NELER OLUYOR HAYATTA?
09 Mart 2026, Pazartesi 09:45Bazen düşünürken garip, bir o kadar da deli sorular geliyor insanın aklına
“İnsanlara gerçekten neler oluyor?” diye.
Çünkü bir tarafta herkes fakirlikten şikâyet ediyor,
diğer tarafta şehirde park yeri bulamıyorsun.
Herkes “Geçinemiyoruz” diyor…
Ama düğünler hâlâ Alis harikalar diyarında.
Herkes “Ekonomi kötü” diyor…
Ama telefonlar son model, arabalar sıfır. Lüks, lüksümüz oldu.!
Elazığ’da da aynı, Anadolu’nun her yerinde de aynı.
Eskiden fakirlik vardı ama utanma da vardı.
Şimdi zenginlik var gibi görünüyor ama huzur yok.
Bakın etrafa…
Sanki büyük bir tiyatronun içindeyiz.
Gerçek hayat başka…
Gösterilen hayat bambaşka.
Kahvede oturan adamın cebinde para yok ama elinde son model telefon var.
Gençlerin çoğunun işi yok ama herkes lüks hayat konuşuyor.
İnsanlar borçla yaşıyor ama sosyal medyada sanki herkes milyoner.
Elektrik faturasından şikâyet ediyor,
sonra arabasına binip iki kilometrelik yere araçla gidiyor.
Bir tarafta emekli maaşını hesaplayan insanlar var.
Diğer tarafta üç günlük tatili “yaşam tarzı” diye pazarlayan bir dünya.
En ilginç olanı ise şu:
Kimse fakir olduğunu kabul etmiyor.
Herkes iyi olduğunu söylüyor,
ama herkes şikayet ediyor.
Herkes geçinemediğini söylüyor,
ama kimse tüketmekten vazgeçmiyor.
Bir garip denklemin içindeyiz.
Eskiden insanlar kazandığını harcardı.
Şimdi insanlar harcamak için kazanmaya çalışıyor.
Sanki bir şeyler ters gidiyor…
Ama kimse bunun adını koymuyor.
Biz aslında yavaş yavaş şikâyet etmeyi alışkanlık haline getirdik.
Çünkü şikâyet etmek kolay.
Sorumluluk almak zor.
Bir köy düşünün…
Gençler şehre gitmek için fırsat kolluyor.
Şehirdekiler ise “köy hayatı ne güzel” diye sosyal medyada video izliyor.
Kimse olduğu yerde mutlu değil.
Köyde olan şehir istiyor.
Şehirde olan köy istiyor.
Ama kimse bulunduğu yere sahip çıkmak istemiyor.
İşte Anadolu’nun en sessiz krizi tam da burada başlıyor.
Toprak duruyor…
Köyler duruyor…
Evler duruyor…
Ama insanlar yerinde duramıyor.
Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor.
Nereye?
Kimse bilmiyor.
Eskiden Anadolu’da fakirlik vardı ama üretim vardı.
İnsanlar tarlasına gider, hayvanına bakar, akşam yorgun ama huzurlu dönerdi.
Şimdi üretim azalıyor…
Ama şikâyet artıyor.
Ve belki de asıl ters köşe gerçek tam burada saklı:
Belki de mesele sadece ekonomi değil.
Belki de Anadolu’nun asıl problemi fakirlik değil.
Belki de asıl problem şu:
Biz üretmeyi bırakıp konuşmayı çoğalttık.
Toprak aynı toprak…
Güneş aynı güneş…
Yağmur hâlâ yağıyor.
Ama tarlaya giden insan sayısı azalıyor.
Sonra da dönüp soruyoruz:
“Bu memlekette neler oluyor?”
Aslında cevap çok uzak değil.
Belki de memlekette hiçbir şey olmuyor…
Sadece biz, eskiden yaptığımız şeyleri artık yapmıyoruz.
Peki;
bilen var mı.?
Neler oluyor hayatta.?


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum