Elazığ
10 Ekim, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

Göz Göre Göre Gelen Tehlike

09 Ekim 2026, Cuma 09:51

Şiddetin gölgesinde eğitim olmaz!

Akran zorbalığı, dijital dünyanın etkileri, sosyal medyanın linç kültürü ve zayıflayan okul-aile-öğretmen ilişkileri… 
Bunların hiçbiri bir günde ortaya çıkmadı. Tehlike yıllardır işaret veriyordu. Ancak biz sorun büyüdükten sonra harekete geçtik.
Her acı olayın ardından kınamalar yayımlandı, güvenlik önlemleri gündeme geldi. Oysa asıl sorumuz şu olmalı: Çocuklarımızı şiddete sürükleyen sorunları neden zamanında önleyemiyoruz?
Okullarda güvenlik elbette şarttır. Ancak kamera, güvenlik görevlisi ve cezai yaptırımlar tek başına çözüm değildir. 
Şiddet ortaya çıkmadan önce riskleri fark eden, çocukları anlayan ve aileleri sürece katan bir sistem kurulmalıdır.
 Çözüm yalnızca Millî Eğitim Bakanlığında mı?
Elbette hayır! Millî Eğitim Bakanlığı önemli bir sorumluluk taşısa da çocukların dünyası okuldan ibaret değildir. 
Aile yapısı, ekonomik sıkıntılar, sosyal çevre, dijital içerikler ve adalet duygusu da bu tablonun parçalarıdır.
Psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmeli, okullardaki uzman personel ihtiyaca göre artırılmalı, akran zorbalığı ve tehditler erken aşamada değerlendirilmelidir. Öğretmenlerden aynı zamanda güvenlik görevlisi, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı olmalarını beklemek doğru değildir.
Aileler de yalnızca suçlanmamalı; çocuk gelişimi, dijital güvenlik ve zorbalıkla mücadele konusunda desteklenmelidir. Ciddi tehditler karşısında aile ve okul iş birliği sağlanmalı, gerektiğinde ilgili kurumlar devreye girmelidir.

Zorunlu eğitim mi, nitelikli eğitim mi?
Zorunlu eğitim tartışılırken çocukları okulun dışına itmenin çözüm olmayacağını unutmamalıyız. Asıl mesele, çocukların yalnızca okula devam etmesi değil, güvenli bir ortamda öğrenmesi ve topluma kazandırılmasıdır.

Okuldan kopma riski taşıyan, sürekli zorbalık yapan veya ciddi davranış sorunları gösteren çocuklar için erken müdahale ve bireysel destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Hem mağdurun güvenliği korunmalı hem de sorun yaşayan çocuğun rehabilitasyonu sağlanmalıdır.

Ekonomik ve sosyal sorunlar da göz ardı edilmemelidir. Yoksulluk, aile içi çatışmalar, dışlanmışlık ve gelecek kaygısı bazı riskleri artırabilir. Bununla birlikte şiddeti yalnızca ekonomik şartlarla açıklamak da doğru değildir.

Adalet duygusu burada belirleyicidir. Çocuklar haksızlığın karşılıksız kaldığını, kuralların herkese eşit uygulanmadığını düşünürse topluma duydukları güven zedelenebilir. Bu nedenle okulda da toplumda da adalet, tutarlılık ve hesap verebilirlik güçlendirilmelidir.

 Kınamak değil, önlemek zorundayız!

Artık somut adımlar atılmalıdır:

Güçlü rehberlik: Psikolojik danışmanlık ve erken müdahale mekanizmaları yaygınlaştırılmalı.
Sorumlu aile: Ebeveynlere yönelik sürekli eğitim ve rehberlik programları uygulanmalı.
Güvenli okul: Profesyonel güvenlik, öğrenci sayısı ve risk düzeyine göre planlanmalı.
Etkili Hukuk: Tehdit ve zorbalık karşısında tutarlı, adil ve caydırıcı süreçler işletilmeli.
Ortak sorumluluk: Eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve güvenlik kurumları koordineli çalışmalı.

Eğitimde şiddet ve zorbalık verileri düzenli izlenmeli, alınan tedbirlerin sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Çünkü ölçülmeyen, takip edilmeyen ve sorumlusu belirlenmeyen sorunlar tekrar eder.

Güvenli okul yalnızca Millî Eğitim Bakanlığının değil, bütün toplumun sorumluluğudur.

Çocuklarımızı korumak için önce tehlikeyi görmeli, sonra sorumluluğu paylaşmalı ve kalıcı çözümler üretmeliyiz. Zorunlu eğitimden aile sorumluluğuna, ekonomik koşullardan adalet duygusuna kadar bütün boyutları birlikte ele almalıyız.
Kınamak yetmez. Suçlamak yetmez. 
Güvenlik kamerası da tek başına yetmez.
Önlemek zorundayız. 
Güvenli okul bir ayrıcalık değil, haktır. 
Şiddetin gölgesinde eğitim olmaz!...
Kalın sağlıcakla…
 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum