<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Elazığ Haberleri, Elazığ Son Dakika Haberleri | Manşet 23 - Elazığ Manşet23 Haberler</title>
        <link>https://www.manset23.com/</link>
        <description>Elazığ Haberleri, Elazığ Son Dakika Haberleri, Türkiye&amp;#039;den Önemli Gelişmeler, Gündemde Olup Bitenler ve Daha Fazlası Manşet23&amp;#039;te.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>ERKEN SEÇİM VE AK PARTİ</title>
                <category>ARZU AKIN</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/erken-secim-ve-ak-parti-155</link>
                <author>arzuakin@gmail.com (ARZU AKIN)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/erken-secim-ve-ak-parti-155</guid>
                <description><![CDATA[ERKEN SEÇİM VE AK PARTİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyasette bazı süreçler vardır; resmi açıklamalarla değil, sahadaki hareketlilikle kendini belli eder. Henüz ilan edilmemiş olsa da, henüz takvimi açıklanmamış olsa da o sürecin geldiğini herkes hisseder. Bugün Türkiye genelinde ve özellikle yerelde yaşanan tablo tam olarak budur. Görünenle gerçekte olan arasındaki fark açıldıkça, kulislerde konuşulanlar daha yüksek sesle duyulmaya başlanır.</p>

<p><strong>“Erken seçim yok”</strong> deniliyor ama sahadaki tablo bu cümlenin çoktan hükmünü yitirdiğini gösteriyor. Siyaset, söylenenle değil yapılanla okunur. Bugün Ankara kulislerinde konuşulanlar, aday adaylarının hareketlenmesi ve mevcut milletvekillerinin görünürlüğünü artırma çabası aslında çok açık bir gerçeği ortaya koyuyor: Seçim resmi olarak ilan edilmemiş olabilir ama fiilen süreç başlamış durumda. Bu da şu anlama geliyor; kamuoyuna verilen mesaj ile sahadaki gerçeklik arasında ciddi bir fark var.</p>

<p>İktidar kanadı her ne kadar “zamanında seçim” vurgusunu sürdürse de, siyasetin doğası bunu kaldırmaz. Çünkü hiçbir siyasetçi seçime kısa süre kala hazırlık yapmaz, yapamaz. Hele ki mevcut ekonomik tablo, toplumsal beklentiler ve siyasi dengeler bu kadar hassasken… Bu yüzden bugün yaşanan hareketlilik bir ihtimal değil, bir hazırlıktır. Ve hazırlık varsa, ihtimal de vardır.</p>

<p>Bu genel tablonun Elazığ’daki yansıması ise çok daha kritik ve artık inkâr edilemez bir gerçeği ortaya koyuyor: AK Parti’nin şehirdeki milletvekili sayısı yıllar içinde istikrarlı şekilde düştü. 5 milletvekili ile güçlü bir temsil yakalayan yapı, önce 4’e, ardından 3’e geriledi. Bu düşüş bir tesadüf değil, seçmenin verdiği açık bir mesajdır. Ve bugün gelinen noktada asıl soru şudur: Bu gerileme devam edecek mi, yoksa ders çıkarılacak mı?</p>

<p>Yıllardır “çantada keklik” denilen Elazığ’da bu düşüşün yaşanması, aslında en büyük kırılmanın çoktan başladığını gösteriyor. Çünkü hiçbir siyasi güç, seçmenin desteğini garanti görerek yoluna devam edemez. Bu şehirde AK Parti’nin oylarının ve vekil sayısının düşmesi, seçmenin memnuniyetsizliğinin sandığa yansımasının somut sonucudur.</p>

<p>Aslında tablo çok net: Seçmen değişiyor. Eskisi gibi sorgulamadan destek veren bir profil yok artık. İnsanlar hizmete bakıyor, sahadaki varlığa bakıyor, kendisine ne kadar değer verildiğini ölçüyor. Eğer bu karşılığı göremezse tercihini değiştirmekten çekinmiyor. İşte vekil sayısındaki düşüş de tam olarak bu değişimin sonucu.</p>

<p>Elazığ’da uzun süredir hissedilen en büyük problem ise rahatlık ve alışkanlık. “Nasıl olsa kazanırız” anlayışı, siyasetin en büyük hatasıdır. <strong>Çünkü siyaset boşluk kaldırmaz. </strong>Siz sahada olmazsanız, seçmenle temas kurmazsanız, o boşluğu başkaları doldurur. Ve o zaman kaybedilen sadece bir sandalye değil, yılların oluşturduğu güven olur.</p>

<p>Bugün sahaya inmeye başlayan isimler, aslında bu tehlikeyi gördükleri için harekete geçiyor. Bu da gösteriyor ki risk artık görmezden gelinecek bir seviyede değil. Eğer aynı anlayış devam ederse, 3’ten 2’ye düşüş ihtimali sadece bir yorum değil, ciddi bir senaryo haline gelir.</p>

<p>Elazığ seçmeni artık şunu açıkça söylüyor: <strong>“Beni garanti görme.</strong>” Bu mesajı doğru okuyamayanlar ise her seçimde biraz daha geriye düşmeye devam eder.</p>

<p>Bugün hâlâ “erken seçim yok” söylemine sarılmak, sahadaki gerçeği görmezden gelmekten başka bir şey değil. Çünkü siyaset hazırlık işidir ve hazırlık başlamışsa süreç de başlamıştır. Elazığ özelinde ise bu süreç aynı zamanda bir hesaplaşma sürecidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:02:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/09/arzu-akin-1757332909.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Sendika Masalı…</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/bir-sendika-masali-154</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/bir-sendika-masali-154</guid>
                <description><![CDATA[Bir Sendika Masalı…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hep küçüklere anlatılmaz bazen büyükler için de masallar anlatılır…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tabi dinleyeni bulursanız…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Anlatan mı onlar çoktan hazır…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir varmış, bir yokmuş… </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, memurlar diyarında büyük bir kalabalık yaşarmış.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu kalabalık 1990 yıllarda nerden icap ettiyse işçiler gibi sendika kurmaya karar vermişler, kendi ödedikleri aidatlarla sendikalar kurmuşlar. Yasak olmasına rağmen örgütlenmişler kısmen de olsa bazı işlerde seslerini duyurmada başarılı olmuşlar..</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Üyeler aidatı ödedikleri için işleri takip eder, sendikalarda üyelerini korurlarmış…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eğitimli olduklarından birlik ve beraberliğin ve sendikacılığın gereği olarak, bir güç olduğunu bilirlermiş. Bundan kısmen başarılı olmuşlar seçimler ile bir zaman bu işi götürmüşler…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonra iktidardan da taraftar bulup aidatları devlete ödetmeyi hatta üyeler kısmen aidatın devlet tarafından-ağızlarına bir parmak bal çalarak-ödetmeyi bile başarmışlar…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonra bu sendikalar bölünerek çoğalmaya başlamış ta başlamış…yaklaşık 45 ile 55 arasında sayılara ulaşmış…tabi sayı bu kadar olsa da çatıda üç sendika varmış…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Memur-Sen </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Türkiye Kamu-Sen </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">KESK</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öğretmenlerin üye olabildiği eğitim sendikası sayısı yaklaşık 10–12 civarındadır.&nbsp; Sadece öğretmenler ait üye olunabilir sendika sayısı neden bu kadar çok anlayan beri gelsin..</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplam memur sayısı: yaklaşık 3 milyon </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sendikalı memur sayısı: yaklaşık 2 milyon 319 bin </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sendikalaşma oranı: %76,8</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sendikacılıkta amaç özlük haklarını işverene karşı korumak iyileştirmek ise bir sendika niye yetmiyor…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir olursak büyürüz bölünürsek yok oluruz…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Memur sendikalarının başarısızlığının en bariz şekli bölünmeleridir…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">En çok üyesi olan sendika yetkili sendika olarak pazarlık yapan masaya oturan imza oturup kalkınca bile atmasa bile yerine imza atılan ama memurları savunan görünen sendika olmuş…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">TTB gibi, Barolar Birliği gibi tek ses olamamış, dolayısı ile memurlar sendikaları eşit adil adaletli bir yer olarak değil sadece ve sadece sosyal ve siyasal duruşlarına göre seçtikleri için ne doğruya hep bir ağızdan doğru, ne de yanlışa hep bir ağızdan yanlış derken tek ses olamamışlar…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Üstelik bazı sendikacılar bulunduğu konumları sadece şahsi ikballeri için kullanmaktan geri durmamışlardır…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aidat: Memurun maaşından kesilir </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ödeme: Kurum tarafından otomatik yapılır </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Devlet: Aidat ödemez, ama memura ek ödeme verir</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aidat mı ? almaya devam etmişler ama: devlet desteği ile olduğu için beytülmalden olduğunu bile bile onu hak görmüşler ..</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunun bir hak olduğuna da zamanla inanmışlar…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonuç mu? </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">%76,8 bu masala hala daha inanıyormuşşşş….</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aidatı devlet, bedeli memur ödüyormuşşşşş…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gökten üç aidat düşmüş…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biri yetkili sendikaya, biri yancı sendikaya, biri de hala masada hakkının aranmasını bekleyen mahzun memura…</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onlar ermiş muradına, biz çıkalım sendika koltuğuna!</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kalın sağlıcakla.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 22:48:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Tuğlanın Ardındaki Emek, Çevre ve Şehircilik &amp; AFAD</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/bir-tuglanin-ardindaki-emek-cevre-ve-sehircilik-afad-153</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/bir-tuglanin-ardindaki-emek-cevre-ve-sehircilik-afad-153</guid>
                <description><![CDATA[Bir Tuğlanın Ardındaki Emek, Çevre ve Şehircilik & AFAD]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Deprem sadece binaları yıkmaz; düzeni, alışkanlıkları ve insanın içindeki güven duygusunu da yerle bir eder. Elazığ’da yaşanan o büyük sarsıntının ardından ortaya çıkan tabloyu hepimiz gördük. Yıkılan evler, dağılan hayatlar ve yeniden başlama zorunluluğu…</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte tam da bu noktada devletin sahaya inen yüzü olan Elazığ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile AFAD devreye girdi. Rakam olarak söylemesi kolay: 370 köyde yaklaşık olarak 4100 deprem konutu. Ama bu rakamın içinde binlerce ayrı hikâye, beklenti, talep ve sabır sınavı var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben bir köy muhtarı olarak kendi köyümde köylülerimle birlikte bir cami yaptırdım. Küçük gibi görünen bir işte bile ne kadar çok detay, ne kadar çok itiraz, ne kadar çok “neden böyle oldu” sorusu ile karşılaştım, birebir yaşadım. En ufak bir aksaklıkta insanların nasıl tepki verdiğini gördüm. Ve bunun yanında tüm süreci organize edip başından sonuna takip etmek zorundasın. O yüzden 4100 konutluk bir süreci yöneten insanların neyle mücadele ettiğini tahmin etmek zor değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü bu iş sadece beton dökmek değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her kapının arkasında ayrı bir beklenti, her vatandaşta ayrı bir hassasiyet var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Benim evim neden böyle?”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">‘’Çevre duvarı olmamış’’</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Komşumunki neden farklı?”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Teslim neden gecikti?”</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">‘’Bura böyle olmalıydı, orası şöyle, burada bu niye yok? gibi yüzlerce soruyla vatandaş Çevre ve Şehircilik ve AFAD’ın kapısını çaldı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir köy muhtarı ve bu sürecin içinde birebir muhatap olan biri olarak Elazığ Çevre ve Şehircilik ve AFAD yetkililerinin vatandaşa yaklaşımlarına, sorunları dinleyerek çözüme ulaştırmak adına verdikleri çabaya şahitlik yaparım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu soruların her biri, sahada çalışan bir görevlinin omzuna yük olarak biniyor. Ve o görevli, çoğu zaman kendi ailesinden, kendi düzeninden feragat ederek bu süreci yürütüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şunu açıkça söylemek gerekir:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eleştiri elbette olacak. Ama emeği görmeden yapılan eleştiri, hakkaniyetli olmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çevre ve Şehircilik ile AFAD çalışanları bu süreçte sadece görev yapmadı; adeta bir sabır ve dayanıklılık sınavı verdi. Kimi zaman soğukta, kimi zaman sıcakta, kimi zaman da vatandaşın haklı-haksız tüm sitemlerini dinleyerek… Ama geri adım atmadılar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Üstelik bu süreç sadece inşaatla da sınırlı değildi. Altyapıdan yol düzenlemelerine, çevre planlamasından sosyal donatı alanlarına kadar geniş bir alanda titiz bir çalışma yürütüldü. Bir evin yapılması yetmez; o evin yaşanabilir bir çevreye kavuşması gerekir. İşte bu detaylar çoğu zaman gözden kaçar ama en çok emek de burada harcanır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir başka gerçek daha var: Bu kadar büyük bir organizasyonda hatasız bir süreç beklemek gerçekçi değildir. Önemli olan hataya rağmen işi bırakmamak, çözüm üretmeye devam etmektir. Sahada gördüğümüz tablo da tam olarak budur. Eksikler olabilir ama gayret inkâr edilemez.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün dönüp baktığımızda, dünün enkaz alanlarında yeni bir hayatın kurulduğunu görüyoruz. Çocukların yeniden oyun oynadığı, ailelerin kapı önünde sohbet ettiği, akşamları ışıkların yandığı bir düzen… Bunlar kendiliğinden olmadı. Arkasında ciddi bir planlama, emek ve fedakârlık var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Belki en önemlisi de şu: Bu süreçte devlet ile vatandaş arasında kurulan bağ güçlendi. Her şeye rağmen kapısı çalınan, derdi dinlenen bir muhatap olduğunu görmek insanlara güven verdi. Bu güven, yapılan binalardan daha kıymetli bir kazanımdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonuç olarak; yapılan konutlar sadece bir barınma ihtiyacını karşılamadı, aynı zamanda yeniden ayağa kalkmanın sembolü oldu. Bu emeğin içinde alın teri olan her bir görevlinin hakkını teslim etmek gerekir. Çünkü bazı işler vardır ki sadece yapılmaz, aynı zamanda sabırla, vicdanla ve sorumlulukla taşınır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O yüzden Elazığ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ve AFAD yetkililerine, sahada ve masada emek veren tüm personele yürekten teşekkür ediyorum ve alkışlıyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 21:05:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Emeğimiz Manşet, Değerimiz Dipnot Bile Değil”</title>
                <category>ARZU AKIN</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/emegimiz-manset-degerimiz-dipnot-bile-degil-152</link>
                <author>arzuakin@gmail.com (ARZU AKIN)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/emegimiz-manset-degerimiz-dipnot-bile-degil-152</guid>
                <description><![CDATA[“Emeğimiz Manşet, Değerimiz Dipnot Bile Değil”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Basın…</strong><br />
Kimi zaman bir şehrin vicdanı, kimi zaman hafızası, kimi zaman da en sert gerçeği dile getiren tek mecra.</p>

<p>Ama Elazığ’da basın olmak, ne yazık ki çoğu zaman sadece “işe yaradığı kadar değer görmek” anlamına geliyor.<br />
Son günlerde Elazığ Gazeteciler ve Medya Cemiyeti Başkanımız Zülfü Bal ve Elazığ Kent Konseyi Başkanı ve aynı zamanda Elazığ Basın ve Medya Cemiyeti Başkanımız&nbsp; Mehmet Nafiz Koca tarafından dile getirilen sözler aslında yeni değil.</p>

<p>Sadece artık daha yüksek sesle söyleniyor. Çünkü sabır da bir yere kadar.<br />
Diyarbakır’a ikinci basın sitesi yapılması elbette sevindirici bir gelişme olabilir. Ancak mesele başka şehirlerin kazanımı değil, Elazığ’ın yıllardır görmezden gelinmesi.</p>

<p>Eğer bir şehirde ikinci basın sitesi yapılacak imkân varsa, başka şehirlerdeki basın mensuplarının hâlâ temel ihtiyaçlarla mücadele ediyor olması nasıl açıklanabilir?<br />
Bu sorunun cevabı aslında hepimizin içinde ama kimse yüksek sesle söylemek istemiyor.<br />
14 yıllık meslek hayatımda öğrendiğim en net şey şu oldu:</p>

<p>Bu şehirde basın, çoğu zaman sadece ihtiyaç duyulduğunda hatırlanır.<br />
Bir kriz olur,<strong> “Basın nerede?”</strong> denir.<br />
Bir başarı olur<strong>, “Bunu yazın” </strong>denir.<br />
Bir etkinlik olur,<strong> “Gelin çekin”</strong> denir.<br />
Ama iş destek vermeye gelince…<strong> sessizlik.</strong></p>

<p>Yılın belli günlerinde, özellikle 10 Ocak’ta, telefonlar çalar. Mesajlar gelir, süslü cümleler kurulur: “Basın demokrasinin temelidir…”, “Gazeteciler toplumun aynasıdır…”</p>

<p>Peki sonra?</p>

<p>Ertesi gün yine aynı tablo. Ne bir proje desteği, ne bir sahiplenme, ne de gerçek bir değer. Sadece söz.<br />
Asıl kırılma noktası ise biz bir şey istediğimizde ortaya çıkıyor. Ya “şu an uygun değil” denir, ya “bakalım” denir ya da yüzlerce bahane arasında kaybolur gideriz.</p>

<p>Oysa biz lüks istemiyoruz. Bir ayrıcalık değil, sadece eşitlik istiyoruz.<br />
Mehmet Nafiz Koca’nın kullandığı o sert ifade aslında gerçeğin ta kendisi:<strong> “Elazığ basını üvey evlat bile değil, adeta ırgat olarak görülüyor.”</strong> Bu cümle ağır ama bir o kadar da gerçek.</p>

<p>Çünkü haber yapılırken biz varız, gündem oluşturulurken biz varız ama paylaşım yapılırken, destek verilirken, yatırım planlanırken yokuz.<br />
Kimse yanlış anlamasın. Bu bir şehirler arası kıyas değil. Bu bir adalet meselesi. Eğer bir yerde ikinci basın sitesi yapılabiliyorsa, başka şehirlerde hâlâ temel sorunlar çözülmemişse, burada bir planlama değil, bir ihmal vardır.<br />
<strong>Biz bu şehrin sesiyiz.</strong><br />
<strong>Biz bu şehrin arşiviyiz.</strong><br />
<strong>Biz bu şehrin hafızasıyız.</strong><br />
Ama artık sadece yük taşımak istemiyoruz.<br />
Görülmek istiyoruz.<br />
Değer görmek istiyoruz.<br />
Ve en önemlisi… eşit muamele istiyoruz.<br />
<strong>Çünkü basın sustuğunda, bir şehir sadece sessizleşmez… körleşir.</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:49:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/09/arzu-akin-1757332909.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAHAR GELDİ AMA..</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/bahar-geldi-ama-151</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/bahar-geldi-ama-151</guid>
                <description><![CDATA[BAHAR GELDİ AMA..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Takvimler baharı gösteriyor. Dağların yüzü yumuşamış, toprağın dili çözülmüş, ağaçlar birer birer konuşmaya başlamış. Kışın sertliği çekilirken, doğa yeniden kendini hatırlatıyor: “Ben hâlâ buradayım” diyor.</p>

<p>Ama insan…<br />
İnsan aynı şeyi söyleyebiliyor mu?</p>

<p>Toprak uyanırken, şehirler hâlâ uykuda.<br />
Ağaçlar filiz verirken, insanlar birbirine diken olmaya devam ediyor.<br />
Kuşlar yuva kurarken, biz hâlâ yıkmanın peşindeyiz.</p>

<p>Her yıl bahar geliyor ama içimize uğramıyor sanki.</p>

<p>Eskiden bahar, sadece mevsim değil; bir haldi. İnsanların yüzüne yansıyan bir yumuşama, selamlaşmalara sinen bir sıcaklıktı. Şimdi ise bahar, sadece sosyal medyada paylaşılan birkaç çiçek fotoğrafından ibaret kaldı. Gerçek hayatla bağı kopmuş bir mevsim gibi…</p>

<p>Oysa doğa bize her yıl aynı dersi veriyor:<br />
Yenilenmek için illa yıkılmana gerek yok, kök salmayı bil yeter.</p>

<p>Biz ne yapıyoruz?<br />
En küçük fikir ayrılığında birbirimizi kökünden sökmeye çalışıyoruz.<br />
Sabretmeyi unuttuk, büyümeyi hız sandık.<br />
Gelişmeyi, sadece beton yükseltmek zannettik.</p>

<p>Halbuki bahar acele etmez.<br />
Hiçbir çiçek “ben neden önce açmadım” diye isyan etmez.<br />
Hiçbir ağaç “yanımdaki daha yeşil” diye kıskançlık yapmaz.</p>

<p>Doğa, rekabet değil denge üzerine kurulu.<br />
İnsan ise dengeyi kaybedeli çok oldu.</p>

<p>Bugün Anadolu’nun en ücra köyünde bile insanlar, toprağa değil telefona bakarak güne başlıyor. Yağmurun kokusunu duymadan, güneşin doğuşunu görmeden geçirilen günler… Sonra da “neden huzursuzuz?” diye soruyoruz.</p>

<p>Cevap basit aslında:<br />
Biz doğadan uzaklaştıkça, kendimizden de uzaklaşıyoruz.</p>

<p>Bir de şu var…<br />
Eskiden bahar gelince kapılar daha çok açılırdı. Komşular birbirine uğrar, bir bardak çayın bahanesiyle gönüller yoklanırdı. Şimdi kapılar kilitli değil belki ama insanlar birbirine daha kapalı. Aynı sokakta yaşayıp birbirinin derdinden habersiz bir hayat sürüyoruz.</p>

<p>Tarlaya atılan tohumun bile bir zamanı var. Erken atsan don vurur, geç kalsan kuraklık yakar. İnsan da böyledir aslında; sözün de, öfkenin de, sevginin de bir vakti var. Ama biz ya erken kırıyoruz kalpleri ya da geç kalıyoruz toparlamaya.</p>

<p>Bir başka gerçek daha var:<br />
Doğa affedicidir ama unutmaz. Sen toprağa ne verirsen, zamanı gelince onu alırsın. Bugün kirlettiğin dere, yarın susuzluk olarak döner. Kestiğin ağaç, gölgesini senden esirger. İnsanın insana yaptığı da farklı değil; kırdığın güven, gün gelir senin en çok ihtiyaç duyduğun anda eksik olur.</p>

<p>Bahar bize sadece çiçek açmayı değil, hesaplaşmayı da öğretir.<br />
Neyi ektik, neyi büyüttük, neyi kuruttuk… Hepsini sessizce yüzümüze vurur.</p>

<p>Bahar geldi…<br />
Ama mesele çiçeklerin açması değil, gönüllerin açması.<br />
Mesele toprağın yeşermesi değil, niyetlerin yeşermesi.</p>

<p>Eğer bu bahar da içimize uğramazsa,<br />
önümüzdeki kışın ne kadar uzun süreceğini kimse kestiremez.</p>

<p>Belki de artık şunu sormak gerekiyor:<br />
Doğa her yıl kendini yeniliyorsa, biz neden aynı kalıyoruz?<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 13:01:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SESSİZ ÇINARLAR VE GÜRÜLTÜLÜ BABALAR</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/sessiz-cinarlar-ve-gurultulu-babalar-150</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/sessiz-cinarlar-ve-gurultulu-babalar-150</guid>
                <description><![CDATA[SESSİZ ÇINARLAR VE GÜRÜLTÜLÜ BABALAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">“Bu Adam Benim Babam” diyebilmek mi zor, yoksa o adam olabilmek mi?</span></strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bazı babalar vardı bir zamanlar... </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">"Adamlığı" üzerine giydiği ceketi gibi kapının arkasına asan değil, ruhuna bir zırh gibi kuşanan adamlar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hani o meşhur türküdeki gibi; sırtında dağı taşıyan, ama evladına bir kez olsun "yoruldum" demeyen, vefayı baba dostunun hatırında, helali ise nasırlı avucunda saklayan sessiz çınarlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Onların sessizliği bir güçtü. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Adaleti, vurduğu masadan değil, durduğu yerin doğruluğundan gelirdi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çocukları onları severdi ama en çok da onlara </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>hürmet</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;ederdi. Çünkü baba, bir çocuğun hayatındaki ilk devlet, ilk kale, ilk pusulaydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün, çocukları tarafından "eğitilen", evladının her kaprisine boyun eğmeyi "modernlik" sanan, sınır çizemeyen babalar türedi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çantasını sınıfa kadar taşıdığı çocuğunun, istediği hamburger gelmedi diye sokağı velveleye vermesini çaresizce izleyen, otoritesini bir paket oyuncağa feda eden babalar...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eskiden çocuklar korkunca veya canı yanınca "Anne!" diye ağlardı. Şimdikilerin birçoğu &nbsp;"Baba!" diye feryat ediyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Neden mi? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çünkü babayı bir güç odağı değil, her isteği yerine getiren bir "hizmet birimi" olarak görüyorlar. Çocuklar babalarını büyütüyor, babalar ise çocuklaşıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sınır koyamayan baba, aslında çocuğunu uçuruma iter.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">"Aşkım, prensesim, aslanım" nidalarıyla çocukla arkadaş olma yarışına girenler; unuttuğunuz bir şey var: </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Çocuğun arkadaşa değil, babaya ihtiyacı var!</strong></span></span></strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Arkadaş dışarıda çok, ama baba bir tane. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Siz onunla arkadaş olduğunuzda, o hiyerarşiyi yıktığınızda; çocuk sığınacak bir liman, çekinecek bir irade bulamıyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sonuç mu? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Okula gidip öğretmene parmak sallayan, şiddet uygulayan, "benim çocuğum yapmaz" kibriyle adaleti katleden bir nesil ve onlara çanak tutan babalar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Güç, her an birilerini dövmek veya bağırmak için değildir. Güç; adalet için, doğruyu korumak için saklanan bir kuvvettir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Oysa bugünün babaları, gücü ya evladının her şımarıklığına siper ederken harcıyor ya da sadece "var olduğu için" kaba bir kuvvet olarak sergiliyor.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">"Aslan yattığı yerden belli olur" derler. Çocuğunuzun terbiyesi, sizin karakterinizin mührüdür. Ona her şeyi hazır sunarak değil, sorumluluk vererek iyilik yaparsınız. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bırakın o çantayı kendi taşısın. Bırakın o hamburger gelmediğinde sabretmeyi öğrensin. Bırakın hayatın sert rüzgarları yüzüne çarpsın ki, yarın bir gün siz göçüp gittiğinizde o rüzgarda savrulmasın.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Önce siz "baba" olun ki, o da "evlat" olabilsin. Önce siz o "bu adam benim babam" dedirten vakarın içine girin ki, çocuğunuzun yaslanacak bir dağı olsun.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bir neslin sessiz mimarı olan annelerin yanına, o evin sarsılmaz direği olan "Adam gibi Adamlar" lazım.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hadi babalar...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Emanetinize sahip çıkın, sınırlarınızı çizin, ağırlığınızı koyun. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Evlatlarınıza vereceğiniz en büyük miras, her istediğini yapmak değil; onlara onurlu bir duruş ve sorumluluk bilinci bırakmaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 12:33:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elazığ’ın Yaşayan Dev Çınarı: Her Adımı Bir Hatıra</title>
                <category>Aylin Solmaz</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/elazigin-yasayan-dev-cinari-her-adimi-bir-hatira-149</link>
                <author>aylin.so2362@gmail.com (Aylin Solmaz)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/elazigin-yasayan-dev-cinari-her-adimi-bir-hatira-149</guid>
                <description><![CDATA[Elazığ’ın Yaşayan Dev Çınarı: Her Adımı Bir Hatıra]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ’ın kalbinde atan Gazi Caddesi, şehrin yalnızca bir ulaşım yolu değil, aynı zamanda tarihini, kültürünü ve yaşam tarzını taşıyan bir hayat alanı olarak yıllardır öne çıkıyor. Burada her adım, adeta geçmişten günümüze uzanan bir köprü; binaların gölgesinde saklı hatıralar, esnafın sıcak gülümsemesi ve yürüyüş yapan insanların sohbetleri bir araya gelerek caddeyi yaşayan dev bir çınar hâline getiriyor.</p>

<p><br />
Gazi Caddesi, eskiyle yeninin muazzam bir uyum içinde harmanlandığı bir alan sunuyor. Burada alışveriş yapmak sadece bir ihtiyaç değil; geçmişin izlerini hissetmek, kültürün tadına varmak ve şehirle bağ kurmak demek. Gazi Caddesi bana çocukluk heyecanımı hatırlatıyor. Kimi zaman çok ağlayarak geçtim caddeden, kimi zaman heyecandan zıplayarak tur attım, kimi zaman mutluluk içinde yürüdüm. İyi ki varsın, Gazi Caddesi.</p>

<p><br />
Her köşe, bir anı saklıyor; bir gülüşü, bir hatırayı, bir buluşmayı. Bu cadde, Elazığlıların günlük hayatında sadece bir yol değil, bir buluşma noktası, bir hatıra defteri ve bir yaşam alanı. Gazi Caddesi’nin tarihi binaları, şehrin hafızasını taşıyor. Her cephe, her balkon bir zamanların hikâyesini anlatıyor. Şehrin modernleşen yüzü ile geçmişin izlerini bir arada görmek, caddenin ayrıcalığını ortaya koyuyor. Ziyaret eden herkes burada sadece yürümekle kalmıyor; aynı zamanda bir şehrin ruhunu hissetmenin, kültürünü yaşamanın ve tarihle bağ kurmanın keyfini yaşıyor.</p>

<p><br />
2026 yılında da Gazi Caddesi, hareketliliği, canlılığı ve sıcak atmosferiyle Elazığ’ın kalbinde atmaya devam ediyor. Elazığlılar için bu cadde sadece bir yol değil; sevginin, tarihin, yaşamın ve dostluğun sembolü. Her adımda şehrin nefesini hissetmek, geçmişin izini sürmek ve bugünle bağ kurmak burada mümkün. Gazi Caddesi, her zaman olduğu gibi, şehrin kalbinde yaşamaya, insanları buluşturmaya ve anılarla dolu hikâyelerini anlatmaya devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 11:18:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/02/aylin-solmaz-1770109573.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güle Güle Usta… Sahneler Seni Unutmayacak</title>
                <category>Aylin Solmaz</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/gule-gule-usta-sahneler-seni-unutmayacak-148</link>
                <author>aylin.so2362@gmail.com (Aylin Solmaz)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/gule-gule-usta-sahneler-seni-unutmayacak-148</guid>
                <description><![CDATA[Güle Güle Usta… Sahneler Seni Unutmayacak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tiyatro ve sinema dünyasının sevilen isimlerinden Abdullah Şekeroğlu, uzun süredir verdiği sağlık mücadelesini ne yazık ki kaybederek hayata gözlerini yumdu.<br />
Sanat yaşamı boyunca hem sahnede hem de ekranlarda sergilediği başarılı performanslarla gönüllerde taht kuran usta isim, özellikle Elazığ kültürünü yaşatma konusundaki hassasiyetiyle hafızalarda derin izler bıraktı.<br />
Kariyeri boyunca birçok tiyatro oyununda ve sinema projesinde yer alan Usta Sanatçı Şekeroğlu, canlandırdığı karakterlerle izleyicilere hem duygu dolu anlar yaşattı hem de kültürel değerleri sanat aracılığıyla gelecek nesillere aktarmayı başardı. Kendine özgü oyunculuk tarzı, samimiyeti ve sahneye olan tutkusu sayesinde geniş bir hayran kitlesine ulaştı.<br />
Hayatı boyunca sahnede izleyicisini kimi zaman güldüren, kimi zaman düşündüren Abdullah Şekeroğlu, hayatının en acı vedasını yaptı. Ancak geride bıraktığı eserler ve hafızalara kazınan karakterleriyle yaşamaya devam edecek. Elazığ’ın kültürel mirasında silinmeyecek bir iz bırakan usta sanatçı, her zaman sevgi, saygı ve rahmetle anılacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:21:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/02/aylin-solmaz-1770109573.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜRÜLTÜNÜN İÇİNDE KAYBOLAN AKIL</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/gurultunun-icinde-kaybolan-akil-147</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/gurultunun-icinde-kaybolan-akil-147</guid>
                <description><![CDATA[GÜRÜLTÜNÜN İÇİNDE KAYBOLAN AKIL]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bir zamanlar bu toplumda suçun, suçlunun, ahlaksızlığın bir ağırlığı vardı. Yanlışa yanlış denir, kimse açık açık sahiplenmeye cesaret edemezdi. Bugün ise tuhaf bir eşikteyiz. Henüz ne olduğu netleşmemiş bir zanlının etrafında kalabalıklar toplanıyor; sloganlar atılıyor, paylaşımlar yapılıyor, adeta bir “saf tutma yarışı” yaşanıyor.</p>

<p>Bu sadece bir fikir ayrılığı değil. Bu, aklın yerini reflekslerin, vicdanın yerini tarafgirliğin aldığı bir kırılmadır.</p>

<p>İnsan sormadan edemiyor:<br />
Bir zanlıyı sahiplenmek ne zamandan beri bir duruş oldu?<br />
Yanlışı savunmak ne zamandan beri “cesaret” sayılmaya başlandı?</p>

<p>Asıl tehlike burada başlıyor. Çünkü mesele artık bir kişi, bir olay değil. Mesele; doğruyla yanlış arasındaki çizginin bilerek silinmesi.</p>

<p>Daha da düşündürücü olanı şu: Dünya hiç olmadığı kadar gergin. Savaşlar artık sadece cephede değil; ekranlarda, cebimizde, salonlarımızda. İnsanlar bombaların altında yaşam mücadelesi veriyor. Enerji, su, gıda gibi en temel ihtiyaçlar bile küresel bir risk hâline gelmiş durumda. Her ülke kendi güvenliğini yeniden tanımlarken, biz içeride birbirimizin yakasına yapışıyoruz.</p>

<p>Tam da böyle bir dönemde, toplumun önünü açması gereken siyaset kurumunun dili ve önceliği daha da hayati hâle geliyor. Ancak bakıyoruz ki muhalefet liderlerinin önemli bir kısmı, dünyanın içinden geçtiği bu kritik süreci ikinci plana itip, neredeyse bütün enerjisini hükümete sataşmaya ayırıyor. Eleştiri elbette olacak; hatta demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ama eleştirinin de bir zamanı, bir ağırlığı ve bir sorumluluğu vardır.</p>

<p>Bugün çıkıp da her meseleyi iç politika kavgasına çevirmek, her açıklamayı bir polemik malzemesi yapmak; ne topluma yön verir ne de ülkeye güç katar. Aksine, zaten kırılgan olan toplumsal zemini daha da gerer.</p>

<p>Çünkü bu, siyaset yapmak değil; gündemi ıskalamaktır.</p>

<p>Dünya diken üstündeyken, sınırların ötesinde ateş çemberi genişlerken, içerideki dili yumuşatmak, toplumu sakinleştirmek ve ortak aklı büyütmek gerekir. Sorumlu siyaset, tam da böyle zamanlarda kendini belli eder. Herkesin bildiğini tekrar etmek değil; toplumun ihtiyacı olanı söyleyebilmektir.</p>

<p>İktidar beğenilir ya da beğenilmez; bunun bir yolu var, o da sandık. Ama her tartışmayı bir kavga, her olayı bir cepheleşme meselesine çevirmek, ülkenin enerjisini içeriye hapsetmekten başka bir işe yaramaz.</p>

<p>Çünkü gerçek tehdit, sosyal medyada kazandığınız tartışmalar değil; göz ardı ettiğiniz gerçeklerdir.</p>

<p>Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar tek bir şeye odaklanmış durumda: Hayatta kalmak. Evini, toprağını, sevdiklerini koruyabilmek. Biz ise hâlâ kimin haklı, kimin haksız olduğundan çok; kimin “bizden”, kimin “onlardan” olduğuna bakıyoruz.</p>

<p>Oysa bir ülkeyi güçlü kılan şey; herkesin aynı düşünmesi değil, kritik anlarda aynı yerde durabilmesidir.</p>

<p>Bir olmak; bir partiye, bir görüşe teslim olmak değildir.<br />
Ama dağılmak, parçalanmak, her meselede karşı karşıya gelmek; bunun adı özgürlük değil, zafiyettir.</p>

<p>En azından şunu yapabiliriz:<br />
Yangın büyürken benzin taşımamak.</p>

<p>Çünkü bazı zamanlar vardır; konuşmaktan çok susmak, tartışmaktan çok toparlanmak gerekir.</p>

<p>Ve bazı zamanlar…<br />
Taraf olmak değil, aynı tarafta kalabilmek meseledir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:56:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜRÜLTÜLÜ VELİLER ANNELER</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/gurultulu-veliler-anneler-146</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/gurultulu-veliler-anneler-146</guid>
                <description><![CDATA[GÜRÜLTÜLÜ VELİLER ANNELER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">“Bir Neslin Sessiz Mimarları ve Bugünün Gürültülü Velileri”</span></strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bazı anneler vardır… </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ne diploması vardır ne pedagojik sertifikası… </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ne çocuk gelişimi kitabı okumuştur ne de psikolog kapısı aşındırmıştır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ama öyle bir nesil yetiştirmiştir ki; o çocuklar profesör, kaymakam, öğretmen, memur, esnaf olmuş… </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>En önemlisi de insan olmuş.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Okuma yazma bilmeyen…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Pedagoji nedir bilmeyen…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ergenlik psikolojisini kitaplardan değil, hayatın içinden öğrenen…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Birden fazla çocuk büyüten o anneler…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ama o çocukların her biri en az ilkokul mezunu, hayata tutunmuş, ayakta duran insanlar. Daha da önemlisi; dürüst, harama el uzatmayan, büyüğüne saygı, küçüğüne sevgi gösteren, edep ve ahlak sahibi bireyler…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün dönüp bakıyoruz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Her şey var.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kitaplar var.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Uzmanlar var.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Seminerler var.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Uygulamalar, videolar, rehberler var…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ama eksik olan bir şey var: Samimiyet ve sorumluluk.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eskiden anneler öğretmene akıl vermezdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">“Hocam çocuğum tuvalete böyle gitmeli, şöyle beslenmeli, şöyle davranmalı…” demezdi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çünkü öğretmene güvenirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kendi sorumluluğunu da bilirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çocuk evde terbiye edilir, okulda eğitim alırdı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün ise roller karışmış durumda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Veliler, öğretmenlik yapmaya çalışıyor…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çocuklar, sorumluluk almaktan kaçıyor…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Her sorun bir “uzmana havale” ediliyor…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Elbette uzmanlık kötü değildir. Psikolojik destek gereksiz değildir. Ama her şeyi dışarıdan beklemek, insanın kendi sorumluluğunu unutmasına yol açıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir çocuk sadece bilgiyle değil, örnekle yetişir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir çocuk sadece kitapla değil, karakterle büyür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sanki dünyada çocuk doğurmuş tek kadın gibi bir de ilahi muamele bekleyenler var…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">"Armut dalından uzağa düşmüyor; kibri rehber edinenlerin nesli de bencil ve emeksiz yaşamaya meyilli oluyor. Hayatın zorluklarına karşı hiçbir becerisi olmayan, sadece 'isteyen' ve 'tüketen' bu sorumsuz neslin büyümesi korkutucu. Allah sonumuzu hayreylesin."</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bizim annelerimiz akademik anlamda belki çok şey bilmiyordu…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ama doğru olanı yaşıyordu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yalan söylemezdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kul hakkı yemezdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kimseye ukalalık yapmazdı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">“Ben bilirim” demezdi ama doğruyu yapardı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün ise bilgi arttıkça, tevazu azaldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Veliler önce şunu sormalı kendine:</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">“Ben nasıl bir insanım?”</span></strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çünkü çocuk, sizin anlattığınız değil…</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sizin yaşadığınız insan olur.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Belki de mesele şu:</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bir çocuğu büyütmek için önce insan olmak gerekir.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ve bazı anneler…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hiç kitap okumadan, Hiç seminer almadan,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Hiç konuşmadan…Bunu başarmıştı.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Neden anne… </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir erkeği eğitirseniz bir insan yetiştirirsiniz…</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ama bir kadını eğitirseniz…</span></span><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bir milleti inşa edersiniz. O yüzden eğitimde önce kadınlar….</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Babalar mı…</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Onlar da törenin direğidir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Onu da başka bir yazıda konuşalım inşallah…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla….</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:55:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÜŞÜYEN BİR BOZKURT</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/usuyen-bir-bozkurt-145</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/usuyen-bir-bozkurt-145</guid>
                <description><![CDATA[ÜŞÜYEN BİR BOZKURT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Muhsin Yazıcıoğlu’nun Ardından</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Türk siyasetinin en sert rüzgârlarında bile eğilmeyen bir çınardı … </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Onu anlatmak, sadece bir siyasetçiyi anlatmak değildir; bir duruşu, bir ahlakı, bir Anadolu irfanını anlatmaktır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Anadolu’nun bağrından kopup gelen bu adam, çocuk yaşta Kur’an’la tanışmış, hafızlığını tamamlamış; hayatını sadece siyasetle değil, inançla, edep ile ve hakka riayetle yoğurmuştu. Onu tanıyanların dilinde hep aynı cümle vardı: “Asla haram yemedi.” Bugün bu cümle, bir övgü değil; bir özlem gibi yankılanıyor kulaklarımızda.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Siyasetin kirlenmiş yollarında yürürken bile tertemiz kalabilmek…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;İşte onu farklı kılan buydu. &nbsp;çatısı altında verdiği mücadele, sadece bir ideolojinin değil, bir vicdanın mücadelesiydi. O, makam peşinde değil; milletin duasında yer edinme derdindeydi.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ama bazı hikâyeler vardır… Tamamlanmaz. Yarım bırakılır. Ve o yarım kalan yer, insanın içine oturur.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">25 Mart 2009…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bir helikopter düştü. Sadece bir araç değildi yere çakılan; bir umut, bir duruş, bir güven duygusu ve belki bir ülkenin geleceği o dağlara gömüldü. Günlerce süren sözde arama çalışmaları, geciken müdahaleler, kaybolan sinyaller, tartışmalı detaylar…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Resmî raporlar bir “kaza” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ama milletin vicdanı inanmadı, susmadı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bugün hâlâ sorular soruluyor:Neden geç ulaşıldı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Neden bazı kayıtlar silindi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Neden bu kadar belirsizlik kaldı?</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu sorular, sadece bir liderin ölümüne değil; adaletin gecikmesine yöneltilmiş sorulardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Ve evet… </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bunu dile getiren milyonlar gibi, birçok insan bu olayın tam anlamıyla aydınlatılamadığı kanaatinde. Bu bir iddia değil sadece; bu, kapanmayan bir vicdan dosyasıdır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Muhsin Yazıcıoğlu, sadece bir siyasi figür değildi. O, Anadolu’nun “bozkurtu” idi; ama sertliği kadar merhameti, kararlılığı kadar tevazusu vardı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Onu idol yapan şey, sloganları değil; yaşadığı hayattı. Söylediğini yaşayan, inandığını savunan, bildiğini saklamayan bir adamdı.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu açıkça görüyoruz:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Bu millet, dürüst insanı unutmaz.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Haramdan kaçanı unutmaz.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>İnancı ile yaşayanı unutmaz.</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Muhsin Yazıcıoğlu…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Belki bir dağın başında son nefesini verdi ama</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bir milletin kalbinde hâlâ dimdik ayakta.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ruhun şad, mekanın cennet, davan rehberimiz olsun koca reis...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kalın sağlıcakla….</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 16:07:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MESAJLA DEĞİL, YÜREKLE BAYRAM..</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/mesajla-degil-yurekle-bayram-144</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/mesajla-degil-yurekle-bayram-144</guid>
                <description><![CDATA[MESAJLA DEĞİL, YÜREKLE BAYRAM..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bayramınız mübarek olsun…<br />
Sevdiklerinizle aynı sofraya oturabildiğiniz, büyüklerinizin elini tutabildiğiniz, küçüklerin gözlerine bakabildiğiniz nice bayramlara…</p>

<p>Ama gelin, şu soruyu kendimize dürüstçe soralım:<br />
Gerçekten bayram yaşıyor muyuz, yoksa sadece bayramı “geçiştiriyor” muyuz?</p>

<p>Bir bayramın daha sonuna geldik. Eskiden günler öncesinden başlayan telaşın, evlerin temizlendiği, baklavaların açıldığı, çocukların bayramlıklarını yatağının başucuna koyup uyuduğu o günlerden… Bugün, birkaç saniyelik bir “kopyala–yapıştır” mesajın içine sıkışmış bir bayrama geldik.</p>

<p>Toplu mesajlar…<br />
İsimsiz, duygusuz, ruhsuz…</p>

<p>Bir tuşa basıyorsun, yüzlerce kişiye aynı cümle gidiyor. Ne hatıra var içinde, ne emek, ne de gerçek bir gönül bağı. Bayramlaşma dediğimiz şey, artık bir “bildirim” haline gelmiş durumda.</p>

<p>Oysa bayram; hatırlamaktır.<br />
Bayram; hatır sormaktır.<br />
Bayram; bir kapıyı çalmaktır.</p>

<p>Eskiden insanlar kilometrelerce yolu yürüyerek giderdi bir “bayramın mübarek olsun” demek için. Şimdi ise aynı evin içindeki insanlar bile birbirine mesaj atıyor. Bu, sadece teknolojinin getirdiği bir kolaylık değil; aynı zamanda götürdüğü bir samimiyetin de göstergesi.</p>

<p>Elbette teknolojiye karşı değiliz. Uzakta olan, ulaşamayan, yurt dışında olan… Onlar için telefon da nimettir, mesaj da. Ama mesele şu: Yakınımızdakini de uzağa çevirdik. Aynı mahallede oturduğumuz insanı bile “toplu mesaj listesine” ekledik.</p>

<p>Bir insanı aramak, ismiyle hitap etmek, “seni düşündüm” demek… İşte bayram budur.<br />
Yoksa herkese aynı cümleyi göndermek değil.</p>

<p>Daha acısı ne biliyor musunuz?<br />
Bayramlaşmayı hızlandırdıkça, ilişkilerimizi yavaş yavaş tüketiyoruz. Kısa mesajlar çoğaldıkça, uzun sohbetler kayboluyor. Bir zamanlar saatler süren bayram ziyaretleri, şimdi birkaç dakikalık nezaket gösterisine dönüştü. Hâl hatır sormak bile aceleye getiriliyor.</p>

<p>Oysa bir fincan çayın başında edilen iki kelam, yüz tane mesajdan daha değerlidir. Bir büyüğün “iyi ki geldin” demesi, ekranda beliren yüzlerce “iyi bayramlar” yazısından daha anlamlıdır. Çünkü bayramın ruhu, hızda değil; durup hissetmektedir.</p>

<p>Unutmayalım ki çocuklar da bizden gördüğünü yaşar. Eğer biz bayramı sadece mesajlaşarak geçirirsek, yarın onlar kapı çalmayı, el öpmeyi, misafir ağırlamayı bilmeyecek. Bayram kültürü dediğimiz şey, anlatılarak değil; yaşatılarak aktarılır.</p>

<p>Bayramlaşma bir formalite değildir.<br />
Bir görev hiç değildir.<br />
Bir “gönderildi” ibaresinden ibaret hiç değildir.</p>

<p>Bayram; gönül almaktır.<br />
Küsleri barıştırmaktır.<br />
Kapısı çalınmayanın kapısını çalmaktır.</p>

<p>Bugün hâlâ fırsat varken…<br />
Bir büyüğünüzü arayın.<br />
Bir dostunuzun kapısını çalın.<br />
Bir çocuğun başını okşayın.</p>

<p>Ve en önemlisi…<br />
Bayramı, gerçekten bayram gibi yaşayın.</p>

<p>Yoksa bir gün, sadece bayramları değil; o bayramları yaşatan değerleri de tamamen kaybedeceğiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 10:18:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MİLLİ MAARİF MODELİ MODELİN GERÇEK UYGULAYICILARI ÖĞRETMENLER</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/milli-maarif-modeli-modelin-gercek-uygulayicilari-ogretmenler-143</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/milli-maarif-modeli-modelin-gercek-uygulayicilari-ogretmenler-143</guid>
                <description><![CDATA[MİLLİ MAARİF MODELİ MODELİN GERÇEK UYGULAYICILARI ÖĞRETMENLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, kağıt üzerinde "Bütüncül Şahsiyet Gelişimi" ve "Erdem-Değer-Eylem" gibi iddialı ve yerli bir felsefi zemin sunuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Eğitimin sadece test çözmekten ibaret olmadığı, ahlaki ve beceri temelli bir yaklaşıma evrilmesi gerektiği tezi, pedagojik açıdan kıymetlidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ancak bir eğitim modelinin başarısı, sadece metnin kalitesine değil, o metni sınıfta hayata geçirecek olan </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>"uygulayıcı gücün"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;niteliğine ve elindeki </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>"araçların"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;yerliliğine bağlıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yani uygulayan öğretmenlerin niteliği ile doğru orantılıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Bir "Birlik Kültürü" Mümkün mü?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Modelin en büyük sınavı, öğretmen odalarındaki çok sesli, hatta yer yer kopuk yapıda verilecek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Bugün özellikle ilkokul kademesinde, eğitim fakültesi çıkışlı olmayan; kimyadan veterinerliğe, mühendislikten sosyolojiye kadar çok geniş ve farklı disiplinlerden gelen bir öğretmen profili ile karşı karşıyayız.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bilimsel olarak bir "Maarif Modeli"nin başarılı olabilmesi için, uygulayıcıların ortak bir pedagojik formasyonda ve vizyonda birleşmesi şarttır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Farklı branşlardan gelen ve formasyon süreçleri birbirinden farklı olan bu heterojen yapının, "birlik kültürü" oluşturmadan bu denli köklü bir değişikliği sırtlaması beklemek, temenni ve iyimserlikten öteye geçemez.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Altyapısı ve pedagojik aidiyeti zayıf bir kadroyla, en mükemmel model bile sınıfta "eski alışkanlıkların" kurbanı olma riski taşır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Nitekim modele göre 1. Sınıflar mart nisan döneminde okuma yazmaya geçmesi gerekirken pilot okulda aralık ayında okuma yazmaya geçildi…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>"Milli" Model, "uluslararası" Görsel</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Modelin bir diğer çelişkisi ise dijital içeriklerde karşımıza çıkıyor. "Milli ve yerli" vurgusuyla yola çıkan bir sistemin, öğrencinin en çok vakit geçirdiği dijital platformlarda (EBA vb.) uluslararası stok sitelerinden kopyalanmış videolar ve yabancı figürlerle içerik üretmesi ciddi bir tutarsızlıktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Örneğin, Hayat Bilgisi gibi kimlik inşasının en temel dersine </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>"Nova"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;(Latince: Yıldız/Yeni) gibi yabancı kökenli bir figürle başlamak, modelin kendi içindeki "kültürel bağımsızlık" iddiasıyla çelişir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Eğer model "Milli Maarif" adını taşıyorsa, kullanılan her bir görsel, seçilen her bir isim ve kurgulanan her bir dijital karakter, bu toprakların kodlarını taşımalıdır. Aksi takdirde, modelin ruhu yerli, bedeni (araçları) ise ithal kalacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Eğitimde başarı; müfredat, öğretmen ve materyal üçgeninin uyumuyla gelir.</span></span></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Müfredat:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Yenilenmiş birçok yönden ideal.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Öğretmen:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Farklı disiplinlerden gelen, ortak ideal etrafında henüz kenetlenmemiş bir yapı.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Materyal:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Milli model iddiasına rağmen dijitalde küresel kopyacılıktan kurtulamamış içerikler.</span></span></span></li>
</ol>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bir de bu modeli tanıtan koordinatör öğretmen arkadaşlar var ki her kademe aynı sunumlarla içeriklerle daha çok ta sadece anlatımla geçiştirmektedirler…Katılım ve uygulama örnekleri maalesef sadece teorik bilgiden ibaret kalmıştır…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yani sahadan uygulamadan gelen arkadaşların anlatımı daha etkili olacağı kanaatimizdir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Milli maarif modeli uygulanabilir ideal bir modeldir….</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yalnız eğitimde model ne olursa olsun nitelik, kalite öğretmenin niteliği kadar başarılı olur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Başarılı olması arzumuz isteğimizdir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 10:16:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘’İKTİDAR DEĞİŞİR, ZİHNİYET DEĞİŞMEZSE’’</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/iktidar-degisir-zihniyet-degismezse-142</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/iktidar-degisir-zihniyet-degismezse-142</guid>
                <description><![CDATA[‘’İKTİDAR DEĞİŞİR, ZİHNİYET DEĞİŞMEZSE’’]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Türkiye’de siyaset çoğu zaman projeler üzerinden değil, rövanş duyguları üzerinden konuşuluyor. Son günlerde sosyal medyada dolaşan ve “AK Parti gittikten sonra yapılacaklar” başlığıyla paylaşılan bir liste de bu tartışmanın en çarpıcı örneklerinden biri.</p>

<p>Listeyi okuyunca insan ister istemez şunu soruyor:<br />
Gerçekten bir gelecek tasavvuru mu anlatılıyor, yoksa eski hesapların faturası mı kesilmek isteniyor?</p>

<p>Paylaşılan maddelere bakıyorsunuz…</p>

<p>İmam hatip okullarının kapatılacağı yazılıyor.<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılacağı söyleniyor.<br />
Camilerin devlet bütçesinden pay alamayacağı belirtiliyor.<br />
Din temelli siyasete ağır cezalar getirileceği ifade ediliyor.<br />
Başörtüsünün kamuda yasaklanacağı iddia ediliyor.<br />
Okullarda eğitim müfredatının tamamen değiştirilmesi gerektiği savunuluyor.</p>

<p>Kısacası Türkiye’nin yıllardır tartıştığı bütün ideolojik fay hatları yeniden kazılmak isteniyor.</p>

<p>Ama burada çok önemli bir gerçek var.</p>

<p>Türkiye artık eski Türkiye değil.</p>

<p>Bu ülke 28 Şubat’ın karanlık koridorlarından geçti. Üniversite kapılarında başörtüsü nedeniyle ağlayan genç kızların fotoğrafları hâlâ hafızalarda. İnancı nedeniyle hor görülen insanların hikâyeleri bu toplumun ortak hafızasına kazındı.</p>

<p>Bugün kalkıp yeniden “yasak” konuşmak, topluma gelecek vaat etmek değil; geçmişin hayaletlerini diriltmektir.</p>

<p>Türkiye’de milyonlarca insan çocuğunu imam hatiplerde okutuyor. Aynı şekilde milyonlarca insan da fen liselerinde, meslek liselerinde veya diğer okullarda eğitim alıyor. Birini kapatmayı düşünmek, diğerine ayrıcalık tanımak demektir. Devletin görevi okul kapatmak değil, bütün okulları nitelikli hale getirmektir.</p>

<p>Diyanet meselesi de benzer bir tartışma.<br />
Diyanet’in yapısı, bütçesi, yetkileri elbette tartışılabilir. Eleştirilebilir. Reform yapılabilir. Ama “kaldıracağız” diyerek toplumun büyük bir kesiminin hassasiyetlerini yok saymak, siyaset değil toplumsal gerilim üretmektir.</p>

<p>Aynı şekilde dini siyasete alet etmek nasıl yanlışsa, dini kamusal hayattan tamamen silmeye çalışmak da başka bir uç noktadır.</p>

<p>Türkiye bu iki uç arasında gidip gelmekten çok yoruldu.</p>

<p>Asıl konuşmamız gereken meseleler ise bambaşka.</p>

<p>Bu ülkede gençler üniversite bitiriyor ama iş bulamıyor.<br />
Köyler boşalıyor, tarım kan kaybediyor.<br />
Ekonomi dalgalanıyor, hayat pahalılığı insanları zorluyor.<br />
Adalet ve liyakat tartışmaları toplumun güven duygusunu zedeliyor.</p>

<p>Vatandaşın gerçek gündemi bunlar.</p>

<p>Ama ne yazık ki siyaset bazen bu gerçekleri konuşmak yerine ideolojik cepheler kurmayı tercih ediyor. Çünkü kutuplaşma kolaydır; çözüm üretmek ise zordur.</p>

<p>Türkiye’nin ihtiyacı yeni yasaklar değil.<br />
Yeni düşman listeleri hiç değil.</p>

<p>Bu ülkenin ihtiyacı; özgürlükleri genişleten, liyakati güçlendiren, ekonomiyi büyüten ve toplumu bir arada tutan bir siyaset anlayışıdır.</p>

<p>Devlet kimsenin inancıyla kavga etmemeli.<br />
Ama hiçbir inanç da devletin gücünü arkasına alıp diğerine üstünlük kurmamalı.</p>

<p>Gerçek demokrasi tam da bu dengede başlar.</p>

<p>Bugün sosyal medyada dolaşan bu tür listeler bize şunu gösteriyor: Türkiye’de iktidar tartışması kadar zihniyet tartışması da devam ediyor.</p>

<p>Çünkü mesele sadece kimin yöneteceği değil.</p>

<p>Mesele şu:<br />
Bu ülkeyi rövanş duygusuyla mı yöneteceğiz,<br />
yoksa ortak akılla mı?</p>

<p>Türkiye’nin kaderi işte bu sorunun cevabında gizli.</p>

<p>İktidarlar değişir.<br />
Sandıklar kurulur, sonuçlar açıklanır.</p>

<p>Ama eğer zihniyet değişmezse, kavga hep aynı yerde kalır.</p>

<p>Ve bu ülke yıllarca aynı tartışmaların etrafında dönüp durur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:59:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>4. MİLLİMİZ</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/4-millimiz-141</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/4-millimiz-141</guid>
                <description><![CDATA[4. MİLLİMİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Milli eğitim, milli savunma, milli piyangodan sonra milli maarif modeli dördüncü milli kelimesi kullanılan bir modelimiz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Milli eğitim bakanlığı, olabilir olmalı, milli savunma bakanlığı olmazsa olmazımız, millî piyango ne yahu anlayan beri gelsin…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Kumara alıştırma umuda pranga önce devlet eliyle sonra adı hala daha milli piyango olan sanal yasal kumar bence olmamalı. </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu günkü konumuz milli olan maarif modeli, yani milli maarif modeli …</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Taraf Yazılarının Ortak Noktaları</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Modeli savunanlar, genellikle sistemin </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>yerli, milli ve bütüncül</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;yapısına vurgu yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bütüncül Şahsiyet Gelişimi:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Eğitimin sadece akademik başarıdan (test çözmekten) ibaret olmadığı, öğrencinin ahlaki, duygusal ve fiziksel olarak bir bütün halinde yetiştirilmesinin hedeflendiği savunuluyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sadeleştirilmiş Müfredat:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Bilgi yığınının azaltıldığı, "az ama öz" öğrenme yaklaşımıyla öğrencilerin üzerindeki yükün hafifletildiği belirtiliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Beceri Temelli Yaklaşım:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Bilginin ezberlenmesi yerine, beceriye dönüştürülmesini amaçlayan "Erdem-Değer-Eylem" çerçevesi olumlu karşılanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Milli Kimlik Vurgusu:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Müfredatın batı merkezli bir bakış açısı yerine, Türkiye'nin kendi kültürel ve tarihi değerlerini merkeze alan bir yapıda olması "kültürel bağımsızlık" olarak nitelendiriliyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Muhalif Yazıların Ortak Noktaları</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eleştiriler genellikle modelin </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>hazırlanış süreci, ideolojik altyapısı ve bilimsel niteliği</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;üzerinde yoğunlaşıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Katılımcılık Eksikliği:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Eğitim sendikaları ve bazı sivil toplum kuruluşları, modelin kapalı kapılar ardında hazırlandığını ve yeterince paydaş görüşü alınmadığını savunuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Laiklik ve Bilimsellik Kaygıları:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Eleştirel yazılarda, "manevi değerler" vurgusunun pozitif bilimlerin önüne geçebileceği ve eğitimin dinsel bir içeriğe evrildiği endişesi dile getiriliyor. Özellikle biyoloji müfredatındaki bazı değişiklikler (evrim teorisinin yer almaması gibi) bu noktada sıkça örnek gösteriliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>İdeolojik Terminoloji:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;"Maarif" ve "Fıtrat" gibi kavramların kullanılması, Cumhuriyetin modernleşme hedeflerinden ve evrensel eğitim normlarından bir kopuş olarak yorumlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Uygulama Zorlukları:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Öğretmenlerin bu yeni ve karmaşık modele yeterince hazırlanmadığı, fiziksel altyapının bu köklü değişimi kaldırmayacağı yönünde çekinceler mevcut.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Uygulamadaki zorlukları bir sonraki yazıya bırakalım….</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Mübarek Ramazan ayının son günlerini idrak ederken, bu Cuma günü kavuşacağımız Ramazan Bayramı’nın; başta aziz şehrimiz Elazığ ve kıymetli hemşehrilerim olmak üzere, milletimize ve tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bayramın; kırgınlıkların unutulduğu, gönüllerin birleştiği, sevgi ve kardeşliğin güçlendiği güzel günlere vesile olmasını temenni ediyor; tüm insanlık için barış ve esenlik dolu bir dünya diliyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Ramazan Bayramınız mübarek olsun.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Kalın sağlıcakla.</strong></span></span></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:59:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NELER OLUYOR HAYATTA?</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/neler-oluyor-hayatta-140</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/neler-oluyor-hayatta-140</guid>
                <description><![CDATA[NELER OLUYOR HAYATTA?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Bazen düşünürken garip, bir o kadar da deli sorular geliyor insanın aklına</p>

<p>“İnsanlara gerçekten neler oluyor?” diye.</p>

<p>Çünkü bir tarafta herkes fakirlikten şikâyet ediyor,<br />
diğer tarafta şehirde park yeri bulamıyorsun.</p>

<p>Herkes “Geçinemiyoruz” diyor…<br />
Ama düğünler hâlâ Alis harikalar diyarında.</p>

<p>Herkes “Ekonomi kötü” diyor…<br />
Ama telefonlar son model, arabalar sıfır. Lüks, lüksümüz oldu.!&nbsp;</p>

<p>Elazığ’da da aynı, Anadolu’nun her yerinde de aynı.</p>

<p>Eskiden fakirlik vardı ama utanma da vardı.<br />
Şimdi zenginlik var gibi görünüyor ama huzur yok.</p>

<p>Bakın etrafa…</p>

<p>Sanki büyük bir tiyatronun içindeyiz.</p>

<p>Gerçek hayat başka…<br />
Gösterilen hayat bambaşka.</p>

<p>Kahvede oturan adamın cebinde para yok ama elinde son model telefon var.<br />
Gençlerin çoğunun işi yok ama herkes lüks hayat konuşuyor.<br />
İnsanlar borçla yaşıyor ama sosyal medyada sanki herkes milyoner.</p>

<p>Elektrik faturasından şikâyet ediyor,<br />
sonra arabasına binip iki kilometrelik yere araçla gidiyor.</p>

<p>Bir tarafta emekli maaşını hesaplayan insanlar var.<br />
Diğer tarafta üç günlük tatili “yaşam tarzı” diye pazarlayan bir dünya.</p>

<p>En ilginç olanı ise şu:</p>

<p>Kimse fakir olduğunu kabul etmiyor.</p>

<p>Herkes iyi olduğunu söylüyor,<br />
ama herkes şikayet ediyor.</p>

<p>Herkes geçinemediğini söylüyor,<br />
ama kimse tüketmekten vazgeçmiyor.</p>

<p>Bir garip denklemin içindeyiz.</p>

<p>Eskiden insanlar kazandığını harcardı.<br />
Şimdi insanlar harcamak için kazanmaya çalışıyor.</p>

<p>Sanki bir şeyler ters gidiyor…<br />
Ama kimse bunun adını koymuyor.</p>

<p>Biz aslında yavaş yavaş şikâyet etmeyi alışkanlık haline getirdik.</p>

<p>Çünkü şikâyet etmek kolay.</p>

<p>Sorumluluk almak zor.</p>

<p>Bir köy düşünün…<br />
Gençler şehre gitmek için fırsat kolluyor.<br />
Şehirdekiler ise “köy hayatı ne güzel” diye sosyal medyada video izliyor.</p>

<p>Kimse olduğu yerde mutlu değil.</p>

<p>Köyde olan şehir istiyor.<br />
Şehirde olan köy istiyor.</p>

<p>Ama kimse bulunduğu yere sahip çıkmak istemiyor.</p>

<p>İşte Anadolu’nun en sessiz krizi tam da burada başlıyor.</p>

<p>Toprak duruyor…<br />
Köyler duruyor…<br />
Evler duruyor…</p>

<p>Ama insanlar yerinde duramıyor.</p>

<p>Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor.</p>

<p>Nereye?</p>

<p>Kimse bilmiyor.</p>

<p>Eskiden Anadolu’da fakirlik vardı ama üretim vardı.<br />
İnsanlar tarlasına gider, hayvanına bakar, akşam yorgun ama huzurlu dönerdi.</p>

<p>Şimdi üretim azalıyor…<br />
Ama şikâyet artıyor.</p>

<p>Ve belki de asıl ters köşe gerçek tam burada saklı:</p>

<p>Belki de mesele sadece ekonomi değil.</p>

<p>Belki de Anadolu’nun asıl problemi fakirlik değil.</p>

<p>Belki de asıl problem şu:</p>

<p>Biz üretmeyi bırakıp konuşmayı çoğalttık.</p>

<p>Toprak aynı toprak…<br />
Güneş aynı güneş…<br />
Yağmur hâlâ yağıyor.</p>

<p>Ama tarlaya giden insan sayısı azalıyor.</p>

<p>Sonra da dönüp soruyoruz:</p>

<p>“Bu memlekette neler oluyor?”</p>

<p>Aslında cevap çok uzak değil.</p>

<p>Belki de memlekette hiçbir şey olmuyor…</p>

<p>Sadece biz, eskiden yaptığımız şeyleri artık yapmıyoruz.&nbsp;</p>

<p>Peki;&nbsp;<br />
bilen var mı.?</p>

<p>Neler oluyor hayatta.?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 09:45:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MAARİFİN KALBİNDE RAMAZAN</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/maarifin-kalbinde-ramazan-139</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/maarifin-kalbinde-ramazan-139</guid>
                <description><![CDATA[MAARİFİN KALBİNDE RAMAZAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu yıl okullarda gerçekleştirilen Ramazan etkinlikleri, öğrenciler ve veliler tarafından gerçekten içselleştirildi. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gösterişten uzak, samimi ve vakur bir dayanışma örneği ortaya çıktı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Çocukların, ihtiyaç olsun ya da olmasın arkadaşlarına içlerinden gelerek küçük hediyeler sunmaları, bunu da gizlilik ve nezaket içinde yapmaları </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ramazan’ın ruhunu en güzel şekilde yansıttı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Bu tablo, maarifin kalbinde sadece bilgi değil; merhamet, edep ve paylaşma kültürünün de yeşerdiğini gösterdi. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Özel Eğitimde "İyi Uygulamalar" ve Elazığ’ın Eksik Sayfası</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Millî Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>"Özel Eğitimde Mesleki İyi Uygulamalar"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;kitabını büyük bir dikkat ve hayranlıkla inceledim. Aralık 2024 basımlı bu eser; Konya’dan İzmir’e, gastronomiden otomotive, dijital animasyondan mantar yetiştiriciliğine kadar özel çocuklarımızın imza attığı muazzam başarı hikâyelerini bir araya getirmiş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kitabın sayfalarını çevirirken; "Mutlu Kafe"lerden "Özel Çocuklar Radyosu"na, uluslararası iş gücü platformlarından tekstil atölyelerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, engellerin nasıl üretimle aşıldığını görüyorsunuz. Ancak içeriği heyecanla tararken gözlerim ister istemez bir ismi aradı: </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Elazığ.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Maalesef bu kıymetli başarı külliyatında aziz şehrimiz Elazığ’dan tek bir projeye, tek bir "iyi uygulama" örneğine rastlayamadım. Küçük bir araştırma yapınca şehrimizde Özel Eğitim Meslek Liselerimizin var olduğunu gördüm. Peki, potansiyeli yüksek bu okullarımızdan neden bir başarı hikâyesi bu ulusal yayına giremedi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu tabloyu görmek, şehrim ve o özel evlatlarımız adına beni derinden üzdü. Bu sadece bir temsil meselesi değil, aynı zamanda bir motivasyon ve vizyon meselesidir. Diğer illerimizdeki özel çocuklarımız dijital dünyayla buluşup, "Türkiye’nin En Büyük Karekodu"nu oluştururken; bizim çocuklarımızın da benzer, hatta daha ileri düzeydeki başarılarla o sayfalarda yer alması en büyük hakkıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu bir eksikliktir, evet. Ancak bu eksikliği bir "eylem çağrısı" olarak kabul etmeliyiz. Elazığ’ın eğitim camiası, idarecileri ve biz öğretmenleri olarak; bir sonraki seçkide Elazığ’ın adını gururla yazdıracak o "iyi hikâyeyi" şimdiden inşa etmeye başlamalıyız.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Özel çocuklarımızın elinden tutulduğunda neler başarabileceklerini biliyoruz. Umarım çok yakın bir gelecekte, bu tür yayınlarda bizim çocuklarımızın da emeği, alın teri ve başarı hikâyeleri başköşede yer alır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kalın sağlıcakla.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 09:43:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>OKULLARDA GÜVENLİK</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/okullarda-guvenlik-138</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/okullarda-guvenlik-138</guid>
                <description><![CDATA[OKULLARDA GÜVENLİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Öğretmenin Ölümü, Geleceğin İnfazıdır</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İstanbul’da bir öğretmen, öğrencisi tarafından öldürüldü…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir cümle.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Soğuk.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kısa.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ama bir ülkenin eğitim hafızasına saplanan uzun bir bıçak gibi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eskiden “öğretmene saldırı” haber olurdu.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sonra darp sıradanlaştı.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ardından tehditler…</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Şimdi ölüm.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">En tehlikelisi ne biliyor musunuz?</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Alışmak.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Normalleşmek.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir öğretmenin ölümü sadece bir can kaybı değildir.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">O sınıfta sönen ışık, bir neslin umut damarlarından birinin kopmasıdır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Okullar devlet kurumudur.</span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kamusal alandır.</span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Tapu müdürlüğüne girerken güvenlikten geçersiniz.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Adliyeye girerken aranırsınız.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hastanelerin her kapısında güvenlik vardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Peki, içinde yüzlerce çocuk ve onlarca öğretmen bulunan okullarda neden yok?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Devlet, en kıymetli sermayesi olan evlatlarını emanet ettiği mekânlarda neden güvenlik bariyerini “fazla” görür?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Güvenlik, üniversitelerde bile varken; ilk ve orta öğretimde neden yok?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir öğretmenin can güvenliği, hangi mevzuat maddesinin dipnotuna sıkıştırılmıştır?</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Eğitimin Ritmi Nerede Kayboldu?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Milli Eğitim Bakanlığı’nın hayata geçirdiği 4+4+4 sistemi, belki iyi niyetle tasarlandı; ama sahada öğretmenliğin ruhunu törpüledi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim bir süreçtir.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sabırdır.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Otoritedir.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Emektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün ise eğitim, çoğu yerde bir “vakit doldurma” düzenine dönüşmüş durumda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Okumak istemeyen öğrenci sistemin içinde tutuluyor.</span></span></strong><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Devamsızlık yaptırımı etkisiz.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sınıfta kalma neredeyse sembolik.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmenin “geçemezsin” dediği öğrenciyi sistem “geçiriyorsa”, orada öğretmenin akademik otoritesi bitmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">O zaman okul, eğitim kurumu değil; noterliktir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Başarısızlıkla yüzleşmeyen nesil, sorumlulukla da yüzleşmez.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Disiplinsizliğe tolerans gösteren sistem, şiddeti de normalleştirir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Öğretmenin Elinden Yetki Alınırsa…</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmenin akademik otoritesi elinden alınmış,</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Disiplin mekanizması zayıflatılmış,</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Mevzuat, suça meyilli profili korur hale gelmişse…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">O sınıfta korku başlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmen tahtaya değil, kapıya bakarak ders anlatıyorsa;</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">O ülkede eğitim alarm veriyor demektir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sendikal Sessizlik</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim-Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-Sen… Sen… Sen… Senler…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmenin ölümü sadece biyolojik değildir.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Mesleki heyecanının, itibarının ve cesaretinin de öldürülmesidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sendikalar, öğretmenin ekonomik haklarını savunmak kadar;</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sınıftaki can güvenliğini, disiplin mevzuatını, liyakati de savunmak zorundadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Koltuk hesapları, siyasi angajmanlar, mülakat tartışmaları arasında kaybolan bir gerçek var:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmen sınıfta yalnız bırakıldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Taziye ziyaretinde en önde saf tutmak kolaydır.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Zor olan, risk almaktır.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Zor olan, yapısal reform için ısrar etmektir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Artık Taziye Değil, Reform</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim sistemi;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Disiplinsizliğe tolerans gösteremez.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Başarısızlığı görmezden gelemez.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Güvenlik riskini “oldu-bitti” diyerek geçiştiremez.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Okul korku değil, güven ortamı olmalıdır.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmen yalnız değil, devlet güvencesinde olmalıdır.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Başarı formalite değil, gerçek ölçümle belirlenmelidir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ve şimdi içimizi yakan o cümle:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Affet bizi öğretmenim…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Seni birkaç gün konuşacağız.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sosyal medyada “şiddete hayır” yazacağız.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir iki panel düzenleyeceğiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sonra…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Seni öldüren sebeplerle uğraşmayacağız.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sistemin açıklarını kapatmayacağız.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Mevzuatı değiştirmeyeceğiz.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sınıfta kalmayı geri getirmeyeceğiz.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Disiplini yeniden inşa etmeyeceğiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Unutacağız.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Asıl korkutucu olan ölüm değil, unutmak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmenin ölümü; Bir insanın değil, bir geleceğin infazıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 12:54:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRAFİKTE CAN MI, CÜZDAN MI?</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/trafikte-can-mi-cuzdan-mi-137</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/trafikte-can-mi-cuzdan-mi-137</guid>
                <description><![CDATA[TRAFİKTE CAN MI, CÜZDAN MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Trafik dediğimiz şey aslında sadece direksiyon, yol, araç ve kurallar değildir…<br />
Trafik; sabırdır, saygıdır, vicdandır.<br />
Bir de işin acı tarafı var: Trafik bazen bir anlık öfkenin, bazen bir saniyelik dalgınlığın, bazen de “ben geçerim” kibirinin adıdır.</p>

<p>Türkiye’de yıllardır aynı cümleyi duyuyoruz:<br />
“Trafikte tedbir hayat kurtarır.”<br />
Bu cümle doğru. Hem de tartışmasız doğru.</p>

<p>Ama şimdi yeni çıkan trafik düzenlemesiyle birlikte toplumda başka bir cümle daha dolaşmaya başladı:<br />
“Tedbir tamam da… bu iş biraz cep yakacak.”</p>

<p>İşte mesele tam da burada başlıyor.</p>

<p>Kurallar Sert Olmalı mı? Evet.</p>

<p>Önce hakkı teslim edelim.</p>

<p>Makas atan, drift yapan, emniyet şeridini babasının tarlası sanan, kırmızı ışığı “tavsiyeye” çeviren, telefonla mesajlaşarak araba kullanan bir sürücü…<br />
Sadece kendi canını değil, hepimizin canını tehlikeye atıyor.</p>

<p>Bu insanlara “aman canım bir daha yapma” demekle olmuyor.<br />
Çünkü bazıları gerçekten anlamıyor.<br />
Bazıları anlıyor ama umursamıyor.<br />
Bazıları ise “ceza da yesem yine yaparım” kafasında.</p>

<p>O yüzden bu tip ağır ihlallere ağır ceza gelmesi, vicdanen de mantıken de doğru.</p>

<p>Ama… Ceza Adalet mi, Ceza Ekonomi mi?</p>

<p>Gelelim işin tartışmalı tarafına…</p>

<p>Yeni düzenleme cezaları öyle bir noktaya taşıyor ki artık ceza, bir sürücüye “ders” olmaktan çıkıp aile bütçesini yıkan bir felakete dönüşüyor.</p>

<p>Bir insan düşünün;<br />
Çocuğunu okula götürüyor, işe gidiyor, hastasını hastaneye yetiştiriyor…<br />
Bir anlık dikkatsizlik yapıyor.<br />
Bir tabela görmüyor.<br />
Bir hız sınırını fark etmiyor.</p>

<p>Evet, hata yapıyor.<br />
Ceza yesin.<br />
Ama ceza öyle bir geliyor ki, adamın bir aylık maaşı gidiyor.&nbsp;</p>

<p>Güvenlik, yoksulu ezerek sağlanmaz.!</p>

<p>İşte burada insanın aklına şu soru düşüyor:</p>

<p>Biz bu cezaları gerçekten can kurtarmak için mi artırıyoruz, yoksa bütçeyi kurtarmak için mi?</p>

<p>Çünkü toplumun büyük kısmı şunu hissediyor:<br />
“Trafik artık güvenlik meselesi değil, tahsilat meselesi oldu.”</p>

<p>Bu hissiyat bile başlı başına tehlikeli.</p>

<p>Devletin Görevi Sadece Ceza Kesmek Değildir</p>

<p>Trafikte güvenliği sağlamak sadece “ceza artırmak” değildir.</p>

<p>Asıl güvenlik şunlarla olur:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yolların düzeltilmesi<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tabelaların doğru yerleştirilmesi<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aydınlatma yapılması<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sürücü eğitimlerinin gerçekten verilmesi<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ehliyetin ciddi bir süreç haline getirilmesi<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Denetimin adil yapılması</p>

<p>Çünkü bir ülkede insanlar kurala uymuyorsa, önce şunu sormak gerekir:<br />
Kural mı eksik, eğitim mi eksik, yol mu eksik, denetim mi eksik?</p>

<p>Hepsi eksikse, ceza tek başına mucize yaratmaz.</p>

<p>Trafik Terörüyle Mücadele Şart… Ama Vicdan da Şart</p>

<p>Yeni trafik kanunu bazı yönleriyle doğru bir adım.</p>

<p>Özellikle:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;makas atanlar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;alkollü araç kullananlar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;aşırı hız yapanlar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;telefonla araba kullananlar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;drift yapanlar</p>

<p>Bu insanlara ağır ceza gelmesi, toplumun can güvenliği için şart.</p>

<p>Ama diğer taraftan, cezaların “insan hayatını düzeltmek” yerine “insanın hayatını bitirmek” noktasına gelmesi de ayrı bir problem.</p>

<p>Çünkü ceza, adaletle birleşmezse…<br />
Kural, saygı doğurmaz.<br />
Sadece korku doğurur.</p>

<p>Ve korkuyla yönetilen trafik, bir süre sonra daha fazla stres, daha fazla öfke, daha fazla kavga üretir.</p>

<p>Trafikte tedbir hayat kurtarır, evet.</p>

<p>Ama unutmayalım:<br />
Adalet de hayat kurtarır.</p>

<p>Cezalar elbette caydırıcı olmalı.<br />
Ama vatandaşın cebini değil, vicdanını hedef almalı.</p>

<p>Çünkü trafik, sadece direksiyon başında değil…<br />
Bir ülkenin ahlakında ve adalet duygusunda da yazılır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 13:53:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GAZETEMİZ BİR YAŞINI DOLDURDU</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/gazetemiz-bir-yasini-doldurdu-136</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/gazetemiz-bir-yasini-doldurdu-136</guid>
                <description><![CDATA[GAZETEMİZ BİR YAŞINI DOLDURDU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Manşet23’ün 1. Yılı Kutlu Olsun</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yaşı biri tecrübesi otuz yılı aşan bir gazete…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hakikatin izinde, ilkeli duruşundan taviz vermeden, tarafsız, özgür ve bağımsız yayın anlayışıyla bir yılı geride bırakan gazetemiz Manşet23’ü gönülden tebrik ediyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir yıl boyunca sadece haber vermekle kalmayıp; vicdanın, adaletin ve milletin sesi olmayı başaran Manşet23, kalemini hiçbir gücün gölgesine bırakmadan yoluna devam etmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Basın; sorumluluktur, cesarettir, emanettir. Milletin emanetidir. Bu emaneti onurla taşıyan tüm emek sahiplerine teşekkür ediyor; ilkeli yayın çizgisinden sapmadan nice başarılı, güçlü ve aydınlık yıllar diliyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Nice yıllara Manşet23!</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">GAVUR AŞIKLARI VE COĞRAFYANIN KANLI KADERİ</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu topraklar yüzyıllardır çok ihanet, çok şerefsizlik gördü. Vatanını üç kuruşa satanları, işgalci postalı altında "at yerine arabaya koşulan" bedbahtları gördü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Düşman namusuzu, taciz ve tecavüz ederken, işgalciyle kadeh tokuşturan işbirlikçileri bağrında taşıdı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ramazan, bayram, kutsal demeden bayram sabahları kurulan idam sehpalarını, haksız yere dökülen kanları gördü...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Fakat ne yazık ki tarih, ders almayanlar için tekerrürden ibaret kaldı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Koltuk Hırsı ve Kardeş Kanı</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kendi küçük saltanatlarını koruma derdine düşenler, sıranın bir gün kendilerine geleceğini bile bile, aynı kıbleye döndüğü din kardeşinin vurulmasına razı oldular.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Kimi hunharca katledildi, kimi mezhep ve meşrep kavgalarıyla bölündü; sonuçta bu coğrafya hep bir kan gölüne dönüştürüldü. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Silah satın alarak güç gösterisi yaptıklarını sananlar, maketlerle ve videolarla halkı uyutanlar, düşman kapıya dayandığında "Anya’yı Konya’yı" acı bir tecrübeyle öğrendiler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İçimizdeki Lavrenslar..Ondan bundan medet umanlar. Bizi yalnız bıraktınız diyenler…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Dün Roma ile işbirliği yapanlar, bugün emperyalizmin yeni sahiplerine diz çöküyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Topal Mollalar, Lavrenslar, Reşit Paşalar bu topraklarda cirit atarken, ateşi de odunu da yine bizden temin ettiler. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kendi öz kaynaklarımızı, yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi sömürenler; Ömer Muhtarları, Abdülhamidleri, Ziya-ül Hakları, Ebulfeyz Elçibeyleri ve Muhsin Yazıcıoğullarını yine kendi içimizden devşirdikleri hainlerin elleriyle yok ettiler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sıra Kimde?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İran’dan sonra sıranın kimde olduğunu anlamak için kâhin olmaya gerek yok. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sıra, kim başını kaldırıp emperyalizme "dur" diyecekse ondadır. Sıra, çocuk eti yiyen canilerin çarkına çomak sokmaya niyetlenen her onurlu yürektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğer biz, içimizdeki "Gâvur Aşıklarını" tanımaz ve birliğimizi tesis edemezsek; bu Ortadoğu kazanında bizi daha çok yakacaklar demektir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Celladına âşık olanın sonu, her zaman hazin olmuştur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla...</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 13:51:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EĞİTİM KURUMLARINDA ÜCRET GERÇEĞİ  UCUZ İŞGÜCÜ ÇÖZÜM MÜ?</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/egitim-kurumlarinda-ucret-gercegi-ucuz-isgucu-cozum-mu-135</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/egitim-kurumlarinda-ucret-gercegi-ucuz-isgucu-cozum-mu-135</guid>
                <description><![CDATA[EĞİTİM KURUMLARINDA ÜCRET GERÇEĞİ  UCUZ İŞGÜCÜ ÇÖZÜM MÜ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">sunuluyor. Özellikle İŞKUR üzerinden okullara gönderilen personel için “hem istihdam sağlanıyor hem ihtiyaç karşılanıyor” deniliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ancak meseleye ücret ve çalışma koşulları açısından bakıldığında tablo farklı görünüyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Haftada üç ya da beş gün çalışan personel 8–10 bin lira bandında gelir elde ediyor. Çoğu zaman yalnızca sağlık güvencesi kapsamında sigortalanıyor. Prim birikimi sınırlı, iş güvencesi yok, sözleşme bittiğinde işsizlik maaşı yok.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Bu model gerçekten işsizliği mi azaltıyor, yoksa geçici ve düşük maliyetli bir işgücü havuzu mu oluşturuyor?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Ucuz İstihdamın Eğitime Nasıl Yansır</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Okullar tam zamanlı açık. Özellikle ikili eğitim yapan kurumlarda bina neredeyse gün boyu kullanılıyor. Buna rağmen temizlik personelinin yarı zamanlı ve düşük ücretli çalıştırılması, hizmet kalitesini doğrudan etkiliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Düşük ücret şu sonuçları doğuruyor:Eğitim kurumlarında son yıllarda uygulanan istihdam modeli “işsizliğe çözüm” olarak </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İşe bağlılık azalıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Personel sirkülasyonu artıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Tecrübeli çalışan sistemde kalmıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kurum kültürü oluşmuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İşsizliği azaltmak adına kurulan model, aslında istikrarlı istihdam üretmiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Geçici sözleşmelerle rakamlar düşürülüyor; fakat insanlar kalıcı bir geçim kaynağına kavuşamıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Özel Kurs ve Dershanelerde Ücret Gerçeği</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Benzer tablo özel eğitim kurumlarında da görülüyor. Öğretmenler haftanın altı günü 10–15 bin lira aralığında çalışabiliyor. Resmî kayıtlarda asgari ücret gösterilip kalan kısmın elden verilmesi, eksik sigorta yatırılması gibi uygulamalar hâlâ konuşuluyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Denetim mekanizması güçlü olmayınca düşük ücret politikası normalleşiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim gibi nitelik ve süreklilik gerektiren bir alanda, çalışanı güvencesiz ve düşük ücretli tutarak kalite beklemek gerçekçi değil. Konuyu sürekli gündem &nbsp;de tutmaya çalışacağız..</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>İşsizliğe Gerçek Çözüm Nasıl Olur?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğer amaç gerçekten işsizliği azaltmaksa:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Okullara kadrolu ve tam zamanlı personel alımı yapılmalı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ücretler insanca yaşam standardına uygun olmalı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sigorta ve primler eksiksiz yatırılmalı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Geçici değil sürdürülebilir istihdam modeli kurulmalı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Milli Eğitim Bakanlığı bütçe planlamasını geçici çözümler yerine uzun vadeli kadro politikası üzerine kurmalı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çünkü düşük ücretli, güvencesiz model işsizliği bitirmez; yalnızca görünür rakamları geçici olarak düzenler. İnsanlara gerçek istihdam değil, geçici meşguliyet sunar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Unutulmamalıdır:</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim kurumunda emeğin değeri düşerse, eğitimin değeri de düşer.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İşsizliği azaltmanın yolu ucuz işgücü değil, nitelikli ve güvenceli istihdamdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ve en önemlisi Finlandiya eğitim bakanının dediği gibi </span></span><strong><u><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><u>eğitim ve sağlık ticaret işi değildir</u></span></span></u></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;mutlaka devletleştirilmelidir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu anlayış, yalnızca pedagojik bir tercih değil; sosyal adaletin temel şartıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim ve sağlık anayasal haktır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğer bu iki alan tamamen kamusal sorumluluk çerçevesinde yürütülmezse, gelir düzeyine göre şekillenen bir sistem ortaya çıkar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Parası olanın daha nitelikli eğitime ve sağlığa eriştiği, olmayanın ise asgari imkânlara razı olduğu bir yapı oluşur.</span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Bu da fırsat eşitliğini zedeler, sosyal adaletsizliği derinleştirir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Özellikle temel eğitim — ilkokul ve ortaokul dönemi — kesinlikle kamusal güvence altında olmalıdır. Çünkü bu yaş aralığı, bireyin kişiliğinin, değer dünyasının ve kimliğinin şekillendiği en kritik dönemdir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu süreçte oluşan eksikliklerin telafisi çoğu zaman mümkün değildir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Temel eğitim piyasaya bırakılacak bir alan değil, toplumun geleceğini inşa eden asli kamusal görevdir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir ülke çocuklarını neye emanet ediyorsa, yarınını da ona teslim etmiş demektir.</span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 14:53:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akraba Akrep Gibi Mi?</title>
                <category>Aylin Solmaz</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/akraba-akrep-gibi-mi-134</link>
                <author>aylin.so2362@gmail.com (Aylin Solmaz)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/akraba-akrep-gibi-mi-134</guid>
                <description><![CDATA[Akraba Akrep Gibi Mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
“Akraba akrep gibi mi?” sorusu, kulağa fazla dramatik gelebilir; ama akrep metaforu, ilişkilerin bazen zehirli olabileceğini düşündürür.</p>

<p>Akrep, doğasında yalnız ve dikkatli bir canlıdır. Tehlike hissettiğinde hemen savunmaya geçer. Benzer şekilde bazı akrabalar da, kendi çıkarları söz konusu olduğunda, sıradan bir çatışmada bile beklenmedik şekilde keskinleşebilir.&nbsp; Eski bir kırgınlık, uzun süredir biriktirilmiş sessiz öfke… Bunlar bir araya geldiğinde, aile bağı bile zehirli bir dokunuşa dönüşebilir.</p>

<p>Elbette her akraba akrep değildir. Aile bağları, samimiyet, şefkat ve güvenle de örülebilir. Fakat aile ilişkilerinde dikkatli olmakta fayda vardır. Sınır koymak, kişisel alanı korumak ve kendi ruhsal kaynaklarımızı tüketmemek önemlidir. Akrep metaforu burada sadece kötülük ya da ihanetin sembolü değil; aynı zamanda uyarı işareti, farkındalık çağrısıdır. Bazen, sessiz kalan bir akrabanın davranışı bize direkt bir tehdit oluşturmasa da, kendi iç dengemizi korumak için bir adım geri atmak gerekebilir.</p>

<p>Belki de en doğru bakış açısı şudur: Aileyi, akrepler ve kelebeklerin bir arada olduğu bir bahçe gibi görmek gerekir. Kimisi zararsız ve güzel, kimisi ise dikkat edilmesi gereken bir canlıdır. Farkı bilmek, hem kendimizi korumak hem de sağlıklı ilişkiler sürdürmek için elzemdir. Bu farkındalık, öfkeyi ve kırgınlığı beslemek yerine, hangi ilişkiye enerji yatıracağımızı bilinçli olarak seçmemize yardımcı olur.</p>

<p>Unutmayalım ki akrepler gibi davranan bir akraba, çoğu zaman sadece kendi korkusunu, güvensizliğini veya korunma içgüdüsünü yansıtır. Onu değiştiremeyiz ama kendi sınırlarımızı çizebilir, zehri üzerimize bulaştırmadan yaşamımızı sürdürebiliriz. Ayrıca, kelebek gibi olan akrabalarımıza değer vermek ve ilişkileri beslemek de aynı derecede önemlidir; çünkü sevgi ve güven, aileyi sağlam tutan temel unsurlardır.</p>

<p>Sonuç olarak, aile bazen akrep gibi olabilir; ama biz, kendi bahçemizde hem akreplerden korunmayı hem de kelebekleri beslemeyi öğrenebiliriz. Bu süreç, sabır, dikkat ve bazen de mesafe gerektirse de,&nbsp; sağlıklı ilişkiler kurmak için vazgeçilmezdir. Akreplerin varlığı, bahçemizi gölgeleyebilir; ama kelebekleri beslemeyi bildiğimiz sürece, bahçemiz hâlâ yaşam dolu ve umut verici olabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 15:49:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/02/aylin-solmaz-1770109573.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAKİKAT BAZEN BİR YABANCIDIR</title>
                <category>CİHAN BERDİBEK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/hakikat-bazen-bir-yabancidir-133</link>
                <author>cihanberdibek23@gmail.com (CİHAN BERDİBEK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/hakikat-bazen-bir-yabancidir-133</guid>
                <description><![CDATA[HAKİKAT BAZEN BİR YABANCIDIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Hepimiz hayatımızda bir noktada "hakikat rahatsız eder" sözünü duymuşuzdur. Belki de bizzat deneyimlemişizdir. Peki, bu neden böyle? Neden bazen en saf, en çıplak gerçek, bizi en çok rahatsız eden, en çok kaçındığımız şey haline gelir? Bu, insanın doğasında var olan bir çelişki mi, yoksa toplumsal bir dayatma mı? &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Öncelikle, hakikatin kendisi karmaşık bir yapıya sahip. Saf bir bilginin ötesinde, hakikat genellikle sonuçlar doğurur. Bir hakikati öğrenmek, mevcut algılarımızı, inançlarımızı, hatta kimliğimizi bile sarsabilir. Örneğin, uzun yıllar inandığımız bir şeyin aslında doğru olmadığını öğrendiğimizde, bu sadece bir bilgi kaybı değil, aynı zamanda bir "benlik" kaybı hissi de yaratabilir. Bu kayıp hissi, doğal olarak bir direnç ve rahatsızlık doğurur. Kendimizi yeniden tanımlamak, dünyayı yeniden anlamlandırmak zorlu bir süreçtir ve çoğumuz bu zorluğa girmek yerine, rahatsız edici hakikati görmezden gelmeyi tercih ederiz. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Bir de madalyonun diğer yüzü var: Hakikati dile getirmenin bedeli. Özellikle toplumsal normların, kalıplaşmış düşüncelerin veya güçlü otoritelerin olduğu ortamlarda, hakikati söylemek bizi yalnızlaştırabilir, dışlanmamıza neden olabilir, hatta tehlikeye atabilir. Tarih boyunca hakikati söyleyenler, "deli", "asi", "hain" olarak yaftalanmışlardır. Bu durum, insanların hakikatten kaçınmasının sadece kişisel bir tercih değil, aynı zamanda bir hayatta kalma mekanizması olduğunu da gösteriyor. Konfor alanımızdan çıkmak, başkalarının da konfor alanını bozmak anlamına gelebilir ve bu da kaçınılmaz olarak bir çatışma yaratır. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Peki, bu rahatsız edici hakikatle nasıl başa çıkabiliriz? Belki de ilk adım, hakikati bir düşman olarak değil, bir yol gösterici olarak görmeye çalışmaktır. Hakikat, bizi yanılgılarımızdan kurtarır, bizi daha gerçekçi ve sağlam temeller üzerine inşa edilmiş bir yaşama yönlendirir. Elbette bu, acısız bir süreç olmayacaktır. Belki de acı, hakikatin tadı tuzudur. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Bir diğer önemli nokta, hakikatin farklı boyutları olduğunu kabullenmektir. Bir olayın veya durumun tek bir "mutlak" hakikati olmayabilir. Farklı bakış açıları, deneyimler ve yorumlar aynı olayın farklı yüzlerini aydınlatabilir. Bu çeşitliliği kucaklamak, tek bir hakikate saplanıp kalmamızı engeller ve daha esnek bir düşünce yapısı geliştiririz. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Son olarak, hakikatin rahatsız edici olmasının bir nedeni de, onu dile getirenlerin genellikle sevimsiz bir tavırla yaklaşmasıdır. Hakikati bir tokmak gibi kullanmak yerine, onu bir merhem gibi sunmayı deneyebiliriz. Empatiyle, anlayışla, yapıcı bir dille yaklaştığımızda, hakikatin rahatsız ediciliği azalabilir, hatta bir farkındalık kapısı aralayabilir. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hakikat, bazen bir yabancıdır, bizi rahatsız eden, yabancılaştıran. Ama aynı zamanda, bizi aydınlatan, bizi özgürleştiren bir ışıktır. Önemli olan, bu ışığa gözlerimizi kapatmak yerine, onu görmeye cesaret edebilmektir. Çünkü ancak o zaman, hem kendimize hem de dünyaya karşı daha dürüst olabiliriz. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Saygı ve sevgilerimle ...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 15:07:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/01/cihan-berdibek-1769427345.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARANLIĞIN KURŞUNLARI</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/karanligin-kursunlari-132</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/karanligin-kursunlari-132</guid>
                <description><![CDATA[KARANLIĞIN KURŞUNLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Her devirde karanlıklar vardır. Bazıları çözümü şiddette arar. Veya başka bir çözüm bulmaz, bulamaz, bulmak istemez. Bildikleri budur zihinsel yeterlilikleri bu kadardır. Sözde adaletlerinin çözümlerinin tek yolu budur..</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Gece yarısı, sadece gazetemizin duvarlarına değil; bu şehrin vicdanına, adalete olan güvenine ve halkın gerçekleri öğrenme hakkına kalleşçe ateş açıldı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Camlarımız kırıldı, duvarlarımız delindi ama bilinsin ki; &nbsp;bilinsin ki yazan kalemler ne doğruyu yazmaktan vazgeçer ne de halkın haber hakkından vazgeçilir...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bir medya kuruluşu neden kurşunlanır? </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Amacı sadece halkı bilgilendirmek, sokağın sesini duyurmak ve gerçeklere ayna tutmak olan bir kurum neden hedef seçilir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Hukuk Mu, Orman Kanunu Mu?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğer yazılanlarda bir hata varsa, kanunlar var. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğer bir yanlış varsa, tekzip mekanizması bellidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yok eğer gerçekler susturulmak isteniyorsa yol bu değil… korkusuzlar susturulamaz..</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Uygar toplumlarda itirazın adresi mahkemelerdir; gece yarısı kuytularında patlayan silahlar değil! Ancak görüyoruz ki; birileri adaleti adliye saraylarında aramak yerine, sokakların karanlığında "gangsterlik" yapmayı tercih ediyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Henüz birkaç ay önce bir duayen gazetecimiz yakın mesafeden kurşunlanmasının ve sıcaklığı üzerimizdeyken, bugün aynı karanlık zihniyet gazetemizin kapısına dayandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Bu tesadüf değildir; bu bir gözdağı verme, susturma ve sindirme çabasıdır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Emniyet Var, Adalet Var; Peki Bu Cesaret Nereden?</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Şehrimizde emniyet teşkilatımız, adli makamlarımız görev başındayken; bu şahısların sokaklarda bu denli pervasızca, sinsice ve "kalleşçe" hareket etme cesaretini nereden bulduklarını sormak en doğal hakkımızdır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Gazeteci susarsa, yolsuzluklar konuşulur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Haber merkezi kurşunlanırsa, toplumun haber alma hakkı infaz edilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Korku iklimi hakim olursa, gerçekler toprağa gömülür.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Basın, her türlü baskıya ve saldırıya rağmen ayna tutmaya devam edecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;O aynada kendi çirkinliklerini görenlerin öfkesi, basının doğru yolda olduğunun en büyük kanıtıdır. Silah sesleri, hakikatin sesini bastıramayacak kadar cılızdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu kalleş saldırıyı gerçekleştirenlerin ve arkasındaki odakların bir an önce adalete teslim edilmesi, sadece bizim değil, bu şehirde huzur içinde yaşamak isteyen her bir vatandaşın isteğidir, hakkıdır…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:31:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYANIN EN PAHALI ETİNİ NEDEN BİZ YİYORUZ?</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/dunyanin-en-pahali-etini-neden-biz-yiyoruz-131</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/dunyanin-en-pahali-etini-neden-biz-yiyoruz-131</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYANIN EN PAHALI ETİNİ NEDEN BİZ YİYORUZ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üretim Ülkesinde Lüks Tüketimin adıdır et.! Üretici Kaybediyor, Vatandaş Alamıyor: Peki Kim Kazanıyor?</p>

<p>Ramazan ayı yaklaştığında insanın aklına bereket gelir. Paylaşmak gelir. Sofrayı büyütmek, komşuya tabak göndermek gelir. Ama artık Ramazan yaklaşırken ilk konuşulan şey hurma değil, etin kilosu oluyor.</p>

<p>Asgari ücret açıklanmadan önce ete zam geldi.<br />
Asgari ücret açıklandı, bir zam daha geldi.<br />
Ramazan kapıya dayandı, bir zam daha…</p>

<p>Aynı hayvan, aynı üretici, aynı ülke.<br />
Ama üç ayrı zam.</p>

<p>Bu artık tesadüf değil. Maaş artmadan zam, maaş artınca zam, talep artacak diye bir zam daha… Bu zincir doğrudan vatandaşın cebine kilit vuruyor. Daha maaş ele geçmeden fiyat etiketleri çoktan değişmiş oluyor.</p>

<p>Hükümet, tavuğa zam yapılmasın diye ihracatı durdurdu. Amaç belli: İç piyasada ürün bol olsun, fiyat artmasın. Peki sonuç ne oldu? Tavuk yine zamlandı. Demek ki mesele sadece ihracat değil. Demek ki sorun üretimden çok dağıtım zincirinde ve fiyat kontrol mekanizmasında.</p>

<p>Bir tarafta üretici var.<br />
Yeme zam geliyor.<br />
İlaca zam geliyor.<br />
Mazota zam geliyor.<br />
Elektriğe zam geliyor.</p>

<p>Hayvancılık artık yatırım değil, sabır işi haline geldi. Üretici her sezon “Bu yıl kurtarır mıyım?” diye hesap yapıyor. Çoğu zaman borçla başlıyor, borçla bitiriyor. “Üreticiyi destekleyeceğiz” deniliyor ama üretici gerçek anlamda nefes alamıyor. Çünkü destek açıklaması var, maliyet düşüşü yok.</p>

<p>Bugün kesim fiyatı ortalama 500 lira bandında.<br />
Reyonda kuzu pirzola, biftek 1.500-2.000 liraya dayanıyor.</p>

<p>Arada üç-dört kat fark var.</p>

<p>Üretici kazanmıyor.<br />
Vatandaş alamıyor.</p>

<p>O zaman kazanan kim?</p>

<p>Bu soruyu yüksek sesle sormak gerekiyor. Çünkü ortadaki makas maliyet makası değil, sistem makasıdır. Aracılık zinciri, kontrolsüz kâr oranları ve yetersiz denetim bu farkı büyütüyor. Serbest piyasa elbette olsun. Ama serbest piyasa başıboşluk değildir. Denetim olmazsa fırsatçılık olur. Özellikle Ramazan gibi manevi bir ay öncesinde fiyatların bu şekilde artması, ekonomik olduğu kadar vicdani bir meseledir.</p>

<p>Daha da çarpıcı bir gerçek var: Türkiye, gelirine oranla dünyanın en pahalı etini tüketen ülkelerden biri haline gelmiştir. Avrupa’da asgari ücret 1.800–2.000 euro bandındayken, dana etinin kilosu ortalama 8–12 euro arasında. Yani bir Avrupalı maaşıyla 150–200 kilo et alabiliyor. Türkiye’de ise asgari ücretli vatandaş maaşıyla ancak 20–25 kilo et alabiliyor. Aradaki fark sadece fiyat farkı değil; alım gücü farkıdır. Bu tablo ne coğrafyayla ne üretim potansiyeliyle açıklanabilir. Merası olan, üreticisi olan bir ülkenin kendi vatandaşına bu kadar pahalı et yedirmesi planlama sorunudur. Üretim ülkesiyiz ama tüketimde ithalatçı psikolojisi yaşıyoruz. İşte asıl çelişki tam da burada.</p>

<p>Bugün hem üretici şikâyetçi hem tüketici şikâyetçi ise, sistemde ciddi bir arıza var demektir. Devlet gerçekten üreticiyi desteklemek istiyorsa yem, mazot ve enerji maliyetini kalıcı şekilde düşürmeli. Aynı şekilde zincirin ortasındaki şişkin kâr oranları da etkin biçimde denetlenmeli. Aksi halde her maaş artışı otomatik olarak etiket artışına dönüşmeye devam eder.</p>

<p>Sorular net:<br />
Neden kesim fiyatı ile reyon fiyatı arasında uçurum var?<br />
Neden her ücret artışı, fırsata çevriliyor?<br />
Neden kalıcı bir fiyat denge mekanizması kurulmuyor?</p>

<p>Ramazan ayı fırsat kollama zamanı değildir. Ramazan, vicdan muhasebesi zamanıdır. Sofralar küçülüyorsa mesele sadece ekonomi değildir; güven meselesidir.</p>

<p>Et pahalı olabilir. Bu geçici olabilir.<br />
Ama adalet pahalı olmamalıdır.<br />
Çünkü adalet zam kaldırmaz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 09:28:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BASIN KURŞUNLA SUSTURULMAZ.!</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/basin-kursunla-susturulmaz-130</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/basin-kursunla-susturulmaz-130</guid>
                <description><![CDATA[BASIN KURŞUNLA SUSTURULMAZ.!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>TEK Medya Grup Manşet 23 binasına sıkılan kurşunlar, bir binanın camına değil; doğrudan doğruya milletin haber alma hakkına sıkılmıştır. Bu saldırı basit bir “olay” değildir. Bu, düşünceye tahammülsüzlüğün, eleştiriye öfkenin ve hakikatten rahatsızlığın dışa vurumudur.</p>

<p>Şunu herkes bilsin:<br />
Silah taşıyan el güçlü değildir.<br />
Silah, fikri olmayanın dilidir.<br />
Fikir üretemeyen, tartışamayan, tahammül edemeyen el çaresizdir.<br />
Tetiğe uzanan parmak; kaleme cevap veremeyen, tartışamayan, ikna edemeyen parmağıdır.</p>

<p>Demokrasi, zayıfların değil cesurların rejimidir. Çünkü demokraside herkes konuşur. Beğenmediğin yazıya yazıyla karşılık verirsin. Katılmadığın görüşe delille cevap verirsin. Ama kurşun sıkmak, aslında “ben konuşamıyorum” demektir.</p>

<p>Basın bir milletin aynasıdır. Aynayı kırarak yüzünüzü güzelleştiremezsiniz. Hakikati susturarak gerçeği değiştiremezsiniz. Kurşun sesi belki bir an yankı yapar ama kalemin sesi nesiller boyu sürer.</p>

<p>Bugün bir medya kuruluşuna yapılan saldırı, yarın herhangi bir vatandaşın fikrine yapılabilecek saldırının provasıdır. Eğer bir toplum basına yönelen şiddete sessiz kalırsa, sıranın kendisine gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Çünkü susturulan her ses, kararan bir vicdandır.</p>

<p>Bu ülke zor zamanlardan geçti. Baskı gördü, tehdit gördü, sindirme çabaları gördü. Ama şunu da gördü: Hakikat eğilmez. Geç de olsa ortaya çıkar. Çünkü gerçek, korkuyla değil cesaretle yaşar.</p>

<p>Şunu açıkça ifade ediyorum:<br />
Korku üretmeye çalıştığınız yerde cesaret büyür.<br />
Baskı kurmaya çalıştığınız yerde dirayet güçlenir.<br />
Basın sindirilemez, susturulamaz.<br />
Bu tür saldırılar bizi korkutmaz.<br />
Geri adım attırmaz.<br />
Aksine, daha net konuşmaya mecbur bırakır, kalem daha da keskinleşir.</p>

<p>Hukuk devletiysek, bunu ispatlama zamanı şimdi. Sorumlular bulunmalı ve adalet önünde hesap vermelidir. Aksi halde kurşun atan cesaretlenir, susan toplum kaybeder.</p>

<p>Unutulmasın:<br />
Basın özgürlüğü bir lütuf değildir.<br />
Anayasal bir haktır.<br />
Ve bu hak, birkaç korkak merminin gölgesinde kalacak kadar zayıf değildir.</p>

<p>Biz sözün tarafındayız.<br />
Biz hukukun tarafındayız.<br />
Biz hakikatin tarafındayız.</p>

<p>Kalem kırılmaz.<br />
Hakikat susmaz.<br />
Ve hiçbir karanlık, aydınlıktan daha güçlü değildir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 13:56:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYA’DA TÜRKİYE’DE ÇOCUK İSTİSMARI</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/dunyada-turkiyede-cocuk-istismari-129</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/dunyada-turkiyede-cocuk-istismari-129</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYA’DA TÜRKİYE’DE ÇOCUK İSTİSMARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eski Türk toplumlarında çocuk, Tanrı’nın bir lütfu olarak görülürdü. Göktürk Yazıtları ve Dede Korkut hikayelerinde bu durum net bir şekilde görülür:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İslam Öncesi Türklerde: "Oğul" ve "Kız" Ayrımı Yoktu</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Halk irfanı, çocuğun değerini atasözleriyle mühürlemiştir:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><em>"Çocuk evin meyvesidir."</em></span></span></em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;(Mutluluk kaynağı)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><em>"Ağaç yaşken eğilir."</em></span></span></em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;(Eğitimin önemi)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><em>"Evlat acısı gibi koymaz."</em></span></span></em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;(En derin sevgi ve bağlılık)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Türklerde çocuğa verilen değerin en somut ve dünyada eşi benzeri olmayan örneği </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">'dır. Mustafa Kemal Atatürk, dünyada çocuklara bayram hediye eden ilk ve tek liderdir. Bu, Türklerin "çocuğu milletin geleceği olarak görme" geleneğinin modern bir tezahürüdür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İslam hukukunda ve ahlak anlayışında çocuk, sadece bir "küçük insan" değil; anne ve babaya emanet edilmiş bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>cennet vesilesi</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">, bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>imtihan</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;ve dokunulmaz haklara sahip bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>bireydir.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Pedofili Nedir?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Tıbbi ve psikiyatrik literatürde (DSM-5 gibi) bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"parafili"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;(cinsel sapkınlık) türü olarak tanımlanır. Ancak toplumsal ve hukuki karşılığı doğrudan </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>çocuk istismarıdır.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Dünya sapık bir adamın; daha doğrusu çeşitli ülkelerin istihbarat ülkelerinin kullandığı o sapık adam ve adasını konuşurken ülkemizde bazı isimlerin ve otellerin şehirlerin ismi geçmektedir..</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu karanlık adamların karanlık ilişkileri ve sapkınlıklarına ülkemizde kaybolan ve tuik verilerine göre ki bu veriler 2016 dan sonra güncellenmemekle birlikte yılda ortalama on bin çocuğun kaybolduğunu göstermektedir..</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Tabi ki bu çocukların tamamı bu sapıklar kaçırmamış olabilir … </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Anlatılanlara ve iddialara bakarsak hiç yoktur da diyemeyeceğiz -bunu bize &nbsp;zaman gösterecek ya da-komplo teorisi olarak kalacak. Uçağının en az dokuz defa direk veya aktarmalı gelip gittiği kayıtlarda var…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu yaratık insanlığın dibine kadar vurmuş kullanılmış biridir…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu tarihe not olarak düşmüştür…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Peki benzer yaratıklar ülkemizde var mı?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Türkiye’de Çocuk İstismarı Raporu -2 &nbsp;2018 &nbsp;sayfa 11</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>2014-2015-2016 resmi TUİK verileri</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Cinsel istismar mağduru Yaş = 0 -11.. 5261 kız 2632 erkek…. Toplam-7893</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Cinsel istismar mağduru Yaş = 12-14.. 8540 kız 1266 erkek …. Toplam-9806</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Cinsel istismar mağduru Yaş = 15-17.. 21751 kız 1160 erkek ….Toplam-22911</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yok diyebilecek kimse var mı?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hastanelerde bebekleri öldürenlerin yasal ceza karşılığı nedir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Daha bir yaşına girmemiş süt kokulu bebeğe tecavüzün cezası nedir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Mesela çocuklarla rap adı altında cinsel içerikli şarkı söyleyenler için ne yapılıyor?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Orta okul lise çevrelerinde yasaklı madde satanlar var mıdır? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Peki bunlara karşı yasal süreçler nasıl işliyor?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">…………………………………………………………………………………..</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Toplum olarak kafamızı kumdan çıkarmalıyız… </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çok iğrenç bir konu yazması da bir o kadar sevimsiz… Mide bulandırıcı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Fakat başımıza gelmeden; gelmemesi için de mutlaka ve mutlaka sıkı caydırıcı tedbir alınması gereken bir konu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri, 2024 tuik adresi altta girin bakın en son rakamlar …</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><a href="https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/53989"><u><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#0563c1"><u>https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/53989</u></span></span></u></a></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Suç mağduru olarak gelen 240 bin 872 çocuğun %55,3'ü yaralama</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>, %10,8'i cinsel suçlar,</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;%9,5'i göçmen kaçakçılığı, %8,0'ı aile düzenine karşı suçlar, %16,5'ine bu nedenlerin dışında kalan diğer nedenlerden dolayı mağdur oldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu oran çok yüksek 2024 yılında Tuik’in resmi verileri yaklaşık yirmi beş bin çocuğun cinsel suçlarda mağdur olduğu resmi kayıtlarda var… Resmi rakamlar gayri resmi var mı vardır…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Daha rezilliğin iğrençliğin nesini yazalım…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ne diyelim Allah belanızı versin…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Tedbir tek tedbir bilirim üstadın dediği gibi….. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">"Benim bildiğim bir tedbir var; o da tek tedbir: </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Eğer sabahleyin bir mazlum haksızlığa uğrarsa, akşama kalmadan zalimin darağacını hazır görürüm.</strong></span></span></strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ben böyle bir adalet ve merhamet nizamına inanmışım."</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 13:14:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MODERN İLETİŞİMİN KAYIP MELODİSİ  </title>
                <category>CİHAN BERDİBEK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/modern-iletisimin-kayip-melodisi-128</link>
                <author>cihanberdibek23@gmail.com (CİHAN BERDİBEK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/modern-iletisimin-kayip-melodisi-128</guid>
                <description><![CDATA[MODERN İLETİŞİMİN KAYIP MELODİSİ  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz dünyasında, bilgiye ulaşmanın ve sesimizi duyurmanın hiç olmadığı kadar kolay olduğu bir çağda yaşıyoruz. Sosyal medya platformları, anında iletişim kurma imkanı sunan sayısız araç ve küresel haber akışı... Ancak tüm bu "konuşma" şöleninin ortasında, giderek artan bir sessizlik ve anlaşılmama hissi hakim. "Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor" sözü, adeta bu çağın ruhunu özetleyen bir paradoks haline gelmiş durumda. Bu durum, sadece gündelik hayatımızda değil, aynı zamanda edebiyat ve felsefe dünyasında da derin izler bırakan bir tema olarak karşımıza çıkıyor. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
- İletişim Patlaması mı, Anlama Krizi mi? &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Teknolojinin sunduğu imkanlarla her bireyin kendi sesini daha geniş kitlelere duyurabildiği bir döneme tanıklık ediyoruz. Ancak bu ses bolluğu, bir anlam karmaşasına da yol açabiliyor. Herkesin kendi anlatısını öne çıkarmaya çalıştığı bu ortamda, karşıdaki insanı gerçekten "dinleme" eylemi, giderek lüks bir meziyet haline geliyor. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Sürekli maruz kaldığımız bilgi akışı, dikkatimizi dağıtıyor ve derinlemesine anlamayı zorlaştırıyor. Kelimeler ve cümleler, hızla tüketilen ve yüzeyselleşen içerikler haline geliyor. Kendi fikrimizi beyan etme telaşı, başkasının düşüncelerine alan bırakmamıza engel oluyor . &nbsp;<br />
Sosyal medya platformları, binlerce takipçiye ulaşma imkanı sunsa da, bu bağlantılar genellikle yüzeysel kalabiliyor. Gerçek hayatta kurulan derin ve anlamlı ilişkilerin yerini, dijital ekrandaki geçici etkileşimler alabiliyor. Bu da, başkalarını gerçekten duymak yerine, sadece kendi yankımızı duymamıza neden olabiliyor . &nbsp;<br />
Dinlemek, sadece sesleri duymak değil, aynı zamanda karşıdaki kişinin duygu dünyasını, niyetini ve bakış açısını anlamaya çalışmaktır. Ancak günümüzdeki iletişim biçimleri, çoğu zaman bu empati kurma becerisinden uzaklaşmamıza neden oluyor. Kendi doğrularımızı ve düşüncelerimizi dayatma eğilimi, dinlemenin yerini alıyor . &nbsp;<br />
&nbsp;</p>

<p>- &nbsp;Edebiyatın ve Felsefenin Dinleme Üzerine Söyledikleri ;<br />
&nbsp;<br />
Bu "konuşma" ve "dinlememe" hali, edebiyatın ve felsefenin kadim konularından biridir. Yazarlar ve düşünürler, insanlığın varoluşsal sancılarını, toplumsal yabancılaşmayı ve anlam arayışını anlatırken, bu iletişim kopukluğuna sıklıkla değinmişlerdir. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Edebiyat eserlerinde karakterler, çoğu zaman anlaşılma ihtiyacı hissederler. Konuşmalarında veya iç monologlarında, dinlenilme ve anlaşılma beklentisi belirgindir. Bu beklentinin karşılanamaması, karakterlerin yalnızlığını, çaresizliğini ve dünyaya yabancılaşmasını derinleştirir. &nbsp;<br />
Bazı edebi yaklaşımlar, sözcüklerin yetersiz kaldığı yerde sessizliğin önemini vurgular. Gerçek iletişimin, sadece sözcüklerle değil, aynı zamanda beden dili, mimikler ve hatta sessizlikle de kurulabileceği fikri işlenir. Dinlemenin, sözcüklerin ardındaki sessizliği duymakla başladığı fikri, derin bir anlam taşır . &nbsp;<br />
Felsefede, özellikle varoluşçu akımlarda, bireyin temel yalnızlığına vurgu yapılır. Bu yalnızlık, başkalarıyla kurulan iletişimde de kendini gösterir. Her bireyin kendi öznel gerçekliğinde sıkışıp kalması, tam bir anlaşılmayı imkansız hale getirebilir. "Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor" durumu, bu varoluşsal yalnızlığın toplumsal bir tezahürü olarak görülebilir. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;Sonuç: Kayıp Melodiyi Yeniden Bulmak &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
"Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor" durumu, modern yaşamın kaçınılmaz bir sonucu gibi görünse de, bu paradoksu aşmak mümkündür. Bu, öncelikle bireysel bir çaba gerektirir: daha bilinçli dinlemek, empati kurmak ve sözcüklerin ötesindeki anlamları duymaya çalışmak. Edebiyat ve felsefenin sunduğu derinlikli bakış açıları, bize bu yolculukta rehberlik edebilir. Gerçek iletişimin, sadece sesini duyurmak değil, aynı zamanda başkasının sesini anlamaya çalışmakla mümkün olabileceğini unutmamak, kayıp melodiyi yeniden bulmamızı sağlayacaktır.</p>

<p>Sağlıcakla kalın.<br />
Sevgi ve Saygılarımla ...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 13:09:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/01/cihan-berdibek-1769427345.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘14 ŞUBAT’’ TAKVİMDE SEVGİ VİTRİNDE FİYAT!</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/14-subat-takvimde-sevgi-vitrinde-fiyat-127</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/14-subat-takvimde-sevgi-vitrinde-fiyat-127</guid>
                <description><![CDATA[‘14 ŞUBAT’’ TAKVİMDE SEVGİ VİTRİNDE FİYAT!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 14 Şubat…<br />
Yani takvim yapraklarının “Sevgililer Günü” diye bağırdığı o meşhur gün.</p>

<p>Şöyle bir düşünün…<br />
Sevgililer Günü, doğum günü, tanışma yıldönümü, evlilik yıldönümü, Dünya Kadınlar Günü, Anneler Günü… Derken bir bakıyoruz, neredeyse haftaya bir gün düşüyor. İnsan bazen takvime değil de, sanki borç çizelgesine bakıyormuş gibi hissediyor.</p>

<p>Bu günlerin en büyük kazananı kim peki?</p>

<p>Cevap basit: Firmalar.</p>

<p>Çünkü bu günlerin bir kısmı artık duygudan çok “kampanya” kokuyor.<br />
Sevgi, şefkat, zarafet gibi en kıymetli şeyler; koca koca afişlerin, neon yazıların, indirim etiketlerinin arasında sıkışıp kalıyor.</p>

<p>Bir yerlerde birileri kadınlara (ve erkeklere) bunu nazikçe anlatmalı:<br />
“Bu günlerin çoğu, sevginin hatırlatılması için değil, ürün satılması için büyütülüyor.”</p>

<p>Elbette hediyeleşmek kötü değil.<br />
Hediye bir jesttir, bir inceliktir, bir tebessüm sebebidir.</p>

<p>Ama sorun şu:<br />
Hediye bir “gönül işi” olmaktan çıkıp “zorunluluk” haline geldiğinde, sevginin tadı kaçıyor.</p>

<p>Bir erkek için bazen bu günler şöyle bir baskıya dönüşüyor:<br />
“Ya bir şey almazsam?”<br />
“Ya eksik kalırsam?”<br />
“Ya sevgim ölçülürse?”</p>

<p>Oysa sevgi, ölçülecek bir şey değildir.<br />
Sevgi, fiyat etiketiyle anlatılamaz.</p>

<p>Bir buket çiçek, bir kolye, bir parfüm… Hepsi güzel.<br />
Ama bir kadının asıl hatırladığı şey, çoğu zaman bunlar değildir.</p>

<p>Kadın şunu unutmaz:<br />
İçten bir söz.<br />
Yorgunken yapılan bir çay.<br />
Omzuna bırakılan bir el.<br />
“Ben buradayım” diyen bir bakış.<br />
Kimse görmezken gösterilen değer.</p>

<p>Asıl hediye budur.</p>

<p>Çünkü sevgi, bir güne sığmaz.<br />
Sevgi, yılın bir gününde hatırlanıp diğer günlerinde unutulacak bir şey değildir.</p>

<p>Sevgiyle huzurla geçen her gün zaten özeldir insan için.<br />
Takvimde yazmasa da…<br />
Reklamlar hatırlatmasa da…<br />
Bir mağaza vitrini bağırmasa da…</p>

<p>Bir insanın gönlüne düşen sıcaklık, her gün 14 Şubat’tır aslında.</p>

<p>O yüzden bugün bir hediye almak isteyen alsın.<br />
Bir çiçek uzatmak isteyen uzatsın.<br />
Bir mesaj yazmak isteyen yazsın.</p>

<p>Ama kimse kendini mecbur hissetmesin.</p>

<p>Çünkü gerçek sevgi;<br />
kredi kartı limitiyle değil, kalbin limitiyle ölçülür.</p>

<p>Ve en güzel sevgi,<br />
gösterişsiz olanıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 10:47:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUSA IŞIK : SAZIYLA, SÖZÜYLE ve SAHNESİYLE  GÖNÜLLERE DOKUNAN BİR SANATÇI.</title>
                <category>CİHAN BERDİBEK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/musa-isik-saziyla-sozuyle-ve-sahnesiyle-gonullere-dokunan-bir-sanatci-126</link>
                <author>cihanberdibek23@gmail.com (CİHAN BERDİBEK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/musa-isik-saziyla-sozuyle-ve-sahnesiyle-gonullere-dokunan-bir-sanatci-126</guid>
                <description><![CDATA[MUSA IŞIK : SAZIYLA, SÖZÜYLE ve SAHNESİYLE  GÖNÜLLERE DOKUNAN BİR SANATÇI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba dostlar ;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Sanatçı kimliği kazanmak, özellikle günümüz dünyasında, sadece yetenekle değil, aynı zamanda sabır, azim ve derin bir adanmışlıkla mümkün oluyor. Musa IŞIK , genç yaşına rağmen bu yolda emin adımlarla ilerleyen, müziğe olan tutkusunu her zerresinde hissettiren ender isimlerden biri. Kendi beyanına göre çocukluk çağlarında, babasına ait bir bağlama ile başlayan müzisyenlik hevesi, zamanla bir tutkuya dönüşmüş ve her geçen yıl üzerine katarak ilerlemiş. Bugün ise sahnelerde ve ülke gündeminde boy gösteren Musa Işık, özellikle sahnedeki duruşu ve hakimiyetiyle adeta "Allah vergisi" bir yeteneğe sahip. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Musa IŞIK' ı diğer sanatçılardan ayıran en önemli özelliklerden biri, sazına ve müziğe olan samimiyeti. Bu samimiyet, onu sadece bir yorumcu değil, aynı zamanda yetenekli bir bestekar da yapmış. Elinde sadece şarkı sözlerinin olması ya da kalemi eline alıp birkaç dize karalaması yeterli; anında o sözlere birkaç farklı versiyonda beste üretebildiğine bizzat şahit oldum. Bu, nadiren yetişen, müziğin derinliklerine nüfuz edebilmiş seslerden biri olduğunu kanıtlıyor. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Özellikle kardeşim ile geçen yakın zamanlarda yaşadığımız çok duygusal ve &nbsp;der'uni bir yaşanmışlıktan bahsedeceğim musaadenizle ;<br />
Bir gece yine sahne aldığı İstanbul'un salaş gece kulüplerinden birinde sahne sonrasi çıkışta beni aramasıyla başladı aslında herşey bir anda .Telefonda yılgın bir ses ve isyankar bir delikanlı kanlı vardı karşımda " abi hayırlı geceler nasılsın " diye başladı lafa ama ben ses tonundan bir mesele olduğunu anladım .Tabi merakla sordum kendisine " hayırdır ne oldu " dedim ve karşındaki o gencecik umut dolu delikanlı gitmis ve yılgın, yenilmiş ve hayalleri yitmiş bir delikanlı vardı karşımda ve aniden "abi artık ben müziği bırakıyorum " dedi bana .<br />
O an yaşadığım hüznü tarif edemem .Öyle keskin bir dille söyledi ki bunu bana bir an çaresiz kaldığımı sandım .Kendisine inandığım ve asla sanatından şüphe etmediğim o umut vadeden &nbsp;yetenek yok olmamaliydi .Kendimi toparladım ve konuşmaya başladık .Abi ben tekstik de çalışmaya devam edeceğim dayımın yanında ve müziği bırakıyorum olmuyor yapamiyorum dedi .Sonrasında epey bir sohbet ve dertleşme sonrasında müziğe dönmesine ikna etmiştim ama bu yola bu şekilde nasıl devam edeceği konusunda çokta fikrim yoktu aslında .Sohbet &nbsp;sonrası &nbsp;şahsıma olan sevgisi ve güvenini beyan etmesi neticesinde hayır duasını Rabbime sığınıp yaptım ve telefonu kapattım .Biraz kendi başına kalıp konuştuklarımizi ve geleceğini tahlil etmesini bekledim .Sonrasında çok değil bir hafta kadar sonra hasbel kader eline aldığı sazı ile bir sosyal medya platformuna seslendirdiği bir şarkının video klibini çekip atmış .Ertesi gün o klip viral olup, patlamış ve sonrasinda ülke gündemine oturmuş bir ses oldu &nbsp;tabiki tek bir video klip ile ...<br />
Sonrası süreç doğal hali ile ilerleyip tanınan bilinen ve aranan bir ses sanatçısı oldu .Ardından kendi yazıp bestelediği eserlerini de okuyup yayınladı .Çok şükür yolu ve ufku çok açık .Hayat bazen böyledir işte dostlar, en yıldığınız ve bittiğiniz yerde başlar herşey, bunun en gerçek örneklerinden biri Musa IŞIK' tır.&nbsp;</p>

<p>Özetle ;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Musa IŞIK , sadece bir müzisyen değil;&nbsp;<br />
o, duyguları notalara döken, sözlere can veren bir sanatçı. Sahnedeki enerjisi, müziğe olan saygısı ve insan ruhuna dokunan besteleriyle, Türk müziğinde kendine sağlam bir yer edinebilecek konumda. Onun sanat yolculuğunun daha nice güzel eserlere ve unutulmaz anılara imza atacağına şüphem yok.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Bekleyin ve görün! Yakın gelecekte bu topraklarda Musa IŞIK adını sıkça duyacağız. Sadece kişiliği ve karakteriyle değil, aynı zamanda bestekarlığı ve sesiyle de adından söz ettirecek, bir köşe taşı olacak. Bu öngörümü, onu ilk tanıdığım günden beri taşıyorum ve fikrimde hiçbir değişiklik olmadı. Çünkü Musa, yüreği tertemiz, saygılı ve inandığı her şeyi, ona inanan herkesi mahcup etmeden başarmaya muktedir bir genç. Rabbim onun yolunu ve bahtını açık etsin! &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Siz değerli okurlarımdan, özellikle sosyal medya platformlarında ve YouTube kanalında Musa IŞIK'a destek olmanızı rica ediyorum. Kendisine @musaisik_official kullanıcı adıyla Instagram ve TikTok'ta ulaşabilirsiniz. &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Unutmayın, çok yakında ülke gündemini sarsacak sağlam besteler, Musa IŞIK'ın eşsiz sesi ve yorumuyla bizlerle buluşacak. Ülke müziği ve genç sanatçılarımız adına bu değerli yeteneği desteklemeliyiz. &nbsp;&nbsp;<br />
Kıymetli kardeşimi sizlere emanet ediyor ve burada sözlerime son veriyorum .<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Saygı ve sevgilerimle...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 15:03:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/01/cihan-berdibek-1769427345.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR MUAYENE DEĞİL, BİR ÇİLE DÜZENİ; TÜVTÜRK KAPATILSIN.!</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/bir-muayene-degil-bir-cile-duzeni-tuvturk-kapatilsin-125</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/bir-muayene-degil-bir-cile-duzeni-tuvturk-kapatilsin-125</guid>
                <description><![CDATA[BİR MUAYENE DEĞİL, BİR ÇİLE DÜZENİ; TÜVTÜRK KAPATILSIN.!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bu ülkede bazı şeyler var ki “hizmet” diye sunulur ama gerçekte adı konulmamış bir mecburiyet vergisidir. Vatandaşın boynuna geçirilmiş bir tasma gibi…<br />
Araç muayenesi de yıllardır tam olarak budur.</p>

<p>Bir muayene düşünün…<br />
Sözde güvenlik için yapılır.<br />
Ama gerçekte insanı güvenliğe değil, öfkeye sürükler.<br />
Sıraya, çileye, paraya, zaman kaybına, stresin en ağırına sürükler.</p>

<p>Ve bugün geldiğimiz noktada mesele artık “aracın farı yanıyor mu” meselesi olmaktan çıktı. Mesele artık vatandaşın sinir sistemiyle oynanan bir düzen haline geldi.</p>

<p>Vatandaşın Cebinden Değil, Sabır Taşından Kırpılıyor</p>

<p>TÜVTÜRK yıllardır bu ülkenin insanına şu mesajı verdi:</p>

<p>“Sen mecbursun. İster gel, ister gelme… Gelmezsen ceza. Gelirsen para.”</p>

<p>Ne güzel sistem değil mi?<br />
Ne rekabet var, ne alternatif var.<br />
Ne fiyatın hesabı soruluyor, ne hizmetin kalitesi.</p>

<p>Üstelik muayeneye gidiyorsun; aracın muayeneden geçip geçmemesi bir yana…<br />
Önce kapıda insanın moralini muayene ediyorlar.</p>

<p>Vatandaş bir yandan hayat pahalılığıyla boğuşuyor, bir yandan vergilerle, sigortayla, yakıtla…<br />
Bir de üstüne “muayene” adı altında adeta ikinci bir vergi ödemek zorunda kalıyor.</p>

<p>Bu mudur kamu hizmeti?</p>

<p>Bu Sistem İnsanları Çileye Sürüklüyor</p>

<p>Bir ülkede bir sistem, insanları sürekli geriyorsa, sürekli kızdırıyorsa, sürekli huzursuz ediyorsa…<br />
Orada artık sorun “vatandaş” değildir.<br />
Sorun sistemin kendisidir.</p>

<p>Sırada bekleyen yaşlılar…<br />
Çocuğunu bırakıp gelen babalar…<br />
Günlük yevmiyesiyle geçinen işçiler…<br />
Aracını muayeneye sokmak için kredi kartına sarılan insanlar…</p>

<p>Bu tablo normal mi?</p>

<p>Muayene dediğin şey, devletin vatandaşıyla kurduğu güven ilişkisinin bir parçası olmalı.<br />
Ama bu düzen, vatandaşa “sen müşteri değilsin, sen mecbursun” diyor.</p>

<p>Bir Polis Memuru Öldürüldü… Peki Bu Sadece Bir Olay mı?</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde bir polis memurunun öldürülmesi hepimizi yaktı.<br />
Bir evin ocağı söndü.<br />
Bir anne evladını toprağa verdi.<br />
Bir çocuk babasız kaldı.</p>

<p>Bu ülkenin polisi, askeri, sağlık çalışanı… zaten zor şartlarda görev yapıyor.<br />
Ama asıl mesele şu:</p>

<p>Bir toplum bu kadar gerildiyse,<br />
insanlar bu kadar sinir uçlarıyla yaşamaya başladıysa,<br />
en küçük tartışma bile facia ile sonuçlanıyorsa…</p>

<p>Bu artık tek bir olay değildir.</p>

<p>Bu, birikmiş öfkenin, yoksulluğun, çaresizliğin ve dayatılmış düzenlerin oluşturduğu büyük bir sosyal kırılmadır.</p>

<p>Kimse “bireysel bir cinnet” diyerek işin içinden çıkamaz.</p>

<p>Evet, katil suçludur.<br />
Evet, cezasını en ağır şekilde çekmelidir.<br />
Ama o öfkeyi büyüten düzenler de konuşulmalıdır.</p>

<p>İnsanları her gün bir yerlerde “mecbur bırakıp”, “ezip”, “çileye sokup” sonra da toplumdan sakinlik beklemek gerçekçi değildir.</p>

<p>TÜVTÜRK Kapatılsın! Bu İş Devletin İşidir</p>

<p>Araç muayenesi özel şirketin elinde olmamalıdır.<br />
Bu kadar net.</p>

<p>Bu iş, doğrudan kamu güvenliğiyle ilgilidir.<br />
Ve kamu güvenliği, kâr amacıyla yönetilemez.</p>

<p>Eskiden vardı…<br />
TCK vardı. (Türkiye Cumhuriyeti Karayolları)<br />
Devletin muayenesi vardı.</p>

<p>Evet, eksikleri vardı.<br />
Ama en azından vatandaş şunu biliyordu:</p>

<p>“Bu devletin işidir. Bu para bu ülkeye kalır.”</p>

<p>Bugün ne oluyor?<br />
Vatandaşın ödediği para, hizmete dönüşmüyor.<br />
Sadece bir şirket düzeninin çarkını döndürüyor.</p>

<p>Bir ülkenin insanı, kendi memleketinde kendi aracını muayene ettirmek için, özel bir şirkete mahkûm edilir mi?</p>

<p>Bu kadar stratejik bir hizmet, tek elde toplanır mı?</p>

<p>Muayene Var Ama Adalet Yok</p>

<p>Muayeneden geçemeyen araca bakıyorsun…<br />
Bazısı gerçekten risklidir, eyvallah.</p>

<p>Ama bazısı var ki:<br />
“Cam filmi”, “plakalık”, “küçük bir ampul”, “minik bir kusur”…<br />
İnsanların gününü yakıyor, cebini yakıyor.</p>

<p>Sonra tekrar randevu…<br />
Tekrar sıra…<br />
Tekrar para…<br />
Tekrar stres…</p>

<p>O zaman servis imkanı sun.! Freni bozuksa ücreti mukabilinde frenini yap, far yanmıyorsa tamirini yap, ufak tefek işleri orada hallet.! O da yok.!&nbsp;</p>

<p>Bir başka konu; neden araç muayene istasyonları tekel.?&nbsp;<br />
Zaten tek elde olduğu için bütün bunlar.! ‘’Ali kıran baş kesen.&nbsp;<br />
SS dayatması ‘’Ya seve seve, ya seve seve’’..!!??</p>

<p>Tek değil de bir kaç firma olsun.. Mesela üç ayrı muayene istasyonu firması hizmet versin.! Hem rekabet olur hem de esneklik. Kendilerine çeki düzen verirler. Vatandaşa saygılı olurlar, velinimet &nbsp;müşterinin efendi, &nbsp;kendilerinin hizmetkar olduklarının farkına varırlar.! Tabi üç harfli marketler gibi watshap gurubu kurmazlarsa.!&nbsp;</p>

<p>Bir muayene sistemi düşünün; güvenlikten çok vatandaşı bezdirmeye çalışıyor.</p>

<p>Bu muayene değil.<br />
Bu bir yıpratma mekanizmasıdır.</p>

<p>Son Söz: Bu Ülke Vatandaşını Bu Kadar Germemeli</p>

<p>Bu millet zaten zor yaşıyor.<br />
Bu millet zaten geçim derdiyle boğuşuyor.<br />
Bu millet zaten her gün bir haberle sarsılıyor.</p>

<p>Bir de üstüne, aracını muayene ettirmek için bile insanları süründürmek…<br />
Bu ülkeye yakışmıyor.</p>

<p>TÜVTÜRK kapatılsın.<br />
Araç muayenesi yeniden devletin işi olsun.<br />
TCK modeli geri gelsin.<br />
Ücretler makul olsun.<br />
Hizmet hızlansın.<br />
Vatandaş, “mecbur” değil “hizmet alıyor” gibi hissetsin.</p>

<p>Çünkü bu sistem böyle devam ederse…<br />
Bu ülke sadece araçların değil, insanların da fren sistemini kaybedecek.</p>

<p>Ve biz en son, bir polis memurunun tabutunda gördük:<br />
Toplumun freni patladığında, bedeli çok ağır oluyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 12:17:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİJİTAL ANESTEZİ, SANAL TEHLİKE</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/dijital-anestezi-sanal-tehlike-124</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/dijital-anestezi-sanal-tehlike-124</guid>
                <description><![CDATA[DİJİTAL ANESTEZİ, SANAL TEHLİKE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ameliyathanelerde narkoz uzmanları, hastayı gerçek dünyadan koparmak için miligramlarla uğraşırlar. Bu uyuşturma iyileştirme amaçlıdır ve masumdur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Cebimizdeki o küçük cam ekranlar; Tik Tok, Instagram ve sonsuz kaydırma (scrolling) döngüsü, toplumun genelini "dijital anestezi" altına almış durumda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ameliyat masasında değiliz belki ama hayatın tam ortasında, hiçbir şeyi hissetmeden kesilip biçiliyoruz. Olandan bitenden bihaber, olan bitene duyarsız yaşamak denirse yaşayıp gidiyoruz..</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bir Tablet &nbsp;ve &nbsp;Teknolojik Dadı</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Anneler çocuklarına mama yedirirken çizgi filmlerle zihinlerini uyuşturuyor; ev işleri yetişiyor, huzur sağlanıyor ama o çocuk çiğnediği yemeğin tadını, annesinin sesini, doyma hissini bile sanal bir rüyanın içinde kaybediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çaba sarf etmeden, emek vermeden, sadece ekrana bakarak elde edilen her şey, aslında bizden bir parçayı götürüyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Geç gelen ya da oluşmayan bir kişilik karakter meydana getiriyor ki evlere şenlik….</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bilgi Çok, Bilinç Yok</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Teknoloji çağını yakalayalım derken, üretimin değil tüketimin en dibine vurduk. Tarım ülkesi olma vasfını rafa kaldırdık, sanayi devrimini zaten uzaktan izlemiştik; şimdi bilgi çağında "içerik üreticisi" adı altında dijital amelelik yapıyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Tablo çok net:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>&nbsp;Nobel alan bir bilim insanının sessiz sedasız geçtiği koridorlarda, IQ’su ayakkabı numarasından küçük figürlerin göbek atarak milyonlarca takipçiye ulaşmasını izliyoruz.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Zeka fışkıran komedyenlerden bel altı espriler ile uğraşan stand up çılara evrilen bir anlayış…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Diziler ile gündüz kuşağı faciaları ile sanal alem neresinden tutsanız elinizde kalan bir dünya… </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;&nbsp;Okul sayfaları, PISA testlerindeki matematik ve fen başarısızlığımızı değil, sosyal medyada kimin daha çok "beğeni" aldığını yarıştıran bir vitrine dönüştü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">PISA sonuçları, tarih bilinci, coğrafya derinliği...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Hepsi bir başka bahara kaldı. Çünkü uyuşan beyinler, problem çözmek istemez; sadece izlemek ister.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Acıyı hissetmiyoruz diye sağlıklı olduğumuzu sanmak, bu çağın en büyük yanılgısı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Belki de o ekranı kapatıp gerçeğin soğuk ama canlandırıcı suyuyla yüzleşmenin vakti gelmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yoksa uyandığımızda elimizde beğenilerini topladığımız sanal dünyadan başka bir şey kalmayacak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Çocukların tabletlere, yetişkinlerin sonsuz kaydırmaya teslim edildiği bu düzende; bilinç köreliyor, kişilik gecikiyor, emek ve derinlik yerini kolay tüketime bırakıyor. </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bilgi çağında olmamıza rağmen düşünmeyen, problem çözmeyen, sorgulamayan, sadece izleyen bir topluma dönüşürken; eğitim, bilim, kültür ve üretim geri planda kalıyor, yüzeysellik alkışlanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Acıyı hissetmemek sağlıklı olmak sanılırken, toplum sessizce güç ve kimlik kaybediyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Çıkış yolu ise net: ekranı kapatıp gerçeğin sert ama diriltici yüzüyle yeniden temas etmek.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Öncelikle çocukları korumalıyız… bir sonraki yazımız Jeffrey Epstein olacak geniş geniş yazarız..</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Ama bir iki kelam etmeden geçmeyelim okyanusun ötesinde patlak veren bir skandaldan ziyade, Türkiye’nin ortak hafızasındaki en derin yaralardan birine, kayıp çocuklar gerçeğine dokunduğu için bu denli sarsıcı bir etki yarattı.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>&nbsp;İddianamelerde geçen "Türkiye’den çocuk kaçırıldığına" dair ürpertici detaylar, 1999 depremi sonrası belirsizliğe karışan yüzlerce çocuğun akıbetiyle birleşince, komplo teorilerinin çok ötesinde bir toplumsal travmayı tetikledi. </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Tuik verilerinde kayıp çocuklar ile ilgili sayısal bir veri yok maalesef…Sanal medyada yılda on bin … Yani nerden baksan tutarsızlık… Bu kadarı da olur mu ….Oluyor..</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Kalın sağlıcakla…</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 12:09:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HALKIN OZANI ve YÜREĞİN SESİ VEDAT GÜNDOĞDU</title>
                <category>CİHAN BERDİBEK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/halkin-ozani-ve-yuregin-sesi-vedat-gundogdu-123</link>
                <author>cihanberdibek23@gmail.com (CİHAN BERDİBEK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/halkin-ozani-ve-yuregin-sesi-vedat-gundogdu-123</guid>
                <description><![CDATA[HALKIN OZANI ve YÜREĞİN SESİ VEDAT GÜNDOĞDU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; Sevgili okurlar, bu haftaki köşe yazımda sizlere, Türk Halk Müziği'nin nadide seslerinden, gönüller sultanı ozanımız Vedat Gündoğdu'yu konuk etmek istiyorum. Kendisiyle yollarımızın kesişmesi çok yakın bir tarihe denk gelse de, inanıyorum ki ruhlarımızın derinliklerinde sanki asırlardır süregelen bir tanışıklık vardı. Bunun en büyük sebebi, ozanın yüreğindeki o eşsiz naifliğin ve sanatın ona bahşettiği o ince terbiyenin, kişiliğine öyle ustaca entegre olmuş olmasıdır ki; bu durum, karşısındaki insanla kurduğu her diyalogu adeta bir sanat eserine dönüştürüyor ve sergilediği o tarifsiz alçak gönüllülük, sohbeti daha da anlamlı kılıyor. Gerçekten de insanın aklına "Bir sanatçı, böylesine derin bir etkiyi ve sevgiyi boşu boşuna kazanmıyormuş," düşüncesi yerleşiyor. &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Aylar evvel, ilk kez bir eseriyle karşılaştığımda, yorumunun o denli samimi ve içtenliğine kapıldım ki, adeta sesine, yorumuna âşık oldum. Bu ilk karşılaşmanın ardından, ozanın diğer eserlerini de araştırmaya koyuldum ve öğrendim ki, o muazzam eserlerin büyük çoğunluğunu kendi kaleminden çıkan sözlerle ve kendi besteleriyle harmanlamış. Bu bilgiyle birlikte ona duyduğum hayranlık ve şaşkınlık katlanarak arttı. Düşünsenize, günümüzün hızla değişen ve popüler kültürün yoğun etkisi altındaki dünyasında, böylesine duru bir tavrı, net bir duruşu ve derin mesajları olan bir ozanla karşılaşmak, adeta ıssız bir çölde paha biçilmez bir su kaynağı bulmak gibi bir duygu! &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Vedat Gündoğdu, sadece bir müzisyen değil, aynı zamanda bir düşünce adamı, bir halkın sesi. Onun eserleri, sadece kulaklara değil, aynı zamanda vicdanlara ve yüreklere de hitap ediyor. Bu toprağın sesini, insanımızın duygularını, yaşanmışlıklarını en saf haliyle müziğine yansıtan bir sanatçı. Böylesi değerlerimize sahip çıkmalı, onları dinlemeli ve onların sanatsal mirasını gelecek nesillere aktarmalıyız. &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; Vedat Gündoğdu üstad ;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;1973 yılında Tunceli'nin Çemişgezek ilçesine bağlı Gözlüçayır köyünde doğmuş bir müzisyendir . Müziğe olan ilgisi ilkokul yıllarında dedesinden etkilenerek bağlama çalmasıyla başlamıştır . İstanbul'da Arif Sağ Müzik Merkezinde bir süre bağlama eğitimi almıştır . &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; Kendine özgü sesi ve türküleriyle hayran kitlesi tarafindan dinlenmektedir . Gündoğdu'nun "Ali İçin" adlı albümünün ilk eseri olan "Sensizlik Canımı Yaktığı Zaman"ın &nbsp;klibi 7 Ocak 2026'da yayımlanmıştır .Gündoğdu'nun plak şirketleri arasında;<br />
* Alakuş Müzik,&nbsp;<br />
* Güvercin Müzik<br />
* Seyhan Müzik&nbsp;<br />
gibi firmalar bulunmaktadır.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Vedat Gündoğdu üstad, Tunceli kökenli, bağlama eğitimi almış, kendine has tarzıyla tanınan, albümleri ve muazzam besteleri olan bir sanatçıdir. Ayrıca müzik kariyeri boyunca çeşitli albümler ve eserler ortaya koymuştur. Başlıca albümleri şunlardır: &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; 1. Ayrılık Yeli &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bu albüm 2022 yılında yayımlanmıştır . Albümdeki Ayrılık Yeli" adlı eseri çeşitli müzik platformlarında dinlenebilir . &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; 2. Vedat Gündoğdu Türküleri &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bu albüm 2019 yılında dinleyicilerle buluşmuştur . "Vedat Gündoğdu Türküleri" içeriğinde "Yaranmadım", Nazlım", "Kurbanlık Gelin", "Zor Geldi", "Ahvalimi Deyin Yare" ve "Dert Etme" gibi eserler yer almaktadır . &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; 3. Dert Etme &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bu albüm 2017 yılında piyasaya sürülmüştür . Albümde yer alan "Sevdiğim (Dert Etme 2017)" adlı eseri de bulunmaktadır . &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; 4. Gevher &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;2025 yılında yayımlanan bir diğer albümdür . &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; 5. Belirsiz &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Bu albüm 2013 yılında dinleyicilerin beğenisine sunulmuştur .</p>

<p>5. Ali için&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; Yeni girdiğiniz 2026 yılında ise dinleyicilerine armağan etmiştir .</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Vedat Gündoğdu'nun müzikal mirası, farklı yıllarda yayımlanan çeşitli türkü ve sanat albümlerini kapsamaktadır.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Sonuç olarak Ülkemizin Türk halk müziği açısından büyük bir kazancı olduğuna inandığım sayın Vedat GÜNDOĞDU üstadı tanımaktan onur ve gurur duyduğumu ve &nbsp;iler ki müzikal yaşamında ise ülkemize eşsiz eserler bırakacağına olan inancımı belirtmek isterim .&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yazımın sonunda ise üstada ait geleneksel Türk hece şiirinin örneklerini de &nbsp;içinde barındıran bir eseri ile son vermek isterim ..</p>

<p>AR DUYARIM&nbsp;</p>

<p>Aslanı Tilki'den kaçarken gördüm,<br />
Serçe'yi Yılan'ı tutarken gördüm,<br />
Kardeşi kardeşe çatarken gördüm<br />
Böylesi zamandan ar duyarım ben.</p>

<p>Sırtım kime dönsem kamçısı hazır,<br />
Sırrım kime versem mezarım kazır,<br />
Masum insanları koru yaa hızır,<br />
Böylesi zamanda ar duyarım ben.</p>

<p>Sevgi kadar güçlü bir silah var mı?<br />
İnsan bir insana zulüm yapar mı ?<br />
Kanadı kırık kuş gökte uçar mı ?<br />
Böylesi zamandan ar duyarım ben.</p>

<p>Yaz Gündoğdu elbet anlayan olur<br />
Derdi figanını dinleyen olur,<br />
Hakka sığın kötü belasını bulur,<br />
Öylesi zamandan ar duyarım ben.</p>

<p>Söz Müzik : Vedat Gündoğdu</p>

<p>Siz de Vedat Gündoğdu'nun bu büyülü dünyasına bir adım atmaya ne dersiniz? Hangi eseriyle tanıştınız veya tanışmak istersiniz? Bu değerli ozan hakkındaki düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı sabırsızlıkla bekliyorum. &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Gönlünüzden geçenlerin müziğiyle buluştuğu bir hafta dilerim! &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 15:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/01/cihan-berdibek-1769427345.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstemek:  Yalnızlığın ve Cesaretin Ortasında</title>
                <category>Aylin Solmaz</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/istemek-yalnizligin-ve-cesaretin-ortasinda-122</link>
                <author>aylin.so2362@gmail.com (Aylin Solmaz)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/istemek-yalnizligin-ve-cesaretin-ortasinda-122</guid>
                <description><![CDATA[İstemek:  Yalnızlığın ve Cesaretin Ortasında]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayat, insanı sürekli sınayan seçimler, beklentiler ve zorluklarla doludur. Eskiden kazananlar ve<br />
kaybedenler vardı; şimdilerde ise, değişen dünya ile birlikte insanlar yine ikiye ayrılıyor: Bu kez,<br />
istemeyi bilenler ve bilmeyenler; tıpkı bir nehrin iki kıyısı gibi, yakın ama bir o kadar da uzak.<br />
Artık daha iyi anlıyorum, istemek hayatın içinde gerçek bir kazanç. Hep söyleriz: bazı insanlar ne kadar<br />
şanslı; çok seviliyor, aranıyor, merak ediliyor… Neden? Çünkü onlar, hedefleri, beklentileri ve<br />
mutlulukları için istemeyi biliyorlar. Bir yönetici düşünün: asla yardım istemiyor. O insana yönetici<br />
diyebilir miyiz? Hayır. Gerçek güç, yalnız görünmek değil; birlikte yürüyerek güçlenmektir.<br />
İstemek, sadece ihtiyaçları dile getirmek değildir. İstemek, güvenmeyi, bağ kurmayı ve insan olmaya<br />
dair cesareti de öğretir. İstemeyen kişi ne kadar yetenekli olursa olsun, yalnız kalır; başarısı eksik kalır.<br />
İnsan, yalnız kendi çabasıyla değil, başkalarının desteğiyle büyür ve olgunlaşır. Ben de uzun süre<br />
istemekten kaçtım. İstemek bana, bir çocuğun en sevdiği oyuncağını kaybedip bir daha bulamaması<br />
gibi gelirdi. Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki, istemediğim her gün kendimden<br />
vazgeçmişim. Başta güçlü ve bağımsız görünen insanlara hayranlık duyarız; ama zamanla fark ederiz,<br />
kalplerine ördükleri duvarlar onları ulaşılmaz kılar. Gerçek bağ, duygularını ifade edebilen ve<br />
ihtiyaçlarını paylaşabilenlerle kurulur. Orada kendimizi buluruz; düşsek de yorulsak da istemeyi bilen<br />
biriyle karşılaşırız.<br />
İstemeyi bilmeyenlere gelecek olursak: “Kimseden bir şey isteme” denilerek büyütülmüşlerdir. Susup,<br />
yüklerini tek başına taşırlar. Kendileri için bir şey istemezler. “Bana böyle davranmayın” ya da “Yardım<br />
edin” demeyi bilmezler. İnsanlara yük olacaklarını düşünürler; oysa yükler paylaşmak içindir. Dünya<br />
üzerindeki her şey, paylaşmak ve isteme üzerine kuruludur. Sonunda ise istememenin sonuçları<br />
ortaya çıkar: Emek verdikleri işler ellerinden kayıp gider, yıllarca yanında oldukları dostları birer birer<br />
uzaklaşır. Yalnızlık tam da burada başlar. İsteyememenin diğer adı yalnızlıktır. Ama bu bir geç kalış<br />
değildir; istemeye her zaman zaman vardır.<br />
Kaçmadığında, duygular coşkulu bir nehir gibi akmaya başlar. Söze dökülen her ihtiyaç, dağılmış hayat<br />
parçalarını birleştirir. Kırgınlıklar görünür olur; saklanmaz, utanılmaz. Bir gün insan, kendi sesini<br />
duyacak cesareti bulur ve der: “Benim de yardıma ihtiyacım var.”<br />
Cesaret, kırılganlığını saklamadan ortaya koyabilmektir. İstemek, insan olmanın en saf hâlidir.<br />
Kendine açılan bir kucakla başlar; sonra dünyaya doğru genişler. İstemekle hayat paylaşılır, yükler<br />
hafifler, kalbin duvarları çatlamaya başlar. Dile gelen her ihtiyaç, parçalanmış olanı birleştirir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 12:04:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/02/aylin-solmaz-1770109573.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ETİKETLEME</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/etiketleme-121</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/etiketleme-121</guid>
                <description><![CDATA[ETİKETLEME]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Farklı gelişim özelliklerine sahip çocuklarımızı da her türlü etkinliğe katalım ama onları etiketlemeyelim...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kızak etkinliğimi var, uçurtma şenliği mi var,23 Nisan zorlamadan rıza ile onları da sürece dahil etmeliyiz, etmeliyiz amasız fakatsız…Katıyor muyuz &nbsp;takdir sizin…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Niyet İyi Olabilir Ama Ya Etik ve Paydaş Rızası?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hepimiz, makamımız, cinsiyetimiz, kimliğimiz ne olursa olsun, hayatımızda bir şeyleri daha iyi hale getirme, bir projeyi hayata geçirme veya bir durumu düzeltme arayışındayız. Bu arayış, çoğu zaman </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>çok iyi niyetlidir</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Kendi penceremizden bakınca, attığımız adım, yaptığımız fedakarlık (zaman, ekonomik ya da manevi), mutlak doğruyu temsil ediyor olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ancak, bir karar alma sürecinde, en büyük tehlike, sadece kendi doğrumuzun, sadece kendi isteğimizin ve sadece kendi vizyonumuzun peşinden gitmektir. Toplumsal bir alanda, hele hele insan hayatına dokunan bir meslekte, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"ben istedim oldu"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;demek, niyet ne kadar parlak olursa olsun, etik zeminimizi kaybetmemize neden olur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Etiketlemenin Ağır Yükü ve Gönüllülük Esası</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çalışma alanımız özel eğitim ve özel çocuklar olduğunda, bu hassasiyet katlanarak artar. Bu çocuklarımız ve aileleri, yıllar içinde farklı isimlerle defalarca etiketlenmişlerdir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun teklif edip nasip olamayan değişimin ardından, zamanın bakanı tarafından resmiyet kazanan ve hâlâ tam olarak içimize sinmeyen bir etiketleme süreci yaşanmıştır. Bu etiketlerin, resmi protokollerde, belirli gün ve haftalarda veya zorunlu gösterilerde bir kategori olarak kullanılması, başlı başına büyük bir sorundur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir gösteri, bir etkinlik veya bir kamuoyu çalışması planlanıyorsa, meselenin özü şudur:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Paydaşların Fikri Alınmalı:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;İyi niyetli bir projeyi dahi, paydaşlara (öğrenci/çocuk, aileler, öğretmenler) danışmadan, onlara bir kategori listesinden ısmarlar gibi sunmak, etik dışıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bilgilendirme ve Rıza Önceliklidir:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Bir gösteride yer alma kararı, aileler bilgilendirilmeden, sürece dâhil edilmeden ve rızaları alınmadan kesinlikle planlanmamalıdır. </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"Şu kategoriden şu kadar öğrenci gösteride yer alacak"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;gibi baştan belirlenmiş bir zorunluluk, okul yönetimini, öğretmenleri ve en önemlisi aileleri zor durumda bırakır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hangi veli veya öğretmen, çocuğu/öğrencisinin bir etkinliğe katılmasını istemez ki? Durumu ne olursa olsun, her biri sahne ışığının çocuğuna değmesini gönülden ister. Ancak bu katılımın yolu, doğru bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>yönlendirme, hazırlık ve izin mekanizmasıyla</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;açılmalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Esas olan, gönüllülüktür.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir grubu, sadece sahip olduğu özel bir durum veya etiket üzerinden seçerek, zorunlu bir gösterinin parçası yapmak, etik dışı bir dayatmadır. Bu, sadece ve sadece bir kategoriyi öne çıkararak, özel gereksinimli bireyleri kamusal alanda bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"gösteri nesnesi"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;veya </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"protokol malzemesi"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;haline getirme riskini taşır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çevresel faktörleri, insanları ve onların düşüncelerini hesaba katmadan eyleme geçmek, en güzel niyetleri dahi zedeleyebilir. Unutmayalım ki, kelimenin incittiği karınca misali, bu çocuklar ve aileler, bizim </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"çok iyi niyetli"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;zorunluluklarımız yüzünden incinebilirler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"Etkinlik duyurularında çocukların engel grupları üzerinden kategorize edilmesi, kapsayıcı bir dilin ruhuna aykırıdır. Bu tür ifadeler bir başarı göstergesi değil, çocuklarımızı inciten ayrıştırıcı bir tutumdur."</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Doğrusu:</span></span>&nbsp;<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"Farklı gelişim özelliklerine sahip çocuklarımızın katılımıyla gerçekleşecek etkinliğimizde..."</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu hassas konuyu, tüm kamuoyunun takdirine ve vicdanına sunarak bitirelim….</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 14:35:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SİYASETTE CEVAP VERMEMEK DE BİR CEVAPTIR</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/siyasette-cevap-vermemek-de-bir-cevaptir-120</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/siyasette-cevap-vermemek-de-bir-cevaptir-120</guid>
                <description><![CDATA[SİYASETTE CEVAP VERMEMEK DE BİR CEVAPTIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Cumhurbaşkanımız, 1975 yılından bu yana aktif siyasetin tam merkezinde yer alan ender isimlerden biri. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı… Neredeyse yarım asrı aşan bu siyasi yolculuk, yalnızca makamlarla değil, aynı zamanda krizlerle, mücadelelerle ve sayısız rakiple dolu bir süreçtir. Elli iki yılı aşan bu zaman diliminde onlarca siyasi figür gelip geçti; kimi yükseldi, kimi kayboldu, kimi de sadece gürültü yaptı.</p>

<p>Bu rakiplerin büyük bir kısmı, Sayın Cumhurbaşkanı’nı eleştirmekle yetinmedi. Daha ileri giderek televizyon ekranlarında “yüreğin varsa gel”, “çarşı pazarda halkın önüne çıkalım”, “canlı yayında yüzleşelim” gibi çağrılarla işi düelloya çevirmeye çalıştı. Ama dikkat edin: Cumhurbaşkanı bu çağrıların neredeyse hiçbirine cevap vermedi. Ne bir polemik, ne bir tartışma, ne de tek kelimelik bir karşılık…</p>

<p>Peki neden?</p>

<p>Çünkü bazen cevap vermemek, verilebilecek en net cevaptır. Sayın Cumhurbaşkanı, bu çağrıları yapan isimleri ciddiye almamış, denk görmemiştir. Siyasette herkesle tartışılmaz; herkesle polemiğe girilmez. Her ses, muhatap alınmayı hak etmez. Bu da siyasetin yazılı olmayan ama en temel kurallarından biridir.</p>

<p>İkinci ve belki de daha önemli bir sebep ise şudur: Cumhurbaşkanı, bu isimlerin kendi üzerinden prim yapmasına, reklamını kendisine yaptırmasına müsaade etmemiştir. Çünkü bilir ki; polemikle beslenen siyasetçi, tartışma olmazsa söner. Ülkenin ve dünyanın bu kadar ciddi gündemleri varken, kişisel hırsların ve suni tartışmaların ülke gündemini işgal etmesine izin vermemiştir. Bu tutum, bir kaçış değil; bilinçli bir tercihtir.</p>

<p>Dış politika, ekonomi, savunma sanayi, diplomasi… Böylesine ağır başlıklar varken, ekran tartışmalarında harcanacak enerjinin ülkeye fayda değil zarar getireceğini öngörmüştür. Karşısındaki siyasetçilerin “ekmeğine yağ sürmemiştir.” Bu da bir siyasettir; hem de kitabı yazılmamış ama ustalık gerektiren bir siyaset… İlmi siyaset tam da budur.</p>

<p>Cumhurbaşkanı bu sessiz duruşu sergiledikçe, karşı taraf daha da hararetlenmiş; çağrılar sertleşmiş, üslup düşmüş, ses yükselmiştir. “Bir kez daha karşıma çık”, “yüreğin varsa” gibi cümleler tekrar edilmiş ama sonuç değişmemiştir. Çünkü sonucu en başından bellidir: Bu kapı açılmayacaktır.</p>

<p>Ve zamanla ne olmuştur? Bu çağrıları yapanların bir kısmı siyaseten tükenmiş, bir kısmı kendi sözlerinin ağırlığı altında kalmış, bir kısmı da sessizce yerini başkalarına bırakmıştır. Cumhurbaşkanı ise yoluna devam etmiştir.</p>

<p>Sonuç olarak şunu net biçimde söylemek gerekir: Her davete icabet etmek zorunda değilsiniz. Her çağrı, samimi değildir. Bazen susmak; meydanı boş bırakmak değil, seviyeyi korumaktır. Siyasette asıl maharet, herkesle konuşmak değil; kiminle konuşulmayacağını bilmektir.</p>

<p>Buradan Elazığ siyasetçilerine açık çağrımdır. Günümüz Muhalefetninin görevi siyaset ve politika üretmek değil, &nbsp;iktidarla halk arasında kaos yaratmaktır. Elazığ muhalefet vekili ise bunu çok iyi başarıyor. ‘’Gelin kaldırımda karşılıklı gezelim kimin daha çok taraftarı olacak, televizyona çıkıp tartışalım’’ gibi atarlarla karşıdakini bu kaosa sürüklüyor.! Olmadı diğer iktidar ortağı vekili televizyonda canlı yayına bağlayarak onu da bu tartışmanın içine sokmaya çalışıyor. Kendi egonuzu tatmin etmekten başka bu gibi karşılaşmaların memlekete ne faydası var.? Bu tartışmaların kazananı olacak mı? Hayır.!&nbsp;<br />
Bu işleri bir kenara bırakın memleketin, halkın sorunlarını gidermek için bir araya gelin. Bu tür tartışmaların kaybedeni halktır.&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak ‘’Cevap vermemek de bir cevaptır.’’&nbsp;<br />
Tıpkı Cumhurbaşkanımızın yaptığı gibi.!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 15:32:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VEDA  MEZRE ORTAOKULU İNSTAGRAM SAYFASINDAN…….. FİKRET HOCAMIZIN ARDINDAN SAYGI VE RAHMETLE</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/veda-mezre-ortaokulu-instagram-sayfasindan-fikret-hocamizin-ardindan-saygi-ve-rahmetle-119</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/veda-mezre-ortaokulu-instagram-sayfasindan-fikret-hocamizin-ardindan-saygi-ve-rahmetle-119</guid>
                <description><![CDATA[VEDA  MEZRE ORTAOKULU İNSTAGRAM SAYFASINDAN…….. FİKRET HOCAMIZIN ARDINDAN SAYGI VE RAHMETLE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bazı insanlar bu dünyadan geçmez, dünyaya dokunur ve sessizce çekilir. Fikret Hocamız da öyleydi. Gürültüsüz bir iyiliği, kırmadan var olmayı bilen bir nezaketi vardı. Kimseyi incitmeyen bir duruşla yaşadı; ardında yüksek sesli hatıralar değil,derin bir eksiklik bırakarak gitti. Çünkü iyi insanlar kaybedildiğinde, boşlukları sözle değil, yokluklarıyla anlaşılır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu dünya geçici… Ama bazı insanlar geçiciliği bile zarif yaşar. Fikret Hocamız, fâniliği hatırlatan bir vedayla birlikte, yaşarken öğrettiği incelikle hatırlattı bize bunu.Onun ardından kalan hüzün, sadece bir kaybın acısı değil; iyi olmanın ne kadar kıymetli, ne kadar nadir olduğunu yeniden fark edişimizin sızısıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Mezre Ortaokulu bizim için bir okuldan öte, Bir </span></span><a href="https://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Failedir.Biz%2F%3Ffbclid%3DIwZXh0bgNhZW0CMTAAYnJpZBExR3VTc3JyNk9GNTFIb0VBenNydGMGYXBwX2lkEDIyMjAzOTE3ODgyMDA4OTIAAR626GAh1jzL2o2-lhnel1tmPTXhr3P66nmn4iZwCEs8eqwElBEleb_i5SSdoA_aem_9GBIqqPRMhXBRmZaczab6Q&amp;h=AT0Rx0QeGr-zJD8CPrOqIIn2EiXVtrsU6_veV9CGnx58QnxdMtWzz8VoG6xQm3RVJnjgXrT8LUJ18vtF46bDdubJVnxMIeu7hl6qMdN6FH7zUOJoFYeLC5ud3Vb36wM_S8NDfbquuRhDgw&amp;__tn__=-UK-y-R&amp;c%5b0%5d=AT0_G5OZQlEAkgpALlPLyBWaDz97xgWbeQS9pAJhhSu5hIijadrRFrxatk4HctWF0D3cGPPVRMpJGXjGqZwi4r9odHdfhXLKZiACxebz0bnw5FZ98Y6PnemJ8j_eCJ_4WVcHA6fC3V62Y9aJl0r-cIRjH_GRQ_S0v9ZROx0r_pIp-A_bEjz1eF8ohjDYMpyY9MT85InW836mEr3ahDj0NzlOPotJIXqsNjoFDWiTQoVOD-B-pw"><strong><u><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#0563c1"><strong><u>ailedir. Biz</u></strong></span></span></u></strong></a><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;bu aileden, bir öğretmenimizi, sessizce hepimizin gönlünde yer etmiş bir abimizi, bir kardeşimizi kaybettik. Aileden biri gidince, kelimeler yetmez; suskunluk büyür. İnsan, kırgınlıkların ne kadar anlamsız, kalp kırmanın ne kadar hoyratça olduğunu böyle zamanlarda daha iyi anlar. Keşke denilenler çoğalır; söylenmeyen sözler, tutulamayan vedalar ağırlaşır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ölüm, insanı korkutmak için değil, uyandırmak için vardır derler. Bizi de uyandırdı. Daha yumuşak olmaya, daha affedici davranmaya, gönlü ve insanı merkeze almaya, merhameti öne çıkarmaya, incitmeyi değil anlamayı seçmeye…Çünkü kayıplar, ardında sadece acı bırakmaz, aynı zamanda bir emanet bırakır. Daha iyi insan olma emanetini.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Fikret Hocamız iyi olmanın ne demek olduğunu yaşayarak öğretmiş bir insandı. İyi insanlar giderken ardında sadece boşluk değil, bir ölçü bırakır: Nasıl konuşmalı, nasıl susmalı, nasıl yaşamalı…Hocamızın ardında bıraktığı iz; kırmayan bir söz, incitmeyen bir bakış, vakar sahibi bir suskunluktur. Bu iz, zamanla silinmeyecek bilakis içimizde derinleşecektir. Zira bazı insanlar mezar taşlarında değil, insanların ahlakında yaşamaya devam eder.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bizler bugün büyük bir hüzünle ama aynı zamanda bir şükürle anıyoruz onu. Böyle bir insanla aynı çatı altında bulunmuş olmanın şükrüyle…Gönül kırmadan geçen bir ömür, en sessiz </span></span><a href="https://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fibadettir.Biz%2F%3Ffbclid%3DIwZXh0bgNhZW0CMTAAYnJpZBExR3VTc3JyNk9GNTFIb0VBenNydGMGYXBwX2lkEDIyMjAzOTE3ODgyMDA4OTIAAR626GAh1jzL2o2-lhnel1tmPTXhr3P66nmn4iZwCEs8eqwElBEleb_i5SSdoA_aem_9GBIqqPRMhXBRmZaczab6Q&amp;h=AT0-xJYD16ZcOvJlnnzXx0tm2xutIeUdEI3XAJpgfaeqfm74pur4nJ0pOteXsJShwYbfgfLtw-n3QXbOLJRI76VDCflnLFaJBskTL5FH12zA0dXY5y1u-eDju3oYRe4rfWHn260YYvThdg&amp;__tn__=-UK-y-R&amp;c%5b0%5d=AT0_G5OZQlEAkgpALlPLyBWaDz97xgWbeQS9pAJhhSu5hIijadrRFrxatk4HctWF0D3cGPPVRMpJGXjGqZwi4r9odHdfhXLKZiACxebz0bnw5FZ98Y6PnemJ8j_eCJ_4WVcHA6fC3V62Y9aJl0r-cIRjH_GRQ_S0v9ZROx0r_pIp-A_bEjz1eF8ohjDYMpyY9MT85InW836mEr3ahDj0NzlOPotJIXqsNjoFDWiTQoVOD-B-pw"><strong><u><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="color:#0563c1"><strong><u>ibadettir. Biz</u></strong></span></span></u></strong></a><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;ondan razıydık, niyazımız odur ki Hak da ondan razı olsun.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Rabbim sonsuz rahmetiyle mekânını cennet, kabrini nurlu eylesin. Geride kalan ailesine ve bizlere de onun hatırasına yakışır bir kalp, bir dil, bir duruş ve sabır nasip etsin inşallah.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">MEZRE ORTAOKULU AİLESİ </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Mezunu olmakla onur duyduğum okulumun kardeşim hakkındaki sayfasından alıntı….</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bir Eğitimciye, Bir Kardeşe Son Sesleniş...</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Otuz iki yıllık meslek hayatımda birçok vedaya şahitlik ettim, birçok ayrılığın yükünü omuzladım. Ama bir abinin, kendisinden dört yaş küçük kardeşine vedası nasıl olur; bunun bir tarifi yokmuş, öğrenemedim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Bir eğitimciye veda etmeyi bilirdim de; beni fersah fersah geçmiş o koca yürekli meslektaşım olan kardeşime "elveda" demeyi hiç hesaba katmamıştım.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Şimdi sadece yutkunarak dinliyorum; arkadaşlarından dökülen hatıraları, çevresinden yükselen o ortak sessizliği...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;En çok da o masum yüreklere ektiği sevgi tohumlarını; taziye evine koşan, gözleri yaşlı ama yürekleri hocalarının öğrettiği o büyük sevgiyle kocaman olmuş öğrencilerini izliyorum. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sosyal medyadaki o saf, temiz ve minnet dolu yorumları okurken anlıyorum ki; böylesine sevilen, böylesine iz bırakan bir "kardeşe" veda edilmez, edilemez. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sen sadece yer değiştirdin sevgili kardeşim; sınıfındaki kürsünden, hepimizin kalbindeki o en müstesna köşeye taşındın. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Nur içinde uyu, hatıran emanetimizdir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 14:30:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HASSASİYETLER</title>
                <category>CİHAN BERDİBEK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/hassasiyetler-118</link>
                <author>cihanberdibek23@gmail.com (CİHAN BERDİBEK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/hassasiyetler-118</guid>
                <description><![CDATA[HASSASİYETLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
İnsan Hassasiyetlerinin derinliklerdeki İzler &nbsp;:<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; İnsan olmanın en güzel ve bir o kadar da karmaşık yönlerinden biri, hiç şüphesiz ki hassasiyetlerimizdir. Hassasiyetler, iç dünyamızın aynası gibidir; sevinçlerimizi, hüzünlerimizi, umutlarımızı ve korkularımızı yansıtırlar. Bu yazıda, insan hassasiyetlerinin derinliklerine inecek, farklı yönlerini ve yaşamımızdaki etkilerini inceleyeceğiz. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hassasiyetin Tanımı ve Kapsamı &nbsp;:<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hassasiyet, kelime anlamıyla "duyarlılık" veya "incelik" demektir. Ancak insan psikolojisi ve sosyal ilişkiler bağlamında, hassasiyet çok daha geniş bir anlama sahiptir. Hassasiyet, bireyin dış dünyadan gelen uyaranlara karşı verdiği duygusal ve bilişsel tepkileri ifade eder. Bu tepkiler, bireyin değerleri, inançları, deneyimleri ve kişisel özellikleriyle şekillenir. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hassasiyetler, sadece duygusal tepkilerle sınırlı değildir. Aynı zamanda, başkalarının duygularını anlama, empati kurma ve onlara karşı duyarlı olma becerisini de içerir. Bu, sosyal ilişkilerde uyum sağlamak, iletişim kurmak ve sağlıklı bağlar oluşturmak için temel bir gerekliliktir. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Farklı Hassasiyet Türleri &nbsp;:<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; İnsanlar, farklı konularda farklı hassasiyetlere sahip olabilirler. İşte bazı örnekler: &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Duygusal Hassasiyet:</p>

<p>&nbsp;Başkalarının duygularına karşı duyarlı olma, empati kurma ve duygusal iniş çıkışlardan etkilenme. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Sosyal Hassasiyet:&nbsp;</p>

<p>Toplumsal normlara, başkalarının beklentilerine ve sosyal statülere karşı duyarlı olma. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Estetik Hassasiyet:&nbsp;</p>

<p>Sanata, güzelliğe, doğaya ve estetik değerlere karşı duyarlı olma. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ahlaki Hassasiyet:&nbsp;</p>

<p>Doğru ve yanlış kavramlarına, etik değerlere ve vicdana karşı duyarlı olma.&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Fiziksel Hassasiyet:</p>

<p>&nbsp;Acıya, dokunmaya, sese veya diğer fiziksel uyaranlara karşı duyarlı olma. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hassasiyetlerin Gelişimi ve Etkileyen Faktörler &nbsp;:<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hassasiyetler, doğuştan gelen özelliklerin yanı sıra, yaşam boyunca deneyimler, öğrenmeler ve çevresel faktörlerle şekillenir. Çocukluk döneminde yaşanan deneyimler, özellikle ebeveynlerin tutumları ve aile içindeki iletişim, hassasiyetlerin gelişiminde önemli bir rol oynar. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Eğitim, kültür, sosyal çevre ve kişisel deneyimler de hassasiyetleri etkileyen faktörler arasında yer alır. Örneğin, farklı kültürlerde farklı hassasiyetler ön plana çıkabilir veya bireyler, yaşadıkları travmatik deneyimler sonucu daha hassas hale gelebilirler. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hassasiyetlerin Yaşamımızdaki Yeri ve Önemi &nbsp;:<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hassasiyetler, yaşamımızın her alanında önemli bir rol oynar.&nbsp;</p>

<p>İşte bazı örnekler: &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;İlişkiler: Sağlıklı ve derin ilişkiler kurmak, empati kurma ve başkalarının duygularına saygı gösterme becerisi gerektirir. Hassasiyetler, ilişkilerdeki iletişimi güçlendirir, çatışmaları azaltır ve bağları güçlendirir. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Kariyer: İş hayatında, başkalarıyla etkili iletişim kurmak, takım çalışmasına uyum sağlamak ve farklı görüşlere saygı göstermek önemlidir. Hassasiyetler, liderlik becerilerini geliştirir, işbirliğini artırır ve daha başarılı bir kariyer için zemin hazırlar. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Sanat ve Yaratıcılık: Sanatçılar, genellikle çevrelerindeki dünyayı daha derinlemesine hisseder ve bu duygularını eserlerine yansıtırlar. Hassasiyetler, yaratıcılığı besler, sanatsal ifadeyi güçlendirir ve insanlara farklı perspektifler sunar. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Toplumsal Duyarlılık: Hassasiyetler, toplumsal sorunlara karşı duyarlılık geliştirmemizi sağlar. Başkalarının acılarını anlama, adaletsizliklere karşı mücadele etme ve daha iyi bir dünya için çaba gösterme motivasyonu verir. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hassasiyetlerle Başa Çıkma ve Onları Yönetme &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Hassasiyetler, zaman zaman zorlayıcı olabilir. Özellikle olumsuz deneyimler, stres veya kaygı durumlarında, hassasiyetler artabilir ve bireylerin duygusal dengesi bozulabilir. Bu durumda, hassasiyetlerle başa çıkmak ve onları yönetmek için bazı yöntemler şunlardır: &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Kendini Tanıma: Kendi duygularını, tetikleyicilerini ve tepkilerini anlamak, hassasiyetleri yönetmenin ilk adımıdır. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Duygusal Farkındalık: Duygularını tanımak, onları kabul etmek ve onlara karşı yargılayıcı olmamak önemlidir. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Empati Kurma: Başkalarının duygularını anlamaya çalışmak, hem ilişkileri güçlendirir hem de kendi duygusal dengeni korumana yardımcı olur. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Sınır Koyma: Kendi sınırlarını belirlemek ve başkalarının sınırlarına saygı göstermek, duygusal sağlığı korumak için önemlidir. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Stres Yönetimi: Stres, hassasiyetleri artırabilir. Düzenli egzersiz yapmak, meditasyon yapmak veya hobilerle uğraşmak gibi stres yönetimi teknikleri uygulamak faydalı olabilir. &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Profesyonel Yardım: Gerekirse, bir uzmandan (psikolog veya psikiyatrist) destek almak, hassasiyetlerle başa çıkmak için etkili bir yöntem olabilir. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Sonuç :<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; İnsan hassasiyetleri, yaşamın zenginliğini ve karmaşıklığını yansıtan önemli bir özelliktir. Hassasiyetler, ilişkilerimizi şekillendirir, yaratıcılığımızı besler ve toplumsal duyarlılığımızı artırır. Hassasiyetlerin farkında olmak, onları anlamak ve yönetmek, daha sağlıklı, mutlu ve anlamlı bir yaşam sürmemize yardımcı olur. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Umarım bu köşe yazısı, insan hassasiyetleri hakkında daha derinlemesine düşünmenize ve bu konudaki farkındalığınızı artırmanıza yardımcı olmuştur. &nbsp;</p>

<p>Sağlocakla kalın...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 14:23:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/01/cihan-berdibek-1769427345.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARIN ALTINDA GÖRÜNMEZ EMEK, ELAZIĞ İL ÖZEL İDARESİ</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/karin-altinda-gorunmez-emek-elazig-il-ozel-idaresi-117</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/karin-altinda-gorunmez-emek-elazig-il-ozel-idaresi-117</guid>
                <description><![CDATA[KARIN ALTINDA GÖRÜNMEZ EMEK, ELAZIĞ İL ÖZEL İDARESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kış aylarındayız…</p>

<p>Kar, bu topraklara her düştüğünde bereketi, huzuru ve doğanın asil sessizliğini de beraberinde getiriyor. Beyaza bürünen dağlar, köyler ve ovalar insana umut veriyor. Ancak her rahmet gibi karın da hayatı zorlayan bir tarafı var. İlçe, kasaba ve özellikle köy yolları, her yoğun yağıştan sonra kapanıyor; hayatla bağımız olan yollar sessizliğe gömülüyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İşte tam bu noktada, çoğumuzun adını bile bilmediği, çoğu zaman farkına varmadığı bir emek devreye giriyor. Medeniyet dediğimiz şeyin temel taşlarından biri olan yolların yeniden açılması, hayatın aksamadan devam edebilmesi için gecesini gündüzüne katan insanların omuzlarında yükseliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Elazığ İl Özel İdaresi, kar yağışının başladığı ilk andan itibaren sahada kesintisiz bir mücadele yürütüyor. Başta İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sayın Cemil Yatkın olmak üzere, birim müdürlerinden operatörlere, servis elemanlarından teknik ekiplere kadar herkes tek bir amaç için çalışıyor: Hayat durmasın.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Öyle yollar var ki, kar kalınlığı yer yer iki metreyi buluyor. Öyle coğrafyalar var ki, ulaşmak başlı başına bir cesaret ve sabır işi. Buna rağmen hastası olan köylüye, cenazesi bulunan aileye, hayvanları için yem bekleyen üreticiye ulaşmak için anında müdahale ediliyor. Çünkü bu yollar sadece asfalt değil; bir köyün nefesi, bir ailenin umudu, bir hayatın devamıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Üstelik bu mücadele sadece gündüz saatlerinde yürütülmüyor. Tipinin, ayazın ve görüş mesafesinin sıfıra yaklaştığı gecelerde de çalışmalar aynı kararlılıkla sürdürülüyor. Birçok kişi sıcak evinde dinlenirken, sahadaki ekipler bir sonraki köye, bir sonraki mezraya ulaşmanın hesabını yapıyor. Çünkü onlar için saat kavramı yok; ihtiyaç nerede varsa görev oradadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bizler çoğu zaman direksiyon başına geçtiğimizde bu emeği düşünmüyoruz. Açılmış bir yol bize sıradan geliyor. Oysa o yolun arkasında gece yarısı tipi altında çalışan bir operatör, soğukta bekleyen bir ekip, uykusuz geçen saatler var. Karla değil, zorlukla mücadele eden insanlar var.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu fedakârlık, planlı ve güçlü bir organizasyonun da göstergesidir. Elazığ İl Özel İdaresi’nin sahip olduğu iş makineleri, teknik donanımı ve tecrübeli personeli, zorlu coğrafyada devletin şefkatli elini hissettiriyor. Bu sayede kış, köyler için bir yalnızlık mevsimi olmaktan çıkıyor; ulaşılabilir, yaşanabilir bir sürece dönüşüyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu yüzden Elazığ İl Özel İdaresi’nin yürüttüğü bu fedakâr ve özverili çalışmayı görmezden gelmek büyük bir haksızlık olur. Yapılan iş sadece yol açmak değil; hayatı, umudu ve dayanışmayı ayakta tutmaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Emeği geçen herkese, sahada ve masada bu mücadeleyi yürüten tüm İl Özel İdaresi çalışanlarına içten bir teşekkür borçluyuz. Karın altında kalan yolları değil, aslında hayatı açtıkları için…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Jan 2026 17:15:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ELAZIĞ\&#039;DAN KÜLTÜR SANAT ve EDEBİYAT\&#039;A BAKIŞ</title>
                <category>CİHAN BERDİBEK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/elazigdan-kultur-sanat-ve-edebiyata-bakis-116</link>
                <author>cihanberdibek23@gmail.com (CİHAN BERDİBEK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/elazigdan-kultur-sanat-ve-edebiyata-bakis-116</guid>
                <description><![CDATA[ELAZIĞ\'DAN KÜLTÜR SANAT ve EDEBİYAT\'A BAKIŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ, tarih boyunca idari bir merkez olmasıyla birlikte kültür ve sanat alanında da önemli bir yer olmuştur . Özellikle Harput, bu özelliğini sürdürmüş ve edebiyatın gelişimi için zemin hazırlamıştır . &nbsp;</p>

<p>&nbsp;Elazığ'daki Edebiyat Etkinlikleri: &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Hazar Şiir Akşamları:&nbsp;</p>

<p>Elazığ'da 1992 yılında başlatılan ve Türk Dünyası edebiyat çevrelerinin yakından tanıdığı uluslararası nitelikte bir etkinliktir . 28. Uluslararası Hazar Şiir Akşamları, Elazığ Belediyesi ve Elazığ Valiliği ev sahipliğinde Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenmektedir . &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp;<br />
Kitap Fuarları:&nbsp;</p>

<p>Elazığ Belediyesi tarafından düzenlenen kitap fuarları, kültür ve edebiyata katkı sağlamaktadır . &nbsp; &nbsp;</p>

<p>Tiyatro ve Kültürel Etkinlikler:&nbsp;</p>

<p>Elazığ'da tiyatro ve müzikal gibi kültürel etkinlikler de düzenlenmektedir . Örneğin, Nazım Hikmet'in şiir ve mektuplarından sahneye uyarlanan "NAZIM" adlı müzikali ...<br />
Elazığ'da, Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği Korosu ve Elazığ Belediyesi Musiki Toplulukları gibi çeşitli korolar düzenli olarak konserler ve etkinlikler düzenlemektedir. &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; Etkinlikler &nbsp;:</p>

<p>&nbsp; 1. &nbsp;Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği Korosu:&nbsp;</p>

<p>Koronun etkinlikleri arasında konser biletleri Biletinial.com üzerinden temin edilebilir . Koro, Türk musikisinin seçkin eserlerini seslendirmektedir . &nbsp;</p>

<p>&nbsp; 2. &nbsp;Hz. Mevlana Konseri:&nbsp;</p>

<p>Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği ve Kürsübaşı Topluluğu tarafından 19 Aralık 2025 Cuma günü Hz. Mevlana anısına bir konser düzenlenmiştir .</p>

<p>&nbsp; 3. &nbsp;Yeni Yıl Özel Konseri:&nbsp;</p>

<p>Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği ve Kürsübaşı Topluluğu, 26 Aralık 2025 tarihinde Yeni Yıl Özel Konseri düzenleyecektir . &nbsp;</p>

<p>&nbsp; 4. &nbsp;Harput'un Usta Sazları Konseri:&nbsp;</p>

<p>09 Ocak 2026 tarihinde Klarnetçi Şükrü Canaydın ve Kemani Vasfi Akyol'un yer aldığı bir konser düzenlenecektir . &nbsp;</p>

<p>&nbsp; 5. &nbsp;Elazığ Belediyesi Musiki Toplulukları Gönüllü Halk Korosu:&nbsp;</p>

<p>Elazığ Belediyesi bünyesinde oluşturulan bu koro da konserler düzenlemektedir . &nbsp;</p>

<p>&nbsp; 6. &nbsp;Atatürk'ün Elazığ'a Teşrifleri" Anma Konseri:</p>

<p>&nbsp;14 Kasım 2025 tarihinde saat 20:00'de "Atatürk'ün Elazığ'a Teşrifleri" anma konseri düzenlenmiştir . &nbsp;</p>

<p>Mekan olarak ise Konserler genellikle Nurettin Ardıçoğlu Kültür Merkezi gibi mekanlarda gerçekleştirilmektedir . &nbsp;<br />
Elazığ'da müzikseverler, Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği Korosu ve diğer topluluklar tarafından düzenlenen çeşitli konser ve etkinliklerle Türk müziğinin zenginliğini deneyimleyebilirler. &nbsp;<br />
Buradan özellikle Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği ve Kürsübaşı Topluluğu Müdürlüğü yönetici, idareci ve personellerine gösterdikleri hassasiyet ve gayretleri gerçekten taktire şayan görüyorum .Kendilerine görevlerinde başarılar diliyorum .<br />
&nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;Elazığ'da Edebiyat Çalışmaları &nbsp;:<br />
&nbsp;<br />
Elazığ, edebiyat alanında çeşitli çalışmalara ev sahipliği yapmıştır. Fırat Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, bu alandaki akademik çalışmalara önemli katkılar sağlamaktadır . Ayrıca, Hazar Şiir Akşamları gibi etkinlikler, Türk dünyası edebiyatçılarının Elazığ'da bir araya gelmesini sağlamıştır . &nbsp;</p>

<p>Elazığ Şiirine Genel Bir Bakış &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Elazığ şiiri, hem yerel motifleri hem de Türk edebiyatının genel özelliklerini taşır. Elazığ'a özgü şiirlerde, yörenin kültürel ve doğal güzellikleri, insanların yaşam tarzları ve duyguları dile getirilir. &nbsp;<br />
&nbsp;Elazığ'ın kültürel zenginlikleri ve tarihi dokusu, şiirlere ilham kaynağı olmuştur . &nbsp;<br />
&nbsp;Elazığ'a özgü "Gakkoşlar" gibi yerel unsurlar, şiirlerde sıkça yer alır . &nbsp;<br />
&nbsp;Şiirlerde, Elazığ'ın doğal güzelliklerine (çayırlar, yaylalar gibi) ve yaşam tarzına dair izler bulunur .&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;Önemli Şairler ve Eserler &nbsp;:<br />
&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Elazığ'ın edebiyat dünyasına damga vurmuş birçok önemli şair ve yazarı bulunmaktadır. Bu kişiler, hem klasik hem de modern dönemde eserleriyle tanınmışlardır . İşte Elazığlı bazı önemli şair ve yazarlar: &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
1. Klasik Dönem Şairleri &nbsp;:</p>

<p>Harput bölgesinde yetişen divan ve halk edebiyatı şairleri, Elazığ'ın edebi geçmişini zenginleştirmiştir. Rahmi-i Harputi ve Hazmi gibi isimler, klasik Türk edebiyatının önemli temsilcilerindendir . &nbsp;<br />
&nbsp;<br />
2. Cumhuriyet Dönemi Şair ve Yazarları &nbsp;:</p>

<p>Cumhuriyet döneminde yetişen Elazığlı yazarlar, roman, hikaye ve araştırma gibi farklı türlerde eserler vermişlerdir. Bu dönemde öne çıkan bazı isimler şunlardır:&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ahmet Kabaklı &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Mehmet Şükrü Baş &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;İhsan Nazik &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ahmet Tevfik Ozan &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Nazım Payam &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Zekeriya Bican &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Serhat Kabaklı &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bedrettin Keleştimur &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Rıfat Aras &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Hüseyin Poyraz &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ömer Kazazoğlu &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Şemsettin Ünlü &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Doğan Özdal &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Tuncer Sönmez &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Faik Güngör &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Hadi Önal &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Dr. M. Naci Onur &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;İlhami Bulut &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
3. Diğer Önemli İsimler &nbsp;</p>

<p>Elazığ'da doğmuş ve edebiyat dünyasına katkı sağlamış diğer önemli isimler arasında şunlar da bulunmaktadır: &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp;Mithat Yılmaz &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Aytuğ İzat &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Bekir Karacaoğlu &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;A. Murat Kuşçubaşı &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Güldeniz Ağiş Ekmen &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Fadıl Karlıdağ &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Tamer Kavuran &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Abdulvahap Dalkılıç &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Şükrü Kacar &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;M. Faik Güngör &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Metin Önal Mengüşoğlu &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Nurettin Uytun &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Tarık Özcan &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Mahir Gürbüz &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Hasan Özçam &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Erhan Deveci &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Recep Yılmaz &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Karani Arda &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ziya Çarsancaklı &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Yusuf Dursun &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Demet Hamiş &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Nevriye Bozdemir &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Berika Küçük &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Doğan Sever &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Gıyasettin Dağ &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Mustafa Gülle &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Nusret Özgen &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Nevzat Ülger &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Özer Yıldırım &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ömer Öner &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Saim Öztürk &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ali Canpolat &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Bu liste, Elazığlı önemli şair ve yazarların sadece bir kısmını içermektedir. Elazığ, edebiyat ve sanat alanında önemli şahsiyetler yetiştirmeye devam etmektedir. &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Sonuç &nbsp;:<br />
&nbsp;<br />
Elazığ, hem Türk edebiyatı hem de Türk şiiri için önemli bir yere sahiptir. Şehrin kültürel mirası, doğal güzellikleri ve yerel unsurları, şairlere ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Elazığ'da edebiyat çalışmaları ve etkinlikler, bu zenginliği daha da ileriye taşımaktadır.</p>

<p>Sağlıcakla kalın...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 16:09:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/01/cihan-berdibek-1769427345.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>25 YIL PİRİM 70 YIL MAAŞ</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/25-yil-pirim-70-yil-maas-115</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/25-yil-pirim-70-yil-maas-115</guid>
                <description><![CDATA[25 YIL PİRİM 70 YIL MAAŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
TÜİK verilerini incelerken şöyle bir istatistik karşıma çıktı.! &nbsp;Rakamlar soğuk ama söyledikleri son derece sıcak ve yakıcı. Türkiye’de bir emekli, ortalama 25 yıl prim ödeyerek emekli oluyor. Devlet, bu kişiye ortalama 25 yıl emekli maaşı ödüyor. Buraya kadar herkesin itiraz etmeyeceği bir tablo var. Zaten emeklilik dediğimiz şey, çalışılan yılların karşılığında verilen bir hak.</p>

<p>Ancak hikâye burada bitmiyor.</p>

<p>Emekli vefat ettiğinde, maaşı eşi tarafından ortalama 15 yıl daha alınmaya devam ediliyor. Eğer eşin kendisi de başka bir kurumdan emekli ise, iki maaş birden alınıyor. Yani sistem, tek bir prim havuzundan iki ayrı maaşı aynı anda ödemeye devam ediyor. Bu da yetmiyor; kadın vefat ettiğinde, evlenmemiş ya da eşinden ayrılmış kızı, babadan kalan maaşı ömür boyu almaya devam edebiliyor. Bunun ortalaması da yaklaşık 30 yıl.</p>

<p>Topladığınızda ortaya çıkan tablo çarpıcı:<br />
25 yıl prim, yaklaşık 70 yıl maaş.</p>

<p>Burada kimseyi suçlamaya gerek yok. Çünkü bu maaşlar kanuna dayanıyor, hak edilmiş kabul ediliyor ve vatandaş da elbette yasal hakkını alıyor. Sorun bireylerde değil, sorunun kendisi sistemde.</p>

<p>Şu soruyu sormadan geçemiyoruz:<br />
Dünyanın hangi ülkesinde, 25 yıl prim toplanıp 70 yıl boyunca ödeme yapılan bir sosyal güvenlik modeli sürdürülebilir kabul ediliyor?</p>

<p>Bugün gençlerden sürekli fedakârlık bekliyoruz. “Prim ödeyin”, “sabredin”, “emekli olacaksınız” diyoruz. Ama gençler, kendilerinden önceki kuşakların kurduğu bu denklemle yüzleşiyor. Bir yanda düşük maaşlar, güvencesiz işler ve artan prim gün sayıları; diğer yanda sistemin üzerinde giderek ağırlaşan bir yük.</p>

<p>Devlet, sosyal devlettir; emeklisini korumak zorundadır. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ama sosyal devlet olmak, matematiği inkâr etmek anlamına gelmez. Bir sistem, uzun vadede kendi gelirinden çok daha fazlasını harcıyorsa, o sistem ya borçla döner ya da gün gelir duvara toslar.</p>

<p>Bugün bütçeden sosyal güvenliğe aktarılan kaynaklar, eğitimden, tarımdan, üretimden kesiliyor. Yani aslında mesele yalnızca emekli maaşı değil; ülkenin genel ekonomik dengesi.</p>

<p>Belki artık şunu açıkça konuşmanın zamanı gelmiştir:<br />
Emeklilik bir hak ama nesiller arası adalet de bir zorunluluktur. Bir kuşağın refahı, başka bir kuşağın geleceğini ipotek altına alıyorsa, burada ciddi bir sorun vardır.</p>

<p>Kimsenin maaşı kesilsin demek kolaycılık olur. Ama sistemi hiç tartışmadan “böyle gelmiş böyle gider” demek, asıl büyük haksızlıktır. Çünkü bu düzen, eninde sonunda en çok bugünün gençlerini ve yarının emeklilerini vuracaktır.</p>

<p>Emekliyi kışkırtarak devleti (bakın hükümet demiyorum, Devlet diyorum) emekli üzerinden vurmaya çalışanlar madalyonun sadece görünen yüzüyle yüzleşiyor, yüzleştiriyor.! Ama soru hâlâ masada duruyor ve cevap bekliyor:<br />
25 yıl prim, 70 yıl maaş alan bir sistem, daha ne kadar ayakta kalabilir?</p>

<p>Sistemin bozukluğu sadece emeklilikte yok, çalışanda da aynı sistem bozukluğu var.&nbsp;</p>

<p>Mesela şöyle bir örnek vereyim konuyu siz kendiniz yorumlayıp &nbsp;değerlendirin.&nbsp;<br />
X kişisi 100.000 ₺ maaş alıyor, Y kişisi ise 20.000 ₺. Bu yıl %20<br />
maaş zammı var. X kişisinin maaşı 120.000 oldu Y kişisinin maaşı 24.000. Birine 20.000 zam yapılırken diğerine sadece 4.000. 5, 10 yıl sonra arada bir maaş uçurumu doğuyor bu da hem insanlara hem de devlete büyük külfet getiriyor, ekonomi çöküyor, devlet zayıflıyor, insanlar arasında yaşam standartları farklılaşıyor ve devlet büyük borç batağına giriyor.&nbsp;</p>

<p>Eğer bu meseleyi bu gün konuşmazsak, bir gün konuşacak emekli de, çalışan da &nbsp;kalmayabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 11:10:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TATİL EĞLENCESİ</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/tatil-eglencesi-114</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/tatil-eglencesi-114</guid>
                <description><![CDATA[TATİL EĞLENCESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bir yarılı daha tamamladık acısıyla tatlısı ile tatili hak ettik amasız fakatsız…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Dinlenmek gerek fakat öğrenmek dinlenirken bile olur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Eğlenerek &nbsp;&nbsp;olur kısacası iyi tatiller…Kısa bir mola…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Okul Neden Var?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Birinci sınıfın ilk günü, öğretmen çocuklara sormuş: </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">— "Çocuklar, neden okula geliyorsunuz?" Öğrencilerden biri parmak kaldırmış: </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">— "Annemle babam evde rahat rahat kahve içebilsinler diye öğretmenim!"</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Google Amca vs. Öğretmen</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Küçük Ali eve gelmiş, babasına dert yanıyormuş: </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">— "Baba, artık okula gitmeme gerek kalmadı. Google her şeyi biliyor, her soruma cevap veriyor." Babası gülümsemiş: </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">— "Haklısın oğlum, Google her şeyi biliyor ama </span></span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>'hangi soruyu soracağını'</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;sadece öğretmenin biliyor."</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Yapay Zeka ve Ödev</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Öğretmen, öğrencisinin getirdiği harika kompozisyona bakmış ve şüpheyle sormuş:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<span style="font-family:Calibri">— "Evladım, dürüst ol. Bunu sen mi yazdın yoksa ChatGPT mi?" Öğrenci gayet rahat bir şekilde cevap vermiş: </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">— "Öğretmenim, ben prompt'ları (komutları) yazdım, o da benim düşüncelerimi dijitalleştirdi. Yani fikir benim, işçilik onun!" Öğretmen not defterini açmış ve şöyle demiş: </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">— "O zaman ben de senin yerine yapay zekaya 100 veriyorum, seneye sen yine beklerim."</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Fenomen Olma Dersi</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bir genç, bilgelik arayışıyla bir hocanın yanına gider: </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">— "Hocam, çok okudum, çok araştırdım ama kimse beni tanımıyor. Ne yapmalıyım?" Hoca telefonunu çıkarıp gence uzatır: </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">— "Evladım, 40 tane kitap okuyup bir ömür dirsek çürüteceğine; şurada 15 saniyelik bir dans videosu çekip arkasına 'Eğitim şart' yazsaydın, şimdi milyonlarca takipcin olurdu. Devir, </span></span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>derinlik devri değil, keşfet devri!</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">"</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>"Like" Alan Bilgi</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bir profesör, sosyal medyada paylaştığı bilimsel makalenin sadece 3 beğeni aldığını görmüş. Hemen altına "Dün akşam bir restoranda başımdan geçen ilginç olay..." diye bir hikaye uydurup paylaşmış; binlerce beğeni gelmiş. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Asistanı sormuş: — </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">"Hocam, neden böyle yaptınız?" Profesör iç çekmiş: — </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>"Evladım, günümüzde bilgiye ulaşmak için önce 'ilgi' çekmek gerekiyormuş. İnsanlar gerçeği değil, hikayeyi seviyor."</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Kompozisyon Sınavı</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Edebiyat öğretmeni sınıfa bir ödev vermiş: </span></span><em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><em>"Tembellik nedir? Konulu bir sayfalık kompozisyon yazın."</em></span></span></em></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sınavın sonunda herkes sayfalarca yazarken, bizim Elazığlı çocuk kağıdın tam ortasına sadece şunu yazıp teslim etmiş:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>"Tembellik, aha budur!"</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Öğretmen kağıdı görünce kahkahayı basmış ve çocuğa 100 vermiş.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Yanındakiler "Nasıl oldu?" diye sorunca öğretmen demiş ki:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<span style="font-family:Calibri">— </span></span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>"Oğlum, çocuk konuyu anlatmamış, bizzat yaşamış ve yaşatmış!"</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Kalın sağlıcakla…</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 10:46:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARNE HEYCANI YOK OLUYOR</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/karne-heycani-yok-oluyor-113</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/karne-heycani-yok-oluyor-113</guid>
                <description><![CDATA[KARNE HEYCANI YOK OLUYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eskiden Karne Heyecanı Vardı, Şimdi 14 Sayfalık Bir "Dosya Yorgunluğu"</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir zamanlar sömestr tatili yaklaşınca içimizi tarif edilemez bir kıpırtı kaplardı. O tek sayfalık, saman kağıdına basılı olsa bile kıymeti dünyalara bedel karne; yanında gururla taşınan bir Takdir, bir Teşekkür ya da bir Onur Belgesi... </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hepsi bu kadardı. Net, anlaşılır ve duygusu yüksek. Fotoğraflar çekilir, o an dondurulur, hatıralar bir ömür saklanırdı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ancak bu yıl itibarıyla 1, 2, 5, 6, 9 ve 10. sınıflardan başlayarak kademeli olarak hayatımıza giren yeni sistemle, o eski heyecanın yerini </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"Gelişim Raporu"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;adı altında bol israflı(israf haramdır) bir kağıt yığını aldı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Analiz mi, Duygu Kaybı mı?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Evet, çocuğun ders ders analiz edilmesi, güçlü ve zayıf yönlerinin tespiti pedagojik olarak kulağa hoş geliyor. Ancak 14 sayfalık bir dokümanı eline alan ne veli ne de öğrenci o eski "başardım" duygusunu hissedebiliyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Analizlerin arasında kaybolan sadece rakamlar değil, günün heyecanı oluyor. Sosyal medya odaklı, bol görselli ama ruhu eksik bir döneme evriliyoruz. Sayfalar arttıkça, o kağıdın manevi ağırlığı azalıyor; yerini bir "dosya yorgunluğuna" bırakıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Hani Sıfır Atık, Hani Tasarruf?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Meselenin bir de vicdanları sızlatan "israf" boyutu var ki, görmezden gelmek mümkün değil. Müfredatta "Erdem, Değer, Eylem" diyoruz; sınıflarda "Sıfır Atık" projeleri yarıştırıyoruz. Peki, gerçekte ne yapıyoruz?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Gelin basit bir hesap yapalım:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Öğrenci Sayıları ve Sayfa Tahminleri (2025-2026 Verileri)</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">MEB'in 2024-2025 ve 2025-2026 istatistiklerine göre, her bir sınıf seviyesinde yaklaşık </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>1,3 milyon</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;öğrenci bulunmaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Toplam maliyeti etkileyen sayfa dağılımı şöyledir:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><img alt="" src="https://www.manset23.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-15%20at%2015_04_33.jpeg" style="height:238px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.manset23.com/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-15%20at%2015_04_33%20(1).jpeg" style="height:253px; width:800px" /></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sadece bu 6 kademedeki öğrencilerin dönem sonu gelişim raporlarının basılması durumunda ortaya çıkan tablo şöyledir:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hesaplamada bir top (500 sayfa) A4 kağıdı için ortalama </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>130 TL</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">, bir sayfa siyah-beyaz toner maliyeti (muadil toner/dolum bazlı) için </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>0,35 TL</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;kullanılmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Tahmini Toplam Maliyet: ~47.580.000 TL</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Toplam Kağıt Ağırlığı:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Yaklaşık </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>390 ton</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;(80gr/m² standart A4 üzerinden).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Çevresel Etki:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;78 milyon sayfa kağıt için yaklaşık </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>9.000'den fazla ağacın</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;kullanılması anlamına gelmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>&nbsp;Tabi diğer sınıflara verilen klasik karneleri de dahil edin…</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Peki ya öğretmenin bu raporları hazırlamak, çıktı almak ve tasnif etmek için harcadığı o kıymetli zaman?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çözüm Cebimizdeyken Bu İsraf Neden?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Madem dijital bir çağdayız, madem devasa bir EBA sistemimiz var; neden bu raporlar dijital ortamda velinin erişimine sunulmuyor? </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Verilsin öğrencinin eline yine o tek sayfalık sembolik karnesi, yaşasın heyecanını. </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Detaylı analiz isteyen veli, sisteme girip 14 sayfayı da okusun, 40 sayfayı da.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitimde "yenilik" demek, sadece sayfa sayısını artırmak veya her şeyi karmaşık hale getirmek değildir. Gerçek ilerleme, teknolojiyi israfı önlemek için kullanırken, o kadim "başarı heyecanını" koruyabilmektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ödül mekanizmalarını kuranlar, bu kağıt israfını ve kaybolan "anlamı" ne zaman görecek merak ediyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Hatıralar dijitalleşirken, israfın fizikselleşmesi büyük bir çelişki değil mi?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bütün eğitim camiasına ve sevgili öğrencilere iyi tatiller diliyorum..</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Kalın Sağlıcakla...</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<table class="Table" style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;; margin-left:10000px">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sınıf Seviyesi</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Yaklaşık Öğrenci Sayısı</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sayfa Sayısı</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Toplam Sayfa (Milyon)</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>1. Sınıf</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">1.300.000</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">14 Sayfa</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">18,2 Milyon</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>2. Sınıf</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">1.300.000</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">6 Sayfa</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">7,8 Milyon</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>5. Sınıf</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">1.300.000</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">9 Sayfa</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">11,7 Milyon</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>6. Sınıf</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">1.300.000</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">9 Sayfa</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">11,7 Milyon</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>9. Sınıf</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">1.300.000</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">11 Sayfa</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">14,3 Milyon</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>10. Sınıf</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">1.300.000</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">11 Sayfa</span></span></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">14,3 Milyon</span></span></span></p>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>TOPLAM</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>7.800.000 Öğrenci</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>-</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
			<td style="border-bottom:solid black; border-left:solid black; border-right:solid black; border-top:solid black; vertical-align:center">
			<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>78 Milyon Sayf</strong></span></span></strong></span></p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 14:56:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YENİ NESİL ÖĞRETMENLİK</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/yeni-nesil-ogretmenlik-112</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/yeni-nesil-ogretmenlik-112</guid>
                <description><![CDATA[YENİ NESİL ÖĞRETMENLİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Sınıfta Rehber mi, Ekran Başında Veri Memuru mu?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim dünyası, son yıllarda hiçbir yasa maddesine dayanmayan ama iliklerimize kadar hissettiğimiz "örtülü" bir dönüşümden geçiyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eskiden sınıfın kapısı kapandığında başlayan o kutsal bağ, artık yerini bitmek bilmeyen bürokratik bir mekanizmaya bıraktı. Bugünün öğretmeni artık sadece çocuklara hayatı anlatan bir bilge değil; daha çok çıktı üreten, her adımı yönergelerle kontrol edilen bir "uygulayıcı" konumuna itiliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Gelişim Raporları Kimin İçin? Karnelere Ne Oldu?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yeni nesil öğretmenlik artık öğretmekten çok raporlama içeriyor. Öğretmenin dikkati, çocuğun gözlerinin içinden çıkıp tabletlere, gelişim raporlarına ve tablolara kaymış durumda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Örneğin; bir öğrencinin o günkü duygusal kırılmasını fark edip onunla dertleşmek yerine, sisteme girilmesi gereken "Öğrenci Gelişim Raporu" formlarındaki kutucukları işaretlemek öncelik haline geldi. Karne heyecan ve sevinci yok…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Saatlerce emek verilerek hazırlanan bu belgeler, çoğu zaman kimse tarafından okunmadan dijital tozlu raflarda yerini alıyor. Öğretmen artık sınıfta hikaye anlatmıyor, adeta o hikayeyi bir "istatistik" olarak raporluyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Pedagojiden Bakıcılığa</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Veli beklentileri de bu dönüşümün en büyük tetikleyicisi. Artık birçok veli, öğretmenden çocuğun karakter inşasını değil, anlık "sorunsuzluk" ve "bakıcılık" talep ediyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Uzun vadeli akademik ve ahlaki gelişim, anlık mutluluk fotoğraflarının gölgesinde kalıyor. Öğretmenin mesleki otoritesi ve bilgi birikimi, "çocuğum bugün ne yedi, okulda uslu durdu mu?" sorularının arasında kayboluyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Şu anki sistemde her şey ölçülüyor: Puanlar, karşılaştırmalar, yüzdelik dilimler... </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ancak bir öğretmenin çocuğun ruhuna dokunuşu, ona kazandırdığı o dik duruş maalesef hiçbir tabloya sığmıyor. Mülakat politikaları, atanamama sancısı ve özlük haklarındaki kayıplar da bu tabloyu daha da karartıyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim, tecrübe ve pedagojik duyarlılıkla ilerlemesi gereken bir zanaattır; bürokratların hazırladığı soğuk yönergelerle yönetilecek bir fabrika bandı değildir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğer öğretmeni bir "veri giriş elemanı" gibi görmeye devam edersek, pirincin içindeki o beyaz taşı (haysiyeti ve liyakati) ayıklamak her geçen gün daha da zorlaşacak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu dönüşüm kaçınılmaz mı, yoksa biz konuşmadığımız için mi bu kadar derinleşiyor?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kuşak çatışması kendi mecrasında tatlı ve hoş bir rekabettir. Ama sistem bu çatışmayı zorlarsa tabi ki kazananı olmayacaktır..</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 13:10:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR BABA EVLADI YIKARKEN İKİSİ DE GÜLER, BİR EVLAT BABAYI YIKARKEN İKİSİ DE AĞLAR.!</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/bir-baba-evladi-yikarken-ikisi-de-guler-bir-evlat-babayi-yikarken-ikisi-de-aglar-111</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/bir-baba-evladi-yikarken-ikisi-de-guler-bir-evlat-babayi-yikarken-ikisi-de-aglar-111</guid>
                <description><![CDATA[BİR BABA EVLADI YIKARKEN İKİSİ DE GÜLER, BİR EVLAT BABAYI YIKARKEN İKİSİ DE AĞLAR.!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı cümleler vardır; insanın kalbine sessizce girer, sonra orada uzun süre kalır. “Bir baba evladını banyoda yıkıyorsa ikisi de güler, bir evlat babayı yıkıyorsa ikisi de ağlar” sözü, hayatın iki ucunu tek nefeste anlatır. Başlangıcı neşeyle, sonu sessiz bir hüzünle yazılmış bir ömür hikâyesidir bu.</p>

<p>Bir baba için evladını yıkamak, sadece bir temizlik değildir. O suyun altında büyüyen bir hayal vardır. Küçük bir beden, koca bir geleceğin provası gibidir. Çocuk suyu yüzüne sıçratır, baba kızar gibi yapar ama içi güler. Sabun köpükleri arasında saklanan kahkahalar, bir evin duvarlarına siner. Baba o an farkında olmadan geleceğe bir söz verir: “Ben buradayım, seni koruyacağım.” O günlerde zaman yavaştır, omuzlar güçlüdür, dizler sağlamdır. Hayat yukarı doğru yürür.</p>

<p>Ama zaman kimseye sormaz. O kahkahaların yerini gün gelir sessizlik alır. Yıllar geçer… &nbsp;Evlat büyür, baba küçülür. Bir gün gelir; banyodaki rolleri hayat değiştirir. banyodaki tabure kaldırılır, oyuncaklar kaybolur. Baba artık evladını uzaktan izler. Konuşmalar azalır, ama gurur artar. Baba sevgisini çoğu zaman sessizce taşır. Omzuna elini koyamaz belki ama uzaktan bakarken içinden hep aynı cümle geçer: “Yeter ki iyi olsun.” İşte babalık çoğu zaman böyle görünmez bir fedakârlıktır.</p>

<p>Sonra bir gün gelir; hayat bir durakta durur. Evlat babanın koluna girer. Yıllarca sırtını yasladığı adam, şimdi onun omzuna yaslanır. Banyoda akan su bu kez daha soğuktur sanki. Evladın eli titrer, babanın bakışı yere düşer. Çünkü o an sadece bir beden değil, hatıralar yıkanır. Bir zamanlar evladını ayakta tutan kollar, şimdi yardım ister. Baba, güçlü görünmeye alıştığı için bu hâle en çok kendisi utanır. Evlat ise güçlü olmaya çalışırken içinden yıkılır.</p>

<p>İkisi de ağlar ama farklı yerlerinden. Baba, evladına yük olmanın utancını taşır. Evlat, babayı ilk kez kaybetmeye bu kadar yakın hissetmenin acısını. O sessizlikte söylenmeyen binlerce cümle vardır: “Keşke daha çok sarılsaydım.” “Keşke daha az erteleyip daha çok dinleseydim.” Çünkü bazı pişmanlıklar sesli değil, içten ağlar.</p>

<p>İşte tam da bu yüzden, babalar ayaktayken kıymeti bilinmelidir. Sesleri yankılanırken, elleri sıcakken, yürürken arkalarından bakmak yerine yanlarında yürünmelidir. Çünkü gün gelir, o adımlar yavaşlar; insan, güçlü sandığı dağın aslında ne kadar yorulduğunu geç fark eder.</p>

<p>Hayat bize şunu öğretir: Güldüğümüz günlerde sevgi vermeyi ertelersek, ağladığımız günlerde vicdan bizi yıkar. En ağır temizlik budur. Su geçer, sabun geçer ama geç kalan vefa insanın içinden çıkmaz.</p>

<p>Ve insan sonunda şunu anlar; bir babayı yıkamak değil acı olan… Onu hayattayken yeterince sarılmadan yaşlandırmış olmaktır.</p>

<p>Ve insan anlar ki; asıl temizlik suyla değil, vefayla olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 13:10:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YILBAŞINI KUTLADIN MI?</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/yilbasini-kutladin-mi-110</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/yilbasini-kutladin-mi-110</guid>
                <description><![CDATA[YILBAŞINI KUTLADIN MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl aralık ayının son günlerine gelindiğinde aynı tartışma yeniden alevlenir: Yılbaşı kutlanmalı mı, kutlanmamalı mı? Bir takvim yaprağının değişmesi bile toplumda bu kadar gürültü koparırken, asıl sorgulamamız gereken şey galiba neyi neden bu kadar kolayca kavga konusu hâline getirdiğimizdir.</p>

<p>Önce şu gerçeği netleştirelim. Yılbaşı, yeni bir yılın başlangıcıdır. Takvimsel bir dönüm noktasıdır. Dini bir ibadet değildir, bir inancın ritüeli hiç değildir. Noel başka bir şeydir, yılbaşı başka. Noel, Hristiyan dünyasında dini bir bayramdır; yılbaşı ise insanlığın ortak kullandığı zaman ölçüsünün değişmesidir. Bu ikisini bilerek ya da bilmeyerek aynı sepete koymak, meseleyi bilerek bulandırmaktan başka bir şey değildir.</p>

<p>“Dinen yasak mı?” sorusu üzerinden yürütülen tartışmalar da çoğu zaman samimi değildir. Din, insanın hayatını düzenler; ama hayatı tamamen renksizleştirmek, sevinci yasaklamak, umudu törpülemek için gelmemiştir. Yeni bir yıla girerken iyi dileklerde bulunmak, sevdiklerinle bir arada olmak, geride kalan yılı muhasebe edip önüne bakmak hangi inanca aykırıdır? Asıl mesele kutlamak değil, niyet ve ölçüdür.</p>

<p>İşin ilginç tarafı şudur: Yılbaşını “İslam’da yok” diyerek eleştirenlerin büyük bir kısmı, yıl içinde kutlanan onlarca günü hiç sorgulamaz. Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, Kadınlar Günü, doğum günleri, evlilik yıldönümleri… Bunların hangisi dinî bir metinde geçiyor? Hangisi farz ya da sünnet? Ama kimse annesine çiçek aldığı için, çocuğunun doğum gününü kutladığı için, eşine yıldönümünde bir söz söylediği için eleştirilmez. Çünkü bunlar insani duyguların dışa vurumudur.</p>

<p>Yılbaşı denildiğinde sıkça gündeme getirilen bir başka konu da süslenen çam ağacıdır. Çam ağacı süslemek, bazı çevrelerce dinî bir sembol gibi sunulsa da, günümüzde bu daha çok kültürel ve estetik bir alışkanlıktır. İnsanların evlerini, sokaklarını ışıklarla süslemesi; kışın ortasında biraz renk, biraz neşe aramasıdır. Bir ağacı süslemek, bir inanca teslim olmak değil; soğuk günlerde hayata küçük bir sıcaklık katma isteğidir. Niyet okunmadan, semboller üzerinden yapılan yargılar toplumu gereksiz yere ayrıştırmaktan başka bir işe yaramaz.</p>

<p>O hâlde mesele gerçekten “dinde var mı yok mu” meselesi midir, yoksa seçici bir hassasiyet mi söz konusudur? Yılbaşı söz konusu olunca gösterilen bu sert tepki, neden diğer günlerde bu kadar yumuşar? Cevap basit: Yılbaşı, yıllardır ideolojik bir tartışmanın malzemesi hâline getirilmiştir. Dini değil, sosyolojik ve psikolojik bir refleksle karşı karşıyayız.</p>

<p>İsteyen yılbaşını kutlar, isteyen kutlamaz. İsteyen evinde oturur, isteyen ailesiyle bir yemek yer, isteyen yeni yıla dair hayaller kurar. Kimse kimsenin vicdanının bekçisi değildir. İnanç, dayatmayla değil, bilinçle yaşanır. Birinin kutlaması diğerinin inancına saldırı değildir; kutlamayanın tercihi de gericilik değildir.</p>

<p>Asıl tehlikeli olan, toplumu sürekli “yasak–caiz” çizgisine sıkıştırmak ve insanların birbirini yargılamasını normalleştirmektir. Bugün yılbaşı üzerinden yapılan bu ayrıştırma, yarın başka bir gün üzerinden devam eder. Oysa bu toprakların insanı yüzyıllardır acıyı da sevinci de birlikte yaşamayı bilmiştir.</p>

<p>Yeni bir yıl, yeni bir takvimden ibaret olabilir; ama aynı zamanda yeni bir umut, yeni bir niyet, yeni bir başlangıçtır. Kimseye zarar vermeden, kimsenin inancını incitmeden yaşanan her sevinç meşrudur. Belki de asıl sormamız gereken soru şudur: Birbirimizin hayatına bu kadar karışmak bize ne kazandırıyor?</p>

<p>Yeni yıl geliyor. Kimine göre sıradan bir gün, kimine göre anlamlı bir başlangıç. Hangisi olursa olsun, biraz daha anlayışlı, biraz daha sakin ve biraz daha vicdanlı olmayı kutlamak fena olmazdı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 09:51:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÜÇ HARFLİ BİR GERÇEK</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/uc-harfli-bir-gercek-109</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/uc-harfli-bir-gercek-109</guid>
                <description><![CDATA[ÜÇ HARFLİ BİR GERÇEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu ülke gençlerini yetiştiriyor.<br />
Üstelik öyle baştan savma değil…<br />
Eğitimci olarak, mühendis olarak, sağlıkçı olarak, sosyal bilimci olarak…<br />
Anadolu’nun en ücra köşesinden alıyor, umutla büyütüyor, “gelecek” kelimesini ezberletiyor.<br />
Sonra ne yapıyor?<br />
Üç harfli bir marketin kasasına bırakıyor.<br />
Diplomasını cebine koymuş, hayalleri sırt çantasında kalmış bir genci;<br />
Palet taşıyıcısı, kasiyer, raf dizici olarak ülkenin gerçeğiyle baş başa bırakıyor.<br />
Bu bir meslek küçümsemesi değil.<br />
Bu, emeğin değersizleştirilmesi meselesi.<br />
Gençliğini okuyarak, sınavlara girerek, şehir değiştirerek, borçlanarak geçiren bir kuşağı;<br />
“Asgari ücretle idare et” noktasına getiriyoruz.<br />
Üstelik bunu öyle bir sistemle yapıyoruz ki, genç bunu normalleştiriyor.<br />
Bugünün genci evlenemiyor.<br />
Ama sebep “istememesi” değil.<br />
Sebep; evleneceği insanın da asgari ücretli olacağını bilecek kadar bilinçli olması.<br />
Çocuk hayalini erteliyor.<br />
Ev hayalini rafa kaldırıyor.<br />
Araba zaten hayal bile değil.<br />
Çünkü matematiği biliyor.<br />
Çünkü dört işlem yapabiliyor.<br />
Çünkü okumuş.<br />
Ve ironik olan şu:<br />
Bu kadar bilinçli, bu kadar hesap yapabilen bir gençliği “çok şükür” yetiştiriyoruz.<br />
Peki sonra?<br />
Sonrası yok.<br />
Sahaya yansıyan tablo şu:<br />
Günü kurtarmaya odaklanmış bir gençlik.<br />
Aidiyet duygusu zayıf, gelecek tasavvuru silik.<br />
Sabah dokuz, akşam dokuz…<br />
Sosyal hayat sıfır.<br />
Aile hayatı sıfır.<br />
Kendine ait zaman sıfır.<br />
Adına “çalışma” dediğimiz şeyin gerçekte sömürü olduğu bir düzen.<br />
Kaygan, güvencesiz, yarını olmayan bir çalışma zemini.<br />
Ve sonra şaşırıyoruz:<br />
“Nüfus neden azalıyor?”<br />
“Gençler neden evlenmiyor?”<br />
“Toplum neden yorgun?”<br />
Çünkü bu düzen, gençten sadece bedenini istiyor.<br />
Aklını, hayalini, idealini değil.<br />
Oysa bir toplum;<br />
Kasada duran mühendisiyle,<br />
Palet taşıyan öğretmeniyle,<br />
Diplomalı işsiziyle ayakta kalamaz.<br />
Bu sadece bireysel dramların toplamı değildir.<br />
Bu, geleceksiz bir toplum altyapısıdır.<br />
Gençliğini boşluğa bırakan ülkeler,<br />
Bir gün o boşluğun içinde kaybolur.<br />
Ve biz hâlâ soruyoruz:<br />
“Gençler neden umutsuz?”<br />
Belki de soru yanlış.<br />
Doğru soru şu:<br />
Bu düzende umutlu kalabilmek için gençlerden daha ne bekliyoruz?</p>

<p>Kalın sağlıcakla....</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 Jan 2026 09:50:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ROTASYON</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/rotasyon-108</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/rotasyon-108</guid>
                <description><![CDATA[ROTASYON]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kurumsal Çürümenin Panzehri Olarak "Rotasyon"</p>

<p>657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu</p>

<p>72. Madde (Yer Değiştirme Suretiyle Atama): Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmaların; hizmetlerin verimliliği, personelin dengeli dağılımı ve kurumların özel yönetmelikleri çerçevesinde yapılacağını hükme bağlar.</p>

<p>Özellikle eğitim ve devlet mekanizmalarında rotasyon, sadece bir yer değiştirme değil; bir zihinsel, fiziksel, bireysel ve görsel tazelenme operasyonudur.&nbsp;</p>

<p>İnsanoğlunun en büyük yanılgılarından biri, sahip olduğu geçici alanı ebedi sanmasıdır. Sürekli aynı yerde çalışanların işini aşırı sahiplenmesi kendi kurallarını oluşturması, mevzuat ve yönetmeliklerinin dışına çıkarak adeta devlet içinde devlet olması, aslında sadece bireysel bir ahlak uyarısı değil, aynı zamanda sosyolojik bir çürüme teşhisidir. Bu meyil, devlet memurluğu ve kamu yönetimi zırhına büründüğünde, karşımıza "kurumsal körlük" ve "statüko kibri" olarak çıkar.</p>

<p>Aynı kurumda, aynı odada veya aynı masada yıllar geçirmek, bir süre sonra o koltuğu hizmet aracı olmaktan çıkarıp kişinin kimliğinin bir parçası haline getirir. Psikolojide "alışma etkisi" olarak bilinen bu durum, bireyin çevresindeki eksiklikleri göremez hale gelmesine neden olur.</p>

<p>&nbsp; Vizyon ve Misyonun İflası: kurumun girişinde koca koca desenli renkli tablolarda asılı kurumsal vizyon ve misyon lafta veya mazide en önemlisi demode görseller güncellenmeden: İlk yıllardaki heyecan, yerini "biz burada işleri hep böyle yapardık" muhafazakarlığına bırakır.</p>

<p>&nbsp; Grup Düşüncesi Aynı kadroların uzun süre bir arada kalması, dışarıdan gelen her türlü yenilikçi fikri "tehdit" olarak algılayan kapalı devre bir topluluk yaratır.</p>

<p>&nbsp;Bu, bilimsel gelişimin önündeki en büyük settir.</p>

<p>Güç Zehirlenmesi ve Faydacılık</p>

<p>Bir makamda kalıcı olduğunu hisseden bireyde, "tuğla üzerine tuğla koyma" derdi biter; mevcut tuğlaları koruma ve kendi iktidar alanını tahkim etme derdi başlar. Sonra bulunduğu ortamda faydacılık başlar, ticaret başlar, rüşvet başlar güvenilir kurumlar güvensiz olmaya başlar...</p>

<p>&nbsp;Bu noktada kibir, profesyonelliğin yerini alır. Liyakat değil, "sadakat ve gruplaşma" ön plana çıkar. Aynı kurumda kökleşen yapılar, kaçınılmaz olarak denetimden uzaklaşır ve şeffaflığını yitirir.&nbsp;</p>

<p>Kendi kurumun yetersizliğinin yerini paralel kurumlar almaya başlar tapu takip, dershane kurs, özel hastane, klinik…tapu emlakçıya, doktor özel kliniğe, öğretmen dershaneye, elektrik idaresi özel firmaya havale eder…</p>

<p>Dinamik Rotasyon Sistemi</p>

<p>Bilimsel yönetim ilkeleri, kurumsal canlılığın korunması için stratejik rotasyonu şart koşar. Her meslek grubunda ve her kademede uygulanacak zorunlu rotasyon şunları sağlar:</p>

<p>Farklı kültürlerden gelen memurlar, gittikleri kurumlara yeni "genler" taşır.</p>

<p>&nbsp;Yeni bir göz, yıllardır süregelen hataları saniyeler içinde fark edebilir.</p>

<p>&nbsp;Makamların "mülk" değil, "emanet" olduğu bilinci ancak değişimle diri tutulabilir.</p>

<p>Devlet memurluğu bir imtiyaz alanı değil, bir nöbet yeridir.&nbsp;</p>

<p>Aynı okulda yıllarını geçiren bir eğitimcinin veya yöneticinin vereceği "yeni" hiçbir şeyi kalmamıştır; o artık sadece torpil ve ahbap-çavuş ilişkileriyle koltuk sahibi olan iş bilmez yöneticilerin yarattığı nitelik kaybı, kurumsal hafızayı yok ederek geçmişin tekrarıdır.</p>

<p>&nbsp;Özellikle "Proje Okulu" adı altında başlatılan uygulamalarda, rotasyonun ve liyakatin bir kenara itilerek keyfi atamaların yapılması, bu eğitim kalelerini birer gelişim merkezi olmaktan çıkarıp kadrolaşma alanlarına dönüştürmemeli.&nbsp;</p>

<p>Gelişmek, çağdaş medeniyetler seviyesine çıkmak istiyorsak; koltukların tozunu değil, sahiplerini liyakat sistemi ile değiştirmeli; zihinlerdeki prangaları rotasyonla kırmalıyız.</p>

<p>Ne demiş atalarımız tebdili mekanda ferahlık vardır…</p>

<p>Kalın sağlıcakla…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 13:14:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYAT, KONFOR, DEVLET, SAVAŞ, ASGARİ YAŞAM..</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/hayat-konfor-devlet-savas-asgari-yasam-107</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/hayat-konfor-devlet-savas-asgari-yasam-107</guid>
                <description><![CDATA[HAYAT, KONFOR, DEVLET, SAVAŞ, ASGARİ YAŞAM..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ülkemizde bazı kesimler var ki yaşamı sadece yemek, içmek, cebine giren para ve ulaştığı konforla ölçüyor. Hayat, onlar için market raflarının doluluğu, maaş bordrosundaki rakam ve hafta sonu gidilen mekânlardan ibaret. Oysa bir ülkenin yaşam standardı yalnızca bireysel refah tablosuyla okunmaz; asıl mesele, o refahın hangi zeminde, hangi güvenlik ve hangi istikrar üzerine kurulduğudur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu kesimler, ülkenin nasıl yönetildiğiyle ilgilenmiyor. İç siyasetin ne anlama geldiğini, dış politikanın neden hayati olduğunu bilmiyor ya da bilmek istemiyorlar. Politikayı, günlük tartışmaların ötesine geçemeyen bir kavga alanı zannediyorlar. Oysa politika, bir ülkenin yarınını şekillendiren akıldır. Bugün atılan her adım, yarın çocuklarımızın yaşayacağı ülkeyi belirler. Elbette herkes daha iyi şartlarda yaşamak ister. Ancak bir ülkenin geleceği, yalnızca bugünkü maddi imkânlarla ölçülemez.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dünya, uzun zamandır sıcak ve psikolojik savaşların içinden geçiyor. Haritalar üzerinde cepheler çizilmiyor belki ama ekonomiyle, teknolojiyle, algıyla ve silahla ülkeler kuşatılıyor. Ortadoğu’dan Karadeniz’e, Kafkaslar’dan Akdeniz’e kadar ateş çemberi genişliyor. Dünya uzun süredir zor bir dönemden geçiyor. Savaşlar sadece cephelerde değil; ekonomide, teknolojide ve algıda da yaşanıyor. Coğrafyamız ise bu fırtınaların tam ortasında. Bu nedenle güçlü olmak, hazırlıklı olmak zorundayız. Bu coğrafyada “bana ne” deme lüksü yoktur. Tehdit kapıya dayandığında, sofradaki yemeğin de, cebindeki paranın da bir anlamı kalmaz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Savunma sanayine yapılan yatırımlar tam da bu noktada anlam kazanıyor. Bu yatırımlar, bir ülkenin barış isteğinin ve caydırıcılığının göstergesidir. Güçlü olmak, savaşmak istemek değil; savaşı uzak tutabilmektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ne yazık ki bazıları bunu görmek istemiyor. Mevcut hükümetin savunma sanayine yaptığı yatırımları küçümsüyor, yok sayıyor ya da bilinçli olarak görmezden geliyor. İHA’ları, SİHA’ları, yerli savunma sistemlerini, askeri teknolojide atılan adımları sadece birer propaganda malzemesi olarak görüyorlar. Oysa bu yatırımlar, bir ülkenin “ben buradayım” deme iradesidir. Güçlü savunma, savaş istememek demektir; caydırıcılık, barışın en sessiz teminatıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir an için kendimizi savaşın içinde yaşayan Ortadoğu ülkelerindeki insanların yerine koyalım. Elektriğin, suyun, ekmeğin lüks olduğu bir coğrafyada “yaşam standardı”ndan söz edebilirler miydi? Her sabah can güvenliği endişesiyle uyanan bir insan için konforun, eğlencenin, tüketimin ne anlamı kalırdı? O zaman anlarız ki bugün sahip olduğumuz huzur, kendiliğinden oluşmuş bir durum değildir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir ülkenin asıl zenginliği; sınırlarını koruyabilmesi, masada söz sahibi olabilmesi ve yarınlarına güvenle bakabilmesidir. Ekonomi elbette önemlidir, refah elbette gereklidir. Ama bunların hepsi güçlü bir devlet aklı, sağlam bir güvenlik politikası ve kararlı bir duruşla mümkündür.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bugün yapılan yatırımları, alınan stratejik kararları sadece bugünün penceresinden okumak büyük bir yanılgıdır. Asıl mesele, yarını görmektir. Çünkü ülke yönetmek, bugünü kurtarmak değil; yarını inşa etmektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir muhtar olarak ben şuna inanıyorum: Ekonomi, refah ve yaşam kalitesi ancak güvenli bir devlet yapısıyla kalıcı olabilir. Bugün atılan her stratejik adım, yarın çocuklarımızın daha huzurlu bir ülkede yaşaması içindir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Devlet hiyerarşinin en alt ve bir o kadar da önemli hizmet halkası olan bir köy muhtarı olarak muhtarlığın sadece evrak imzalamak değil, insanların derdiyle, yoluyla, suyla, güvenliğiyle birebir ilgilenmektir. Bu görev bana şunu öğretti: Devlet, yalnızca ekranda görülen bir yapı değil; günlük hayatın görünmeyen omurgasıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ve şunu unutmamak gerekir: Güvenliğin olmadığı yerde ne huzur olur, ne refah, ne de yaşam standardı. Sofra da, para da, konfor da ancak güçlü bir devletin gölgesinde anlam kazanır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Devlet güçlü olursa, millet güvende olur. Güvende olan millet ise geleceğe umutla bakar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 13:11:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YOZLAŞAN AHLAKİ DEĞERLER İNSAN KALABİLME</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/yozlasan-ahlaki-degerler-insan-kalabilme-106</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/yozlasan-ahlaki-degerler-insan-kalabilme-106</guid>
                <description><![CDATA[YOZLAŞAN AHLAKİ DEĞERLER İNSAN KALABİLME]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Güneş her sabah doğarken bizden bir alkış bekler mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Ya da bulutlar, toprağı canlandıran o rahmeti indirirken bir teşekkür mukabilinde mi hareket eder? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kainatın işleyişinde "vazife", varoluşun en doğal sonucudur. Bir yıldız parlamak için, toprak yeşermek için ödül istemez. Çünkü bu onların fıtratıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İşte insan olmak da tam olarak böyledir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Taşıdığımız insani, vicdani, ahlaki ve bizi biz yapan milli-dini değerler; birer "ekstra" değil, insan olarak doğmanın getirdiği asgari müştereklerdir. Yaşadığımız toplumun sosyal dokusuna uyum sağlamak, bir yaşlıya yer vermek, darda kalana el uzatmak veya vatanına-milletine sadakatle hizmet etmek bir lütuf değildir. Bunlar, toplumun yazılı olmayan anayasası, ruhumuzun ise asli borcudur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"Almadan Vermeyi" Unutan Bir Nesil mi Geliyor?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Maalesef bugün başımızı çevirdiğimizde, bu kadim "görev bilincinin" yerini tehlikeli bir "ödül mekanizmasına" bıraktığını görüyoruz. Yeni nesil, adeta her adımın sonunda bir "beğeni", bir "madalya" veya maddi bir karşılık görmeden parmağını dahi oynatmak istemiyor. Çöpünü kutuya atmak için bile takdir bekleyen, paylaşmanın huzurunu değil, biriktirmenin hırsını önceleyen bir anlayış kapımızı çalıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sanal dünyanın sahte kahramanları; TikToker’lar, YouTuber’lar ve hiçbir ahlaki süzgeçten geçmeyen "içerik üreticileri", gençlerimize şu zehirli fikri aşılıyor:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"Eğer karşılığında bir şey almayacaksan, iyi olmanın bir anlamı yoktur."</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Oysa bizim töremizde ve inancımızda; sağ elin verdiğini sol el görmezdi. Bizim medeniyetimizde iyilik, "Halk bilmese de Halık bilir" düsturuyla yapılırdı. Şimdi ise bencil, sadece tüketen ve toplumun değerlerine karşı "asalak" bir yaşam tarzı, modernlik maskesi altında ruhlarımızı kemiriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Doğaya, Canlıya ve Vatana Karşı Sorumluluk</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Değer yargılarından kopan bir zihin, sadece insana değil; doğaya, hayvana ve atalarından miras kalan toprağına karşı da duyarsızlaşır. Görev bilincini yitiren birey, sadece kendi konforunu düşünen bir "tüketiciye" dönüşür. Bir toplumda "görev" kavramı ölürse, o toplumu ayakta tutan manevi kolonlar çöker.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Milli kimliğimizin en güçlü yanı, ferdin kendisinden önce cemiyeti düşünmesidir. Eğer bizler; paylaşmayı, bölüşmeyi ve "karşılıksız" hizmet etmeyi evlatlarımıza yeniden öğretemezsek, geleceğimiz sanal dünyaların karanlığında kaybolup gidecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sonuç Olarak...</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İyilik yapmak bir "üst düzeye geçme" bileti değildir; o zaten bulunduğumuz seviyenin gereğidir. İnsan kalabilmek, bir ödül sebebi değil, bir varoluş borcudur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hz. Musa’nın o meşhur duasındaki gibi, ıslah dileyelim.. Ancak sadece dua yetmez; bizler de örnek olmalı, değerlerimizi sanal dünyanın gürültüsüne kurban etmemeliyiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Unutmayalım ki; güneş doğmaktan vazgeçmediği sürece, bizim de karşılık beklemeden insanlık vazifemizi yerine getirme sorumluluğumuz devam edecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla...</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 13:24:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EDEBİYAT,DİL VE ŞİİRİN TOPLUM YAPISI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ</title>
                <category>CİHAN BERDİBEK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/edebiyatdil-ve-siirin-toplum-yapisi-uzerindeki-etkileri-105</link>
                <author>cihanberdibek23@gmail.com (CİHAN BERDİBEK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/edebiyatdil-ve-siirin-toplum-yapisi-uzerindeki-etkileri-105</guid>
                <description><![CDATA[EDEBİYAT,DİL VE ŞİİRİN TOPLUM YAPISI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Edebiyatın ve Dilin Toplum Yapısı Üzerindeki Etkisi &nbsp;:<br />
‎&nbsp;<br />
‎Edebiyat ve dil, toplum yapısını şekillendiren ve etkileyen iki önemli unsurdur. Edebiyat, toplumun sorunlarını dile getirir ve toplumsal değişime katkıda bulunur . Dil ise, toplumun varlığı için temel bir unsurdur ve milli kimliğin korunmasında önemli bir role sahiptir . &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎Edebiyatın Toplum Üzerindeki Etkisi &nbsp;:<br />
‎&nbsp;<br />
‎ &nbsp;1. Toplumsal Değişim ve Dönüşüm:<br />
‎<br />
‎ Edebiyat, toplumsal değişim ve dönüşümde önemli bir rol oynar . Savaşlar, göçler ve siyasi gelişmeler gibi toplum hayatını etkileyen her şey, edebiyatta yankı bulur . &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎ &nbsp;2. Toplumsal Sorunların Dile Getirilmesi:<br />
‎<br />
‎ Edebiyat, toplumun sorunlarını dile getirir . Bu sayede toplumun farkındalığı artar ve sorunlara çözüm arayışları hız kazanır. &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎ &nbsp;3. Toplumun Aynası:&nbsp;<br />
‎<br />
‎Edebiyat, toplumun özelliklerini yansıtır . Edebiyat eserleri, toplumun değerlerini, inançlarını ve yaşam biçimlerini yansıtan birer aynadır. &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎ Dilin Toplum Yapısı Üzerindeki Etkisi &nbsp;:<br />
‎&nbsp;<br />
‎ &nbsp;1. Milli Kimliğin Korunması:&nbsp;<br />
‎<br />
‎Dil, milli kimliğin korunması için hayati öneme sahiptir . Dilini koruyan bir toplum, milli varlığını da korur. &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎ &nbsp;2. İletişim ve Anlaşma:&nbsp;<br />
‎<br />
‎Dil, insanlar arasındaki iletişimi sağlar. Aynı dili konuşan insanlar, birbirleriyle daha kolay iletişim kurar ve ortak bir kültür oluşturur. &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎ &nbsp;3. Toplumsal Bağların Güçlenmesi:&nbsp;<br />
‎<br />
‎Dil, toplumsal bağları güçlendirir . Ortak bir dil, insanların birbirlerine daha yakın hissetmelerini ve birlikte hareket etmelerini sağlar. &nbsp;<br />
‎<br />
‎&nbsp;<br />
‎Sonuç olarak, edebiyat ve dil, toplum yapısını karşılıklı olarak etkileyen ve şekillendiren iki önemli unsurdur. Edebiyat, toplumsal değişime katkıda bulunurken, dil milli kimliğin korunmasını sağlar. Bu iki unsurun toplum içindeki rolü, toplumun gelişimi ve geleceği için büyük önem taşır.<br />
‎<br />
‎Şiirin toplum yapısı üzerindeki etkisi:</p>

<p>Dil ve şiir arasındaki derin ilişki üzerinden değerlendirilebilir. Şiir, dilin ifade alanı olarak, Türk dilinin zenginleşmesinde ve gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎ &nbsp;1. Dilin Zenginleşmesi ve İfade Gücünün Artması: &nbsp;<br />
‎<br />
‎ &nbsp;Şiir, Türkçenin yüzyıllar boyunca yuvarlana yuvarlana, farklı coğrafyalarda ve farklı kültürlerle etkileşime girerek zenginleşmesini sağlamıştır . Şairler, dili kullanarak yeni imgeler, metaforlar ve anlatım biçimleri geliştirmiş, dilin ifade gücünü artırmıştır . &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎ &nbsp;2. Gelenek ve Modernizmin Etkileşimi: &nbsp;<br />
‎<br />
‎ &nbsp;Geleneksel kültürün modern Türk şiirine etkisi, şiirin dilini de etkilemiştir . Şairler, geleneksel unsurlardan beslenerek, halk ve divan edebiyatından yararlanarak şiir dilini zenginleştirmişlerdir . Bu etkileşim, Türk dilinin farklı katmanlarını şiirde bir araya getirerek dilin çok yönlü kullanımını sağlamıştır. &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎ &nbsp;3. Dilin Yenilenmesi ve Dönüşümü: &nbsp;<br />
‎<br />
‎ &nbsp;Mahallileşme cereyanı gibi akımlar, Divan edebiyatının değişmez kurallarını ortadan kaldırarak dilin yenilenmesine ve dönüşmesine katkıda bulunmuştur . Şiir, dilin sınırlarını zorlayarak, yeni ifade biçimleri ve dilbilgisel kullanımlar ortaya çıkarmıştır . &nbsp;<br />
‎&nbsp;<br />
‎ Sonuç olarak Türk şiiri, Türk dilinin zenginleşmesinde, ifade gücünün artmasında ve dönüşümünde önemli bir rol oynamıştır. Şiir, dilin farklı katmanlarını bir araya getirerek, Türkçenin kültürel ve edebi mirasının şekillenmesinde etkili olmuştur. &nbsp;<br />
‎<br />
‎Sağlıcakla kalın ...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Dec 2025 10:13:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2026/01/cihan-berdibek-1769427345.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HERKES  KONUŞUYOR AMA KİM DİNLİYOR?</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/herkes-konusuyor-ama-kim-dinliyor-104</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/herkes-konusuyor-ama-kim-dinliyor-104</guid>
                <description><![CDATA[HERKES  KONUŞUYOR AMA KİM DİNLİYOR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşadığımız çağ konuşmanın çağından çok, bağırmanın çağına dönüştü. Herkesin bir fikri var, herkesin söyleyecek sözü var ama garip olan şu: Kimse kimseyi gerçekten dinlemiyor. Söz çoğaldıkça anlam azaldı, ses yükseldikçe hakikat geriye çekildi.</p>

<p>Sosyal medyada bir cümle yazmak, bir video çekmek, bir yorum bırakmak artık çok kolay. Zor olan ise durup karşındakini anlamaya çalışmak. Herkes kendi doğrularını mutlak kabul ediyor. Dinlemek; karşı tarafın da haklı olabileceğini kabullenmeyi gerektirir. Belki de bu yüzden dinlemekten kaçıyoruz. Çünkü dinlemek, insanın egosunu terbiye eder.</p>

<p>Sahada yaşayan biri olarak şunu net görüyorum: İnsanlar konuşmak için değil, haklı çıkmak için konuşuyor. Dert anlatmak için değil, karşısındakini susturmak için söz alıyor. Oysa mesele bağırmak değil, anlaşabilmek. Bir köyde, bir mahallede, bir ülkede huzur dediğimiz şey yüksek sesle değil, karşılıklı anlayışla kurulur.</p>

<p>Bugün en çok şikâyet ettiğimiz şeylerden biri de tahammülsüzlük. Farklı bir fikre, farklı bir yaşam tarzına, farklı bir bakış açısına tahammül edemiyoruz. Çünkü dinlemiyoruz. Dinlemediğimiz için de empati kuramıyoruz. Empati olmayınca da toplumsal bağlar zayıflıyor. İnsan insanın yükü oluyor.</p>

<p>Yönetenle yönetilen arasındaki mesafenin açılmasının temelinde de bu var. Vatandaş konuşuyor ama dinlendiğini hissetmiyor. Dinlenmediğini hisseden insan ya içine kapanıyor ya da öfkeleniyor. Öfke ise en kolay yayılan duygu. Bugün sokakta, trafikte, sosyal medyada gördüğümüz sertliğin kaynağı biraz da bu duyulmama hissi.</p>

<p>Oysa çözüm sandığımız kadar karmaşık değil. Dinlemek bir lütuf değil, bir sorumluluktur. Makamı, yaşı, unvanı ne olursa olsun herkes için geçerli. Dinleyen insan çoğalmazsa, konuşan insanın artmasının kimseye faydası yok.</p>

<p>Belki de artık daha az konuşup daha çok dinlememiz gerekiyor. Çünkü gerçek değişim, sözü yükseltenlerden değil, söze kulak verenlerden çıkar. Aksi halde hepimiz konuşuruz ama kimse anlaşılmaz. Ve anlaşılmayan bir toplumda ne huzur olur ne de gelecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 09:50:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ORYANTİRİNG</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/oryantiring-103</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/oryantiring-103</guid>
                <description><![CDATA[ORYANTİRİNG]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir muallim arkadaşımız Pamuk Prenses ile Yedi Cüceler (pambuğ prenses ve poteler) masalını Elazığ versiyonuyla işlerken, ben de bu haftaki yazıyı Elazığ şivesiyle yazayım dedim. Hani “Dilimizin Zenginlikleri” var ya, biz de azıcık oraya katkı sunalım. Sürçü lisan edersek affola.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">He Mi Hocam, Biz Daha Çağanın Yönünü Oturtamadık</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">“Oryantiring” kelimesi insanın aklına ilk neyi getirir bilinmez ama biz muallimlerin aklına artık doğrudan birinci sınıf matematik etkinliği geliyor. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında “farklılaştırma” başlığıyla müfredata girdi. Formatör arkadaşlar modeli anlatıyor; erdem, değer, eylem diye slaytlar akıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Anlatım güzel, niyet iyi. Ama iş sınıfa girince tablo biraz değişiyor hocam.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Şimdi hele bi çağa düşünek.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Birinci sınıfta okuyan çağa altı yaşında. Daha dört–beş ses verilmiş. Sağını solunu karıştırması normal, kalemi yeni tuti, makası doğru dürüst kullanami. Sen bu çağanın eline makasla pusula verip “yön bul” diyisin. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu işin güvenliğini nasıl sağlayacaksın? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">O pusulayı, o makası nerden bulacaksın?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Hakkâri’yi, Kars’ı geçtik; Elazığ’ın ilçelerine bu materyaller düzenli gidi mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir de sınıf gerçeği var hocam.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sınıf kırk kişi. Muallim bir tane.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kılavuzda “her öğrenciye ihtiyacı kadar süre verilmeli” deniliyor. He mi hocam?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Bir çağa hedefi bulana kadar öbürleri ne edecek?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Biri yerinde durmaz, biri “muallimim bitti” der, biri makası çevirir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ders biter, etkinlik yarım kalır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Zenginleştirme diye gelen iş, muallimin omzunda zaman yönetimi yüküne dönüşür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eşitlik meselesi de burada başlıyor.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Model her yerde aynı yazılıyor ama her yer aynı değil. İstanbul’da kalabalık bahçe, Ankara’da ayaz; Van’da, Kars’ta uzun kış. Kapalı spor salonu olmayan köy okullarında bu etkinlik ya hiç yapılami ya da sınıf içinde kağıt üstünde kali. O zaman da oryantiringin “doğa” tarafı gidi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir de çağadan “kendini değerlendirmesi” isteni.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hocam çağa daha heceyi yeni çözi. Kendini nasıl değerlendirsin?</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Soruyorsun: “Bugün ders nasıldı?”</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Cevap belli: “İyiydi muallimim.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bakın yanlış anlaşılmasın.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Oryantiring kötü bir etkinlik değil. Zihni çalıştırır, planlamayı öğretir. Ama her güzel şey her yaşa uymaz. Birinci sınıf için bu iş, çağanın ayağına büyük gelen ayakkabı gibidir. Yürütmez, zorlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim masa başında yazılır ama sınıfta yaşanır hocam.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çağanın gelişimi, muallimin yükü, memleketin şartı birlikte düşünülmeden yazılan her model sahada eksik kalır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bizim dediğimiz şu: Model güzel, niyet iyi.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ama sahayı görmeden olmaz.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yoksa bu iş, ne “koşarken satranç” olur ne de zenginleştirme…</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ancak imkân yokken yön arama olur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Vesselam….</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sağlıcakla kalın…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 09:49:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İBRAHİM TAŞEL…</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/ibrahim-tasel-102</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/ibrahim-tasel-102</guid>
                <description><![CDATA[İBRAHİM TAŞEL…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Elazığ'ın kalbinden yükselen, sadece bir şehre değil, tüm </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Türkiye'ye ilham veren bir eğitim destanı</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">: </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>İbrahim Taşel</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">. Onun hayat hikayesi, bir mühendisin nasıl bir eğitim duayenine dönüşebileceğinin, adanmışlığın ve mütevazılığın gücüyle nelerin başarılabileceğinin en çarpıcı kanıtıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Mühendislikten Eğitime Uzanan Bir Adanmışlık </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">İbrahim Taşel... </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu ismi duyduğunuzda, aklınıza sadece bir eğitimci değil, aynı zamanda </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Elazığ'ın devasa bir eğitim ordusu</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;geliyor. Kendisi bir mühendis olarak başladığı kariyerini, öğrencilikten dershane kuruculuğuna, sıradan bir işten bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>adanmışlık mesleğine</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;dönüştürdü. O, sadece bilgi aktaran değil, aynı zamanda bir dert sahibi olan ve bu derdini çözmek için yola çıkan bir eğitim kahramanıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">2025-2026 Öğretmen akademilerinin ilk dersinde, onun </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>mütevazı kişiliği</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;ve </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>yalın adanmışlığı</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;anlatıldı, ilk ders ilk konu içeriği idi, ne kadar anlatılsa yeridir. Bir mühendisin, nasıl bir şehrin ve hatta ülkenin eğitim kaderini değiştirecek sessiz bir şahesere imza attığı, onun dershane öğrencisi olmaktan </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>gurur duyan</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;binlerce kişinin( ki bunlardan biriyim) hafızasında canlıdır. Onun en büyük başarısı, sadece öğrencileri sınava hazırlamak değil, onlara </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>ahlakı, dürüstlüğü ve çalışkanlığı</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;aşılamaktı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Eğitimde Yoldaşlık: Sabri Turan ve Sabri Murat ve Adsız Kahramanlar</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu adanmışlık yolculuğunda İbrahim Taşel yalnız değildi. Merhum ağabeyimin sınıf arkadaşı </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Sabri Turan</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;gibi değerli yoldaşları da bu destanın bir parçasıydı. Bu isimler, Elazığ'ın eğitim çıtasını yükselten, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>öncelikli derdi şehrinin eğitim kalitesi olan</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;gerçek duayenlerdir. Onlar, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>paraya tamah etmeyen</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">, sadece ve sadece öğrencilerin geleceğine odaklanan, bu şehirden gelip iz bırakan </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>örnek kişiliklerdir</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bazıları emekli oldu, bazıları hala o kutsal göreve devam ediyor. Onlar, kendi alanlarında Elazığ eğitiminin temel taşlarını döşediler ve bugün bile ilham kaynağı olmaya devam ediyorlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;Paranın Gölgesinde Çözülmeye Başlayan Meslek</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ne yazık ki, bu duayenlerin mirası, günümüzde bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>çelişki yumağı</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;ile karşı karşıya. Eğitimi bir adanmışlık mesleği olarak görenlerin karşısında, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>derdi sadece para</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olan bazı eğitim fakültesi mezunu dershane ve kurs merkezleri türedi. Bu ticari yaklaşımlar, mesleğin özündeki kutsallığı ve adanmışlığı gölgeleyerek, eğitimi bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>tükenmez çelişki</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;haline getirmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Eğitim, bir ülkenin ve şehrin geleceğidir; kâr marjının hesaplandığı bir sektör değil. Taşel ve Turan,Murat gibi isimler, bize eğitimi </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>bir derdi olanın adanmışlığı</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;olarak miras bıraktılar.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>&nbsp;Elazığ'ın Geleceği: Yeni Duayenler Yetiştirmek</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Elazığ'ın eğitimde ulaşacağı nokta bellidir: Eğer bu şehir, elli yılda bir değil, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>her an</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;İbrahim Taşeller, Sabri Turanlar, Sabri Muratlar… gibi </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>paraya tamah etmeyen</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">, önceliği daima öğrenci olan duayenler yetiştirmeye devam etmezse, eğitimdeki gerileme kaçınılmaz olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu şehir, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>eğitim kalitesini her şeyin üzerinde tutan</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;bir ruha sahiptir. Bu ruhu yaşatmak, yeni nesil eğitimcilerin </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>sadece diplomayla değil, adanmışlıkla</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;yola çıkmasını sağlamak, hepimizin sorumluluğudur. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">İbrahim Taşel ve yol arkadaşlarının mirası, Elazığ'ın eğitimde parlayan yıldızı olmaya devam etmelidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Çünkü Elazığ'ın geleceği, sadece binalarda değil; gönüllerinde bir dert taşıyan, bilgiyi bir miras ve adanmışlığı bir meşale gibi taşıyacak olan yeni nesil Taşel'lerin ellerinde yükselecektir.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 13:25:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİM ÖĞRETMEN OLMAK İSTER….</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/kim-ogretmen-olmak-ister-101</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/kim-ogretmen-olmak-ister-101</guid>
                <description><![CDATA[KİM ÖĞRETMEN OLMAK İSTER….]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir ülkede eğitimin niteliğini konuşmak istiyorsanız, önce öğretmenin nasıl yetiştirildiğine ve kalitesine bakarsınız çünkü hiçbir sistem öğretmenin kalitesinden daha üstün olamaz…. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kırk günde öğretmen yetiştirilen dönemleri yaşadık. Üstelik hâlâ sistemde görev yapanların yarıya yakını eğitim fakültesi mezunu bile değil. Bu kişiler, önümüzdeki 15–20 yıl boyunca öğretmenlik ve idarecilik yapmaya devam edecek. Neyi nasıl anlatırız bilinmez, liyakat torpil, yığınla bilinmeyene ek bilinmeyenler…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Buna karşılık bir Türk genci, öğretmen olabilmek için adeta bir ömürlük sınavdan geçiriliyor.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Tabloyu net koyalım:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir genç;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">12 yıl zorunlu eğitim alıyor,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">4 yıl eğitim fakültesi bitiriyor,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Adı değişse de özü değişmeyen KPSS/AGS sınavını geçiyor,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">2026’dan itibaren sadece 7 ilde, Ayda 32 bin TL ile,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ne okuyacağı tam belli olmayan bir programda,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">4 dönem uygulama okullarında ders görüyor, </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Her sınavdan en az 60 almak zorunda kalıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Burada bir duralım.</span></span>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">7 ilde akademi eğitim merkezi kurulacak.&nbsp;Ankara, İstanbul, Aksaray, Gaziantep, Erzurum, Sivas, Kayseri. Fakat Ankara ve İstanbul'da birden fazla eğitim merkezimiz olacak. Ankara ve İstanbul dışındaki Eğitim ve Uygulama Merkezlerinde konaklama imkânı da sağlanacak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün İstanbul gibi bir şehirde, 32 bin TL ile iki yıl barınmak mümkün mü? Değil. Kiralık ev dahi bulamazsınız. Bulsanız 32 bin tl..kira artı geçim iki yıl…yutkunarak yazıyorum…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Bunu ekonomi profesörüne de sormaya gerek yok; pazara çıkan herkes biliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu iki yılın ardından;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Aday öğretmen,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">3 yıl sözleşmeli,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yaklaşık 55 bin TL maaşla çalışıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ve ancak 3 yıl sonra “öğretmen” olabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Toplayalım:</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>18 yıl eğitim,3 yıl sözleşmeli çalışma, 21 yıl fiilen öğrenci/yarı öğrenci statüsü.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir de çocukluk, okul dışı hayat, ergenlik derseniz; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>27 yıl.Yirmi yedi yıl…</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu süre boyunca;</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Asgari ücretin biraz üstünde ya da altında gelir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ertelenmiş hayaller,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Aileye yük olma psikolojisi,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Evlenememe,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çocuk sahibi olamama,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sosyal hayattan kopuş…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Şimdi soruyorum: Bu insan nasıl motive olacak?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Nasıl “ideal öğretmen” olacak?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Anne babasına bir hediye almayı bile planlayamayan biri, geleceğe nasıl umut aşılayacak?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu noktada mesele eğitim bilimi değil, psikiyatri konusudur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İnsanı bu kadar uzun süre belirsizlikte tutan, Gençliğini “bir gün atanırım” vaadine hapseden, Hayatını ertelemeyi normalleştiren bir sistemin akıl, mantık ve izanla açıklanabilecek bir tarafı yoktur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmeni değersizleştiren bir sistem, eğitimi yüceltmez; toplumsal yorgunluk üretir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ve yorgun bir öğretmenin yetiştirdiği nesillerden ne bilim çıkar ne ahlak ne de umut.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim reformu, öğretmeni daha çok sınava sokmak değil; ona insan gibi yaşayacağı bir hayat sunmakla başlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Aksi hâlde bu ülke, öğretmen yetiştirmeye değil, ideallerini kaybetmiş bireyler üretmeye devam eder.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Şimdi bir daha soralım… KİM ÖĞRETMEN OLMAK İSTER….</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 13:45:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUHTARLIK NEDEN HAFİFE ALINIYOR, MUHTARLIK KALDIRILSIN MI, MUHTAR OLMAZSA NE OLUR?</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/muhtarlik-neden-hafife-aliniyor-muhtarlik-kaldirilsin-mi-muhtar-olmazsa-ne-olur-100</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/muhtarlik-neden-hafife-aliniyor-muhtarlik-kaldirilsin-mi-muhtar-olmazsa-ne-olur-100</guid>
                <description><![CDATA[MUHTARLIK NEDEN HAFİFE ALINIYOR, MUHTARLIK KALDIRILSIN MI, MUHTAR OLMAZSA NE OLUR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Muhtarlık, bu ülkede en çok bilinen ama en az ciddiye alınan makamların başında geliyor. Herkes muhtarlığı tanıyor, herkes muhtarla muhatap oluyor ama iş sorumluluğa, yetkiye ve emeğe gelince konu nedense küçümseniyor. Oysa muhtarlık, devletle vatandaş arasındaki en ince ve en hayati köprüdür.</p>

<p>Bir muhtarın masası yalnızca evrak dolu değildir; dert, talep, kavga, barış, umut ve çaresizlik de o masanın üzerindedir. Sabah kapıyı çalan başka bir sorundur, akşam arayan başka. Yol ister, su ister, sosyal yardım ister, defin ister, imza ister. Ama çoğu zaman muhtarın elinde yetki değil, sadece takip gücü vardır. Buna rağmen vatandaş ilk olarak muhtara gelir. Çünkü muhtar ulaşılabilirdir.</p>

<p>Muhtarlığın hafife alınmasının bir nedeni, makamın sessiz çalışmasıdır. Gösterişi yoktur, kürsüsü yoktur, koruması yoktur, 24 saat mesaisi<br />
vardır, mesai içerisinde yaptığı tüm harcama ve giderlerinin ödeneği yoktur.! Cebinden harcar, yapılan işlerin çoğu görünmez. Sorun çözülür, kimse hatırlamaz; çözülmezse sorumlu muhtar olur. Bu da muhtarlığı kolay bir iş gibi gösterir. Oysa sahada olan bilir: Kolay olan hiçbir şey yoktur.</p>

<p>Son yıllarda bir başka tartışma daha sık dillendirilmeye başlandı. “Muhtarlık kaldırılsın”, “Muhtarlara ödenen maaş devlet bütçesine yük” deniliyor. Kâğıt üzerinde bakıldığında bu söylem kulağa mantıklı gelebilir. Ama sahaya indiğinizde tablo tamamen değişir. Çünkü bir muhtar yalnızca bir kişi değildir. Bir muhtar, ailesiyle birlikte en az beş kişilik bir hayat demektir. O evde yanan ışık, kaynayan tencere, okula giden çocuk demektir. Muhtarlık maaşı bir lüks değil, bir geçim kapısıdır.</p>

<p>Peki muhtar olmasa ne olur? Bu soruyu soranlar, cevabını çoğu zaman düşünmez. Muhtar olmazsa vatandaş doğrudan kime gidecek? Kaymakama mı, belediyeye mi, valiliğe mi? Kapısı herkese açık olan, telefonu gece gündüz çalan, sahayı bilen o ilk temas noktası ortadan kalkarsa devletle vatandaş arasındaki mesafe daha da açılır. Bürokrasi artar, çözüm yavaşlar, sorun büyür.</p>

<p>Muhtar, kriz anında hatırlanır. Afet olur, yangın olur, ölüm olur, ilk aranan yine muhtardır. Çünkü sahayı bilen odur. Kim nerede yaşıyor, kimin neye ihtiyacı var, kim kimsesiz, kim hasta… Bu bilgiler hiçbir resmi tabloda yazmaz. Bu bilgi ancak muhtarın hafızasında vardır.</p>

<p>Muhtarlık hafife alınıyor çünkü sistem, en yakındaki temsilciyi güçlendirmek yerine maliyet kalemi olarak görmeyi tercih ediyor. Oysa güçlü bir muhtarlık, güçlü bir mahalle ve köy demektir. Güçlü mahalle ve köy ise güçlü devletin temelidir.</p>

<p>Belki de artık şu soruyu sormak gerekiyor: Muhtarlık mı gereksiz, yoksa biz mi en yakınımızdaki emeği görmezden geliyoruz? Muhtarlığı kaldırarak değil, muhtarı güçlendirerek tasarruf sağlanır. Aksi halde kaybedilen yalnızca bir makam değil, vatandaşla devlet arasındaki en sağlam bağ olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Dec 2025 13:44:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÖYÜN İTLERİ</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/koyun-itleri-99</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/koyun-itleri-99</guid>
                <description><![CDATA[KÖYÜN İTLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Meşhur sözdür hikayeyi itlerinden dinlersen kurdu düşman bilirsin….</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bir de merhametten maraz doğar…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yıl 1986 merkez endüstri meslek lisesinde Celal MERAL müdür yardımcımız kılık kıyafet ve saç kontrolü nedeniyle, yapılacak eylemi öğrenciler olarak protesto etmek için valiliğe yürürken tiyatro önünde emniyet bizi okula döndürdü ilgili vali yardımcısının konuşmasıyla olay tatlıya bağlandı…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Celal MERAL efsane bir idareci geldiği Balak Gazi lisesini döneminde Elâzığ’ın bir numarası yaptı…idareci olarak oturduğu koltuktan güç alan değil koltuğa güç verendi..</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Hasan Hüseyin TEKATEŞ çalışmaktan onur duyduğum diğer bir efsane idareci küçük büyük yanına gelen tüm öğretmenlerin önünden kalkıp ceketini ilikleyen, öğretmen ile veliyi asla karşı karşıya getirmeyen bir beyefendi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sırasıyla açıklayalım 2005 te uzman öğretmen,2022 den beri başöğretmen olarak görev yapmaktayım…32 yılı aşan bir görev süresi ve elli yılı aşkın bir öğrencilik serüveni devam ediyor…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">İdarecilik torpil siyaset sendika ile değil liyakat ile oluyordu dileğimiz temennimiz o ki o günlere dönülsün liyakat anlamında. Sitem edeceklere sözümüz de mevcutları değerlendirirken sendikalara göre idareci sayılarına bakalım…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">İstisnalar bir elin parmaklarını geçmez…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">O günün idarecilerinin farkları öğretmene gelen herhangi bir olumsuzluk karşısında öğretmen asla muhatap edilmez olumsuzluk öğretmenin bile haberi olmadan idareci tarafından bertaraf edilirdi…Hasan Hüseyin Müdürüm ile bunun canlı tanığıyım…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sınıfta öğrencisine taraflı davranan öğretmeni sözlü şikayet edip sınıf değişikliği isteyen veliye…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Benim öğretmenim asla böyle bir işlem yapmaz öğrencinizi istediğiniz okula götürebilirsiniz diyerek veliyi kibarca göndermişti ruhu şad mekanı cennet olsun…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gelelim konumuza terbiyesiz öğrenciler sınıfta öğretmene yapmadığı rezilliği bırakmıyor. Öğretmen sağ olası çıkıp idareye bildirmiyor veya idarenin müthiş bir vurdum duymazlığı…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Konu sosyal medyada ve Türkiye nin gündeminde…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Dinliyoruz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sendikalardan açıklama yok..</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Açıklama öğretmenden geliyor seviyorum iyi çocuklar affediyorum…Ne yapsın garibim. İdare mi arkasında sendika mı…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu af daha büyük istismarın kapısını aralar…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Peki o okulun idarecileri konu ile ilgili hangi idari işlemleri yaptılar…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Niye perde arkası olayları bu boyuta gelmesi yansıtılmaz…öğretmenleri koruyan bir yasaya ihtiyaç yok gerek te yok öğretmenlik ahlak saygınlık yasaları ile korunur…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu toplum Fatihin ahlakını Hz Ali nin anlayışını kaybetti gazali Farabi ve İbni Sina anlayışını içselleştirmediği müddetçe köyün itlerinden (sosyal medya) daha çok hikaye dinleriz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 12:30:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEĞERSİZLEŞTİRELEN ÖĞRETMEN VE ÇÖZÜLEN TOPLUM  ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR DUYAN YOK HAREKETE GEÇEN YOK</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/degersizlestirelen-ogretmen-ve-cozulen-toplum-alarm-zilleri-caliyor-duyan-yok-harekete-gecen-yok-98</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/degersizlestirelen-ogretmen-ve-cozulen-toplum-alarm-zilleri-caliyor-duyan-yok-harekete-gecen-yok-98</guid>
                <description><![CDATA[DEĞERSİZLEŞTİRELEN ÖĞRETMEN VE ÇÖZÜLEN TOPLUM  ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR DUYAN YOK HAREKETE GEÇEN YOK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yazmak artık elzem oldu. Harekete geçmek de öyle.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sosyal medyada bir öğretmeni alaya alan, saygısızca davranan bir çocuğun görüntüsü... </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu tür olaylar maalesef sıradanlaşmaya başladı. İlk bakışta sadece bir "yaramazlık" gibi görünen bu davranışın ardında toplumumuzun derin bir röntgenini görüyoruz. Bu röntgen, sadece anlık bir saygısızlığı değil, geleceğimizi adım adım getirdiğimiz tehlikeli durumu gözler önüne seriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Öğretmenin Çaresizliği ve Sistemin Çöküşü</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu olaylarda en can yakıcı sorulardan biri şudur<strong>: O öğretmen neden o an dersi bırakıp idareyi bilgilendirmez? 657 &nbsp;sayılı Kanun'un kendilerine sağladığı haklar arasında yer alan "isnat ve iftiralara karşı koruma" hakkına sahiptir.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Öğretmen, maruz kaldığı alay/hakaret eylemini okul idaresine yazılı olarak bildirir. İdare, soruşturmayı başlatmak ve gerekli idari/adli mercilere bildirimde bulunmakla yükümlüdür. </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kamu Görevlisine Karşı Hakaret Suçu (TCK m. 125/3)</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;<strong>Öğretmenin Konumu: Devlet okullarında görev yapan öğretmenler, görevleri sırasında veya görevleriyle ilgili işledikleri suçlar açısından kamu görevlisi sayılırlar.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Suçun Oluşumu: Öğrencinin alay etme fiili, hakaret boyutuna ulaştığında (örneğin, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte sözler veya eylemler) kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçu oluşur.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp; Dava Süreci: Bu suç, şikâyete tabi değildir. Yani, öğretmen şikâyetçi olmasa bile (veya okul idaresi re'sen bildirimde bulunduğunda), Cumhuriyet Savcılığı resen (kendiliğinden) soruşturma başlatır.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Cevap, ne yazık ki, öğretmenin kişisel zayıflığında değil, onu yalnız bırakan ve etkisizleştiren sistemdedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;İdare ve Rehberlik Servisinin Yetersizliği: <strong>Öğretmen, idareye bildirdiğinde "Çözemedin mi?", "Veliyi idare et"</strong> gibi yaklaşımlarla karşılanıyorsa veya disiplin süreci o kadar uzun ve sonuçsuz kalıyorsa ki, dersi bırakıp bildirim yapmak bile enerjisini tüketiyorsa, duruşunu koruyamaz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp; Velinin Toleransı<strong>: "Benim çocuğum yapmaz"</strong> <strong>veya "Bir şey olmaz, çocuktur"</strong> diyen sınır tanımaz ebeveyn tutumu, okulun disiplin mekanizmasını felç eder. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öğretmen, veliyle karşı karşıya gelme ve hatta şiddete maruz kalma riskiyle dahi baş başa bırakılmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Öğretmen, itibarını korumak için tepki verdiğinde, videonun daha da yayılacağını, kendisinin alay konusu olacağını bilir. Bu korku, onu maalesef tepkisizliğe, dersi bitirmeye zorlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öğretmenin o anki suskunluğu ya da dersi sürdürme çabası, eğitimin devamlılığına olan inancından değil, yalnızlaştırılmış ve güvencesiz bırakılmış olmasından kaynaklanır. Onlar artık birer rehber değil, tüketilmesi kolay içerik malzemesidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Tolerans Tanıyan Bir Sistem, Felakete Götüren Bir Gençlik</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Eğitimdeki otorite boşluğu, okul duvarları içinde kalmıyor; tüm topluma yayılıyor. Tolerans gösterilen her saygısızlık, yarının sınır tanımayan, empati yoksunu bireylerini yetiştiriyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Değer Kaybı: Çocuklara sorumluluk duygusunun aşılanmaması<strong>, sosyal medyada "görünür olmanın"</strong> "öğrenmekten" daha değerli hale gelmesi, temel değerlerimizi yozlaştırıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Yetki Değil Saygınlık Krizi: <strong>Sınırlara sahip olmayan bir nesil, ne otoriteyi tanır ne de saygınlığı bilir.</strong> Toplumsal kuralları, hukuku ve en nihayetinde ülkesini ciddiye almaz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu durum, hepimizin ortak sınavıdır ve bu sınavda başarısız olma lüksümüz kalmadı<strong>. </strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tolerans gösterdiğimiz bu çürümüşlük, bu toplumu kaçınılmaz bir felakete doğru sürüklüyor.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><u><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nereden Başlamalıyız?</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sorun ailede, okulda ve sosyal medyada aynı anda başlıyor. Bu yüzden çözüm de üçlü olmalıdır:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;AİLE: Ekran değil, göz teması kurmalı; değerleri anlatarak değil, yaşayarak öğretmelidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;SİSTEM: Öğretmeni koruyan, disiplini ve rehberlik servisini yeniden yetkin kılan net kurallar koymalıdır. Otoriteyi değil, saygınlığı tesis etmelidir. Bir öğretmene yapılan saygısızlık, tüm okula yapılmış kabul edilmelidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;TOPLUM: Öğretmeni yalnız bırakmamalı, ona verilen değeri geleceğe yapılan en büyük yatırım olarak görmelidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu olaylar bir "uyarı" değil, bir alarmdır. Artık feryat etme zamanı geldi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Öğretmenlerimize ve kurumlarımıza hak ettikleri saygınlığı ve sistem onlara hak ettikleri güvenceyi vermeden, bu toplumsal kaosun sonucu her geçen gün daha karanlık çıkacaktır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalın sağlıcakla….</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Dec 2025 08:10:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PAPA’NIN ŞİFRESİ</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/papanin-sifresi-97</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/papanin-sifresi-97</guid>
                <description><![CDATA[PAPA’NIN ŞİFRESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’ye Papa geldiğinde, her zamanki gibi toplumun bir kesimi refleks hâlinde eleştiri oklarını fırlattı. Ne ziyaretin içeriği konuşuldu, ne verilen mesajlar değerlendirildi, ne de bu tür temasların ülkeye diplomatik, kültürel veya insani açıdan ne getirebileceği tartışıldı. Bir anda “gereksiz bir gürültü” yükseldi ve çoğu kişi aslında kendi içinde taşıdığı önyargıları kusmakla meşgul oldu.</p>

<p>Bu ülkede farklı inançlara, kültürlere, görüşlere tahammülümüz olduğunu söyleriz ama konu pratikte sınandığında aceleyle gardımızı kaldırıyoruz. Oysa Papa’nın gelişi ne bu ülkenin inancını zayıflatır, ne değerlerini değiştirir, ne de kimsenin hayatına doğrudan müdahale eder. Bu topraklar binlerce yıldır nice farklı medeniyetin ayak izini taşıyor; bir ziyaret ile sarsılacak kadar zayıf köklerimiz yok.</p>

<p>Eleştirenlerin ortak noktası, meseleyi büyük bir tehdit gibi göstermeleri. Oysa asıl tehdit, içine kapalı bir toplum hâline gelmek, dünyayı anlamadan kendi kabuğunda öfkelenmek, her farklı sesi “zarar” olarak görmek. Güçlü toplumlar, kendine güvenen milletler böyle davranmaz. Onlar misafirin kim olduğuna bakmaksızın nezaketi korur, diyaloğu önemser, dünyaya kapılarını kapatmaz.</p>

<p>Papa’nın ziyaretinde gözden kaçırılan en önemli şey, Türkiye’nin bölgesindeki barış, adalet ve insani yardım konularındaki rolünün yeniden hatırlatılmış olmasıdır. Bu topraklar yalnızca kendi coğrafyasına değil, tüm dünyaya karşı sorumluluğu olan bir ülke. Böylesi temaslar diplomasinin de, kültürel yumuşak gücün de bir parçasıdır. Bugün eleştirdiklerini zannedenler, aslında ülkenin medeniyet duruşuna zarar veriyor.</p>

<p>Belki de artık şunu fark etmemiz gerekiyor: Bir ülke, büyük devlet olmak istiyorsa önce kendi özgüvenini güçlendirmeli. Misafire gösterilen saygı, kendi değerlerimizin sağlamlığından gelir. Farklı inançlarla kurulan temaslar, bizi zayıflatmaz; aksine dünyaya karşı duruşumuzu olgunlaştırır.</p>

<p>Asıl mesele Papa’nın kim olduğu değil; bizim nasıl bir toplum olmak istediğimizdir. Kendi değerlerinin arkasında durabilen, farklılıklara tahammül edebilen, devlet geleneğinin gereğini yerine getiren bir Türkiye mi? Yoksa her uluslararası teması tartışmaya boğan, önyargılarından beslenen bir Türkiye mi?</p>

<p>Papa’nın ziyaretinde eleştiriler patladı ama asıl tartışmamız gereken nokta bu değil. Biz, dünyayı anlamaya çalışan, özgüvenli ve medeniyetine inanan bir toplum olmayı ne kadar istiyoruz?</p>

<p>Bu soruya vereceğimiz cevap, bir ziyaretin çok ötesinde…</p>

<p>Bu ülkenin geleceğini belirleyecek nitelikte.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 10:39:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖMER’İN MUMU</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/omerin-mumu-96</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/omerin-mumu-96</guid>
                <description><![CDATA[ÖMER’İN MUMU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ülkemizde ve hatta tüm dünyada, bazı kelimeler vardır ki, üzerlerine taşıyamayacakları kadar anlam yükleriz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Ahlak, Adalet, Dürüstlük, Sorumluluk...</strong></span></span></strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu kavramları telaffuz ettiğimizde, sanki sihirli bir formülü dillendirmiş ve görevimizi tamamlamış gibi bir rahatlığa kapılırız. Kongreler düzenler, panellerde saatlerce tartışır, en son teknolojiyle donatılmış salonlarda </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"Değerler Eğitimi"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;veririz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Oysa yanılgımız tam da burada başlar: </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Kelimelerin sihirli bir gücü yoktur; sihir, davranışın ta kendisindedir.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ahlakın ne olduğunu, yan anlamlarını, evrensel ilkelerini saatlerce anlatan birinin, trafikte en ufak bir sıkışıklıkta dahi sabırsızlıkla kornaya basması, o derslerin tümünü anlamsız kılar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hırsızlığın dinî, felsefî ya da sosyal sonuçlarını en etkileyici hitabetle anlatan birinin, kullandığı beytülmalların kendisine tahsisli gibi normalleştirmesi, resmi plakayı özel işlerde kullanması tıpkı denizde boşa kürek sallamak gibidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Söylem ne kadar yüksek sesli olursa olsun, davranışın fısıltısı, kitleler üzerinde çok daha kalıcı bir etki bırakır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Davranışın Gücü ve Ömer'in Mumu</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu durumu, bize yüzlerce yıl öncesinden ışık tutan bir kıssa, güncelliğini hiç yitirmemiş bir prensiple özetleyebiliriz: </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Hz. Ömer’in Mumu.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hz. Ömer bu davranışıyla, adaleti, dürüstlüğü ya da sorumluluğu anlatan uzun bir hutbe çekmemiştir. Sadece bir mumun ışığını değiştirerek, binlerce sayfalık bir "Değerler Eğitimi" kitabının vereceği mesajdan çok daha etkili bir ders vermiştir. O, sadece </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>anlatan</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;değil, aynı zamanda </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>yaşayandı.</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Onun mumu, sadece odasını aydınlatmakla kalmadı; nesiller boyu ahlak ve hesap verilebilirlik kavramlarına ışık tutan bir fener oldu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Anlatan çok uygulayan yok.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün ise durum farklı. "Anlatanın çok, yaşayıp uygulayanın olmadığı" bir değerler erozyonu ile karşı karşıyayız. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Gençlerimize "adaletli olun" derken, toplumsal hayatta torpilin ve iltimasın en kestirme yol olduğunu görüyorlar.</strong></span></span></strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İş ahlakını anlatırken, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>en çok kazananların vergi kaçırmaktan çekinmediğine şahit oluyorlar.</strong></span></span></strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Salonları doldurarak verdiğimiz her nutuk, her sunum, her gösterişli etkinlik; eğer kürsüden inince verdiğimiz sözlerin tersini yapıyorsak, sadece bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>kendini tatmin ritüelinden</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;öteye geçmiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Değerler Eğitimi, bir ders saati, bir seminer ya da bir konferans konusu değildir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">O, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>soluduğumuz hava, yediğimiz ekmek, yaktığımız ışık, kullandığımız unvan, araç, kalem, kağıt, elektrik, su, attığımız her adımdır. Kişiliğimizdir karakterimizdir….</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Anlatmayın, Yaşayın!</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Artık, kelimelerin büyülü gücüne inanmayı bırakma vaktidir. Toplum olarak ihtiyacımız olan, yüksek sesli vaazlar değil; sessiz, mütevazı ama kararlı eylemlerdir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ey yönetici, adil ol! Ey öğretmen, dürüstlüğü yaşa! Ey ebeveyn, sabrı göster!</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Anlatmayın, yaşayın ki görelim!</strong></span></span></strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İşte o zaman, Ömer'in mumu misali, bir mumun küçük ışığı tüm toplumu aydınlatacak bir meşaleye dönüşecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><em>Vesselam, </em></strong></span></span></em></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><em>Sağlıcakla kalın...</em></strong></span></span></em></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 10:38:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TECRÜBE Mİ?      DONANIM MI?</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/tecrube-mi-donanim-mi-95</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/tecrube-mi-donanim-mi-95</guid>
                <description><![CDATA[TECRÜBE Mİ?      DONANIM MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sadece Yıl Değil, Yılların İçindeki Yenilenme Önemlidir</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">1997 yılında Elazığ’a eş durumu ile geldiğimde üç yıllık öğretmendim; enerjik, idealist biriydim. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">O zamanlar, sınıfın köşesinde oturup öğrencileriyle ne "al satarım bal satarım" ne de "mendil kapmaca" oynayabilen, meslekte otuz-kırk yılını doldurmuş öğretmenleri izlerken, içimden "Bu tecrübeli isimler gitse de biz gençler gelsek" diye düşünürdüm. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün bile, 65 yaşında ilkokul öğretmeni, 60 yaşında anasınıfı öğretmeni, 63 yaşında lisede beden eğitimi öğretmeni olunmaması gerektiği yönündeki şahsi fikrimi koruyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Zira eğitim, sadece bir meslek değil, taze bir zihin, sürekli yenilenen bir donanım ve yüksek bir enerji gerektiren dinamik bir alandır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Tecrübenin değerini inkâr etmek haksızlık olur. Yıllar, sınıf yönetiminin inceliklerini, öğrenci psikolojisinin karmaşık dinamiklerini öğretir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ancak &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Çağımızda, sadece yıpranmış bir tecrübe; hızla ilerleyen bilim, teknoloji ve Milli Eğitim Bakanlığımızın yeni Milli Maarif Modeli’nin gerektirdiği derin donanım karşısında yetersiz kalmaktadır.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Milli Maarif Modeli, ezberci bilgiden uzak, öğrencinin milletin ve insanlığın ortak değerlerini özümseyerek yetişmesini amaçlayan bir vizyon sunuyor</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>. Bu vizyonu hayata geçirecek olan, bilgisi güncel, pedagojisi modern öğretmendir.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Yapay Zekâ ve Dijital Pedagoji: 1990’ların tecrübesi, bugünün yapay zekâ destekli öğrenme platformlarını, veri analiziyle kişiselleştirilmiş eğitimi veya Blended Learning (Harmanlanmış Öğrenme) metotlarını bilmez. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Oysa Milli Maarif Modeli'nin gerektirdiği verimlilik; öğretmenin, ders içeriğine hakim olmasının ötesinde, bu dijital araçları etkin kullanabilme donanımına sahip olmasını zorunlu kılar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;&nbsp;Tecrübe bize ne yapacağımızı söylerken, güncel donanım ise neden ve nasıl yapmamız gerektiğini, hangi metotların bilimsel olarak daha verimli olduğunu kanıtlarla sunar. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yapılandırmacılık, STEM entegrasyonu ve disiplinler arası yaklaşımlar, yirmi yıl önceki sınıf ortamından tamamen farklı bir birikimi gerektirir. Bir öğretmen, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Milli Maarif Modeli'nde hedeflenen "karakter ve değer" eğitimini, sadece eski usul anlatımla değil, güncel öğrenci merkezli senaryolarla ve drama teknikleriyle verebilme donanımına sahip olmalıdır.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bir meslekte 30 yıl kalmak, 30 yıllık tecrübeye sahip olduğunuz anlamına gelmez</strong></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>&nbsp;bazen sadece aynı yılı 30 kez tekrarladığınız anlamına gelir. </strong></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Nitelikli tecrübe, sürekli hizmet içi eğitimler, mentorluk, alan araştırmaları ve bilimsel okuryazarlık ile desteklenerek dinamik tutulan tecrübedir. </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Eğer bir öğretmen, mesleğinin sonuna yaklaşırken hala genç meslektaşlarından daha iyi bir teknolojik donanıma, daha güncel bir pedagojik yaklaşıma sahip değilse</strong></span></span></strong><strong><u><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><u>, bu sadece yorgun bir görev süresidir,</u></strong></span></span></u></strong><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>&nbsp;verimli bir tecrübe değil.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim sistemimiz, her geçen gün yeni birikimler ve yeteneklerle donanmış dinamik genç zihinlere ihtiyaç duyduğu gibi, meslekteki yıllarını bir yük değil, bir platform olarak kullanan sürekli öğrenen ve kendini yenileyen tecrübeli isimlere de ihtiyaç duymaktadır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Verimli bir gelecek, Milli Maarif Modeli'nin vizyonuna uygun donanıma sahip, dinamik öğretmenlerin ellerinde şekillenecektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Ne tecrübe tek başına yeterlidir ne de donanım. Ama çağımız, terazinin kefesini sürekli güncellenen birikim ve donanıma doğru ağırlaştırmakta, tecrübeyi ise sadece bir uygulama platformu olarak gö</strong></span></span></strong><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>rmektedir.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Ez cümle tecrübe yenilenme değil tekrar ise demir alma vakti gelmiştir….</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Kalın sağlıcakla….</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 10:27:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİTAP FUARI - OKUMAK, HAYATI OKUMAKTIR!</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/kitap-fuari-okumak-hayati-okumaktir-94</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/kitap-fuari-okumak-hayati-okumaktir-94</guid>
                <description><![CDATA[KİTAP FUARI - OKUMAK, HAYATI OKUMAKTIR!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Belediyemizin düzenlediği fuarlar arasında bizce en önemlisi </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>kitap fuarıdır</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">. Okumanın, öğrenmenin sınırı yoktur. Yazar ve okurun direk buluşması, meraklıları için büyük bir nimettir ve zorlu bir buluşma emeği demektir. Emeği geçen herkese teşekkürler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Başlığa dönersek, Yaratan'ın ilk emri olan "Oku"dan kasıt nedir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İslam'ın temel anlayışını ve insanla bilgi arasındaki ilişkiyi çok derin bir şekilde ortaya koyar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>OKUMAK, SADECE HARFLERİ DEĞİL, HAYATI OKUMAKTIR.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ne vaaz vereceğiz ne tebliğ yeri de değil, haddimiz de değil. Naçizane, otuz yılı aşkın meslek tecrübesi gereği okumanın önemine bir iki cümle ile değinip, bilginin ve becerinin sadece metni okumak değil, aynı zamanda </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>gözlemlemeyi, düşünmeyi ve bilgiye ulaşmayı da kapsadığını</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;anlatmak isteriz. Yani okumak, insanı sorgulamaya, araştırmaya ve öğrenmeye teşvik eder. </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>ETMELİ.</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>BİLİM, HER DİNDE VE KÜLTÜRDE EVRENSEL BİR DEĞERDİR.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bilgi ve eğitim ibadet kadar önemlidir. Maddi ve manevi gelişim ancak ve ancak </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>bilim</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;ile olur. İnsanın önce akıl, bilinç ve bilgi ile donatılması, sonra bu bilinci başkalarına aktarması okumak -yani </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>eğitim</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">- ile olur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Manevi olarak toplumumuzun belli bir donanıma sahip olduğundan şüphemiz yok. Fakat maddi olarak maalesef aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Yani endüstri, sanayi, teknoloji olarak baktığımızda eksikliğin, ileri ülkelerle kıyaslanmayacak kadar sıralamada çok gerilerde olduğumuzu görmek hiç de zor değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Nedenleri ortada: bize göre </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>eğitim</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">. Zor mu bu alanlarda ilerlemek? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hayır, çok kolay. Yetişmiş veya yetiştirilecek insan kaynakları ile bu mümkündür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Doğru politikalar, objektif ve liyakatli atamalar, yani </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>insan kaynaklarının doğru kullanılması</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;ile düzelir ve düzeltilebilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>YETER Kİ LİYAKAT SİSTEMİ UYGULANSIN. YETER Kİ GENÇ BEYİNLERE YATIRIM YAPILSIN.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Son sözümüz şu olsun:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>OKUMAK, DÜŞÜNMEK VE ÜRETMEK GELECEĞİN TEK YOLUDUR.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu fuarlar vasıtası ile bir kişi daha okuma kervanına katılırsa, işte o zaman gerçek başarıya kısmen ulaşmış oluruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Emeği geçen herkese teşekkürler.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Nov 2025 11:20:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BOLLUKLA KANDIRIP, LEZZETTEN UZAKLAŞTIRMA SANATI ‘’SINIRSIZ VE İKRAM’’</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/bollukla-kandirip-lezzetten-uzaklastirma-sanati-sinirsiz-ve-ikram-93</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/bollukla-kandirip-lezzetten-uzaklastirma-sanati-sinirsiz-ve-ikram-93</guid>
                <description><![CDATA[BOLLUKLA KANDIRIP, LEZZETTEN UZAKLAŞTIRMA SANATI ‘’SINIRSIZ VE İKRAM’’]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin yemek kültürü yüzyılların birikimi, tencereden yükselen kokuların nesilden nesile aktarıldığı bir miras aslında. Ancak son yıllarda bu mirasın üzerine bir sis çökmüş durumda. Çünkü yemek sektöründe gerçek lezzetin, kaliteyi oluşturan emeğin ve ustalığın önüne geçen tuhaf bir “şov ekonomisi” doğdu.</p>

<p>Bir masaya oturuyorsunuz… Ana yemek daha ortada yok ama masa sanki piknik alanı gibi: onlarca salata, gereksiz yeşillikler, sosu bol ama tadı olmayan küçük tabaklar. Üstelik hepsinin ortak sloganı aynı: “Sınırsız ve ikram.”<br />
Oysa herkes biliyor ki sınırsız olanın çoğu zaman tadı yoktur; ikram denilenin de büyük bölümü çöpe gider. İşletmeler, bu kalabalık görüntüyü “cömertlik” gibi sunup mecazi bir doyum hissi yaratmaya çalışıyor. Fakat bu tablo aslında hem gıda israfını körüklüyor hem de ana yemeğin kalitesindeki eksikleri gizliyor.&nbsp;</p>

<p>Bu şov kültürü en çok da döner sektöründe kendini gösteriyor.<br />
Türkiye’de döner, hem kültürel bir simge hem de pratik bir öğün olarak önemli bir yere sahip. Gerçek dönerin tadı; etin kalitesinden, terbiyesinden ve ustanın bıçağındaki maharetten gelir. Fakat son yıllarda özellikle sokak döneri ve fast-food tarzı işletmelerde başka bir akım türedi: Salçalı, mayonezli, ketçaplı, kıpkırmızı akışkan soslar.<br />
Üstelik bu sosların çoğunun içinde ne olduğu bile bilinmiyor; ne malzeme kalitesi var ne de dönerle alakası. Sırf renk versin, göz çeksin, “bol soslu” diye algı yaratsın diye hazırlanmış yapay karışımlar…</p>

<p>Gerçek bir et ya da tavuk dönerin üzerine bu yoğun, anlamsız sosların dökülmesi zaten lezzeti öldürüyor. Ustanın gün boyu çevirdiği etin kokusunu bastırıyor, malzemenin doğallığını gölgeliyor. Döneri döner olmaktan çıkarıp bambaşka bir şeye dönüştürüyor.<br />
İşin daha vahimi, bu soslarla etin kalitesindeki eksikler de gizlenmeye çalışılıyor. Böylece tüketicinin damak hafızası da zamanla bozuluyor; insanlar gerçek döner tadını unutmaya başlıyor.</p>

<p>Bir diğer sorun da “kampanya şovları.”<br />
İşletme sayısı arttıkça, rekabet kaliteyle değil, pazarlama numaralarıyla şekillenmeye başladı. Bir yerde dev boy porsiyonlar, bir yerde sınırsız et vaadi, başka bir yerde açık büfe adı altında aslında düşük kaliteli ürünlerin sergilendiği bir sahne… Hepsinin ortak noktası, tüketiciyi bollukla kandırıp lezzetten uzaklaştırmak. Oysa insanların aradığı şey aslında belli: Sadeliğin içindeki gerçek tat.</p>

<p>Bu gidişat toplumda damak zevkini de bozuyor. Gençler artık neyin iyi pişmiş, neyin kaliteli malzemeden yapılmış olduğunu ayırt etmekte zorlanıyor. Çünkü gözleri hep gösteride; mide doymadan önce telefonun hafızası doluyor. Yemeğin özü değil, sunumun parıltısı konuşuluyor.</p>

<p>Türkiye’nin gastronomi kültürü, masa üzerindeki kalabalıkla değil, tencere başındaki maharetle büyür. Ustanın elindeki o dokunuş, kullanılan malzemenin kalitesi, yemeğin pişme adabı… Asıl değer bunlarda saklı.<br />
İşletmeler artık “şovla doyurma” anlayışını bırakıp, gerçek lezzetin derinliğine dönmeli. Çünkü tüketici kandırılmaktan değil, hakkıyla hazırlanmış bir lokmanın tatmininden hoşlanır. İşletmeler artık kalabalık masalarla, gereksiz soslarla, kampanya oyunlarıyla değil; kendi kimlikleriyle, ustalıklarıyla öne çıkmalı. Çünkü masayı doldurmak kolaydır ama damakta iz bırakmak zor olanıdır.</p>

<p>Türkiye’nin yemek sektörünün yeniden gerçek tatlara, gerçek ustalara ve gerçek değerlerine dönme zamanı çoktan geldi.&nbsp;<br />
Kısacası…<br />
Yemekte gürültü değil, ustalık konuşmalı.<br />
Masayı değil, gönlü dolduran lezzet kalıcıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 13:40:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞEHİTLER TEPESİ BOŞ DEĞİL, ŞEREFSİZLERİN ÇUKURU DA BOŞ DEĞİL…. ŞEHİTLER TEPESİ BOŞ DEĞİL</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/sehitler-tepesi-bos-degil-serefsizlerin-cukuru-da-bos-degil-sehitler-tepesi-bos-degil-92</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/sehitler-tepesi-bos-degil-serefsizlerin-cukuru-da-bos-degil-sehitler-tepesi-bos-degil-92</guid>
                <description><![CDATA[ŞEHİTLER TEPESİ BOŞ DEĞİL, ŞEREFSİZLERİN ÇUKURU DA BOŞ DEĞİL…. ŞEHİTLER TEPESİ BOŞ DEĞİL]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu topraklar var olduğu sürece, bu cümlenin anlamı yüreklerimizde çelikleşmeye devam edecek. Bu vatan ve al bayrak için ölmeyecek tek bir Türk evladı yoktur. <strong>Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır.</strong> Bu iman, bizim en büyük gücümüzdür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Fakat gücümüz kadar, acılarımız ve utançlarımız da derindir. Bu hafta, vicdanımızı yoran, bizi içeriden kemiren üç büyük sorunu masaya yatırıyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;ŞEREFSİZLER ÇUKURU DA BOŞ DEĞİL…</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öncelikle, o <strong>"Şerefsizler Çukuru"</strong> meselesi... O çukur boş değil. Ve ne acıdır ki, onlar artık utanmayı da bıraktılar. Şehitlerimizin naaşları memleketlerine dahi ulaşmadan, o şerefsizler, uçakların fotoğrafını pervasızca paylaştılar. Okuyucudan özür dilerim ama bu zihniyeti tarif edecek başka bir kelime bulmak, bu ihanetin hafifletilmesi demektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dışarıdaki düşman olan Yunanistan'ın yıllar geçse de içindeki <strong>kin ve nefreti</strong> bitmeyecek. Onlar, bizim başarısızlığımızı bekleyecek en zayıf anımızı kollayacak acılarımızı sevinçlerine meze yapacaklardır. Bu onların zihniyetinde normaldir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Peki biz ne yapıyoruz? <strong>Su uyur düşman uyumaz</strong> gerçeğini kulak ardı edip, yurdumuzun cennet köşeleri dururken, vefasızlık örneği gösterip o şerefsizlerin adalardaki işletmelerine koşuyoruz. <strong>Unutkanlığımız ve tüketim çılgınlığımız, o çukurun derinliğini artırıyor.</strong> Bu vefasızlık, düşmanın ekmeğine yağ sürmekten farksızdır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öğretmenin Çilesi: </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Formaliteden Seminerler ve Toptancı Yaklaşım</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Gelelim vatanın geleceğini emanet ettiğimiz öğretmenlerimize. Ara tatil denen, bence öğretmene pek de faydası olmayan bu dönem, "Dijital Okuryazarlık Modülleri" gibi cafcaflı başlıklarla adlandırılan, alt yapısı zayıf internet ortamlarında sunulan zorunlu bir "sözde seminer" çilesine dönüştü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ana sınıfından diğer tüm branşlara uzanan <strong>toptancı ve verimsiz bir yaklaşımla</strong>, birkaç saat sürmesi gereken içerikler günlere yayıldı. Sözde ön ve son değerlendirmelerle 'modern' görünen bu süreç, bir eğitimci olarak söylüyorum ki, <strong>zaman kaybı ve sabır sınavından başka bir şey değildi.</strong> Faydasız bilgi yoktur, evet. Ama faydasız ve zorunlu tutulan <strong>zaman kaybı</strong> vardır.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sevgi Satılmaz</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Son olarak, kalbimizi acıtan bir yozlaşma daha: <strong>Öğretmenler Günü.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Başat kendi öğretmenlerim olmak üzere bir çok öğretmeni tenzih ederek:</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öğretmenler Günü, sevgi ve saygıdan ötesi olmayan, bir çiçek ya da anlamlı küçük bir hediye ile taçlandırılması gereken, kutsal bir gündür. Fakat biz bu canım günü aldık, lokanta, kafe, restorandan altınlı, gümüşlü <strong>hediye zırvalığına</strong> çevirdik!</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Daha da fenası, öğretmenler olarak maalesef buna sessiz kaldık; <strong>sınıf anneleri eliyle zorunlu, dayatmalı "para toplama günlerine"</strong> dönüştürdük. Bir eğitimci olarak itiraf ediyorum: Camia olarak artık bu konuda bir <strong>çeki düzen şarttır.</strong> Öğretmenlik, pırlanta bilekliklerle değil, bir öğrencinin gözündeki ışıltıyla onurlandırılır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Nov 2025 13:39:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KIYAS DEĞİL, KIYMET BİLME ZAMANI</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/kiyas-degil-kiymet-bilme-zamani-91</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/kiyas-degil-kiymet-bilme-zamani-91</guid>
                <description><![CDATA[KIYAS DEĞİL, KIYMET BİLME ZAMANI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Son yıllarda ülkemizde dikkat çeken bir tartışma konusu var: Mustafa Kemal Atatürk ile Recep Tayyip Erdoğan’ı kıyaslamak. Kimi zaman televizyon ekranlarında, kimi zaman sosyal medyada, hatta kahvehane sohbetlerinde bile bu karşılaştırmaya rastlamak mümkün. Ancak bu kıyaslamanın ne kadar yanlış, ne kadar yıpratıcı olduğunu görmekte çoğu zaman geç kalıyoruz. Çünkü bu iki isim, aynı milletin bağrından çıkmış, farklı dönemlerde farklı şartlarda ülkesine hizmet etmiş iki önemli liderdir.</p>

<p>Atatürk, yokluklar içindeki bir milletin yeniden doğuşunun simgesidir. Yıkılmış bir imparatorluktan yepyeni bir Cumhuriyet kurdu. O dönemin en zor koşullarında bile halkına güven verdi, modernleşme yolunda cesur adımlar attı. Kadınlara seçme hakkı tanıdı, eğitimi yaygınlaştırdı, sanayinin ve bilimin önemini anlattı. Atatürk’ün hedefi, çağdaş, özgür, kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye’ydi. Onun vizyonu, sadece bir dönemi değil, geleceği de şekillendirdi.</p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan ise çok partili dönemin en uzun soluklu liderlerinden biri olarak, farklı bir çağın sorunlarıyla beraber 21. yüzyılın değişen dünyasında, küresel sistemin zorluklarıyla mücadele eden bir lider olarak öne çıktı. Altyapıdan ulaşıma, sağlıktan savunma sanayine kadar pek çok alanda Türkiye’yi dönüştüren projelere imza attı. Halkın sesi olmayı başardı, siyaset sahnesine farklı bir dinamizm getirdi. Özellikle Anadolu insanını yeniden merkeze alan politikalarıyla, toplumsal temsili güçlendirdi.</p>

<p>Bu iki ismin karşı karşıya getirilmesi, aslında tarih bilincimizin zayıfladığını da gösteriyor. Çünkü Atatürk ve Erdoğan, birbirinin alternatifi değil; Türkiye’nin farklı dönemlerdeki yüzleridir. Biri temeli atmış, diğeri o temelin üzerine katlar çıkmıştır. Kıyaslamak yerine bu devamlılığı görmek, millet bilincinin olgunlaşması açısından çok daha değerlidir.</p>

<p>Unutmayalım; Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözüyle Erdoğan’ın “Millet ne derse o olur” anlayışı aynı özden beslenir. İkisinin de merkezinde millet vardır. Aralarındaki fark, sadece zamanın ruhu ve şartların değişmesidir.</p>

<p>Bugün bize düşen, geçmişi bugünün gözlüğüyle yargılamak değil, her dönemin emeğini ve mücadelesini anlamaktır. Bu ülkenin kurucusuna da, bu ülkeyi yüzyılına taşıyan lidere de saygı duymak, aynı bayrak altında bir arada yaşamanın en temel gereğidir.</p>

<p>Bir ülke, geçmişine düşmanlık ederek değil, geçmişini sahiplenip üzerine yeni şeyler katarak büyür. Kıyasla değil, kıymetle bakan bir millet olabildiğimiz gün, hem Atatürk’ün emaneti hem Erdoğan’ın gayreti gerçek anlamda karşılığını bulur. İşte o zaman bu topraklar, gerçekten huzurun, birliğin ve gücün vatanı olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Nov 2025 15:58:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>\&quot;VEYSEL MELEK OLDU\&quot;  SAHİPSİZ KALAN BİR KALBİN HÜZÜNLÜ YOLCULUĞU</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/veysel-melek-oldu-sahipsiz-kalan-bir-kalbin-huzunlu-yolculugu-90</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/veysel-melek-oldu-sahipsiz-kalan-bir-kalbin-huzunlu-yolculugu-90</guid>
                <description><![CDATA[\"VEYSEL MELEK OLDU\"  SAHİPSİZ KALAN BİR KALBİN HÜZÜNLÜ YOLCULUĞU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Elazığ'da yaşanan ve yüreğimizi yakan bu acı, yalnızca bir ailenin değil, tüm toplumun kaybıdır. Otizmli küçük Veysel... Bir Veysel'e sahip çıkamadık. Bu cümle, boğazımızda düğümlenen büyük, ağır bir suçluluk hissinin yansıması.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">O, kendine özgü dünyasında, belki de sadece suyun sesini, rüzgârın fısıltısını takip ederek çıktı evden. On kilometreler süren o yalnız yürüyüşte, onun özel bir çocuk olduğunu fark eden bir göz, durduran bir el neden olmadı?</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimi zaman otizm, bireyleri tehlikelere karşı savunmasız kılar. Veysel, belki de çevresindeki kalabalık için sadece "hızlı yürüyen bir çocuk"tu. Oysa o an, ona yaklaşan, adını soran, gözlerinin içine bakan bir yetişkinin şefkatli dokunuşuna ne kadar ihtiyacı vardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Vicdanımız rahat olmamalı. O çocuk on kilometre boyunca bir başına yürüdü. Arabaların yanından geçti, insanların arasından sıyrıldı. Hiçbirimizde, onu durdurup "Nereye gidiyorsun küçüğüm?" diye soracak kadar zerre kadar bir sorumluluk yok muydu? Bu soruyu sorarken duyduğumuz utanç, en büyük cezadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Veysel'in cansız bedenine ulaşılmasıyla gelen o kahredici "son dakika" haberi... Bir haftalık umutlu bekleyişin, sonsuz bir hüzne dönüşmesi. Toprak, bir fidanımızı daha aldı. Geriye, ihmalin, görmezden gelmenin ve yeterince farkında olmamanın ağırlığı kaldı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Veysel Bilen'in hikayesi, bize aynamızı tutan acı bir uyarıdır: Farklılık, görünmezlik demek değildir. Özel gereksinimli çocuklar, hepimizin evladı, hepimizin sorumluluğudur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;Bir daha hiçbir Veysel, on kilometre boyunca bir başına ve sahipsiz yürümesin diye, artık daha dikkatli, daha şefkatli ve daha vicdanlı olmak zorundayız.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Küçük Veysel'e Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve bu acıyı derinden hisseden herkese başsağlığı diliyorum. Onun kaybı, toplumsal vicdanımızda derin bir yara açmalıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 20:16:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elâzığ’ın \&quot;İlk On\&quot;da Olmaması Gereken Bir Hizmet, Çocuk Eğitimevi Kampüsü</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/elazigin-ilk-onda-olmamasi-gereken-bir-hizmet-cocuk-egitimevi-kampusu-89</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/elazigin-ilk-onda-olmamasi-gereken-bir-hizmet-cocuk-egitimevi-kampusu-89</guid>
                <description><![CDATA[Elâzığ’ın \"İlk On\"da Olmaması Gereken Bir Hizmet, Çocuk Eğitimevi Kampüsü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Neden Suça Sürüklenen Bir Nesil Yetiştiriyoruz?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Elâzığ’ın sessiz sedasız inşa edilen ve bir eğitimci olarak beni derinden kaygılandıran bir mesele var: Şehrimizin merkezinde, &nbsp;eski Çocuk Islahevi'nin yerinde, "Çocuk Eğitimevi" adıyla devasa bir kampüsün yükselmesi. Adına ne dersek diyelim; çocuk cezaevi, çocuk ıslah evi... Bu durum, bir ilin almaktan gurur duyması gereken son hizmet, hatta almaması gereken bir utanç tablosu değil midir?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Türkiye genelinde sadece birkaç ilde (Ankara, İstanbul, İzmir ile birlikte) bulunan bu tür kurumların Elazığ'da var olması ve yeni, kocaman bir yapıyla büyütülmesi, bize bir şeylerin yolunda gitmediğini gösteriyor. Kalem tutması, kitap okuması gereken 12-18 yaş grubundaki çocuklar için ceza ve ıslah yapıları inşa etmek, ne kadar antipatik ve sevimsiz bir manzara!</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Peki, "neden bu hale geldik?" diye sormak zorundayız. </span></span><em><u><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><u><em>Eskiden de vardı belki, ama hafızamızda düğün salonu gibi silik, adresi tarif etmek için kullanılan bir yerdi</em></u></span></span></u></em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">. Şimdi ise göze batan, şehrin ortasında yükselen bir kampüs. Bu, sadece fiziki bir binanın büyümesi değil, aynı zamanda suça sürüklenen çocuk sayısının acı bir göstergesidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir eğitimci olarak olaya sempatiyle bakmam mümkün değil. </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Çünkü bu binalar, eğitim ve sosyal sistemin başarısızlığının somut kanıtlarıdır</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">. Sorunun köklerini irdelediğimizde, karşımıza karmaşık bir tablo çıkıyor: birkaç sadece başlık ve birer cümle ile irdelersek:</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>1. Ekonomik Sebepler ve Göç:</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;- Yoksulluk ve Gelir Adaletsizliği </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;- Düzensiz Kentleşme ve Aile Parçalanması</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>2. Şımarık, Sorumsuz Nesil ve Tüketici Toplum:</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;- Değer Kaybı ve Tüketim Çılgınlığı</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;- Eğitimde Başarısızlık ve Dışlanma</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>3. Akran Zorbalıkları ve Yeni Nesil Mafya:</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">- Etiketleme ve Dışlanma: Suça sürüklenen çocuklara "suçlu" etiketi yapıştırmak ve onları toplumdan dışlamak, tekrar suça yönelmelerine zemin hazırlıyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">- Boş Zaman Yönetimi: Çocukların boş zamanlarını verimli değerlendireceği uğraşların, sporun, sanatın yetersizliği, onları can sıkıntısından kurtulmak için anti-sosyal davranışlara itiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;Elazığ Neden İlk Onda?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Elazığ'ın bu listede yer alması, sadece yerel bir suç artışıyla açıklanamaz. Aynı zamanda bir bölgesel merkez olma konumuyla da ilişkilidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Ancak bu, sorunun üzerini örtmez; tam tersine, önleyici tedbirlere ne kadar acil ihtiyacımız olduğunu gösterir.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu kurumlar, bir ilin kalkınma vizyonunu yansıtan hizmetler olmamalıdır. Bir şehir, eğitim kampüsleriyle, bilim merkezleriyle, sanat ve spor tesisleriyle anılmalıdır, ceza infaz kurumlarıyla değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çocuklar suçlu doğmaz, suça itilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Eğer bir il, çocukları için koca koca "eğitim evleri" inşa ediyorsa, asıl problem duvarların ardında değil, o duvarların dışındaki toplumda ve sistemdedir.</strong></span></span></strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Temel ihtiyaçları karşılanamayan, aile sevgisi ve şefkatinden mahrum bırakılan, dışlanmış çocuklar yetiştiren bir toplumun, bu acı tabloyla yüzleşmekten başka çaresi yoktur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Elazığ olarak asıl almamız gereken hizmet, bu kampüsleri doldurmayacak </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>önleyici eğitim ve sosyal destek projeleri olmalıdır. </strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><u><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><u>Kayıp çocuğumuz V. B. bu satırları yazdığımızda hala bulunmamıştı inşallah sağlıklı bir şeklide bulunması dileği ile aramada gecesini gündüzünü bir eden herkese kolaylıklar diliyorum..</u></strong></span></span></u></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Her 10 Kasım'da, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz…</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Kalın sağlıcakla…</strong></span></span></strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Nov 2025 14:04:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜVENİN ÇÜRÜYEN YÜZÜ</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/guvenin-curuyen-yuzu-88</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/guvenin-curuyen-yuzu-88</guid>
                <description><![CDATA[GÜVENİN ÇÜRÜYEN YÜZÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada izlediğimiz o kısa video, aslında uzun yıllardır içten içe biriken bir gerçeği yüzümüze çarptı.<br />
Engelli bir vatandaş, pazarda salatalık satıyor. Müşteri seçiyor, taze olanları özenle poşete koyuyor. Satıcı, o salatalıkları tartıya götürürken fark ettirmeden çürükleriyle değiştiriyor. Birkaç salatalığın, birkaç liranın hesabı… Ama mesele para değil. Mesele, bu görüntünün hepimize ne anlattığı.</p>

<p>Bir toplumun çöküşü, bir bina gibi gürültüyle olmaz. Önce sessizce güven duvarları çatlar.<br />
O çatlaklardan sızan güvensizlik, dostlukları, komşuluğu, ticareti ve hatta aileyi bile yavaş yavaş kemirir. Bugün bir pazarcı salatalıkta hile yapar, yarın bir başkası ölçüde, sözde, işte yapar. En sonunda kimse kimseye inanmaz hale gelir.<br />
İşte o zaman toplum değil, sadece bir kalabalık oluruz.</p>

<p>Eskiden pazara gittiğinde “bunu yeğenime götür, tazedir” diyen esnafa inanırdık.<br />
Bakkalın veresiye defteri, güven defteriydi.<br />
Komşunun emaneti, sözlü bir antlaşma gibiydi.<br />
Şimdi o güvenin yerini şüphe aldı.<br />
Birine güvendiğinde “acaba beni kandırır mı?” diye içimizde bir ses konuşuyor.<br />
Ve en acısı, bu sesin artık bizi koruduğuna değil, bizi zehirlediğine inanır olduk.</p>

<p>Belki diyeceksiniz ki “geçim zor, insanlar çaresiz.”<br />
Doğru, hayat ağırlaştı. Ama insanoğlu ne zaman kolay yaşadı ki?<br />
Zorluk insanı karakterli yapar, hileye değil; onura sürüklemeliydi.<br />
Ekmeğin azaldığı dönemde bile dürüstlüğün eksilmemesi gerekir. Çünkü vicdan, açlıktan ölmez; ancak satılırsa kaybolur.<br />
Ve bugün, toplum olarak kaybettiğimiz şey tam da bu: vicdan terazisi.</p>

<p>Bir zamanlar “komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen bir inancın evlatlarıydık.<br />
Bugün birbirimizi kandırırken, kendi insanlığımızı da kandırıyoruz.<br />
O engelli vatandaş belki bir anlık kazanç sağladı ama kaybettiği şey çok daha büyük:<br />
Bir insanın kendine duyduğu saygı.<br />
Çünkü insan, kimse görmese bile kendinden kaçamaz.</p>

<p>Sosyal medya, o olayı milyonlara gösterdi.<br />
Belki çoğumuz öfkelendik, belki üzüldük.<br />
Ama asıl önemli olan şu soruyu sormak:<br />
Bizim payımıza düşen ders ne?<br />
Güven sadece karşımızdakine duyduğumuz bir his değildir;<br />
aynı zamanda kendimize tuttuğumuz aynadır.<br />
Eğer bu aynada yüzümüze bakamaz hale geldiysek, suçlu o pazarcı değil, hepimiziz.</p>

<p>Bir gün pazara gittiğimizde, bir kilo salatalık alırken bile kalbimiz rahat değilse,<br />
artık mesele ticaret değildir.<br />
Bu, toplumsal bir hastalıktır: güven erozyonu.<br />
Ve bunu iyileştirmenin tek yolu, küçük dürüstlüklerle yeniden inşa etmektir.<br />
Bir tartıda değil, bir kalpte başlar o değişim.</p>

<p>Belki bugün çürük bir salatalıkla kandırıldık. Halbuki çürüyen şey toplumun vicdanıdır. O vicdan yeniden yeşermedikçe, ne pazarımızda bereket olur, ne kalbimizde huzur.</p>

<p>Amma fakat velakin yarın dürüst bir sözle, temiz bir niyetle yeniden yeşerebilir güven.<br />
Yeter ki biz, başkalarını değil, önce kendimizi düzeltmeye niyet edelim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 08:13:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAL YEMEYİN SÖZÜN TESİRİ, HALİN DÜRÜSTÜLÜĞÜNDE SAKLIDIR</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/bal-yemeyin-sozun-tesiri-halin-durustulugunde-saklidir-87</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/bal-yemeyin-sozun-tesiri-halin-durustulugunde-saklidir-87</guid>
                <description><![CDATA[BAL YEMEYİN SÖZÜN TESİRİ, HALİN DÜRÜSTÜLÜĞÜNDE SAKLIDIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Babamın vefatından yıllar geçti ama bazı cümleleri kulağımda küpedir.<br />
“<strong>Oğlum, bal yemeyin...</strong>”<br />
Bir nasihat gibi değil, bir hikmet gibi söylemişti bunu. Anlatmıştı:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Zamanın âlimlerinden birine çok bal yiyen, sürekli rahatsızlanan bir çocuk getirilir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ailesi, hocadan dua etmesini ister ama âlim, hiçbir şey yapmaz.<br />
“<strong>Kırk gün sonra getirin,</strong>” der.<br />
Merakla beklerler. Kırk gün sonra çocuk tekrar getirilir. Âlim, çocuğun sırtını sıvazlar:<br />
“Evladım, bal yeme,” der.<br />
Ailesi şaşırır:<br />
“Hocam, bunu kırk gün önce de söyleyebilirdiniz. Neden beklediniz?”<br />
Âlim gülümser:<br />
“<strong>Kırk gün önce ben de bal yiyordum.</strong> Ben bal yerken, ‘bal yeme’ desem sözüm tesir etmezdi. Kırk gün bal yemeyi bıraktım ki, söylediğim sözüm kalbe değsin.”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu hikâyede yalnızca bir “bal” değil, bir <strong>ahlâk eğitimi modeli</strong> gizli. Bugünün en eksik malzemesi belki de tam da bu:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;<strong>Tesirli sözün kaynağı olan tutarlı davranış.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Türk büyüklerinin eğitim ve öğretime dair asırlar öncesinden bugüne yankılanan sözleri de bu gerçeği doğrular nitelikte. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Mevlânâ'nın "Dün akıllı birisiydim ve dünyanın değişmesini diledim fakat bugünse bilge biriyim, kendimi değiştirdim" sözü, değişimin öncelikle bireyin kendisinden başlaması gerektiğini işaret eder. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Milli Maarif Modeli</span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> gibi eğitim sistemimizi kökten değiştirmeyi hedefleyen her çaba, şüphesiz takdire şayan bir gayretin ürünüdür. Program, öğrencilerin 'akıl, kalp ve ruh bütünlüğü' içinde yetiştirilmesini hedeflerken, 'millî ve manevî değerleri merkeze almaktadır. Ancak burada kritik bir soru ortaya çıkar: Hangi modeli getirirsek getirelim, en doğru ve en 'erdemli insan' profilini çizersek çizelim, bu değerleri çocuklara aktaracak olan öğretmenler, ebeveynler ve toplumun diğer büyükleri kendi hayatlarında ne kadar "bal yememeyi" başarabiliyor?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Atatürk'ün "Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir" ve "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözleri, öğretmene verilen kutsal rolü ve eğitimin temelinin bilim olması gerektiğini belirtirken; yeni model üzerine yapılan eleştirilerde <strong>"öğretmenlere yine 'alın bunu aktarın, eleştirmeyin' deniyor"</strong> ya da <strong>"programın kitaplara nasıl yansıdığını yakında göreceğiz"</strong> gibi ifadelerin yer alması, endişeleri beraberinde getiriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Çünkü en sadeleştirilmiş, en beceri odaklı müfredat bile, onu içselleştirmemiş ve hayatına yansıtmamış bir öğretmenin elinde sadece bir kağıt yığınıdır.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Unutmayalım ki, çocuklarımız bizim anlattıklarımızdan ziyade <strong>yaptıklarımızı</strong> taklit eder. Bir ebeveyn ya da öğretmen, dürüstlükten, vicdandan, çalışkanlıktan bahsederken kendi hayatında bunların tam tersi bir davranış sergiliyorsa, o sözün bal yiyen alimin nasihatinden farkı kalmayacaktır; tesirsiz ve boşa sarf edilmiş bir nefes olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">"Kıssadan hisse yediğinize içtiğinize hal ve hareketinize dikkat edin." İşte bu, eğitim sisteminin gizli anayasasıdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Maarif modelinin başarısı, kâğıt üzerindeki mükemmellikte değil, o modeli yaşayacak, içindeki erdemi kendi karakteriyle bütünleştirecek olan eğitim kadrosunun ve genel olarak toplumun "bal yeme" alışkanlığından ne ölçüde vazgeçtiğinde gizlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu nedenle, en doğru model, en isabetli müfredat, biz büyükler için sadece bir araçtır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><u><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Asıl marifet, o araçları kullanacak olan kişinin bizzat kendisinin, nasihat verdiği konuda "temiz" olmasıdır. </span></u></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ya bal yemeyin</span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">; yani söylediklerinizle yaptıklarınız çelişmesin. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ya da bal yememeyi tavsiye etmeyin</span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">; yani örnek olamayacaksanız nasihat vererek sözünüzü ve değerinizi yitirmeyin. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">SÖZÜN ÖZÜ HİÇBİR SİSTEM ÖĞRETMENİN KALİTESİNİN ÖNÜNE GEÇEMEZ</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yetiştirdiğimiz neslin rehberi, daima bizim <strong>halimiz</strong> olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalın sağlıcakla.</span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 08:12:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ELAZIĞIN KAHVE VE ÇİKOLATAYLA İMTİHANI</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/elazigin-kahve-ve-cikolatayla-imtihani-86</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/elazigin-kahve-ve-cikolatayla-imtihani-86</guid>
                <description><![CDATA[ELAZIĞIN KAHVE VE ÇİKOLATAYLA İMTİHANI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kasım ayında Elazığ’da “Kahve ve Çikolata Festivali” yapılacağı duyuruldu. Kulağa hoş geliyor değil mi? Kahve kokusu, çikolata tadı, kalabalık stantlar, süslü afişler… Ama durun bir dakika! Elazığ’ın kahveyle, çikolatayla ne ilgisi var? Bu şehirde kahve ağacı mı yetişiyor, kakao mu üretiliyor? Yüzyıllardır bu topraklarda kahve kavrulmadı, çikolata üretilmedi. Peki o zaman neden böyle bir festival düzenleniyor? Bu sorunun cevabı, Elazığ’ın kimliğini anlamayanların zihninde gizli.</p>

<p>Festival dediğin, bir kentin ruhunu yansıtır. Bir şehir festival düzenliyorsa, o festival o toprağın kültürünü, emeğini, tarihini, değerini anlatmalı. Harput’un türküleri, tandırın dumanı, içli köftenin kokusu, üzüm bağlarının bereketi varken, Elazığ’ın adını “kahve ve çikolata” gibi ithal bir konseptle yan yana getirmek, bu şehre yapılabilecek en büyük haksızlıktır. Çünkü bu festival, Elazığ’a bir şey kazandırmaz; aksine şehrin ruhunu silikleştirir.</p>

<p>Kahve ve çikolata Elazığlıya ne anlatır? Bu şehirde insanlar sabah kahvesini içse bile, o kahve bu toprakların ürünü değildir. Çikolata ise market raflarında gelir, fabrikası uzakta, üretimi başka iklimlerde yapılır. Oysa festival dediğin üreticiyi, yerliyi, esnafı destekler. Halkın emeğini tanıtır. Kahve ve çikolata festivali, Elazığlı üreticiye, çiftçiye, zanaatkâra ne fayda sağlar? Kime kazandırır? Cevap basit: markalara, ithal ürünlere, reklamlara…</p>

<p>Bu bir festival değil, ticari bir pazar organizasyonudur. Reklam şirketlerinin, markaların, fuar düzenleyicilerinin işine gelir bu tarz etkinlikler. Çünkü kentin adı, bir afişte dikkat çeker; insanlar gelir, tüketir, gider. Ama geriye Elazığ’a dair hiçbir şey kalmaz. Şehir tanıtılmaz, kültür tanıtılmaz, hatta yerel esnaf bile kenardan seyreder. Bu tür etkinlikler, şehirlerin ruhunu temsil etmez; sadece tüketim kültürünün vitrinidir.</p>

<p>Elazığ kendi öz değerlerine sahip çıkmalı. Bu toprakların kendine has bir mutfağı, bir tarihi, bir kültür mirası var. Harput mutfağı, dolanger tatlısı, sırın, içli köfte, orcik, üzüm, pekmez… Bunlar Elazığ’ın gerçek hazineleri. Eğer festival yapılacaksa, bunlar için yapılmalı. “Harput Kültür Festivali”, “Şire ve Üzüm Şenliği”, “Elazığ Mutfağı Günleri” gibi etkinlikler hem halkı bir araya getirir, hem şehri tanıtır, hem de yerli üreticiyi kalkındırır. İşte o zaman Elazığ gerçek anlamda tanıtılmış olur.</p>

<p>Her festival bir şehrin vitrini, vitrin ise karakteridir. Eğer vitrine ait olmayan bir ürün sergiliyorsanız, aslında kendi kimliğinizi gizliyorsunuz demektir. Festival dediğin yerli üreticiyi destekler, değer kazandırır, markalaşma sağlar. Kahve ve çikolata festivali bir kimlik yanılgısıdır. Bir şehrin kimliği, dışarıdan gelen kavramlarla değil, kendi değerleriyle yaşar. Bugün kahve ve çikolata gelir, yarın makaron ya da sushi festivali yapılırsa, Elazığ kendi özünü tamamen kaybeder. Bu tür etkinlikler, “modernlik” adı altında kültürel yozlaşmayı beraberinde getirir. Modern olmak, başkasını taklit etmek değil; kendi değerini çağın dilinde anlatabilmektir.</p>

<p>Bir çağrıdır bu:&nbsp;<br />
Elazığ kendi sesine kulak versin! Bu şehir, tarih boyunca kültürün, sanatın, müziğin, misafirperverliğin merkezi olmuştur. Harput’un taş sokaklarında yankılanan türküler, kahve kokusundan değil; emeğin, alın terinin ve geleneklerin kokusundan beslenmiştir. Şimdi bu ruha sahip çıkmak zamanı.</p>

<p>Festival yapılacaksa, Elazığ’ı temsil edenle yapılsın. Şehrin adını ucuz reklam malzemesi gibi kullanan, kimliğini tüketim kültürüne teslim eden anlayışlara geçit verilmesin. Çünkü festival, sadece eğlence değil; bir kimlik meselesidir.<br />
Elazığ’ın kimliği de kahve fincanında değil, Harput’un kalbinde saklıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Oct 2025 14:35:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GELECEĞİMİZİ EKRANLA SOSYAL MEDYA İLE DİNAMİTLİYORUZ</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/gelecegimizi-ekranla-sosyal-medya-ile-dinamitliyoruz-85</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/gelecegimizi-ekranla-sosyal-medya-ile-dinamitliyoruz-85</guid>
                <description><![CDATA[GELECEĞİMİZİ EKRANLA SOSYAL MEDYA İLE DİNAMİTLİYORUZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Cumhuriyet'in 102.Yılı Kutlu Olsun</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün, modern Türkiye'nin kuruluş felsefesini simgeleyen, aydınlanmanın ve geleceğe umutla bakmanın en önemli sembolü olan </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Cumhuriyet Bayramı</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">'nı 102.Yılını kutluyoruz. </span></span> </span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Her yıl coşkuyla andığımız bu büyük miras, aslında bize, çocuklarımızı bilimle, sanatla ve yüksek ahlaki değerlerle donatılmış bireyler olarak yetiştirme sorumluluğunu da yüklüyor. Onların pırıl pırıl zihinleri, bu ülkenin geleceğidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Ekranın Zehirli Suları ve Dinamitlenmiş Gelecek</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Değerli okuyucular, ben bir eğitimciyim. Görevim, minik zihinlere ışık tutmak, onları hayata hazırlamak ve en önemlisi, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>çocuk kalmalarını sağlamaktır</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">. Ancak son günlerde 3. sınıf öğrencilerimle yaptığım basit bir "Evde En Çok İzlenenler" projesi, mesleki duruşumu sarsan, içimi acıtan bir gerçeği yüzüme çarptı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sıraladıkları diziler arasında iki isim dikkatimi çekti: "</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Kuma</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">" ve "</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sahipsizler</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">." 8 yaşındaki bir kız çocuğuna "kuma nedir?" diye sorduğumda, saf bir ifadeyle aldığım cevap: "İkinci eş." Bir ilkokul 3. sınıf öğrencisinin zihninde, bu çarpık toplumsal yapıyı normalleştiren kavramın ne işi var? Aile, çocuğun sığınağıdır; onu kirlilikten koruması gerekirken, kirliliği oturma odasına davet ediyorsa, o temelde bir çatlak oluşmuş demektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Daha da vahimi, sevgi evlerinden gelen, zaten hayatın en ağır sınavını vermiş çocuklarımızın "</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sahipsizler</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">" gibi, travmatik ve dram yüklü bir diziyi izlemesi... Bu çocuklar, zaten "sahipsiz" olma duygusuyla mücadele ederken, o ekranda kendi hikâyelerinin abartılı, dramatize edilmiş ve sürekli acı çeken versiyonlarını izliyorlar. Bu bir iyileştirme değil, travmayı derinleştirme, yarayı kaşıma eylemidir. Bu, vicdani bir sorumsuzluktur. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>ŞİDDET ARTIK ANA SINIFLARINA KADAR İNDİ</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>&nbsp;Akran Zorbalığı</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ekranlardaki şiddet ve yozlaşma, ne yazık ki sadece kavramsal düzeyde kalmıyor; doğrudan çocuklarımızın davranışlarına, yani okul koridorlarına ve sınıflara yansıyor. Dizilerde "güçlü" olmanın, "haklı" çıkmanın yolu olarak sunulan </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>şiddet, öfke ve manipülasyon</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;taktikleri, çocuklar tarafından hızla taklit ediliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Artık her gün ekranlardan sosyal medyadan şiddetin vardığı boyutları görüyoruz. Ekranın dinamitlediği sadece masumiyet değil, aynı zamanda çocuklar arasındaki </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>sevgi, saygı ve iş birliği</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;gibi temel sosyal bağlardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Rehberlik Servislerinde Alan Dışı Personel</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Akran zorbalığı, Türkiye'de PDR servislerinin alan dışı personel yetersizliği ve veli inkarı nedeniyle mücadele etmekte zorlandığı, giderek büyüyen bir toplumsal yara haline gelmiştir. PISA 2022 verileri, Türkiye'deki öğrencilerin yaklaşık %27'sinin akran zorbalığına maruz kaldığını gösterirken, bu oranın OECD ortalaması olan %20'nin oldukça üzerinde olması, sorunun boyutunu gözler önüne sermektedir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Alan dışı görevlendirilen rehberlik personeli, zorbalığın ardındaki aile içi dinamikleri ve travmatik etkenleri bilimsel uzmanlıkla çözmekte yetersiz kalırken, bu duruma ebeveynlerin çocuklarının zorbalık yaptığını kesinlikle reddeden ("benim çocuğum yapmaz") inkar tutumu eklenmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">1500 öğrencisi bulunan okuldan 57 veli akran zorbalığı seminerin katılıyorsa vahameti düşünün. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu veli direnişi, okulların zorbalıkla ilgili önleyici/iyileştirici programlarını etkisizleştirerek, okul-aile iş birliğini sıfırlamaktadır. Sonuç olarak, Sağlık Bakanlığı'nın 2024 verileriyle belgelenen, 2022den bu yana akran şiddeti nedeniyle psikolojik destek alan çocuk sayısındaki %52'lik ürkütücü artış (2024'te 185.899 çocuk), uzman yetersizliği ve veli inkarının zorbalık döngüsünü nasıl beslediğini ve acil çözüm gerektiren bir kriz yarattığını kanıtlamaktadır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Haftaya buluşmak ümidiyle.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Oct 2025 06:21:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HARPUT MUTFAĞINA İHANET</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/harput-mutfagina-ihanet-84</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/harput-mutfagina-ihanet-84</guid>
                <description><![CDATA[HARPUT MUTFAĞINA İHANET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ mutfağı, yüzyıllardır Anadolu’nun en köklü gastronomi kültürlerinden birini barındırır. Bu mutfak sadece yemeklerden ibaret değildir; bir yaşam biçimi, bir gelenek zinciri, bir kimliktir. Her yemeğin bir hikayesi, bir yapılış töresi vardır. O yüzden Elazığ mutfağından söz ederken sadece tatlardan değil, emeğin, sabrın ve ustalığın birleşiminden doğan bir kültürden bahsederiz.</p>

<p>Harput mutfağı, bu kültürün kalbidir. Harput köftesi, içli köfte, kömbe, sırın, Elazığ güveci, Palu tavası, dolanger tatlısı, işgene ve kara kavurma gibi yemekler sadece karın doyurmaz; aynı zamanda geçmişin izlerini bugüne taşır. Bu yemeklerin her biri, ninelerimizin, analarımızın ellerinden süzülüp gelmiştir. Her lokmasında tarih, gelenek ve toprak kokusu vardır.</p>

<p>Ancak ne yazık ki son yıllarda Elazığ’da yapılan bazı etkinlikler, bu köklü mutfak mirasına gölge düşürmeye başladı. Özellikle düzenlenen “Salçalı Köfte Festivali”, Elazığ halkının önemli bir kısmında rahatsızlık uyandırmaktadır. Çünkü salçalı köftenin Harput mutfağıyla, Elazığ’ın geleneksel gastronomisiyle hiçbir ilgisi yoktur.</p>

<p>Salçalı köfte, yıllar önce Elazığ’da okuyan üniversite öğrencilerinin ekonomik şartları göz önüne alınarak ortaya çıkarılan basit, maliyetsiz ve ucuz bir yemektir. Az miktarda kıyma, bolca irmikle karıştırılır; sigara kâğıdı inceliğinde köfteler hazırlanır. Somun ekmeğine salça sürülür, köfteler dizilir, soğan maydanoz piyazı, ardından tosta basılarak servis edilir. Ucuz, pratik ve karın doyurmak için yapılmış bir yemektir. Ancak bu yönüyle de tamamen günlük ve geçici bir çözüm yemeğidir. Elazığ mutfağının derinliğiyle, ustalık gerektiren yemekleriyle hiçbir bağı yoktur. Bu basit ve ucuz öğrenci yemeği şimdilerde fiyat konusunda restoran yemekleriyle yarışmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Hal böyleyken, Harput mutfağının böylesine köklü ve değerli yemekleri varken, “salçalı köfte” gibi yöre kültürüne sonradan karışmış bir yiyecek için festival düzenlenmesi, Elazığ’ın kültürel mirasına haksızlıktır. Bu durum, adeta kendi özünü unutmak, geçmişin mutfak emekçilerine sırt çevirmek anlamına gelir. Çünkü Elazığ mutfağı; yüzlerce yılın emeği, sabrı, geleneği ve damak hafızasıyla bugüne ulaşmış bir kültürdür.</p>

<p>Bir yörenin mutfağı, onun tarihidir. Yöresel yemekler sadece malzemeden değil, anıdan, topraktan, gelenekten beslenir. Bugün bir Harput köftesi yaparken kullanılan baharat, pişirme tekniği ya da sunum biçimi bile kuşaklardan kuşağa aktarılmış bir mirastır. Bu mirası korumak yerine, kökeni olmayan bir yemeği “festival” adı altında ön plana çıkarmak, kendi değerlerimize yabancılaşmaktır.</p>

<p>Eğer gerçekten bir festival yapılacaksa, içli köfte, Harput köftesi için yapılmalı, palu tava sırın için yapılmalı, Elazığ güveci Kömürhan &nbsp;kara kavurma için yapılmalı. Çünkü bu yemekler sadece lezzet değil, aynı zamanda Elazığ kimliğidir. Harput’un taşından, suyundan, kadim ruhundan doğmuş lezzetlerdir.</p>

<p>Elazığ mutfağının itibarını korumak, sadece aşçılara, gastronomlara değil, tüm Elazığ halkına düşen bir görevdir. Bizler kendi değerlerimize sahip çıkmazsak, bir gün bu toprakların asıl lezzetlerini unutur, yerine “ucuzluğu”yla hatırlanan yemekleri miras bırakırız.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki; bir şehrin kültürünü yaşatan şey, geçmişine sahip çıkmasıdır. Harput mutfağı, Elazığ’ın belleğidir. O belleğe sahip çıkmak da hepimizin sorumluluğudur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 13:52:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KOŞULSUZ SEVGİNİN ROTASI…</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/kosulsuz-sevginin-rotasi-83</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/kosulsuz-sevginin-rotasi-83</guid>
                <description><![CDATA[KOŞULSUZ SEVGİNİN ROTASI…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Özel Bir Yolculuk</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Öyle çok ertelenmiş bir yazı ki; yazsan bir türlü, yazmasan bir türlü.</strong></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Öyle çok görmezden gelinen bir alan ki; görsen yüreğin sızlar, görmesen vicdanın susmaz.</strong></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Öyle çok istismar edilmiş ki; bilsen yüreğin yanar, bilmesen ruhun eksilir.</strong></span></span></strong><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Ama biz yine de üstümüze düşeni yapalım… </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Çünkü hakikati bilene, Halik’a gizli kalmaz hiçbir şey.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Hayat, bize her zaman haritalarda işaretlenmiş, düz ve aydınlık otoyolları sunmaz. Bazen, rotası belirsiz, ilk bakışta karanlık ve ürkütücü görünen, anlık ışıkların aydınlattığı patikalara yönlendirir . </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">İşte o yollardan bir tanesi: Özel bir çocuğa sahip olmak, işte tam da böyle bir yolculuğa çıkmaktır; </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Beklenmedik Bir Yolculuğun En Değerli Yolcuları</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;olmaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu, planlanmamış bir yolculuktur. Takvimleri doktor randevularının, terapi seanslarının ve küçük, ama dünyaları kadar büyük zaferlerin belirlediği bir dünya. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Toplumun "normal" kalıplarının dışında bir yaşamı öğrenmek demektir. Bu yolculuğun içinde; bazen içsel bir yalnızlık, bazen yutkunulamayan hıçkırıklar ve çözülmesi zor düğümler vardır. Rutinlerin dışındaki çabalar, ebeveynlerin yorgun omuzlarına binen en ağır yüktür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çoğu kimse için sıradan olan tek bir kelime, hedefine ulaşan bir adım ya da anlamlı bir göz teması, bu aileler için aylarca süren sabrın, emeğin ve koşulsuz sevginin en coşkulu kutlamasıdır. Onların sevinçleri, en saf haliyle yaşanır; çünkü sıradanlık, bu yolda en büyük mucizedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sabrın metanetin nirvanasıdır ebeveynlik…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Elbette bu yolculukta yorulmak da var, geleceğe dair kaygılarla boğuşmak da</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>. "Benden sonra ne olacak?"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;sorusu, bir gölge gibi bazen ebeveynlerin yüreğine düşer ve bu, belki de yolculuğun en zorlu virajıdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çevrelerinden bekledikleri anlayışı bulamadıklarında hissettikleri yalnızlık ise hayatın en dik yokuşudur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri">&nbsp;<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Kimisi bakar durur, yargılayan, acıyan, merak eden gözlerle. Kimisi göz çıkarır sözde yardımlarla umut kırar ümük sıkar…</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Fakat madalyonun diğer yüzü, bu yolcuların kazandığı paha biçilmez erdemlerle parlar: Onlar, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>koşulsuz sevginin</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;ne demek olduğunu herkesten daha iyi öğrenirler</span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>. Sabır</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">, onlar için bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>erdem</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;değil, nefes alıp vermek gibi bir yaşam biçimi haline gelmiştir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Empati kasları o kadar gelişir ki, dünyaya başkalarının göremediği, daha derin, daha merhametli bir pencereden bakmaya başlarlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Onlar, çocuklarının sadece fiziksel, zihinsel veya duygusal farklılıklarını değil; aynı zamanda bu farklılıkların ardında yatan </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>eşsiz potansiyeli, saf sevgiyi ve dünyaya kattıkları o biricik rengi</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;görürler. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yargılayan bakışlara inat, çocuklarının kahkahasıyla güç bulan bu ebeveynler, hayata sımsıkı sarılan en cesur kaptanlardır. </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Onlar</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">, görevin kutsallığını size öğreten, maddi ve manevi kazançların mutluluğunu anlıkta olsa almanızı sağlayan </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>gizli kahramanlardır</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bizlere düşen ise bu cesur kaptanların yolculuğuna saygı duymaktır. Onlara yargılayan gözlerle değil, anlayan bir kalple bakmak. Her birimize düşen sorumluluk; bir engel olup olmadığımızı sürekli sorgulamaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Samimi bir gülümseme, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>"Yardımcı olabileceğim bir şey var mı?"</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;diye soran içten bir ses, bu meşakkatli ama bir o kadar da kutsal yolculukta onlara uzatılmış en değerli el olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Unutmayalım ki, her çocuk özeldir ama bazıları, bize hayatı, sevgiyi ve insan olmayı yeniden öğretmek için gelmiş </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>özel birer öğretmendir.</strong></span></span></strong>&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sınıfta koridorda öğretmen olmanıza gerek yok vicdanınızda öğretmen olun…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kayıtta yerleştirmede idareci olmanıza gerek yok vicdanınızda idareci olun…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kısaca herhangi bir alanda herhangi bir unvan da olmaya gerek yok insan olmak yeterli…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Onların varlığı, dünyamızı zenginleştirir. Biz sadece bakmayı ve anlamayı öğrenmeliyiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 13:52:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SONBAHARIN SESSİZ ÖĞÜDÜ</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/sonbaharin-sessiz-ogudu-82</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/sonbaharin-sessiz-ogudu-82</guid>
                <description><![CDATA[SONBAHARIN SESSİZ ÖĞÜDÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yazın kavurucu sıcakları yerini serin rüzgârlara bıraktı. Artık sabahları kalktığımızda havada bir serinlik, toprakta bir sessizlik hissediliyor. Güneş, yazdaki gibi dik değil; sanki yorgun düşmüş, daha alçaklardan doğup batıyor. Köyün üstüne çöken o yumuşak ışık, doğanın bir mevsim daha yaşlandığını haber veriyor.</p>

<p>Sonbahar, doğanın dinlenme vakti. Ama aynı zamanda insana da düşünmeyi öğreten bir zaman dilimi… Yazın telaşı, biçilen otlar, toplanan mahsuller geride kalırken; artık köy meydanında, tandır başlarında sohbetler uzar. İnsanlar bir nebze daha sakin, bir nebze daha derin düşünür bu mevsimde.</p>

<p>Her yıl bu zamanlar bana şunu hatırlatır:<br />
Doğa asla acele etmez. Yaprağını dökerken bile bir zarafet, bir düzen içindedir. Ne fazlasını ister, ne eksikliğini… Biz insanlar da çoğu zaman unuturuz bu dengeyi. Daha fazlasını ister, daha çok çalışır, ama bazen neden yaptığımızı bile unutacak kadar hızla yaşarız.</p>

<p>Sonbaharda toprak nefes alır. Ekinler dinlenmeye çekilir, suyun sesi yavaşlar. Oysa bu durgunluk, bir bitiş değil, bir hazırlıktır. Tıpkı insanın da zaman zaman durup nefes alması gerektiği gibi. Doğa bunu bizden önce fark eder; kendi ritmini hiç bozmadan devam eder.</p>

<p>Köyde bu mevsimin ayrı bir telaşı vardır. Bahçedeki son biberler toplanır, domatesler kurutulur, kilerlerde kavanozlar dizilir. Sobanın yakılacağı gün düşünülür, odunlar kesilir, hayvanların yemleri hazırlanır. Kadınlar el birliğiyle erişte, tarhana yapar; erkekler bahçedeki son işleri bitirir. Herkes bilir ki kış yaklaşıyor, ama bu telaş bir huzur telaşıdır. Çünkü doğayla birlikte yaşayan, hiçbir mevsimden korkmaz.</p>

<p>Ben sabahları erkenden kalkar, köyün dışına yürürüm. Dağların yamaçlarında sararmış otların arasında yürürken, rüzgârın sesiyle karışan kuş cıvıltılarını dinlerim. Gökyüzü bulutludur ama o bulutun altında hayat devam eder. O anlarda doğanın bana fısıldadığı sözü duyarım:<br />
“Dur, bak, hisset.”<br />
Çünkü doğa konuşmaz ama öğretir. Sessizliğin içinde en büyük dersler saklıdır.</p>

<p>Şehirlerde yaşayan insanların çoğu bu sessizliği duyamıyor. Betonun arasında kaybolan insanlar, mevsimlerin değiştiğini bile fark etmiyor. Oysa doğanın her rengi, insanın ruhuna bir şey söyler. Sararan yapraklar sadece bir vedayı değil, bir yenilenmeyi anlatır. Toprak uykuya yatarken, yeni bir doğuşun hazırlığını yapar.</p>

<p>Biz köyde yaşayanlar, doğanın bu döngüsünü her yıl yeniden görürüz. Bu yüzden toprağa, suya, ağaca saygımız bundandır. Çünkü biliriz ki doğaya yapılan her iyilik, bir gün bize döner. Aynı şekilde yapılan her zarar da sessizce bedelini getirir.<br />
Bir ağacı boşuna kesmek, bir dereyi kirletmek, bir hayvanı sebepsiz yere incitmek… Bunlar sadece doğaya değil, kendi geleceğimize vurulan baltalardır.</p>

<p>Sonbahar, aslında insanın da kendine dönme mevsimidir. Her düşen yaprak, bize “fazlalıklarından kurtul” der. Hayatın hızına kapılıp kaybettiklerimizi, unuttuklarımızı hatırlatır. Kışa hazırlanan toprak gibi, insanın da ruhu biraz dinlenmeye, biraz sadeleşmeye ihtiyaç duyar.</p>

<p>Köy meydanında soba başında yapılan her sohbet, aslında doğanın öğüdüdür:<br />
“Birlik ol, paylaş, kanaatkâr ol.”<br />
Çünkü doğa da öyledir. Her canlı, her ağaç, her damla su kendi payına düşeni alır, fazlasına el uzatmaz.</p>

<p>Sonbahar bize sabrı, şükrü ve sadeliği öğretir. Bu yüzden ben derim ki:<br />
“Doğa bize her mevsimde bir hikâye anlatır. Onu dinlemeyi bilen, yaşamın sırrını da anlar.”<br />
Bu da benim sloganım;<br />
‘’Hayat Doğada Güzel’’</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 10:25:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RAM, RAM, RAM,</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/ram-ram-ram-81</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/ram-ram-ram-81</guid>
                <description><![CDATA[RAM, RAM, RAM,]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">RAM... Ne bir şarkının nağmesi, ne de bir şiirin mısrası. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Rehberlik ve Araştırma Merkezi</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">'nin kısaltması. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğitim sistemimizin en hassas, en kritik ve belki de en görünmez köşe taşlarından biri. Bir çocuğun eğitim hayatının rotasını, alacağı desteğin niteliğini belirleyen resmi mühür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">RAM'ın temel görevi, bireyleri pedagojik testlerden geçirerek, düzeylerine en uygun eğitimi almalarını sağlamak ve onları ilgili okullara, gerektiğinde ise rehabilitasyon merkezlerine yönlendirmektir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Okul çağındaki özel gereksinimli çocuklar, akranlarıyla aynı müfredatı, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bireyselleştirilmiş Eğitim Planları (BEP)</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;çerçevesinde, belki biraz geriden ama aynı sosyal ortamda takip etmelidir. Mevzuat ve yönetmelikler bize, bu çocukların akademik olarak geç kalsalar bile sosyal yönden eksikliklerinin </span></span><strong><em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><em>bariz olmaması</em></strong></span></span></em></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;gerektiğini söyler. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu dengeyi kuran, raporlayan ve imza altına alan tek resmi kurum ise </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>RAM</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">'dır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">RAM, ildeki tüm yönlendirmelerin, sayısal verilerin ve karar organının merkezidir. Mevzuatı birebir uygulaması beklenen, uzmanlarla dolu bir kurumdur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Sınıf Mevcutları</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ancak kağıt üzerindeki ideal, sahadaki gerçeklikle çarpıştığında, vicdanlar sızlıyor. Yönetmeliğin net sınırları varken, bu sınırlar neden esner, neden aşılır?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği, özel eğitim sınıfları için maksimum öğrenci sayılarını net olarak belirler:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Hafif Düzey Eğitim Sınıfları:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;En fazla 10 öğrenci.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Otizm Sınıfları:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;En fazla 4 öğrenci.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Birden Fazla Engeli Olan Öğrencilerin Bulunduğu Sınıflar:</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;En fazla 4 öğrenci.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu sayılar, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>maksimum</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;sınırlardır. Yani bir sınıfta minimum 1, maksimum belirtilen öğrenci olmalıdır. Ne var ki, sahada karşılaştığımız tablo bu sınırların aşıldığıdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çalıştığım okuldaki özel eğitim sınıfında </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>sekiz</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;öğrenci var. Dahası, bu öğrencilerin tamamının engel durumu </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>birden fazla</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">, hatta bazılarının üç engeli bulunuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yönetmeliğin </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>13. maddesi (c)</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;bendi nerede kaldı? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kim takip eder? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Neden muhatap bulunamaz? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Uyarılar havada kalır. Bu durum, eğitim kalitesinden öte, bu çocukların anayasal hakkının ihlalidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Diğer okullar farklı mı? Meslektaşlarım veya Ram yönetmeliği, mevzuatı hatırlatmaz. Hatırlatsa değişen ne olur.. Bir şey değişir mi …Maalesef liyakat problemi...Ziya SELÇUK bakanımız bir ara uygulamaya çalışmıştı fakat yarım kaldı… </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Anayasa'nın 42. maddesi</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">, eğitimin her bireyin hakkı olduğunu açıkça belirtir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bu hak, özel gereksinimli çocuklar için daha da titizlikle, yönetmelikler ve mevzuatlarla uygulanmalıdır. </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sınıf mevcutlarındaki fazlalık, öğretmenin bireyselleştirilmiş eğitim sunma kapasitesini çökertir. 4 öğrenci yerine 8 öğrenciye eğitim vermek; destek, ilgi ve şefkatin yarı yarıya düşmesi demektir. Bu, bir </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>hak ihlalidir</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">RAM'dan başlayarak, sahada görev yapan her bir uzmana, idareciye ve öğretmene sesleniyoruz: Göreviniz sadece test uygulamak ve rapor hazırlamak değildir. Göreviniz, mevzuatı ve bu çocukların Anayasal hakkını </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>savunmak ve takip etmektir</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yeni atanan müdürümüz </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Pirhasan ÇAKMAK ile mevzuatın daha hassas uygulanacağını</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;umut ediyor sahada iyileşmelerin zamanla özel öğrenciler lehine değişimlerini bekliyor ve izliyoruz…Destek sınıfımız açıldıktan sonra iki defa daha açmaya gelen ama sınıflarımıza ziyaret için zaman bulamayan sadece açılışlara değil sınıf ziyaretlerini ve saha işleyişi zorluklarını yerinde görmeye hassaten bekliyoruz şimdiden teşekkür ederiz…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Vicdan, hukukun en güçlü tamamlayıcısıdır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Mevzuat, yönetmelik ve en önemlisi </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>vicdanları</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;ile görev yapan herkese selam olsun. Çünkü mesele sadece kural değil, aynı zamanda özel bir çocuğun geleceğidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Kalın sağlıcakla.</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 10:24:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baskı mı, Denge Arayışı mı?</title>
                <category>ARZU AKIN</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/baski-mi-denge-arayisi-mi-80</link>
                <author>arzuakin@gmail.com (ARZU AKIN)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/baski-mi-denge-arayisi-mi-80</guid>
                <description><![CDATA[Baskı mı, Denge Arayışı mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Elazığ İl Başkanlığı… Sadece bir koltuk değil, şehrin siyasetinde yön veren, sesi belirleyen ve partinin yerel vizyonunu temsil eden kritik bir makam. Şerafettin Yıldırım’ın istifasının üzerinden henüz bir ay bile geçmedi, ancak koltuğun hâlâ boş olması, şehirde ciddi bir belirsizlik ve merak yaratıyor. Herkes soruyor: Karar neden gecikti? Ve daha önemlisi, bu gecikmede baskılar mı rol oynuyor, yoksa Genel Merkez’in denge arayışı mı süreci yavaşlatıyor?</p>

<p>Görünürde kısa bir süreç gibi duran bu boşluk, aslında teşkilatın ve tabanın sabrını test ediyor. AK Parti’nin güçlü teşkilat yapısı, farklı sesleri ve talepleri bünyesinde barındırsa da, bu güçlü yapılar aynı zamanda karar almayı da zorlaştırabiliyor. Elazığ özelinde, süreçle ilgili kulislerde konuşulanlar, farklı çevrelerin kendi destekledikleri adaylar için baskı yaptığı yönünde. Bu durum, Genel Merkez’in süreci dikkatle yürütmesine neden olurken, aynı zamanda şehrin beklentisini de katlanarak artırıyor.</p>

<p>Elazığ, AK Parti için sıradan bir şehir değil; siyasi anlamda kale olarak görülen, her seçimde yüksek destek sağlayan bir merkez. Dolayısıyla il başkanlığı sadece bir makam değil, aynı zamanda partinin şehirdeki mesajı ve sahadaki duruşunun göstergesi. Teşkilat sahada aktif olmayı, halkla bağ kurmayı ve yerel dinamikleri harekete geçirmeyi beklerken, koltuğun boş kalması bu süreçleri kesintiye uğratıyor.</p>

<p>Parti içi denge arayışı, sürecin daha karmaşık hale gelmesine yol açıyor. Genel Merkez’in farklı talepler arasında denge kurmaya çalışması, elbette anlaşılır bir durum. Ama aynı zamanda şehirdeki motivasyonu ve tabandaki güveni etkiliyor. Çünkü siyasette sessizlik bazen en yüksek gürültüyü yaratır; her bekleyiş, söylentiyi ve belirsizliği büyütür. Baskının ve denge arayışının bu kadar görünür olduğu bir ortamda, hem teşkilat hem de seçmen bir cevap bekliyor.</p>

<p>Yeni il başkanının sadece koltuğu dolduran biri olmaması gerekiyor. Tarafsız, birleştirici, sahada aktif ve teşkilatı bir bütün hâline getirecek bir lider olmalı. Çünkü siyasette koltuklar değil, liderlikler hatırlanır. Elazığ, sadece bir isim değil, şehriyle bütünleşecek, güven veren ve sahadaki enerjiyi harekete geçirecek bir lider bekliyor.</p>

<p>Bekleyiş uzadıkça “neden hâlâ açıklanmıyor?” soruları çoğalıyor. Sessizlik, farklı söylentileri ve kulis yorumlarını doğuruyor. Parti içinde ve şehirde oluşan bu merak, artık sadece sabırla açıklanabilecek bir durumu değil, sahadaki motivasyonun korunmasını da kritik hâle getiriyor.</p>

<p>Artık beklenti net: Elazığ’ın enerjisini sahaya yansıtacak, tabanın güvenini kazanacak ve parti içindeki huzuru sağlayacak bir isim vakit kaybetmeden açıklanmalı. Liderlik sadece bir atama ile kazanılmaz; doğru zamanda, doğru adımla ve doğru kararlarla başlar. Elazığ da bu adımı sabırsızlıkla bekliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Oct 2025 11:30:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/09/arzu-akin-1757332909.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ADRES DEĞİŞİKLİĞİ İLE KAYIT SAHTEKARLIĞI</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/adres-degisikligi-ile-kayit-sahtekarligi-79</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/adres-degisikligi-ile-kayit-sahtekarligi-79</guid>
                <description><![CDATA[ADRES DEĞİŞİKLİĞİ İLE KAYIT SAHTEKARLIĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>En iyi okul, eve en yakın okuldur. </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çocuk, mahallesindeki arkadaşlarıyla aynı sırayı paylaşır, aynı sokakta oynar, aynı yolda yürüyerek okuluna gider. Bu çocuğun doğal gelişimi içinde zihinsel fiziksel ve psikolojik gelişimi içinde en uygun olanıdır.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bugün ise veliler, çocuklarını “daha iyi” bir okula yazdırabilmek için kilometrelerce uzağa taşıyor.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Adres değişiklikleri, sözde faturalar, işyeri değişikliği hatta kimi zaman “bağış” adı altında yapılan usulsüzlükler…</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Her şey, çocuğun geleceği için “doğal” görülüyor. Sıradanlaşıyor, yasaları dolanmak hakmış gibi görülüyor.</span></span><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Ama işte tam da burada başlıyor bozulma ve zorbalık.</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>VELİ ZORBALIĞINDAN AKRAN ZORBALIĞINA….</strong></span></span></strong><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif">“Evden Okula, Vicdana Yolculuk: Veli Zorbalığının Bedeli, Çocuğa Yansıması”</span></strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir veli düşünün, istediği okula kaydı yaptırmak için sistemin etrafından dolanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sonra çocuğuna ailede Ahlak ve dürüstlüğü anlatıyor. Ne kadar inandırıcı, değil mi?.. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir veli “benim çocuğum ayrıcalıklı” dediğinde, o çocuk da “benim hakkım daha fazla” demeye başlıyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir diğeri, çocuğunun öğretmenini beğenmeyince hemen BİMER’e, CİMER’e başvuruyor.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bir başkası, sabahları okulun içine kadar giren servis aracına ses çıkarmıyor, hatta bunu bir hak olarak görüyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Özel arabasıyla bırakan veli okulun bahçe kapısında bıraktığı çocuğun okul kapısından girinceye kadar trafiği tıkamayı normalleştiriyor arkada ki kornayı duymuyor bile…</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sonra da çocuklarına, kurallara uymanın önemini anlatıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Velinin sergilediği her davranış, çocuğun karakterinin sessiz bir öğretmenidir</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Anne-babasını her istediğini farklı yollarla yaptırırken gören çocuk ne yapıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Baskı kurmayı istediğini elde etmeyi doğal sanıyor.</strong></span></span></strong><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Evde kuralsızlıkla büyüyen bir çocuk, okulda da kuralsızlığı meşrulaştırıyor.</span></span></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ve işte o noktada, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>veli zorbalığı akran zorbalığına dönüşüyor.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Ne kadar yasa çıkarırsak çıkaralım ne kadar yönetmelik hazırlarsak hazırlayalım,</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">eğer çocuklarımızın önünde biz yasaları eğip büküyorsak, çocuklarımızdan farklı veya dürüst davranışlar beklemek saflıktan öte uyanıklık olur…Armudun düştüğü yeri yadırgamamamız gerekir.</span></span><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Asıl denetim, mevzuatta kağıtlarda değil, vicdanlarda başlar.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Velinin baskısı, idarenin mevzuata sonuna kadar hakim olamaması veya istediği gibi kontrol edememesi, öğretmenin sessizliği, okullarda yeterli rehberlik olmaması ( pdr mezunlarının yerine farklı öğretmenlerin görev alması) öğrencinin zorbalığı…</span></span><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Hepsi bu zincirin halkası.</strong></span></span></strong><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Bu zinciri kırmak için önce velilerin kendi davranışlarını sorgulaması gerekiyor.</span></span><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Gerçek eğitim, sadece sınıfta değil, evde başlar.</strong></span></span></strong><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Eğer evde dürüstlük, saygı, empati ve vicdan eksikse; okul ne kadar iyi olursa olsun, sonuç değişmez.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Unutmayalım, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>iyi okul</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">, sadece iyi öğretmenle değil, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>iyi veliyle de</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;mümkündür.</span></span></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>EN İYİ OKUL EVE EN YAKIN OKULDUR.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>ÇOCUĞUN AİDİYET HİSSETTİĞİ OKULDUR</strong></span></span></strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Yeter ki biz, o okulun</span></span><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;kapısından içeri </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>vicdanımızla</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;girelim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kalın sağlıcakla…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 10:02:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AV SEZONU AÇILDI</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/av-sezonu-acildi-78</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/av-sezonu-acildi-78</guid>
                <description><![CDATA[AV SEZONU AÇILDI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Türkiye’de av sezonu yeniden başladı. Tüfeklerini omuzlayan, çantalarını sırtlayan pek çok avcı, heyecanla doğanın yolunu tutuyor. Ancak bu heyecanın ardında çok önemli bir sorumluluk var.! Doğayı ve içindeki canlıları koruma sorumluluğu. Çünkü doğa, sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de hakkıdır.</p>

<p>Avcılık, insanoğlunun en eski uğraşlarından biridir. Geçmişte bir yaşam mücadelesi iken, bugün daha çok hobi, gelenek veya spor olarak sürdürülüyor. Ancak burada unutulmaması gereken şey şu: Av, yalnızca vurmak değildir. Asıl mesele doğayı tanımak, hayvanların yaşam alanlarına saygı duymak ve bu dengeyi bozmayacak şekilde hareket etmektir.</p>

<p>Bilinçli avlanmak, yasaların izin verdiği sınırlar içinde, kurallara uyarak ve doğanın hassas dengesini gözeterek yapılan avcılıktır.</p>

<p>Şu üç kuralı unutmamak gerekir<br />
Kanunlara uymak,<br />
Av takvimine, yasaklı türlere ve sayı limitlerine riayet etmek.<br />
Etik davranmak,<br />
Yaralı hayvan bırakmamak, sadece ihtiyacı kadarını almak.<br />
Saygı göstermek.<br />
Doğaya çöp bırakmamak, ateş yakarken dikkatli olmak, hayvanların su kaynaklarını kirletmemek.<br />
Unutulmamalıdır ki bilinçli avcı, tüfeği kadar vicdanını da yanında taşır.</p>

<p>Her avcı, doğaya çıktığında sadece kendi zevkini değil, ekosistemin geleceğini de düşünmek zorundadır. Bunun için:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Belgesiz avlanmamak: Avcılık belgesi, sadece bir kâğıt değil, doğayı koruma sözü gibidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Avlanma limitini aşmamak: Doğanın bir dengesinin olduğunu kabul etmek gerekir. Bir türden fazla avlandığında, diğer türler de zarar görür.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yasaklı bölgelerde av yapmamak:&nbsp;<br />
Milli parklar, sulak alanlar ve koruma bölgeleri, sadece hayvanların değil, insanlığın ortak mirasıdır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çevreyi kirletmemek: Doğada bırakılan bir plastik şişe, bir av tüfeği kadar zararlı olabilir.</p>

<p>Bilinçli avcılık, yalnızca kurallara uymakla sınırlı değildir. Aynı zamanda doğaya katkı sunmak demektir.<br />
Kış aylarında yemleme yapmak, susuz kalan canlılara su bırakmak gerçek avcının erdemidir.<br />
Fidan dikmek, meraları ve ormanları korumak, yaban hayatının geleceğine yapılan en büyük yatırımdır.<br />
Gençlere doğru avcılığı öğretmek, gelecek nesillere bırakılacak en değerli mirastır.</p>

<p>Bilinçsizce yapılan her av, doğanın bir parçasını eksiltir. Ama bilinçli yapılan her av, doğayla kurulan dostluğun bir göstergesidir. Çünkü gerçek avcı, tüfeğini sadece av için değil, doğanın dengesini korumak için taşır.</p>

<p>Unutmayalım, doğa bizim değil, biz doğanın misafiriyiz. Eğer misafir gibi davranırsak, hem biz hem de gelecek nesiller bu güzelliklerden faydalanmaya devam eder.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 13:33:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SOYTARILIK YAPMADAN</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/soytarilik-yapmadan-77</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/soytarilik-yapmadan-77</guid>
                <description><![CDATA[SOYTARILIK YAPMADAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Evet soytarılık yapmadan sevebilmek seni diye başlardı şarkı...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Her şeyin bir adabı, edebi ve ahlakı var eğitimde hele öğretmenlikte...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmen sadece bilgi aktaran değil, öğrenmeyi öğreten geleceği inşa eden bir meslek ne kutsallığı kaldı ne saygınlığı ...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Neden hocam? Çok ağır oldu</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">...derseniz bir de şu pencereden bakın derim...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Herkes okul beğenir okul seçer, hatta öğretmen seçer, bin bir dil dökerek torpil ile ( </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>ki buna veli zorbalığı diyelim sonraki haftalarda veli zorbalığının akran zorbalığının kaynağı olduğunu yazılarımızda işleyeceğiz)</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">&nbsp;çocuğunu kaydeder. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Sonra satın almış gibi okul ve öğretmen üzerinde garip bir baskı kurar...artık tüm istek ve ihtiyaçlarının karşılanmasının haklı beklentisine girer...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">WhatsApp grupları kurulur sosyal ağlar versiyonları yapay zekalar devreye girer eğitim öğretim başlar...</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Velinin tek derdi haklı olarak gururla çocuğunun gelişimini izlemeye başlamak.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmenin velini girdabına girmesi lake alma uğruna sınırsız paylaşımları tabi ki yanlıştır</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmen an be an fotoğraflarla toplantılarla müfredat odaklı eğitimindeki yerini alır. Bir taraftan müfredat bir taraftan velinin şımarık yarış ve fark edilme baskısı bazı öğretmenlerimizi cendereye alır. Çeşitli palyaçoluklarla. Kimi zaman kukla, kimi zaman nine, kimi zaman farklı kılıklarla sınıf ortamını </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>sosyal medya ortamında icra eder</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Mesleği sevmek güzel hatta öğrencinin kalbine dokunmak muhteşem her türlü materyal ve ortamda faydalanmak fırsat yaratmak muhteşem ötesi. Ama soytarılık yapmadan öğretmen saygınlığına halel getirmeden...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Çocuklara rol model olmak için yüz değiştirmek gerekmez; gönül değiştirmek, kalbe dokunmak yeterlidir. Pedagojik formasyon almış, çocuk psikolojisi eğitiminden geçmiş </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>öğretmen mesleğini sadece sınıfta icra eder… </strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Günümüz sosyal medyasını her alanda kullanmak ne kadar akıllıca...derste teknolojiyi kullanalım ama öğrencilerin bugün </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>paylaşılan resim ve parmak izlerinin ileride nasıl kullanılacağını hesap edelim.</strong></span></span></strong>&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Bugünün akışına kapılıp yarının tehlikelerini görmezden gelemeyiz…</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>RESİM VE PARMAK İZLERİNİ PAYLAŞMAK ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ RİSKE ATABİLİR….</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Öğretmen dersinde her türlü materyali görseli kullanır kullanmalı bunlar bilimsel olmalı bilime hizmet etmeli. </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Geleceği yetiştirenler geleceği de öngörmeli...</strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'"><strong>Görevini layığı ile yapan eli öpülesi öğretmenler kesinlikle konu dışıdır…Çoğunluktadır eleştirimiz azınlıkta kalan görmezden de gelemeyeceğimiz öğretmenlerdir </strong></span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Acısıyla tatlısıyla sevmeli sevmenin dozu yok ama soytarılık yapmadan sevmeli...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:'Times New Roman'">Kalın sağlıcakla...</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 13:30:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİZİM ZAMANIMIZDA…</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/bizim-zamanimizda-76</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/bizim-zamanimizda-76</guid>
                <description><![CDATA[BİZİM ZAMANIMIZDA…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Bizim zamanımızda…” bizim zamanımız veya eskileri yad ederken eskilerin daha güzel olduğunu yeni nesillerin davranışlarını tasvip etmeme adına bir girizgahtır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">HER ŞEY Mİ GÜZELDİ...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Hayır her şey güzel değildi gençliğim 1983-1988 yılları arasında, Üniversite Mahallesi’nde. Bahçe içinde üç kerpiç evden oluşan üç gözlü bir evde kirada oturuyorduk. Bugün orası, Veysel Karani Camii’nin batı sokağına denk gelir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">O yıllarda yokluk vardı ama samimiyet de vardı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Su için gecenin üçünde kalkıp bekleyen annelerimiz, komşuluk için kapısını sonuna kadar açanlarımız vardı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tuvalet bahçenin içinde, foseptik çukurluydu. İki-üç ayda bir dolar, vidanjör çağrılırdı. Vidanjör çekip gittikten sonra o ağır koku birkaç gün boyunca sokağa sinerdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yollar, Arnavut kaldırımı denilen siyah taşlarla örülüydü. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sokakta traktörlerle taşınan bir çöp tankı vardı haftada bir çöp traktörü gelir ve tankı alırdı. Mahalle kültürü üst düzeydeydi; herkes birbirini tanır, korur, kollar, acısıyla tatlısıyla hayatı paylaşırdı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Her gelen belediye başkanı işe önce Gazi Caddesi’nin parke ve asfaltını düzeltmekle başlardı. Ama diğer mahalleler hep sıra beklerdi, çoğu zaman da sıra hiç gelmezdi.</span> </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yıl 2025 Elâzığ’da değişen tek şey artık gazi caddesi parke ve asfaltı ile kimse uğraşmıyor yol su kaldırım problemlerini iliklerimize kadar tüm mahallelerde yaşıyoruz. Bir iki dönem belediye başkanlığı yapanlar dahi hala belediyede </span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bir de 2020 Elazığ Depremi gerçeği var. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">O büyük yıkımdan sonra Abdullah Paşa, Çatalçeşme, Güneykent, Bizmişen gibi mahalleler sıfırdan kuruldu. “Artık modern bir şehir olacak” dedik. Ama bugün o mahallelerde yaşayan vatandaşın hali içler acısı. Yeni yapılmış binaların önünde, yeniden kazılan yollar… aylarca süren toz, çukur, su arızaları, kesintiler… </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Asfalt döküldüğünü gördüğümde içim cız ediyor en fazla bir hafta sora kazılması kaçınılmaz olduğunu biliyorsunuz.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">SU KANALI KAZMAK İÇİN ASFALT DÖKÜLÜR MÜ DÖKÜLÜR…NERDE…</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">İnsan “ya insaf!” demeden duramıyor. Daha dün kurulan bir mahallede, bugün yeniden altyapı için yolların kazılması nasıl açıklanır?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Vatandaş bıkmış, usanmış. Ama muhatap yok. Kapı çalınca duyan yok, şikâyet edince çözüm üreten yok. “Kaderinize razı olun” der gibi bir sessizlik.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Evet, dışarıdan gelenler için Elazığ modern görünebilir. Ama burada yaşayan biri için değişen tek şey, yıllardır aynı sorunların yeni kılıflarla devam etmesidir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Buradan yetkililere de küçük bir hatırlatma yapmak isterim:</span></strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"> Vatandaşın istediği çok şey değil. Ne abartılı projeler ne lüks yatırımlar… </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Öncelikli talep, düzgün yollar, kesintisiz su, sağlam altyapı ve güven veren bir şehir yaşamı.</span></strong> </span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bunu sağlamak, siyaset üstü bir sorumluluktur. Çünkü şehir, en çok da içinde yaşayanlara hizmet ettiği ölçüde güzeldir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">BİZİM ZAMANIMIZDAN BERİ DEĞİŞEN TEK ŞEY YILLARDAKİ RAKAMLAR</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sağlıcakla kalın.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 23:57:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Harput Yerleşkesi Dedikleri Yerin Hankendi Olduğunu Biliyor musunuz?”</title>
                <category>ARZU AKIN</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/harput-yerleskesi-dedikleri-yerin-hankendi-oldugunu-biliyor-musunuz-75</link>
                <author>arzuakin@gmail.com (ARZU AKIN)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/harput-yerleskesi-dedikleri-yerin-hankendi-oldugunu-biliyor-musunuz-75</guid>
                <description><![CDATA[“Harput Yerleşkesi Dedikleri Yerin Hankendi Olduğunu Biliyor musunuz?”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ’ın gündeminde tek bir konu var: Fırat Üniversitesi Hastanesi.<br />
Aylarca tartışıldı, defalarca uyarılar yapıldı, itirazlar yükseldi. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan ve birçok sivil toplum kuruluşu, hastanenin mevcut yerinde kalması gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Ama ne oldu? Tüm bu çağrılara rağmen, Fırat Üniversitesi yönetimi ve Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, ihale sürecini başlattı. Ve yeni hastanenin yapılacağı adres olarak da “Harput yerleşkesi” dendi.</p>

<p><strong>Peki, gerçekten Harput mu?</strong><br />
Hayır!<br />
Çoğu vatandaş “Harput yerleşkesi” denince Harput’a yakın bir bölgeyi ya da eski devlet hastanesinin bulunduğu alanı zannediyor. Ama gerçek bambaşka… Bahsedilen yer aslında Hankendi’nin bulunduğu noktada, Fırat Üniversitesi’ne ait bir arazi. Yani şehir merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta.</p>

<p><strong>Şimdi gelin düşünelim:</strong><br />
Acil bir hastanız oldu. Dakikalarla yarışmanız gerekiyor. Merkezdeki hastane yerine Hankendi’ne gitmek zorundasınız. Yol boyunca sayısız kırmızı ışık, trafik ve kaybedilen dakikalar… Belki de o hastayı hastaneye ulaştıramadan yolda kaybedeceksiniz.</p>

<p>Bu sadece bir ihtimal değil, yaşanacak acıların habercisi. Çünkü ağır vakalarda zaman hayat demektir.<br />
Ve bu karar, hayatla ölüm arasındaki çizgiyi uzatmak demektir.</p>

<p>Üstelik mesele sadece ulaşım değil. O bölgenin zemini tartışmalıdır. Deprem riskinin yüksek olduğu Elazığ’da, uzmanların uyarılarına rağmen böylesine büyük bir yatırımın oraya taşınması, ileride binlerce insanın hayatına mal olabilir.</p>

<p><strong>Şimdi soruyorum:</strong><br />
<strong>Bir rektör tek başına bir şehrin kaderiyle oynayabilir mi?</strong><br />
Şehir halkının geleceğini ilgilendiren bu devasa karar, masa başında, tek bir imzayla alınabilir mi?</p>

<p>Buradan hem yetkililere hem de meslektaşlarıma sesleniyorum:<br />
<strong>Bu kararın arkasında hangi menfaatler var, kimler bu ihaleye girecek, son dönemde bölgede kimler arsa aldı, bunlar mutlaka araştırılmalıdır.</strong></p>

<p>Çünkü bu mesele sadece bir hastane değil; bu mesele Elazığ’ın geleceği, vatandaşın hayatı ve devletin vebali meselesidir.</p>

<p>Harput yerleşkesi dedikleri yerin Hankendi olduğunu biliyor musunuz?<br />
Evet, işte bu yüzden susmamalı, bu yanlışın önüne geçmeliyiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Sep 2025 13:09:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/09/arzu-akin-1757332909.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NASIL ÖZÜR DİLENİR…ÖZÜR DİLERİZ HANZALA…</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/nasil-ozur-dilenirozur-dileriz-hanzala-74</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/nasil-ozur-dilenirozur-dileriz-hanzala-74</guid>
                <description><![CDATA[NASIL ÖZÜR DİLENİR…ÖZÜR DİLERİZ HANZALA…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Başta tüm Filistinlilerden… </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Özellikle de Gazze’nin yıkıntıları arasında hayata tutunmaya çalışan o masum çocuklardan…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bilmiyoruz, senden nasıl özür dilenir. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Açlığına mı, </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Çaresizliğine mi, </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yalnızlığına mı? </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Belki de suskunluğumuza… </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Senin için sadece dua etmek mi yeter, yoksa oruç tutmak mı, bilemiyoruz. Belki hiçbir şey yetmez. </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Belki de insanlıktan utanmanın bir tarifi yok.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gazze’nin çocuğu… </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sen insanlığın onurusun. Dünyada yaşanmayan Müslümanlığın şerefisin. Biz sana bakıp “direniş”i öğreniyoruz. Sen açlıkla, korkuyla, ölümle sınanırken; biz, bir market rafında boykot edemediğimiz ürünün hesabını bile veremiyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bir kavşak için yapılan karşılama masrafından fedakarlık yapamıyoruz….</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sen, Allah’a perde olmadan yalvaran, O’na en yakın olan eşref-i mahlûksun. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Biz ise şatafatlı sofralarımızda, süslü camilerimizde, nutuklarımızla avunan zavallılarız. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sen yaşadığınla, biz ise yaşayamadığımız imanla imtihandayız.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Ey Gazze’nin çocuğu… </strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sen koca siyonizmi dünyaya rezil ederken, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>biz bir boykotu bile beceremeyen kitleyiz</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">. Sen taşla tankın karşısında izzetli bir şekilde dikilirken, biz sosyal medyada birkaç cümle yazmakla teselli buluyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Aslında senden özür dilemeye bile hakkımız yok. Çünkü özür, bir şeyi telafi etme iradesi taşır. Bizim ise ne telafimiz var ne de irademiz. Sen bize bakıp büyüklüğü, izzeti, vakarı öğretiyorsun. Biz sana bakıp utancımızı öğreniyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>ÖZÜR DİLERİZ HANZALA…</strong></span></span></strong><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bizim özrümüz de kabul edilmemeli. Özrü hak edecek bir şey yapmadık. Senin kanınla yazılan tarih, bizim sessizliğimizle lekeleniyor. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Sen şeref, biz sefaletiz…. Sen onur, biz utanç…Sen varsın, biz yokuz…..</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Biz sustuk, ama vicdan susmuyor.</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Biz unuttuk, ama insanlık unutmuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">GAZZE</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gazze çocukların öldüğü şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gazze ölmesi için çocukların,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Aç bırakılan şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gazze çocukları ölsün diye,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Anneleri öldürülen şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Babaların ağlamamak için,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gözlerini kapattığı şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kahpelerin vurduğu şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ümmeti utanca boğan şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Vurulurken izlenen şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Yardım diye kumlara un serpilen,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Susulan şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gazze cennete açılan kapı,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gazze ölmesi için çocukların, </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Aç bırakılan şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gazze çocukları ölsün diye,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Anneleri öldürülen şehir,</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Gazze ah Gazze.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Sep 2025 13:56:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SONBAHARDA DOĞADA YAŞAM</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/sonbaharda-dogada-yasam-73</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/sonbaharda-dogada-yasam-73</guid>
                <description><![CDATA[SONBAHARDA DOĞADA YAŞAM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sonbahar, doğada yaşayanlar için hazırlığın zamanı demek.!&nbsp;<br />
Doğada ve köylerde yaşayan biri için sonbaharın gelişi, sadece mevsimsel bir değişim değil, aynı zamanda kışa hazırlık sürecinin başlangıcıdır. Yazın bereketli günlerinden sonra sonbahar, insana hem şükretmeyi hem de tedbir almayı hatırlatır. Sararan yapraklar, serinleyen rüzgâr ve erkenden düşen akşam karanlığı, köy insanına açık bir mesaj verir: “Kış yaklaşıyor, hazırlığını yap.”</p>

<p>Doğada yaşam ve köy hayatı sanal medyada, resimlerde görüldüğü kadar değil. Çok daha fazlası var. &nbsp;Sizin gördükleriniz sadece doğanın gülen yanı.&nbsp;<br />
Akan dereler, çağlayan sular, yeşilin maviyle buluşması organik köy kahvaltıları, odun ateşinde yemek, kar kış, kuzine sobaları, kara demlikler, gaz lambaları, doğal ortamda nostaljinin dibine vurmak..<br />
Bunlar güzel olan şeyler. Tüm bu güzellikleri yaşamanın bir de bedeli var.! ‘’Kış Hazırlığı’’</p>

<p>On yılı aşkın bir süredir yaz kış doğada yaşayan biri olarak sonbaharın gelmesiyle birlikte kışın köylerde yaşayanların ne gibi hazırlıklar yapılması gerektiğini bir kaç başlık altında sıraladım.&nbsp;</p>

<p>Tarla ve Bahçe İşleri</p>

<p>Sonbahar, yaz boyunca ürün veren bahçelerin toparlanma vaktidir. Fasulye, biber, domates gibi yaz sebzelerinin kalanları toplanır; kurutulacak olanlar gölgede ya da güneşte kurutularak kış için hazırlanır. Patates, soğan, sarımsak gibi ürünler çuvallanır ve serin depolara alınır. Aynı zamanda ekim için toprak hazırlanır; buğday, arpa ve benzeri hububatın tohumu toprakla buluşturulur.</p>

<p>Kışlık Yiyecek Hazırlığı</p>

<p>Köy hayatında kışlık yiyecek hazırlığı sonbaharın en önemli işlerinden biridir. Domates salçası yapılır, tarhana yoğrulur, turşular kurulup kavanozlara yerleştirilir. Pekmez kaynatılır, ceviz ve fındıklar kurutulup çuvallara alınır. Bu hazırlıklar sadece mutfağın kışı rahat geçirmesi için değil, aynı zamanda köy geleneğinin de devamı niteliğindedir.</p>

<p>Yakacak ve Isınma Hazırlığı</p>

<p>Doğada yaşayan için sonbaharın en ağır işlerinden biri de yakacak hazırlığıdır. Kışın soğuğu kapıya dayanmadan önce odunlar kesilir, parçalanır ve üstü örtülü bir alanda istiflenir. Kömürü tercih edenler şimdiden stoklarını yapar. Çünkü kış bastırdığında, odun ya da kömür bulmak hem daha masraflı olur hem de daha zahmetli.</p>

<p>Hayvanların Bakımı</p>

<p>Köyde hayvancılık yapanlar için sonbahar, hayvanların kışa hazırlanması anlamına gelir. Yoncalar, samanlar, arpa ve buğday artıkları depolanır. Ağıl ve ahırların tamiratı yapılır; çatısı, kapısı gözden geçirilir. Kışın soğuğundan korunmaları için içlerine kuru ot serilir. Çünkü hayvan sağlığı, köy yaşamının en büyük dayanak noktalarından biridir.</p>

<p>Ev ve Çevre Düzenlemesi</p>

<p>Sonbahar aynı zamanda evin etrafını düzenleme zamanıdır. Çatılar gözden geçirilir, kışın kar yüküne dayanıklı hale getirilir. Bahçe çitleri, çeşmeler ve su yolları kontrol edilir. Sobanın bacası temizlenir, çünkü tıkanan bir baca kışın büyük tehlikeler doğurabilir.</p>

<p>Sonbahar, köy insanına sadece iş değil huzur da getirir. Gün batımında gökyüzünün kızıllığına bakmak, sararmış yaprakların hışırtısını dinlemek, insana dinginlik katar. Kışın çetin günleri için hem bedenen hem de ruhen bir hazırlık olur.</p>

<p>Doğada ve köylerde yaşayan için sonbahar; kışa hazırlanmanın, tedbir almanın ve aynı zamanda doğanın sunduğu nimetleri değerlendirmenin mevsimidir. Bu hazırlıklar sayesinde kış daha rahat, huzurlu ve bereketli geçer.<br />
Hayat Doğada Güzel..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Sep 2025 13:55:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MİLLETVEKİLİ IŞIKVER NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR.?</title>
                <category>ARZU AKIN</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/milletvekili-isikver-ne-yapmaya-calisiyor-72</link>
                <author>arzuakin@gmail.com (ARZU AKIN)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/milletvekili-isikver-ne-yapmaya-calisiyor-72</guid>
                <description><![CDATA[MİLLETVEKİLİ IŞIKVER NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR.?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Aslında Milletvekili Semih Işıkver’in ne yapmaya çalıştığını sadece Elazığ değil tüm Türkiye idrak etmiş durumda. Lakin ben yine de detayları bir kenara bırakıp ne yapmaya çalıştığını kısa bir özet ile anlatmaya çalışacağım.</p>

<p>Türkiye yıllardır terör belasından yoruldu. Hepimizin hayatına değen bu mesele, sadece güvenlik değil; ekonomi, göç, sosyal hayat ve huzur sorunu haline geldi. Ama artık yeni bir dönemden bahsediyoruz: Terörsüz Türkiye süreci. Ve bu sürecin öncülerinden biri de Elazığ’ın gururu, MHP Milletvekili Semih Işıkver.</p>

<p>Semih Işıkver, sadece bir siyasetçi değil; sahada, halkın içinde, milletin nabzını tutan bir isim. Van’da gerçekleştirilen “Terörsüz Türkiye İçin Milli Birlik ve Dayanışma Buluşması”nda yaptığı değerlendirmeler, toplumun her kesiminde karşılık buldu. Onun sözlerinde samimiyet, milletine duyduğu sevgi ve devlete bağlılık vardı. Çünkü Milletvekili Işıkver'in meselelere bakışı sadece bir siyasetçi gibi değil, bir dava adamı gibi yaklaşıyor olmasıydı.</p>

<p>Partisine, Genel Başkanına, Ülkesine ve davasına ne pahasına olursa olsun sahip çıkan Milletvekili Işıkver her konuşması ile Ülke gündeminde hak ettiği yeri alıyor. Elazığ Milletvekili olma sınırlarını çoktan aşarak gittiği her İl'de coşkuyla karşılanmasını, TBMM’nin en popüler Milletvekili olmasının yanı sıra yine en çok takip edilen güçlü bir siyasi karaktere dönüşmesini Elazığlı bir gazeteci olarak elbette ki bende heyecanla ve gururla takip ediyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kadın gazeteci olarak özellikle şunu çok önemsiyorum; Siyasetçinin halkla buluştuğunda gözlerine umut ve güven vermesi gerekiyor. İşte Semih Işıkver tam olarak bunu yapıyor. Annelere güven, gençlere cesaret, esnafa moral veriyor. Onun çizdiği vizyon, sadece terörün sona ermesini değil, terörsüz bir gelecekte nasıl güçlü bir Türkiye kurulacağını da anlatıyor.</p>

<p>Terörün bittiği bir Türkiye’de yatırımlar artacak, işsizlik azalacak, göç tersine dönecek, turizm canlanacak, ve en önemlisi de insanlarımız ölmeyecek. Bunlar kuru bir temenniden ibaret değil; Işıkver’in dile getirdiği gibi planlı, gerçekçi ve uygulanabilir hedeflerdir. O yüzden söyledikleri halkta karşılık buluyor. Çünkü o, sadece konuşmuyor; konuştuklarına yürekten inanıyor ve bu inancı herkese aşılıyor.</p>

<p>Milletvekili Semih Işıkver elbette ki Elazığ için de büyük bir şans. Meclis’te şehrinin beklentilerini her fırsatta dile getiren, halkının derdiyle ilgilenen, herkesin ulaşabildiği ve herkese ulaşabilen, milli meselelerde dik duran bir milletvekili. Bugün Elazığ’da kime sorsanız, Semih Işıkver’in ismi güvenle anılıyor. Çünkü o lafını esirgemiyor, doğru bildiğini söylüyor, milletin hakkını savunuyor.</p>

<p>Olmaz denilen, yapamazsın başaramazsın denilen kangren olmuş meseleleri ve sorunları siyasi gelecek kaygısı duymadan, şahsi hesaplar yapmadan çözme cesaretini gösteren bir Milletvekili vizyonu ortaya koyması hem Elazığ hem de Ülkenin elzem derecede ihtiyaç duyduğu bir&nbsp; Milletvekili profilidir.</p>

<p>Bir çok örnek verebilirim ama konuyu hiç uzatmadan <strong>“Çimento fabrikası” </strong>derim ve noktayı koyarım.</p>

<p>Benim nazarımda Semih Işıkver’in bir farkıda şu: O, siyaseti koltuk için değil, millet için yapanlardan. Onun için “terörsüz Türkiye” bir siyasi slogan değil; milletin geleceği, çocuklarımızın yarını, kadınların güvenliği, gençlerin umudu olarak vücud buluyor.</p>

<p>TBMM'de Elazığ’ın sorunları, çözümleri ve gelişimi için verdiği soru önergeleri, yaptığı etkili kürsü konuşmaları ve Bakanlıklara gerçekleştirdiği yoğun temasları ise başka bir köşe yazımda anlatarak <strong>“MİLLETVEKİLİ IŞIKVER NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR” </strong>sorumuza aradığımız cevapları daha da netleştirmiş olacağıma inanıyorum.</p>

<p>Ve son olarak gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki ; Milletvekili Işıkver tüm bunları ve çok daha fazlasını yapmaya çalışıyor, ayrıca çokta başarılı oluyor.Bunların doğal neticesi olarak da Elazığ’ın sesi olarak siyasi yolculuğuna başlayan Semih Işıkver sadece ilimizin ve bölgemizin değil, tüm Türkiye’nin umudu haline geliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 15:00:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/09/arzu-akin-1757332909.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EĞİTİMDE ÇELİŞKİLER VE UMUTLAR</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/egitimde-celiskiler-ve-umutlar-71</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/egitimde-celiskiler-ve-umutlar-71</guid>
                <description><![CDATA[EĞİTİMDE ÇELİŞKİLER VE UMUTLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>540 Saatle Öğretmen mi Olunur?</p>

<p>Yeni bir eğitim-öğretim yılına daha adım atıyoruz. 2025–2026 ders zili çaldı, fakat sorunlarımız eski. Belki de daha da büyüyerek karşımızda duruyor.<br />
Öğretmenlik… Yüzyıllardır toplumların geleceğini şekillendiren, en kutsal mesleklerden biri. Ancak bizde öğretmenlik, hâlâ “hangi yoldan olursa olsun” yapılabilecek bir meslek gibi algılanıyor. 4 yıl eğitim fakültesinde dirsek çürütmüş gençler, yıllarca “öğretmenlik bilinci” ile yetiştiriliyor. Ama bir de başka bir yol var: herhangi bir fakülteden mezun olup 540 saatlik formasyonla öğretmen sıfatı kazanmak. Peki bu adil mi? Bilimsel mi? Etik mi?<br />
Eğitim sistemi, yamalı bohça gibi… Bir tarafta atama bekleyen binlerce eğitim fakültesi mezunu, diğer tarafta formasyonla “öğretmenliğe eklemlenenler.” Bu çelişki, öğretmenlik mesleğinin itibarına da gölge düşürüyor.<br />
Ama mesele sadece öğretmen yetiştirme değil. Müfredat sürekli değişiyor. Her yıl yeni bir sistem, yeni bir kitap, yeni bir ölçme yöntemi… Deneme tahtasına dönen bir kuşak çocuk… Bugün öğrettiğimiz bilgiyi yarın kendimiz inkâr ediyoruz.<br />
Sınıflara bakalım: Bir yanda 60 kişilik kalabalıklar, nefes almaya yer olmayan derslikler. Diğer yanda VIP sınıflar, özel okullarda ayrıcalıklı eğitimler. Adalet nerde? Fırsat eşitliği nerde?<br />
Ücretli ve görevlendirme öğretmenler… Emekleri var, gayretleri var ama sistem onları da yarım yamalak çözümler üretmeye mahkûm ediyor. Servis ve kantin sorunları cabası… Kaynak kitap kargaşasını hiç saymıyorum bile.<br />
İdareciliğe gelince… Kimi zaman işin mutfağından geçmeyen, sadece “memuriyetten” öğrenen yöneticilerle eğitim çarkı dönmeye çalışıyor.<br />
Kısacası yeni eğitim-öğretim yılına “hoş geldin” derken, biz aslında eski dertlerle boğuşuyoruz. 540 saatle öğretmen yetiştirilen, müfredatı sürekli değişen, adaletsiz sınıf ortamlarında çocuklarımızı geleceğe hazırlamaya çalışıyoruz.<br />
Ama bütün bu tabloya rağmen umudumuzu kaybetmemeliyiz. Çünkü eğitim, günü kurtarmak değil, geleceği inşa etmektir. Öğretmenlik, geçici formüllerle değil, köklü bir vizyonla yapılmalı. Ve biz biliyoruz ki bu ülkenin öğretmenleri, hangi şartlarda olursa olsun fedakârlıkla görevini yapmayı sürdürüyor.<br />
Evet, eksiklerimiz var. Evet, sorunlarımız ağır. Ama çözüm, yine bu ülkenin içinden çıkacak. Yeter ki eğitimi günübirlik politikaların oyuncağı olmaktan çıkaralım, çocuklarımız için uzun vadeli, kalıcı adımlar atalım.<br />
Çünkü unutmayalım: Eğitimde yapılan her hata, yarın karşımıza bir toplum gerçeği olarak dikilir. Fakat eğitimde atılan her doğru adım, geleceğe umut, yarınlara ışık olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 13:26:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEVSİMİNE GÖRE SEBZE MEYVE</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/mevsimine-gore-sebze-meyve-70</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/mevsimine-gore-sebze-meyve-70</guid>
                <description><![CDATA[MEVSİMİNE GÖRE SEBZE MEYVE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
İnsanoğlu binlerce yıldır doğanın nimetlerini, kendi bilgeliğiyle korumayı ve saklamayı öğrenmiştir. Bu yöntemlerden en eskisi ve en sağlıklılarından biri de güneşte kurutmadır. Özellikle yaz aylarında bolca yetişen sebzeler; biber, patlıcan, domates ve kabak gibi ürünler, güneşin altında doğal yollarla kurutularak kış sofralarının vazgeçilmezi haline gelir.</p>

<p>Kurutma işlemi sırasında sebzenin içindeki vitamin ve minerallerin büyük kısmı korunur. Bu sayede yazın taptaze sebzelerden aldığımız şifa, kışın da soframıza taşınır. Market raflarında satılan konservelerin aksine, güneşte kurutulmuş sebzelerde katkı maddesi yoktur. Tamamen doğaldır ve insan sağlığına zararsızdır.&nbsp;</p>

<p>Doğru şekilde kurutulan sebzeler aylarca bozulmadan kalır. Bu da hem ekonomik açıdan fayda sağlar hem de kış aylarında mutfakta çeşitlilik sunar. Kurutulmuş sebzeler, taze hallerine göre daha yoğun aromaya sahip olur. Yemeklere ayrı bir tat ve koku katar. Kurutulmuş sebzeler lif açısından zengindir. Sindirim sistemini düzenler, tok tutar ve bağışıklık sistemini güçlendirir.</p>

<p>Neden Mevsiminde Sebze ve Meyve Tüketmeliyiz?</p>

<p>Doğa, her mevsimde insana farklı bir denge sunar. Kış aylarında ihtiyaç duyduğumuz vitaminler farklıdır, yazın bedenimizi serinleten ve su ihtiyacımızı karşılayan ürünler farklıdır.</p>

<p>Mevsiminde yetişen sebze ve meyveler, en yüksek vitamin ve mineral değerine sahiptir. Seralarda ya da yapay koşullarda üretilen ürünler aynı besin gücünü taşımaz. Mevsiminde bol bulunan ürünler daha uygun fiyatlıdır. Hem üretici hem de tüketici kazançlı çıkar.</p>

<p>Mevsimi dışında yetiştirilen ürünler için ekstra enerji, sera ısıtması ve taşıma masrafları gerekir. Bu da doğaya zarar verir. Yazın karpuz, kavun ve salatalık gibi su oranı yüksek ürünler; kışın portakal, mandalina ve lahana gibi bağışıklığı güçlendiren ürünler doğanın bize sunduğu en doğal ilaçlardır.</p>

<p>Güneşte kurutulmuş sebzeler, geçmişten günümüze uzanan doğal bir gıda saklama yöntemidir. Hem sağlığımız hem de mutfak kültürümüz için önemli bir yere sahiptir. Bununla birlikte, sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek, hem doğayla uyumlu yaşamamızı sağlar hem de bedenimize en faydalı besinleri kazandırır.</p>

<p>Doğa bize ne zaman ne lazımsa onu sunar. İnsan, bu dengeyi koruduğu sürece hem sağlıklı yaşar hem de gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Sep 2025 15:12:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BASKİL KAYISI FESTİVALİ \&quot;DERİN BİR HAYAL KIRIKLIĞI\&quot;</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/baskil-kayisi-festivali-derin-bir-hayal-kirikligi-69</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/baskil-kayisi-festivali-derin-bir-hayal-kirikligi-69</guid>
                <description><![CDATA[BASKİL KAYISI FESTİVALİ \"DERİN BİR HAYAL KIRIKLIĞI\"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Festivaller, şehirlerin ve ilçelerin sadece ürünlerini değil; kültürlerini, insanlarını, misafirperverliklerini tanıttığı aynalardır. Hele ki kayısı gibi Türkiye’nin ve dünyanın tanıdığı bir ürünün merkezi olan Baskil’de düzenlenen festival, yalnızca kayısıyı değil; ilçenin vizyonunu, iddiasını ve geleceğini de yansıtmak zorundadır. Bu yıl dondan dolayı kaysı ol masada festivali vardı. En azında kurusu vardı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ama ne yazık ki 2. Baskil Kayısı Festivali, bu vizyonu ortaya koymak yerine; “protokol ağırlama” merkezli bir etkinlik görüntüsü verdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>İlk sorun, organizasyon eksikliği.</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Yön levhaları yoktu, park yeri bulmak işkenceye döndü. Baskil küçük, tatlı bir ilçe olabilir ama misafir sayısı katlanınca altyapının yetersizliği göze battı. Bayanlar için tuvalet bulmak neredeyse imkânsızdı. Hükümet konağında protokole sınırsız ikram yapılırken, bayanlara tuvalet imkânı dahi verilmemesi dikkat çekiciydi. Eğitimci kökenli bir belediye başkanından çok daha hassas, çok daha planlı bir yaklaşım beklenirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>En dikkat çeken konu ise protokol düzeniydi.</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da protokol sahnenin soluna, halktan yüksekçe bir kaldırıma konumlandırılmıştı. Seyirciden izole, yukarıdan bakan bir görüntü… Oysa geçen yılın eleştirileri sonrası bunun düzeltilmesi bekleniyordu. Hatta geçen yıl MHP İl Başkanı’nın müdahalesiyle sahne önü tercih edilmişti. Demek ki ders alınmamış. Halk yan yana türkü dinlemeyi isterken; protokol ayrıcalıklı bir köşede, halktan kopuk şekilde ağırlandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>İkram meselesi ise en talihsiz görüntüydü.</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Halk alanı doldurmuş, üç saat boyunca suya ulaşamamışken; protokol masalarında sınırsız çay, kahve, su ikramı yapıldı. Bu manzara, adeta “festival kimin için?” sorusunu sordurdu. Kayısı üreticisi için mi, halk için mi, yoksa protokol için mi?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Samimiyet de yara aldı.</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;Konuşmaların hepsinde Gazze vurgusu vardı. Ancak stantların en başında yer alan, İsrail bağlantısıyla bilinen soğuk çay markası gözlerden kaçmadı. Bu, ya büyük bir dikkatsizlikti ya da söylemlerin samimiyetini sorgulatan bir görüntüydü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Kısacası; geçen yıl “eksikliklerden ders alınır” diye umut ederken, bu yıl daha da derin bir hayal kırıklığı yaşandı. Baskil kayısısı kadar kıymetli olan şey, ilçenin imajıdır. Bir festival yalnızca kayısı dağıtmak, konser vermek, protokol ağırlamak değildir. Halkın gönlünü kazanmak, üreticiyi desteklemek, ilçeyi tanıtmak ve bir kültürel hafıza bırakmaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">3.Kayısı festivali olur mu olursa da gelir miyim bilmem ama gelmeme değdi mi türküleri saymazsak değmedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">2025-2026 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">TÜM ÖĞRENCİLERE, ÖĞRETMENLERE VE VELİLERE HAYIRLI OLSUN.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Sep 2025 11:28:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DOĞA İNTİKAMINI ALACAK</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/doga-intikamini-alacak-68</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/doga-intikamini-alacak-68</guid>
                <description><![CDATA[DOĞA İNTİKAMINI ALACAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adalet saraylarının soğuk taşları arasında belki suçlular cezasız kalabilir. Fakat doğanın adaleti hiçbir zaman şaşmaz. Susuzluk geldiğinde, toprak çatladığında, ürünler kuruduğunda, iklim dengesizleştiğinde, yangınların dumanı gökyüzünü kapladığında herkes o görünmez mahkemenin kararını görür.</p>

<p>“Doğaya karşı işlenen bir suçun öcü, insan adaletinden daha zorlu olur.”</p>

<p>Bu cümle aslında bize koca bir hakikati hatırlatıyor: Doğa, insanın kendi menfaatleri uğruna hoyratça kullanacağı bir mal, bir kaynak ya da sınırsız bir tüketim alanı değildir. Doğa, milyonlarca yıldır var olan ve bizden çok daha köklü bir düzenin ta kendisidir. İnsanoğlu, bu düzenin sadece küçük bir parçasıdır. Ne yazık ki biz çoğu zaman bu gerçeği görmezden geliyor, kendimizi doğanın hakimi sanıyoruz.</p>

<p>Oysa doğa, kendisine yapılan her ihaneti bir şekilde karşılık bulur.</p>

<p>Bugün ormanlarımız yanıyor. Üstelik bu yangınların birçoğu kaderin değil, insanların elleriyle tutuşturduğu ateşlerin eseridir. Rant uğruna, bir arsaya değer kazandırmak için, tarım alanı açmak için, hatta kimi zaman kin ve nefretle çıkarılan yangınlar… Düşünmesi bile ağır geliyor.</p>

<p>“İnsanlar bir amaç ya da kirli emelleri için orman yangını çıkartıyorlar ve kamuyla birlikte ormanın içinde yaşayan binlerce canlıya zarar veriyorlar.”</p>

<p>Bir an için o manzarayı gözümüzde canlandıralım:<br />
Küçük bir sincap ağaçtan ağaca kaçmaya çalışıyor, kanatları yanmış bir serçe yere düşüyor, kaplumbağa dumanın içinde nefes almak için çırpınıyor… Sessiz çığlıklar göğe yükseliyor. Biz insanlar sadece ağaçların yanışını görüyoruz ama aslında her bir kıvılcım bir hayatı söndürüyor.</p>

<p>Fakat işin en acı yanı, doğaya vurulan bu darbenin eninde sonunda yine bize dönmesidir. Yanmış ormanların yerini kuraklık alır. Ağaç kökleri olmayınca toprak yağmurla birlikte sürüklenir, erozyon olur. Birkaç yıl sonra içtiğimiz sular azalır, tarlalarımız verimsizleşir, köylerimizde hasat düşer. Yangının külleri sadece ormana değil, soframıza, ekmeğimize ve nefesimize de düşer. İşte doğanın adaleti tam da burada kendini gösterir: Sessizdir, sabırlıdır ama kesindir.</p>

<p>İnsan adaleti kimi zaman gözden kaçabilir, deliller kaybolabilir, suçlular cezasız kalabilir. Ama doğanın adaleti asla şaşmaz. Çünkü doğa, kendisine yapılanı unutmaz. Her dal kırıldığında, her dere kurutulduğunda, her orman ateşe verildiğinde bunun hesabı insanlığa geri döner. Ve doğa, en büyük mahkeme salonudur.</p>

<p>Bugün bu gerçekle yüzleşmek zorundayız: Doğaya yapılan ihanet, aslında geleceğe yapılmış bir ihanettir. Çocuklarımızın nefes hakkına, torunlarımızın su hakkına, milyonlarca canlının yaşam hakkına işlenmiş bir suçtur. Bir gün gelecek, bizden sonraki nesiller bize şu soruyu soracak:<br />
“Bunca güzellik içinde, neden kendi yaşam alanınızı yok ettiniz?”</p>

<p>O gün geldiğinde verecek bir cevabımız olmalı. Ve bu cevap şimdiden yazılmaya başlamalı: Daha çok ağaç dikerek, var olanı koruyarak, doğayı yalnızca sevilmesi gereken bir varlık değil, aynı zamanda saygı duyulması gereken bir yoldaş olarak görerek.</p>

<p>Doğayı seven değil, doğayı koruyan insan olmalıyız. Çünkü doğanın bize ihtiyacı yok; bizim doğaya ihtiyacımız var.</p>

<p>Unutmayalım:<br />
Doğa affetmez, sadece bekler. Ve zamanı geldiğinde, adaletini bizden çok daha güçlü bir şekilde uygular.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Aug 2025 13:37:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖZEL EĞİTİM III</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/ozel-egitim-iii-67</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/ozel-egitim-iii-67</guid>
                <description><![CDATA[ÖZEL EĞİTİM III]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>LAFINI TAMAMINI SÖYLÜYORUM…</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Destek Eğitim Odası, Bilinmeyen Bir Alan mı?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><em><span style="font-family:Calibri">“Bilmeyen, bilmediğini de bilmeyen yöneticilerle eğitim nereye gider?”</span></em></span></span></em></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Her geçen gün özel gereksinimli bireylerin eğitimi konusunda büyük hedefler konuluyor; kapsayıcı eğitim, bireyselleştirilmiş eğitim planları, okulda kaynaştırma uygulamaları... </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Peki, bu güzel hedeflerin sahada nasıl işlediğini, özellikle </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>destek eğitim odalarında</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;neler yaşandığını gerçekten biliyor muyuz?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Özellikle bazı okul yöneticilerinin, </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>destek eğitim odası</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;işleyişi hakkında bilgi sahibi olmadan kararlar -üstelik bu kararları tamamen eğitim dışında ahbap çavuş anlayışı ile-alması, hem öğretmenleri hem de özel gereksinimli öğrencileri zora sokmaktadır. Daha da ötesi, mevzuatı bilmemek sadece bir eksiklik değil, uygulamada hak kaybına da sebep olabilmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Destek Eğitim Odası Nedir?</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre, “özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin bireysel ve küçük grup eğitimi alabilecekleri, bireysel farklılıklarına uygun destek eğitim hizmetlerinin verildiği özel bir eğitim ortamıdır.” (Madde 11)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Destek eğitim odası uygulamaları, öğrencinin okula devam ederken bazı derslerde eksik kaldığı ya da farklılaştırılmış eğitime ihtiyaç duyduğu durumlarda devreye girer. Burada görev yapan öğretmen, öğrencinin ihtiyacına uygun şekilde birebir ya da en fazla üç kişilik grup hâlinde eğitim verir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>En Fazla 8 Saat: Bu Sınır Neden Var? İŞTE LAFIN TAMAMI… MEVZUAT …MEVZUAT…</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">İşte tam bu noktada yöneticilerin dikkatini çekmek istediğim çok önemli bir mevzuat detayı var: </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Destek eğitim odasında görevli bir öğretmene haftada en fazla 8 saate kadar ek ders ücreti ödenebilir.</strong></span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu sınır nereden geliyor?</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Dayanağı:</span></span><br />
<strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar</strong></span></span></strong><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">(MEB Karar No: 2006/11350, Resmî Gazete: 16 Aralık 2006)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>Madde 8, fıkra (c):</strong></span></span></strong><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="font-family:Calibri">“Destek eğitim odalarında görevlendirilen öğretmenlere, haftada 8 saate kadar ek ders görevi verilebilir.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu açık hükme rağmen bazı yöneticiler, ya bu sınırlamayı göz ardı ederek fazladan görev veriyor ya da destek eğitim odası görevini ek ders kapsamı dışında sayarak ücret ödenmeyeceğini iddia ediyor. İkisi de yanlış. Çünkü:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">8 saate kadar destek eğitimi görevi verilebilir,</span></span></span></li>
	<li><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Bu görev </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>ek ders ücretiyle ödenir</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">,</span></span></span></li>
	<li><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">8 saati aşan kısım ise </span></span><strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri"><strong>ücretsiz gönüllü hizmet</strong></span></span></strong><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">&nbsp;kapsamına girer, öğretmenin takdirine bağlıdır.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Değerli idareciler,</span></span><br />
<span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Lütfen destek eğitim odası uygulamasını sadece “ek dersle sınırlı bir iş” olarak görmeyin. Bu alan, hem özel gereksinimli öğrencilerin hayata tutunduğu hem de öğretmenin fedakârlıkla emek verdiği çok özel bir yerdir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Her okulda bir “engelli rampası” yapmak yetmez. -Ki bazı okullarda hala benim okulum dahil yok -Her öğrencinin ruhuna da bir “eğitim rampası” inşa etmek gerekir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Ve unutmayalım: Mevzuatı bilmemek bir mazeret değil, bir ihmaldir. -Liyakatsiz yöneticilerin bilmemesi doğaldır- Bu ihmali çocuklarımız ödemesin…</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Evet lafın tamamını da söyleseniz herkes kapasitesi kadarını alır</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Calibri"><span style="font-size:12,0000pt"><span style="font-family:Calibri">Umutla hoşça kalın…</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 Aug 2025 16:43:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SUYUN SESSİZ ÇIĞLIĞI</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/suyun-sessiz-cigligi-66</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/suyun-sessiz-cigligi-66</guid>
                <description><![CDATA[SUYUN SESSİZ ÇIĞLIĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ağustos ayının ortasındayız… Güneş, dağların doruklarından sabahın ilk ışıklarıyla doğuyor ama bereket değil, kavurucu sıcaklık getiriyor. Gökyüzü günlerdir tek bir bulut barındırmıyor. Toprak, her adımımızda çatlayarak toz bulutları çıkarıyor. Köyün ortasındaki eski taş çeşme artık şırıl şırıl akmıyor, sadece boğuk bir damla sesi duyuluyor. Çocukluğumuzun pınar başındaki gürül gürül akan o su, sanki bizden sessizce uzaklaşıyor.</p>

<p>Bu manzara bize bir gerçeği haykırıyor: Su, hayatın kendisidir. Ve biz bu hayatın damarlarını kendi ellerimizle kurutuyoruz.</p>

<p>Su, yeryüzünde milyonlarca yıldır var. Bütün uygarlıklar, suyun etrafında kuruldu. Köylerimizde de böyledir; yerleşim yerleri her zaman pınar, dere, gölet kenarına kurulur. Çünkü su olmadan tarım olmaz, hayvancılık olmaz, insan yaşayamaz. Bizim köyümüzün ortasında akan dere, sadece bir su yolu değil; geçmişimiz, geleceğimiz ve yaşamımızın garantisidir.</p>

<p>Ama bu miras sınırsız değil. Tıpkı altın gibi, tıpkı ekmek gibi, tıpkı nefes gibi kıymetli.</p>

<p>Sular Neden Çekiliyor?</p>

<p>Bugün çeşmelerin kurumasının tek sebebi “hava sıcak” demek değil. Daha derin nedenler var:</p>

<p>İklim DeğişikliğiYağış düzeni bozuluyor. Eskiden kış boyu kar yağar, bahar aylarında bu karlar erir, dereler dolar, göletler taşardı. Şimdi kış kısa, kar az, bahar yağmuru yetersiz.</p>

<p>Yanlış Tarımsal Sulama güneşin tepede olduğu saatlerde yapılan sulama, suyun yarısının havaya buharlaşarak gitmesine neden oluyor. Ayrıca vahşi sulama yöntemi, gereğinden çok su tüketiyor.</p>

<p>İsraf Kültürü hortumla saatlerce yol yıkamak, musluğu açık bırakmak, gereksiz yere bahçe sulamak… Bunlar köyde de şehirde de ortak sorun.</p>

<p>Altyapı Sorunları eskiyen borular, patlayan su hatları, kontrol edilmeyen kaçaklar yüzünden tonlarca su boşa akıyor.</p>

<p>Köyde ve Doğada Su Tasarrufu Nasıl Olur?</p>

<p>Biz köy insanı olarak doğaya en yakın yaşayanlarız. Ama yakın olmak yetmez, onu korumak da zorundayız. İşte alınabilecek bazı basit ama etkili önlemler:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sulama Saatini Değiştirin: Sabah erken veya akşam geç saatlerde sulama yapın. Bu, buharlaşmayı %30’a kadar azaltır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Damlama Sulama Kullanımı: Bu sistem, suyun doğrudan bitkinin köküne ulaşmasını sağlar. Hem tasarruf hem verimlilik sağlar.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yağmur Suyu Depolama: Evlerin damından akan yağmur sularını depolamak, bahçe sulamasında kullanılabilir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kaçakları Anında Onarın: Damlayan bir musluk, yılda tonlarca su kaybına yol açar.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kollektif Bilinç: Köy içinde ortak pınar, gölet, dere kullanımlarında israfı önleyici kurallar koymak.</p>

<p>Su Yoksa Ne Olur?</p>

<p>Susuz kalan bir köyü düşünelim…<br />
Tarlalar çatlar, ekin olmaz. Hayvanlar susuzluktan verimden düşer, bazıları ölür. Göç başlar; gençler iş bulmak için şehre gider, köy yalnızlaşır. Doğa ise sessizleşir; kuş sesleri azalır, kurbağa ötmez, böcekler kaybolur. Toprak çatladığında, o çatlağın içinden su değil, sadece sessizlik çıkar.</p>

<p>Biz bu tabloyu istemiyorsak, bugünden tedbir almak zorundayız.</p>

<p>Birlikte Hareket Etmek Şart</p>

<p>Su meselesi sadece bireyin değil, bütün toplumun sorunudur. Köyümüzde muhtarlık olarak su tasarrufunu teşvik eden duyurular yapmak, bilinçlendirme toplantıları düzenlemek, gençlere örnek olmak zorundayız.</p>

<p>Komşumuz hortumu açık bıraktığında susmak yerine, tatlı dille uyarmak görevimizdir. Çocuklarımıza suyun kutsallığını, israfın günahını öğretmek boynumuzun borcudur.</p>

<p>Bugün elimizde tuttuğumuz bir bardak su, belki de yarınki yaşamımızın garantisi.<br />
Susuz kalan bir dünyada ne tarım olur, ne hayvancılık, ne de insanlık.</p>

<p>Bizler köyümüzden başlayarak, bu ülkenin her köşesinde suya sahip çıkarsak, hem kendi geleceğimizi hem de çocuklarımızın geleceğini kurtarırız.</p>

<p>Çünkü su sadece akıp giden bir sıvı değil; su, hayatın ta kendisidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 Aug 2025 16:43:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DOĞANIN ORKESTRASI</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/doganin-orkestrasi-65</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/doganin-orkestrasi-65</guid>
                <description><![CDATA[DOĞANIN ORKESTRASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan kalabalıktan uzaklaştıkça kendi sesini daha iyi duyar. Ama bazen sessizlik bile sessiz değildir. Doğanın içindeysen eğer, bir sessizliğin bile müziği vardır.</p>

<p>Bir sabah ormanın kenarına oturup gözlerini kapattığında, doğanın aslında sustuğunu değil, konuştuğunu fark edersin. Kuşlar öter, rüzgar ağaçların arasından geçerken bir keman gibi ince bir ses bırakır. Uzakta bir dere kendi ritmini tutar. Her yaprak kıpırtısı, her dal hışırtısı birer enstrüman gibi doğanın orkestrasında yerini alır.</p>

<p>Müzisyenler nota okur, şef baton sallar. Doğada ise güneş doğar, rüzgar eser, yağmur çiser; orkestra başlar.</p>

<p>Bu senfoni, yalnızca kulakla değil ruhla duyulur. Çünkü doğanın orkestrası, modern dünyanın yorgun ruhlarına şifa sunar. Şehirde gürültüden kaçtığımızda, neden bir ağacın altında huzur buluruz? Neden kuş seslerini duymak bir terapi gibidir? Çünkü insan özü itibarıyla bu orkestranın bir parçasıdır. Doğadan kopmayan, onunla bütünleşen bir varlıktır.</p>

<p>Doğadaki her ses, doğadaki her nefes aslında bir çağrıdır: “Yavaşla, dinle ve hatırla.”</p>

<p>Hatırla ki sen sadece beton yığınlarının arasında koşturan biri değilsin. Sen toprağın bir çocuğusun. Ve doğa, seni unutmamıştır. Ormanı, dağı, kuşu, böceğiyle sana bir senfoni armağan eder her sabah. Sen yeter ki kulak ver.</p>

<p>Bugün teknolojiden, ekrandan, yapay sesten biraz uzaklaşıp doğanın sesine kulak vermeye çalış. Belki yalnızca bir çam dalının rüzgârda salınışını izle, belki bir karıncanın taş taşımasını. Bu küçük ama kadim hareketler ve sesler sana büyük bir şey söyleyecek:</p>

<p>Ruhun hâlâ canlıysa, doğanın sesi sana ulaşır.</p>

<p>Ve işte o an anlarsın:</p>

<p>Doğa, en güzel şarkısını insana söylemiştir.</p>

<p>Doğayı keşfedin; aradığınız her şey burada ve tamamen ücretsiz..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Aug 2025 13:26:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖZEL EĞİTİM- 2</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/ozel-egitim-2-64</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/ozel-egitim-2-64</guid>
                <description><![CDATA[ÖZEL EĞİTİM- 2]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gölgedeki Kahramanlar ve Alanın İtibar Mücadelesi<br />
Geçen hafta özel eğitimin kutsiyetinden, görünmeyen emeklerinden, sabır ve sevgiyle örülmüş vicdani yükünden bahsetmiştik. Bu hafta ise daha çetin bir konuya temas edeceğiz: Özel eğitimin istismarı, öğretmenlik mesleğinin ehliyetsiz ellerde heba edilmesi ve bu alanı hakkıyla taşıyan gönül öğretmenlerinin nasıl gölgede bırakıldığı...<br />
Kaçış Rampası Değil, İrade ve Vicdan Mesleği<br />
Ne acıdır ki bugün özel eğitim, bazıları için sınıf yönetimi yapmak istemeyen, sorumluluktan kaçan ya da mesleki yetkinlikten yoksun kişilerin bir “sığınma limanı” hâline gelmiştir. Sınıf öğretmenliği yapamayacak donanıma sahip olan, pedagojik yönü zayıf, iletişim becerileri gelişmemiş bazı bireylerin bu alana yönelmesi, alanın ciddiyetini ve itibarını zedelemektedir.<br />
“Çocukla sadece aynı mekânda bulunmak öğretmenlik değildir.”<br />
Üstelik, özel eğitim sınıflarına, eğitim fakültesi mezunu olmayan ücretli veya formasyon almış öğretmenlerin atanması, bu çocuklara ve ailelerine yapılan büyük bir haksızlıktır. Sözde geçici çözümlerle yürütülen bu uygulamalar, aslında çok kalıcı zararlar vermektedir.<br />
Başarıyı Ölçerken Yanlış Ölçütler<br />
Özel eğitimde başarı neyle ölçülür? Sınav puanlarıyla mı, akademik unvanlarla mı?<br />
Hayır…<br />
Burada başarı, bir çocuğun kalem tutmasında, kendi adını söylemesinde, göz teması kurmasında saklıdır. Ama ne yazık ki yıllarca özel eğitim sınıfında görev yapan, bir tek öğrencisini sosyal hayata kazandıramayan, velisine umut değil suskunluk yükleyen öğretmenler de bu alanda “başarılı” gibi gösterilmektedir. Oysa bu, alanın ahlaki vebalini taşımaktır.<br />
Mesleki Gölgeleme: Asıl Kahramanlar Nerede?<br />
Bu alanı tercih eden değil, mecbur bırakılanlar; bu alanı dava bilen değil, “idare eder” mantığıyla yaklaşanlar, ne yazık ki özel eğitimi vasıfsızlığın gölgesine çekmiştir.<br />
Bu durum, tüm gönül veren, gecesini gündüzüne katan, sınıfta yalnızca bilgi değil sevgi de öğreten öğretmenleri zan altında bırakmaktadır.&nbsp;<br />
Gerçek özel eğitimciler, mesleğini sadece meslek değil hayat tarzı olarak benimseyenlerdir. Onlar, sessiz kahramanlardır.&nbsp;<br />
Ve kahramanların itibarını, vasıfsızların gölgesine kurban edemeyiz.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Aug 2025 13:25:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TATİLE GİDEMEDİN Mİ?</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/tatile-gidemedin-mi-63</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/tatile-gidemedin-mi-63</guid>
                <description><![CDATA[TATİLE GİDEMEDİN Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yılın en sıcak, en canlı aylarından biri olan Temmuz, çoğu insan için deniz kenarında tatil hayalleriyle özdeşleşir. Sosyal medyada mavi sularda çekilen fotoğraflar, güneşlenme kareleri dolaşırken; imkânı olmayanlar için bu ay zaman zaman iç daraltıcı bir döneme dönüşebilir.</p>

<p>Ama şunu unutmayalım: Tatil yalnızca bir sahil kasabasına gitmek demek değildir. Asıl tatil, insanın kendi ruhuna yapabildiği yolculuktur.</p>

<p>Doğayı Tatil Alanına Çevirmek Mümkün</p>

<p>Eğer deniz kenarında olamıyorsak, ayağımızın altındaki toprağı, başımızın üzerindeki gökyüzünü fark ederek başlayabiliriz.</p>

<p>Gölgelik bir ağacın altında kitap okumak, adeta doğanın salonunda dinlenmek gibidir. Sessizlik, kuş sesleri, hafif esen rüzgâr insanı yeniler.</p>

<p>Sabah erken saatlerde doğa yürüyüşü, hem fiziksel hem zihinsel arınma sağlar. Ormanlık alanlar, patika yollar ya da köy etrafındaki tarla kenarları bile yeterlidir. Yeter ki yürürken çevreye bakmayı bilelim.</p>

<p>Doğa günlüğü tutmak, gördüğümüz her kuşu, çiçeği ya da böceği not etmek, onlarla ilgili araştırma yapmak hem öğretici hem de zihinsel olarak tatmin edicidir.</p>

<p>Kendi bahçen varsa, toprağa dokunmak, bir domatesi dalından koparmak, küçük bir çiçekle ilgilenmek bile büyük bir terapi kaynağıdır.</p>

<p>Ailece piknik yapmak, kalabalık tatil beldelerinde kaybolmaktansa, yakın çevrede bir göl kenarında ya da serin bir dere başında geçirilen birkaç saat, daha anlamlı olabilir.</p>

<p>Tatile Gitmemek Bir Mazeret Değil, Bir Fırsat Olabilir</p>

<p>Tatilin amacı nedir? Yorulan bedeni ve zihni dinlendirmek. Huzur, sakinlik ve yenilenme. Tüm bunları doğa bize karşılıksız sunuyor. O yüzden “Tatile gidemedim” demek yerine, “Doğayla tatil yaptım” diyebilmeyi öğrenmemiz gerek.</p>

<p>Balkona bir masa kurup kahvaltını kuş sesleriyle yapmak, gece yıldızları seyrederek uyumak, bir ağacın gölgesinde gözlerini kapatmak…</p>

<p>Belki de en büyük lüks, acele etmeyen bir gün geçirmektir. Ve doğa bu lüksü sana ücretsiz sunuyor.</p>

<p>Tatilin adresi illa ki bir otel ya da sahil olmak zorunda değil. Ruhun dinlenmeye ihtiyacı varsa, seni bekleyen bir çayır, göl kenarı ya da orman kıyısı muhakkak vardır.</p>

<p>Unutma, doğa her mevsim seni çağırır. Yeter ki kulak ver.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 12:24:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖZEL EĞİTİM</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/ozel-egitim-62</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/ozel-egitim-62</guid>
                <description><![CDATA[ÖZEL EĞİTİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Adı Az Anılan Ama En Kutsal Alan: Özel Eğitim”<br />
Bu haftaki konumuz sıradan değil…&nbsp;<br />
Hatta çok daha özel…<br />
Uğruna alan değiştirdiğim, yıllarımı verdiğim, yazılar yazdığım, şiirler döktüğüm…&nbsp;<br />
Kitaplara, ciltlere sığmayan emeklerin, kavgaların, mücadelelerin, hatta yıllar süren hukuk savaşlarının konusu:<br />
ÖZEL EĞİTİM</p>

<p>Zor, Veballi ve Sessiz Bir Alan</p>

<p>Özel eğitim öyle bir alandır ki; burada anlatmak bile yetmez. Sadece bilgiyle değil, sabırla, özveriyle, sevgiyle, vicdanla yürünür bu yolda. Hani şu “empati” dediğimiz kelimeyle tarif edilen ama vicdanı olmayanların anlamakta zorlandığı o tarifsiz alan...<br />
Öyle her gün başarı hikâyesi yazmazsınız burada. Burada başarı, yutkunabilen bir çocuğun ilk kelimesinde, göz teması kuran bir öğrencinin bakışında, ya da ilk kez düğmesini ilikleyen bir gencin tebessümünde saklıdır.</p>

<p>Toplumun Görmediği, Görmek İstemediği Gerçekler</p>

<p>Acınarak bakılan…<br />
Sosyal medyada sadece “Farkındalık Haftalarında” hatırlanan…<br />
Bir haftaya sıkıştırılmış ama yılın geri kalan 51 haftasında unutulan bir alan:&nbsp;<br />
ÖZEL EĞİTİM</p>

<p>Ne yazık ki kimi zaman, özel çocuklar ve onları eğiten öğretmenler, toplumun “sabır sınavı” gibi gördüğü, görmezden gelmeye meyilli olduğu bir gerçeğe dönüşüyor. Çoğu kişi sadece “bakıyor”, ama görmüyor. Sadece “duyuyor”, ama anlamıyor. Çünkü burası anlamak için kalp gerekiyor.</p>

<p>İğneyi Kendimize Batıralım</p>

<p>Bu yazı dizisine öncelikle biz öğretmenlerden başlayacağım. Çünkü iğneyi önce kendimize batırmamız gerekir.<br />
Özel eğitim sınıfları bir “SAVSAKLAMA YERİ” değil, bir kutsal görev alanıdır.&nbsp;<br />
Sınıfını terk eden değil, kalbini ortaya koyan öğretmenlerindir özel eğitim.<br />
Yeterli donanım verilmeden bu göreve yönlendirilen ya da çaresiz bırakılan nice meslektaşımın da iç sesi olmak isterim.<br />
Sonra sıra idarecilerde… Sonrası sonra….<br />
Ama elimizi hiçbir zaman bu alandan çekmeyeceğiz. Çünkü özel çocuklar, “özverinin adıyla anılması gereken” çocuklardır.</p>

<p>Her çocuk özeldir, ama bazı çocuklar özel eğitimle hayata tutunur.<br />
Ve onları hayata hazırlayan öğretmenler, bu toplumun görünmeyen kahramanlarıdır.<br />
Görünmeyen işlerin en zorudur onlarınki.<br />
Ama en şereflisi, en vicdanlısı da...<br />
Bu yazı bir başlangıç olsun.<br />
Bir vicdan sesi, bir duyarlılık çağrısı, bir emek manifestosu…<br />
Haftaya, öğretmen gözüyle özel eğitime daha derinlemesine bakacağız.<br />
Umutla, sevgiyle, sabırla...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 12:23:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SICAKLIK ARTIYOR</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/sicaklik-artiyor-61</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/sicaklik-artiyor-61</guid>
                <description><![CDATA[SICAKLIK ARTIYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Temmuz ayı, yılın en sıcak ve en kurak zamanıdır. Özellikle doğada yaşayanlar için bu dönem, hem zorluklarla başa çıkmayı hem de doğayla uyum içinde kalmayı gerektirir. Kuruyan toprak, artan yangın riski, susuz kalan canlılar… Her biri bu ayın sessiz uyarılarıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu sıcak dönemi sağlıklı, verimli ve doğayla dost bir şekilde geçirmek için dikkat edilmesi gerekenleri sizler için derledim.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Temmuz ayında yağmur beklemek gerçekçi değildir. Bu yüzden, ilkbahar ve haziran aylarında dolan su depoları, sarnıçlar ya da kuyular dikkatli şekilde kullanılmalıdır. Gün ortasında değil, sabah erken ya da akşam serinliğinde sulama yapılmalı. Damlama sulama sistemleri gibi suyu direkt köke ulaştıran yöntemler tercih edilmeli. Toprak nemini korumak için malçlama (toprağın üzerini ot, yaprak ya da samanla örtmek) oldukça etkilidir. Su israfı yapmadan, hayvanlara ve bitkilere yeterli miktarda su ulaştırmak en temel sorumluluğumuzdur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Temmuz, yangınların en fazla görüldüğü aydır. Kurumuş otlar, cam parçaları, dikkatsizce bırakılmış ateş… Tüm bunlar ormanları, tarlaları ve canları tehlikeye atar. Açık alanda ateş yakılmamalı. Yakılıyorsa mutlaka tamamen söndürülmeli. Cam şişeler ve plastik çöpler, yangın riski taşıdığı için doğada bırakılmamalı. Anız yakmak kesinlikle yasaklanmalı, bunun yerine toprağı işleyerek doğal gübreleme tercih edilmelidir. Köy içi ve tarla yolları kenarındaki otlar biçilip yangın şeritleri oluşturulmalı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sıcağın en yoğun hissedildiği öğle saatlerinde hem insanlar hem hayvanlar için gölge alanlar hayati önemdedir. Ağaç altı gölgelikleri, bağ-bahçe kenarlarına yapılacak basit çardaklar, serinlemek için idealdir. Küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar için mutlaka gölgelik alanlar yapılmalı, gün ortasında dışarı çıkarılmamalıdır. İnsanlar da bu saatlerde fiziksel işlerden kaçınmalı, çalışmalar sabah ya da akşam saatlerine kaydırılmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Temmuz ayında doğada yaşamak, günlük yaşantıyı doğanın döngüsüne göre düzenlemeyi gerektirir. Sabah gün doğumuyla birlikte işlere başlanmalı, öğle saatlerinde istirahate çekilinmeli. Gün batımına yakın saatler, hem bedensel işler hem de sosyal etkinlikler için en uygun zamanlardır. Vücudu serin tutan ve bol su içeren yiyecekler (karpuz, salatalık, yoğurt) tercih edilmeli. Yapay içecekler yerine temiz kaynak suyu veya ayran tüketilmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Doğada yaşamak, gözlem yapmayı öğretir. Bu mevsimde hayvanların hareketlerinden, rüzgârın yönünden, toprağın kokusundan çok şey öğrenilir. Kuşlar sessizleşirse sıcak artmıştır. Ağaç yaprakları kıvrılırsa, susuzluk sinyali veriyordur. Toprak tozlanmaya başladıysa, artık sulama zamanı gelmiştir. Doğayı anlamak, onunla savaşmak değil, uyum içinde yaşamak demektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Temmuz ayı, insanın doğayla olan bağını sınar. Bu bağa özen gösterenler; yangından, susuzluktan, sıcaktan korunur. Doğada yaşamak sadece nefes almak değil; rüzgârı, toprağı, gökyüzünü okuyabilmek demektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Unutma: Doğaya karşı değil, doğayla birlikte yaşarsak Temmuz bile dost olur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 09:26:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Devlet Okullarının Görülemeyen Başarısı</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/devlet-okullarinin-gorulemeyen-basarisi-60</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/devlet-okullarinin-gorulemeyen-basarisi-60</guid>
                <description><![CDATA[Devlet Okullarının Görülemeyen Başarısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sonuçları açıklandı…&nbsp;</p>

<p>Elazığ’dan 3 öğrencimiz tüm soruları doğru yanıtlayarak tam puanla Türkiye birincisi oldu. Bu başarı, Elazığ için büyük bir gurur kaynağı…&nbsp;</p>

<p>Ama daha da anlamlısı şu: Bu üç öğrencimizin tamamı devlet okullarında okuyor.</p>

<p>Evet, bu başarı ne reklamla ne gösterişli projelerle ne de seçilmiş öğrenci kadrolarıyla geldi. Bu başarı; öğrenciyi seçmeyen, her mahalleden, her gelir grubundan çocuğa aynı özveriyle yaklaşan, sabırla, liyakatle ve adaletle görev yapan öğretmenlerimizindir. Reklamsız, amasız, fakatsız, sadece "devlet öğretmeni" olmanın şuuruyla çalışan öğretmenlerin eseridir bu başarı.</p>

<p>Sonuç ortada, hem de yalansız, riyasız, tertemiz: Devlet okullarından çıkan üç Türkiye birincisi. Daha ötesi var mı?</p>

<p>Benim için ayrı bir gurur kaynağı da şu: Mezunu olduğum Mezre Ortaokulu, bu başarıda önemli bir pay sahibi. Aynı zamanda zaman zaman ziyaret ettiğim bu okul; disiplinin, eğitimin, ahlakın, öğretmeniyle, öğrencisiyle, idaresiyle bir bütün olarak vücut bulduğu bir yer. Mezre Ortaokulu, sadece birinciler değil, çok sayıda yüksek puanlı öğrenci de yetiştirmiştir. Kıl payı birinciliği kaçıran nice öğrencisiyle, emeği geçen tüm öğretmenleri idarecileri gönülden kutluyorum.</p>

<p>Tebrikler Mezre Ortaokulu…Tebrikler Şehit Önder Pınar Ortaokulu…Tebrikler Şehit Eyüp Oğuz Anadolu İmam Hatip Lisesi…</p>

<p>Ancak şu soruyu sormadan geçemiyorum: Neden devlet okullarının bu başarıları yeterince görünmüyor? Neden manşetlerde, plaketlerde, kürsülerde hep başka isimler var?</p>

<p>Devlet okullarında görev yapan bu öğretmenler; yorgunluk nedir bilmeden, yılgınlık göstermeden, her sabah yeni bir umutla çocukların karşısına çıkan, okulunun adını bir onur gibi taşıyan, görev aşkıyla dolu öğretmenlerdir.</p>

<p>Bu başarıların sadece haberle geçiştirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu okullar —ve derece yapmasa da birçok öğrenciyi emekle, sabırla hayata hazırlayan nice devlet okulu— en azından birer plaketle, birer teşekkürle onurlandırılmalıdır. Zira motivasyonları zaten yüksek olan bu öğretmenlerin hak ettikleri değer kendilerine gösterildiğinde, bu başarıların daha da çoğalacağına şüphe yok.</p>

<p>Devlet okulları, hâlâ bu ülkenin omurgasıdır. Gölge edilmediği, itibarsızlaştırılmadığı sürece, nice birinciler yetiştirmeye devam edecektir.</p>

<p>Bir kez daha emeği geçen tüm öğretmenlerimizi, okul idarecilerini, öğrenci ve velileri yürekten kutluyorum. Elazığ’a bu onuru yaşattığınız için minnettarız.</p>

<p>Bu arada kızımın özel ricası sokak hayvanları için bir kap su ve yiyecek….</p>

<p>Umutla sağlıkla kalın….</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 09:25:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>LÜTFEN DİKKAT EDELİM.!</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/lutfen-dikkat-edelim-59</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/lutfen-dikkat-edelim-59</guid>
                <description><![CDATA[LÜTFEN DİKKAT EDELİM.!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaz Aylarında Yangınlara Karşı Alınacak Önlemler</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte doğada sıcaklıklar artar, nem oranı düşer, otlar kurur ve ekinler sararır. Bu doğal süreç, özellikle kırsal bölgelerde ve ormanlık alanlarda yangın riskini ciddi şekilde artırır. Hem insan kaynaklı ihmaller hem de doğal nedenlerle oluşabilecek yangınlar, telafisi güç can ve mal kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle başta köyler olmak üzere doğayla iç içe yaşayan herkesin yangına karşı bilinçli olması ve gerekli önlemleri zamanında alması büyük önem taşır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>1. Kurumuş Otlar ve Anızlara Dikkat</p>

<p>&nbsp;• Bahar aylarında yeşeren otlar yazın kuruyarak yangına karşı oldukça hassas hale gelir. Bu otlar temizlenmeden bırakıldığında küçük bir kıvılcımla bile alev alabilir.</p>

<p>&nbsp;• Tarlalarda anız yakmak kesinlikle yasaklanmalı ve denetlenmelidir. Kontrollü temizlik gerekiyorsa, bunun için biçme ve toprak altına gömme gibi alternatif yöntemler tercih edilmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>2. Ormanlık Alanlara Giriş ve Piknik Yasakları</p>

<p>&nbsp;• Yangın riski yüksek dönemlerde ormanlık alanlara giriş sınırlandırılmalı ya da tamamen yasaklanmalıdır.</p>

<p>&nbsp;• Ateş yakmak, mangal yapmak ve cam şişe gibi yangına neden olabilecek maddeleri doğaya bırakmak kesinlikle önlenmelidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>3. Elektrik Hatları ve Tarımsal Makineler</p>

<p>&nbsp;• Köy içerisinden geçen elektrik direkleri ve iletim hatları düzenli olarak kontrol edilmelidir. Sarkan teller ya da gevşemiş bağlantılar kıvılcım üreterek yangın başlatabilir.</p>

<p>&nbsp;• Biçerdöver ve traktör gibi makinelerin egzozları kuru otlara temas etmemeli; bu makineler kullanılmadan önce bakım ve temizlikleri yapılmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>4. Yangın Söndürme Ekipmanları ve Su Kaynakları</p>

<p>&nbsp;• Köylerde yangın tüpleri, su tankeri, hortum sistemleri hazır bulundurulmalı; bunların yerleri herkes tarafından bilinmelidir.</p>

<p>&nbsp;• Su depoları ve göletler, olası bir yangın anında kullanılacak şekilde dolu tutulmalı, erişimi kolaylaştırılmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>5. Köylülerin Eğitimi ve Organizasyon</p>

<p>&nbsp;• Köy sakinlerine yılda en az bir defa yangınla mücadele eğitimi verilmeli, nasıl davranacakları, kime haber verecekleri, nereye kaçacakları anlatılmalıdır.</p>

<p>&nbsp;• Yangın durumunda organize olunacak gönüllü müdahale ekipleri oluşturulmalı ve görev paylaşımı yapılmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>6. İhbar ve İletişim</p>

<p>&nbsp;• Orman yangını fark edildiğinde vakit kaybetmeden ALO 112 veya 177 Orman Yangın İhbar Hattı aranmalıdır.</p>

<p>&nbsp;• Köy muhtarlığı ve çevredeki çiftçiler arasında hızlı iletişim ağı (WhatsApp grubu, telsiz vs.) kurulmalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Doğayı Korumak Hepimizin Görevi</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Doğayla iç içe yaşamanın sorumluluğu da büyüktür. Her birey, küçük bir dikkatsizliğin nelere yol açabileceğini unutmamalı, yangına karşı bilinçli ve hazırlıklı olmalıdır. Bir kıvılcım, bir köyü küle çevirebilir. Bu yüzden alınan önlemler, sadece doğayı değil; insan hayatını, tarımı, hayvancılığı ve köyümüzün geleceğini korur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 11:58:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TUZ KOKARSA</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/tuz-kokarsa-58</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/tuz-kokarsa-58</guid>
                <description><![CDATA[TUZ KOKARSA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fansızca: doué, Almanca&nbsp;: begabt, İspanyolca: dotado Rusca: одаренный, Arapca: mawhub …. Türkçe: üstün yetenekli zihinsel….</p>

<p>İnsanın olduğu yerde hatalar olur mu ? olur tabi ki doğaldır. Peki bu hatalar ömür boyu bir bireyin hayatını etkiler mi? Söz konusu sağlık eğitim ise etkiler. Bu hataları telafi mümkün mü? Çoğu zaman hayır? Hatada direnilir…savsaklanır ihmal edilir…</p>

<p>Evet, bu ülkede olur böyle şeyler.</p>

<p>Evet, Elazığ’da da olur.</p>

<p>Evet, bunu yapanlar da okumuş, unvan sahibi kişilerdir.&nbsp;</p>

<p>Doktordur, koltuk sevdalısı yöneticidir, doktora yapmış öğretmendir….</p>

<p>Önüne geleni incelemeden, irdelemeden, kontrol etmeden, sorgulamadan imzalama: sonra... Sonrası kaos…şok, hayal kırıklığı, çöküntü, çaresizlik, isyan… ne mi anlatıyoruz…&nbsp;</p>

<p>Koltuk sevdası ile bilerek bilmeyerek yapılan ihmal ve suistimallere bir örnek…</p>

<p>Bir üstün yetenekli çocuk düşünün...&nbsp;</p>

<p>Deha seviyesinde, sıra dışı becerilere sahip. Hayal gücü, analitik zekâsı, problem çözme kapasitesi ile öğretmenini hayrete düşüren bir öğrenci. Ama işte, birkaç dakikalık testle, sıradan ve liyakatsiz ellerce “hafif düzey zihinsel yetersizlik” tanısı konuluyor.&nbsp;</p>

<p>Ne acı değil mi?</p>

<p>Korkunç bir etiket...raporlandırılıyor…</p>

<p>Bir çocuğun kaderine kazınıyor…</p>

<p>Aile anne babanın ruh halini düşünün, yaşadıkları ilk şok çaresizlik kabullenememe (haklı olarak) çevrenin üsten bakması dudak kıvırması…</p>

<p>Ama neyse ki, hâlâ vicdanı olan öğretmenler var.</p>

<p>Bu çocuk, alanında deneyimli bir özel eğitim öğretmeni tarafından tekrar inceleniyor ve şu cümle kuruluyor:</p>

<p>“Ben meslek hayatımda böyle bir yetenek görmedim. Bu çocuk kesinlikle zihinsel açıdan yetersiz değil, aksine farklı ve çok çabuk öğrenme yeteneğine sahip yani yeteneklidir.”</p>

<p>Bunun üzerine anne yeniden umutlanıyor. Sınıf öğretmeni zaten başından beri bu çocuk için savaş veriyor. Tabi yine aynı prosedürler bu defa farklı dirençler daha titiz çalışma:</p>

<p>Ve sonunda, aynı kurum bu kez çocuğa "zihinsel yetersizlik iptal" raporu düzenliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki soralım:</p>

<p>Bu ilk kararı verenler kimdi?</p>

<p>Bu testleri uygulayanlar, bu raporları düzenleyenler ne kadar liyakat sahibiydi?</p>

<p>Bir çocuğun hayatı bu kadar kolay harcanabilir mi? Ailenin yaşadıkları…</p>

<p>Eğitimde tuz kokarsa, hiçbir şeyin tadı kalmaz.</p>

<p>Sadece bir çocuğun değil, bir milletin geleceği kararır.</p>

<p>Bu yaşanmış olay, 2024 yılında Elazığ’da geçti.</p>

<p>İsim vermeye gerek yok.&nbsp;</p>

<p>Ama bilin ki bu hikâyenin kahramanı bir çocuktu.</p>

<p>Ve tesadüf eseri kader yolunu değiştirdi…ya şansı olmayanlar….</p>

<p>Ve bir ülkenin kaderi, o çocuğun kaderiyle aynı ölçekte yazılır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu arada ses ve saz sanatçısı, köşe yazarı, doğa sevdalısı, Üçağaç köyü muhtarı Savaş BAL’a yılların ihmaliyle çıktığı kutsal yolda köyü için yaptığı ve yapacağı çalışmalarda sonsuz başarılar diliyorum…</p>

<p>Allah yar ve yardımcısı olsun…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Jul 2025 11:57:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EĞİTİMİN PELERİNSİZ KAHRAMANLARI</title>
                <category>ÖMER BACAK</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/egitimin-pelerinsiz-kahramanlari-57</link>
                <author>manseteditor@gmail.com (ÖMER BACAK)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/egitimin-pelerinsiz-kahramanlari-57</guid>
                <description><![CDATA[EĞİTİMİN PELERİNSİZ KAHRAMANLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>EĞİTİMİN PELERİNSİZ KAHRAMANLARI</p>

<p>Kırtasiyeye Boğulan Maarif Modeli&nbsp;</p>

<p>Zeliha Öğretmenin Işığı</p>

<p>2024-2025 eğitim yılına girerken öğretmenler olarak aylarımızı Milli Maarif Modeli seminerlerine adadık. Saatlerce süren, sayfalarca dokümanla desteklenen, ancak ne yazık ki gönlümüze dokunamayan bir anlatım biçimiyle karşı karşıya kaldık. "Erdemli birey yetiştirme" gibi yüce bir ideal, "etkinlik süreci", "öğrenci çıktısı", "sınıf defteri", "kriter listesi" gibi kırtasiye işlerinin gölgesinde boğuldu. Model, şekliyle anlatıldı; ruhuyla değil. Öğretmenlerin en kıymetli hazinesi olan zaman, soyut ifadeler ve kalabalık cümleler arasında heba oldu.</p>

<p>Ama bir gün yıl sonu seminer çalışmasında Koç ilkokulunda pilot olarak ilk uygulayan okul ve bu okulun deneyimli çalışkan öğretmeni Zeliha Öğretmen çıktı sahneye…</p>

<p>Birinci sınıflarda uygulayarak, yaşayarak, örnekleriyle, öğrencisinin gözünden anlattı Milli Maarif Model’ini. Ne bir süslü Powerpoint’e ihtiyacı vardı ne de kalabalık kavramlara. Konuya hâkimiyetiyle, sade anlatımıyla ve net örnekleriyle modelin özünü yarım saatte ortaya koydu. Onun sunumunda model, zorunlu bir bürokratik form olmaktan çıktı, öğretmenin sınıfta yaşattığı bir değerler bütününe dönüştü.</p>

<p>O an anladık ki biz aslında modeli değil, onun ne olduğunu bilmeyenlerin, anlatamayanların anlattığını dinlemişiz. Zeliha Öğretmen bir ışık yaktı; modeli tanıtmak için değil, yaşatmak için çabalayan bir öğretmenin sesi oldu.</p>

<p>Bana sorarsanız, MEB'in yapacağı en verimli yatırım, Zeliha Öğretmen gibi sahada çalışan, üreten, uygulayan öğretmenleri alıp her okula, her ilçe seminerine göndermek olmalı. Her okulda bir ders saati ayırsın yeter. Ne zaman boşa harcanır ne emek.</p>

<p>Unutmayalım: Öğretmen zamanını heba ederseniz, öğrencinin geleceğini çalarsınız.</p>

<p>Zeliha Öğretmen, bize yalnızca modelin değil, öğretmenliğin de aslını hatırlattı.</p>

<p>Teşekkürler Zeliha öğretmenim emeğinize sağlık…</p>

<p>Bir Teşekkür de Zülal Öğretmenime…</p>

<p>Öğretmenlik sadece müfredatı yetiştirmek değildir. Hele özel bir çocuk söz konusuysa, mesele vicdana, sabra, sevgiye dayanır. Bu yüzden bugün, bir teşekkür de Zülal Öğretmenime…</p>

<p>Disleksi tanılı bir kaynaştırma öğrencisini sınıfına sadece oturtmakla kalmadı, onu sarıp sarmaladı. Onu sınıfın doğal bir parçası yaptı. Ben, özel eğitim öğretmeni olarak yanında olduğum halde, “Bu ödevde nasıl yardımcı oluruz?”, “Matematikte biraz daha toleranslı olalım mı?” diye soran bir sınıf öğretmeniyle karşılaştım. Kendi sorumluluğunu benimle paylaşmak yerine, beni de sürece dahil eden; öğrencisi için BEP kararlarının ötesine geçmeyi başaran bir meslektaş…</p>

<p>Bu gayret, bu içtenlik ve bu sahipleniş; yalnızca mesleki değil, insani bir duruşun ifadesidir. Zülal Öğretmenim, özel bir çocuk adına size kalpten teşekkür ederim. Eğitimin gerçek kahramanları, işte böyle yüreklerde büyür.&nbsp;</p>

<p>Bir de çuvaldız: Özel gereksinimli bir öğrenciye aylarca çeşitli yöntemler deneyerek kazandırdığınız bir tuvalet alışkanlığının, öğrencinize uzaktan bağıran bir öğretmen tarafından bir anda yerle bir edilişine şahit olduğunuzda, asıl eğitimin öğrenciye değil önce öğretmene verilmesi gerektiğini anlarsınız.&nbsp;</p>

<p>Özel gereksinimli bir öğrenciyi okulda, sınıfta, hatta koridorda görmeye tahammül edemeyen kişi (idareci,öğretmen)sayısı az da olsa, bilinmelidir ki “az” bile burada fazladır; çünkü bir çocuğun yüreği kadar temiz olan eğitim ortamında ayrımcılığa asla yer olmamalıdır. Bu durum basit bir hoşnutsuzluk değil, insan onurunu ve eğitim hakkını zedeleyen ciddi bir meseledir. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun eşitlik ve fırsat adaletine dayanan hükümleri ile Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi açıkça göstermektedir ki her çocuk, engeli ne olursa olsun, eğitim ortamlarında kabul görmeyi, sevilmeyi ve desteklenmeyi hak eder.&nbsp;</p>

<p>Bu nedenle, özel gereksinimli öğrencilere karşı sergilenen dışlayıcı tutumlar görmezden gelinemez; vicdani olduğu kadar hukuki bir sorumlulukla da karşılık bulmalı, gerekli idari ve disiplin yaptırımları kararlılıkla uygulanmalıdır. Unutulmamalıdır ki bir çocuğun gözlerindeki mahcubiyet değil, parlayan umut olmalı bizimle birlikte yürüyen.</p>

<p>Zülal Öğretmenim gibi yüreğini ortaya koyan öğretmenler olmasa, empati yoksunu eğitimcilere binlerce seminer bile yetmez. Maalesef tecrübe ile sabitliği gözlemlenmiştir…</p>

<p>Hoşça, umutla kalın.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 22:07:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/05/omer-bacak-1747144789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CAMİSİZ KÖY OLUR MU?</title>
                <category>SAVAŞ BAL</category>
                <link>https://www.manset23.com/makale/camisiz-koy-olur-mu-56</link>
                <author>manset23sosyalmedya@gmail.com (SAVAŞ BAL)</author>
                <guid>https://www.manset23.com/makale/camisiz-koy-olur-mu-56</guid>
                <description><![CDATA[CAMİSİZ KÖY OLUR MU?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CAMİSİZ KÖY OLUR MU?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir Köy Düşünün…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Doğu Anadolu’nun kadim şehirlerinden Elazığ’a bağlı, 5 mezrası ve merkeziyle geniş bir coğrafyaya yayılan Üçağaç Köyü, tam 27 kilometrekarelik alanda yer alıyor. Yaklaşık 29.000 dönüm araziye sahip olan köyümüz; dağları, ormanları, tarlalarıyla bir doğa cenneti… Ama bir yönüyle de yaralı bir köy.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yıllardır temel ihtiyaçlardan dahi mahrum kalmış, gözden ırak, hizmetten uzak bir memleket parçası burası.</p>

<p>&nbsp;• Ne bir sosyal tesisimiz vardı,</p>

<p>&nbsp;• Ne bir çocuk parkımız,</p>

<p>&nbsp;• Ne bir oturma alanımız…</p>

<p>&nbsp;• Ve en önemlisi: Bir camimiz bile yoktu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cenazelerde insanlar birbirlerinin evlerine sığınmak zorunda kalıyor, bayram sabahlarında ise komşu köylere gitmek mecburiyetinde kalınıyordu. Çocuklar ise güvenli bir alanda oyun oynama hayalinden bile uzaktı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cami Sadece Bir Mabet Değildir…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cami; bir köyün kalbidir.</p>

<p>Cami; sadece namaz kılınan bir yer değil, aynı zamanda;</p>

<p>&nbsp;• Omuz omuza gelmenin,</p>

<p>&nbsp;• Bayramlaşmanın,</p>

<p>&nbsp;• Dertleşmenin,</p>

<p>&nbsp;• Umudu paylaşmanın ve birlikte yaşamanın merkezidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cami yoksa, o köyün birliği, maneviyatı ve toplumsal ruhu eksiktir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>⸻</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Muhtarlık Görevimle Birlikte…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>2024 yılında köy halkının teveccühüyle muhtar olarak göreve geldim. İlk hedefim bu derin yaraya merhem olmak, sadece bir cami değil; bütüncül bir sosyal yaşam alanı kurmaktı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bugün sizlere, temeli atılmış olan bu büyük projemizi tanıtmak istiyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>⸻</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>NE YAPIYORUZ?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Toplam 3 dönüm arazi üzerine inşa edilen bu kompleks, sadece bir ibadet alanı değil; köyümüzün sosyal kalbi olacak:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>? Üst Kat:</p>

<p>&nbsp;• Cami (Namaz alanı)</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>? Alt Kat:</p>

<p>&nbsp;• Taziye Evi</p>

<p>&nbsp;• Gasilhane</p>

<p>&nbsp;• Mutfak</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>? İmam Evi:&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>? Çevresel Düzenlemeler:</p>

<p>&nbsp;• Oturma ve dinlenme alanları</p>

<p>&nbsp;• Çocuk parkı</p>

<p>&nbsp;• Muhtarlık Ofisi</p>

<p>&nbsp;• Çok amaçlı sosyal tesis (Toplantı, eğitim, misafir ağırlama)</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Aynı zamanda köy yollarının kumlanması ve asfaltlanması, tarımsal sulama sistemlerinin kurulması gibi altyapı çalışmalarımız da devam ediyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>⸻</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>BİR TUĞLA DA SİZDEN OLSUN!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu büyük projenin tamamlanabilmesi için hayırseverlerin desteğine ihtiyacımız var.</p>

<p>Bir tuğla, bir pencere, bir halı, bir musluk… Yapacağınız her yardım yerini bulacak.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu inşaat, sadece bir bina değil;</p>

<p>Bu, bir diriliştir.</p>

<p>Köyümüzün birlikte yaşama umudunun yeniden inşasıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>? “Camisiz köy olmaz!” diyorsanız,</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>gelin hep birlikte bu kalbi yeniden atalım.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 22:05:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.manset23.com/images/kullanicilar/2025/03/savas-bal-1741082379.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
