Bir İşi De Düzgün Yapın!
01 Ekim 2026, Perşembe 12:33Özel eğitimde bir imza, bir mühür, bir kurul kararı… Hepsi tamam. Peki ya mevzuat?
Bir çocuğun eğitim hayatıyla ilgili karar veriyorsunuz.
Bir çocuğun hangi eğitim ortamında bulunacağına, hangi özel eğitim hizmetinden yararlanacağına, hangi yetersizlik alanları üzerinden değerlendirileceğine karar veriyorsunuz.
Önünüze bir dosya geliyor.
Kurullar toplanıyor.
İmzalar atılıyor.
Mühür basılıyor.
Rapor hazırlanıyor.
Sonra çocuk bir okula yönlendiriliyor.
Kâğıt üzerinde her şey kusursuz görünüyor.
Soru şu?
Gerçekten kusursuz mu?
Yoksa yalnızca kâğıt üzerinde mi tamam?
Bir çocuğun kaderi “form doldurma” işi değildir
Özel eğitim, sıradan bir bürokratik işlem değildir.
Çünkü burada verilen karar, bir öğrencinin yıllarca sürecek eğitim hayatını doğrudan etkileyebilir.
Bir raporda; dil ve konuşma güçlüğü, hafif düzeyde zihinsel yetersizlik, bedensel yetersizlik gibi birden fazla değerlendirme yer alıyorsa, insan ister istemez soruyor:
Bu sonuçlara nasıl ulaşıldı?
Hangi değerlendirmeler yapıldı?
Hangi ölçme araçları kullanıldı?
Çocuğun akademik performansı neydi?
Gelişim alanları nasıl değerlendirildi?
Veliyle hangi bilgiler paylaşıldı?
Çocuğun güçlü yönleri ve eğitim ihtiyaçları nasıl belirlendi?
Bütün bunların cevabı dosyada olmalı.yok çünkü bunlar sır
Çünkü mevzuat yalnızca “rapor düzenleyin” demiyor.
Eğitsel değerlendirme ve tanılamanın öğrencinin gelişim alanları, akademik yeterlilikleri ve eğitim ihtiyaçları dikkate alınarak yapılmasını öngörüyor.
İmza çok, gerekçe nerede?
Bugün eğitim sistemimizin en büyük sorunlarından biri, bazen usul ile amacı birbirine karıştırmamızdır.
Kurul oluşturulmuşsa…
İmzalar atılmışsa… Mühür basılmışsa… Dosya kapanmışsa… İş bitmiş sayılıyor.
Oysa özel eğitimde iş, imzayla bitmez.
Asıl iş imzadan sonra başlar.
Çünkü imzanın arkasında bir çocuk vardır.
Bir ailenin beklentisi vardır.
Bir öğretmenin sorumluluğu vardır.
Ve çocuğun eğitim hakkı vardır.
“Oybirliğiyle/oyçokluğuyla” da olmaz!
İşin daha da düşündürücü tarafı şu:
Bir kurul kararında kararın oybirliğiyle mi, oyçokluğuyla mı alındığının açık ve net olması gerekir.
İki ihtimali aynı anda yazıp bırakmak, bürokrasinin “nasıl olsa anlaşılır” rahatlığıdır. Olmaz.
Oysa mevzuat, yorum yapmamız için değil, uygulamamız için vardır.
Bir karar ya oybirliğiyle alınmıştır ya da oyçokluğuyla.
İkisinin arasında üçüncü bir seçenek yoktur.
Mevzuata uygunluk, yaklaşık doğruluk değildir.
Kurulda kim var?
Bir başka önemli konu da kurul üyelerinin görev ve unvanlarıdır.
Özel Eğitim Hizmetleri Kurulu'nun kimlerden oluşacağı mevzuatta bellidir.
Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu'nun kimlerden oluşacağı da bellidir.
Öyleyse soru basit:
Kurulda bulunan herkes, o tarihte o görevi yürütmeye yetkili miydi?
Görevlendirme yazısı var mı?
Unvanlar doğru mu?
Kurul başkanlığı mevzuatta belirtilen görevli tarafından mı yürütüldü?
Bunların cevabı belgelerde bulunmalı.
Çünkü “nasıl olsa eğitimci” yaklaşımı mevzuatın yerine geçmez.
RAM bir evrak fabrikası değildir
RAM'lar, özel eğitim sisteminin en önemli kurumlarından biridir.
Orada verilen kararların amacı öğrenciyi bir kategoriye sokmak değil, öğrencinin gerçek eğitim ihtiyacını ortaya koymaktır.
Bu nedenle RAM değerlendirmesi;
“Bu çocuk hangi sınıfa gitsin? Sorusundan önce,
“Bu çocuğun gerçekten neye ihtiyacı var? Sorusuna cevap vermelidir.
Çünkü yanlış bir değerlendirme yalnızca yanlış bir rapor üretmez.
Yanlış eğitim ortamı üretir.
Yanlış beklenti üretir.
Yanlış BEP üretir.
Öğretmeni zor durumda bırakır.
Aileyi çaresiz bırakır.
En önemlisi de çocuğun zamanından çalar.
Bir çocuğun eğitim hakkı, evrakın tamamlanmasından daha değerlidir
Özel eğitimde bazen en büyük yanılgımız şu:
“Her şey usulüne uygun görünüyor.”
Görünüyor…
Ama konu çocuğun eğitim hakkıysa, hatayı fark ettiğimizde düzeltmek zorundayız.
Çünkü mevzuat, kurumları zor durumda bırakmak için hazırlanmış bir engel değildir.
Çocuğu korumak için vardır.
O yüzden artık şu anlayıştan vazgeçelim:
“Belge tamam mı?”
Onun yerine şunu soralım:
“Çocuğun hakkı gerçekten tamam mı?”
İşte özel eğitimde asıl denetim budur.
Bir kurul toplanıyorsa, mevzuata uygun toplansın.
Bir değerlendirme yapılıyorsa, gerçekten değerlendirilsin.
Bir karar veriliyorsa, gerekçesi olsun.
Bir rapor hazırlanıyorsa, arkasında bilimsel ve eğitsel bir süreç bulunsun.
Bir çocuk yönlendiriliyorsa, onun geleceği düşünülerek yönlendirilsin.
Çünkü özel eğitimde “idare eder” diye bir seçenek yoktur.
Bir işi de düzgün yapın.
Mevzuata uygun yapın.
Çünkü söz konusu olan bir evrak değil…
Bir çocuğun hayatıdır. Şöyle bir dönüp mezun ettiğim özel eğitim öğrencilerine bakıyorum cezaevinde hizmetli, anasınıfında hizmetli, öğretmenevinde çalışan belediye iştiraklerinde çalışan evli öğrencilerim var şu an sınıfımda 10 öğrencinin hiçbirinin bu aşamaya gelme şansı ve ihtimali yok…sebep tıbbi tanıya göre üstün körü veli istek ağırlıklı raporlar ve RAM ın değişmeyen zaman yokluklu değerlendirmeleri…
Kalın sağlıcakla….


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum