Elazığ
08 Nisan, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

SESSİZ ÇINARLAR VE GÜRÜLTÜLÜ BABALAR

07 Nisan 2026, Salı 12:33

“Bu Adam Benim Babam” diyebilmek mi zor, yoksa o adam olabilmek mi?

Bazı babalar vardı bir zamanlar...

"Adamlığı" üzerine giydiği ceketi gibi kapının arkasına asan değil, ruhuna bir zırh gibi kuşanan adamlar.

Hani o meşhur türküdeki gibi; sırtında dağı taşıyan, ama evladına bir kez olsun "yoruldum" demeyen, vefayı baba dostunun hatırında, helali ise nasırlı avucunda saklayan sessiz çınarlar.

Onların sessizliği bir güçtü.

Adaleti, vurduğu masadan değil, durduğu yerin doğruluğundan gelirdi.

Çocukları onları severdi ama en çok da onlara hürmet ederdi. Çünkü baba, bir çocuğun hayatındaki ilk devlet, ilk kale, ilk pusulaydı.

Bugün, çocukları tarafından "eğitilen", evladının her kaprisine boyun eğmeyi "modernlik" sanan, sınır çizemeyen babalar türedi.

Çantasını sınıfa kadar taşıdığı çocuğunun, istediği hamburger gelmedi diye sokağı velveleye vermesini çaresizce izleyen, otoritesini bir paket oyuncağa feda eden babalar...

Eskiden çocuklar korkunca veya canı yanınca "Anne!" diye ağlardı. Şimdikilerin birçoğu  "Baba!" diye feryat ediyor.

 Neden mi?

Çünkü babayı bir güç odağı değil, her isteği yerine getiren bir "hizmet birimi" olarak görüyorlar. Çocuklar babalarını büyütüyor, babalar ise çocuklaşıyor.

Sınır koyamayan baba, aslında çocuğunu uçuruma iter.

"Aşkım, prensesim, aslanım" nidalarıyla çocukla arkadaş olma yarışına girenler; unuttuğunuz bir şey var: Çocuğun arkadaşa değil, babaya ihtiyacı var! 

Arkadaş dışarıda çok, ama baba bir tane.

Siz onunla arkadaş olduğunuzda, o hiyerarşiyi yıktığınızda; çocuk sığınacak bir liman, çekinecek bir irade bulamıyor.

Sonuç mu?

Okula gidip öğretmene parmak sallayan, şiddet uygulayan, "benim çocuğum yapmaz" kibriyle adaleti katleden bir nesil ve onlara çanak tutan babalar.

Güç, her an birilerini dövmek veya bağırmak için değildir. Güç; adalet için, doğruyu korumak için saklanan bir kuvvettir.

Oysa bugünün babaları, gücü ya evladının her şımarıklığına siper ederken harcıyor ya da sadece "var olduğu için" kaba bir kuvvet olarak sergiliyor.

"Aslan yattığı yerden belli olur" derler. Çocuğunuzun terbiyesi, sizin karakterinizin mührüdür. Ona her şeyi hazır sunarak değil, sorumluluk vererek iyilik yaparsınız.

Bırakın o çantayı kendi taşısın. Bırakın o hamburger gelmediğinde sabretmeyi öğrensin. Bırakın hayatın sert rüzgarları yüzüne çarpsın ki, yarın bir gün siz göçüp gittiğinizde o rüzgarda savrulmasın.

Önce siz "baba" olun ki, o da "evlat" olabilsin. Önce siz o "bu adam benim babam" dedirten vakarın içine girin ki, çocuğunuzun yaslanacak bir dağı olsun.

Bir neslin sessiz mimarı olan annelerin yanına, o evin sarsılmaz direği olan "Adam gibi Adamlar" lazım.

Hadi babalar...

Emanetinize sahip çıkın, sınırlarınızı çizin, ağırlığınızı koyun.

Evlatlarınıza vereceğiniz en büyük miras, her istediğini yapmak değil; onlara onurlu bir duruş ve sorumluluk bilinci bırakmaktır.

Kalın sağlıcakla...

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum