalım” denir ya da yüzlerce bahane arasında kaybolur gideriz.

Oysa biz lüks istemiyoruz. Bir ayrıcalık değil, sadece eşitlik istiyoruz.
Mehmet Nafiz Koca’nın kullandığı o sert ifade aslında gerçeğin ta kendisi: “Elazığ basını üvey evlat bile değil, adeta ırgat olarak görülüyor.” Bu cümle ağır ama bir o kadar da gerçek.

Çünkü haber yapılırken biz varız, gündem oluşturulurken biz varız ama paylaşım yapılırken, destek verilirken, yatırım planlanırken yokuz.
Kimse yanlış anlamasın. Bu bir şehirler arası kıyas değil. Bu bir adalet meselesi. Eğer bir yerde ikinci basın sitesi yapılabiliyorsa, başka şehirlerde hâlâ temel sorunlar çözülmemişse, burada bir planlama değil, bir ihmal vardır.
Biz bu şehrin sesiyiz.
Biz bu şehrin arşiviyiz.
Biz bu şehrin hafızasıyız.
Ama artık sadece yük taşımak istemiyoruz.
Görülmek istiyoruz.
Değer görmek istiyoruz.
Ve en önemlisi… eşit muamele istiyoruz.
Çünkü basın sustuğunda, bir şehir sadece sessizleşmez… körleşir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum