Elazığ
04 Şubat, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    38.25
  • EURO
    43.83
  • ALTIN
    4076.8
  • BIST
    9.317
  • BTC
    85102.848$

ETİKETLEME

02 Şubat 2026, Pazartesi 14:35

Farklı gelişim özelliklerine sahip çocuklarımızı da her türlü etkinliğe katalım ama onları etiketlemeyelim...

Kızak etkinliğimi var, uçurtma şenliği mi var,23 Nisan zorlamadan rıza ile onları da sürece dahil etmeliyiz, etmeliyiz amasız fakatsız…Katıyor muyuz  takdir sizin…

Niyet İyi Olabilir Ama Ya Etik ve Paydaş Rızası?

Hepimiz, makamımız, cinsiyetimiz, kimliğimiz ne olursa olsun, hayatımızda bir şeyleri daha iyi hale getirme, bir projeyi hayata geçirme veya bir durumu düzeltme arayışındayız. Bu arayış, çoğu zaman çok iyi niyetlidir.

 Kendi penceremizden bakınca, attığımız adım, yaptığımız fedakarlık (zaman, ekonomik ya da manevi), mutlak doğruyu temsil ediyor olabilir.

Ancak, bir karar alma sürecinde, en büyük tehlike, sadece kendi doğrumuzun, sadece kendi isteğimizin ve sadece kendi vizyonumuzun peşinden gitmektir. Toplumsal bir alanda, hele hele insan hayatına dokunan bir meslekte, "ben istedim oldu" demek, niyet ne kadar parlak olursa olsun, etik zeminimizi kaybetmemize neden olur.

Etiketlemenin Ağır Yükü ve Gönüllülük Esası

Çalışma alanımız özel eğitim ve özel çocuklar olduğunda, bu hassasiyet katlanarak artar. Bu çocuklarımız ve aileleri, yıllar içinde farklı isimlerle defalarca etiketlenmişlerdir.

 Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun teklif edip nasip olamayan değişimin ardından, zamanın bakanı tarafından resmiyet kazanan ve hâlâ tam olarak içimize sinmeyen bir etiketleme süreci yaşanmıştır. Bu etiketlerin, resmi protokollerde, belirli gün ve haftalarda veya zorunlu gösterilerde bir kategori olarak kullanılması, başlı başına büyük bir sorundur.

Bir gösteri, bir etkinlik veya bir kamuoyu çalışması planlanıyorsa, meselenin özü şudur:

Paydaşların Fikri Alınmalı: İyi niyetli bir projeyi dahi, paydaşlara (öğrenci/çocuk, aileler, öğretmenler) danışmadan, onlara bir kategori listesinden ısmarlar gibi sunmak, etik dışıdır.

Bilgilendirme ve Rıza Önceliklidir: Bir gösteride yer alma kararı, aileler bilgilendirilmeden, sürece dâhil edilmeden ve rızaları alınmadan kesinlikle planlanmamalıdır. "Şu kategoriden şu kadar öğrenci gösteride yer alacak" gibi baştan belirlenmiş bir zorunluluk, okul yönetimini, öğretmenleri ve en önemlisi aileleri zor durumda bırakır.

Hangi veli veya öğretmen, çocuğu/öğrencisinin bir etkinliğe katılmasını istemez ki? Durumu ne olursa olsun, her biri sahne ışığının çocuğuna değmesini gönülden ister. Ancak bu katılımın yolu, doğru bir yönlendirme, hazırlık ve izin mekanizmasıyla açılmalıdır.

Esas olan, gönüllülüktür.

Bir grubu, sadece sahip olduğu özel bir durum veya etiket üzerinden seçerek, zorunlu bir gösterinin parçası yapmak, etik dışı bir dayatmadır. Bu, sadece ve sadece bir kategoriyi öne çıkararak, özel gereksinimli bireyleri kamusal alanda bir "gösteri nesnesi" veya "protokol malzemesi" haline getirme riskini taşır.

Çevresel faktörleri, insanları ve onların düşüncelerini hesaba katmadan eyleme geçmek, en güzel niyetleri dahi zedeleyebilir. Unutmayalım ki, kelimenin incittiği karınca misali, bu çocuklar ve aileler, bizim "çok iyi niyetli" zorunluluklarımız yüzünden incinebilirler.

"Etkinlik duyurularında çocukların engel grupları üzerinden kategorize edilmesi, kapsayıcı bir dilin ruhuna aykırıdır. Bu tür ifadeler bir başarı göstergesi değil, çocuklarımızı inciten ayrıştırıcı bir tutumdur."

Doğrusu: "Farklı gelişim özelliklerine sahip çocuklarımızın katılımıyla gerçekleşecek etkinliğimizde..."

Bu hassas konuyu, tüm kamuoyunun takdirine ve vicdanına sunarak bitirelim….

Kalın sağlıcakla.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum