MUHTAR NE İŞ YAPAR?

MUHTAR NE İŞ YAPAR?

Bir makamın değil, bir mahallenin ve köyün yükünü taşıyan insanın hikâyesi…

Son günlerde yine muhtarlık kurumu üzerinden bir tartışma yürütülüyor. Bazı kesimlerden muhtarlıkların kaldırılması gerektiğine yönelik sesler yükseliyor. Hatta bu tartışmaların içerisinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de muhtarlıkların kaldırılmasını istediği yönünde yalan iddialar ortaya atılıyor. Ancak bu tür siyasi iddiaların doğruluğu, doğrudan ve güvenilir açıklamalar üzerinden değerlendirilmelidir.

Asıl dikkat çekici olan ise muhtarlığın ne olduğunu, ne iş yaptığını, özellikle köylerde nasıl bir sorumluluk üstlendiğini bilmeden bu kurumun ortadan kaldırılmasını isteyenlerin sayısındaki artış.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

Muhtar ne iş yapar?

Elbette bu soruyu soranlara kızacak değiliz. Fakat cevap vermeden önce muhtarlığın geçmişine, bugünkü görevlerine ve toplumdaki yerine biraz yakından bakmak gerekiyor.

Dünden bugüne muhtarlık

Muhtarlık, Türkiye’de dün ortaya çıkmış, sonradan oluşturulmuş bir makam değildir. Osmanlı döneminde, 1829 yılında İstanbul’da mahalle muhtarlıkları oluşturulmuş, ardından taşrada da yaygınlaşmıştır.

Cumhuriyet döneminde ise 1924 yılında çıkarılan 442 sayılı Köy Kanunu ile köy muhtarlığına ilişkin görev ve sorumluluklar yasal bir zemine oturtulmuştur.

Yani muhtarlık, bu toprakların yaklaşık iki asırlık idari ve toplumsal hafızasının bir parçasıdır.

Peki, bu kadar uzun geçmişi olan bir kurum bugün ne işe yarıyor?

Şehirde başka, köyde bambaşka bir sorumluluk

Büyükşehirlerde yaşayan bir vatandaş için muhtarlık bazen ikametgâh belgesi alınan, bir talebin iletildiği veya bir şikâyetin dile getirildiği küçük bir idari birim gibi görülebilir.

Ancak mesele köye geldiğinde tablo tamamen değişir.

Çünkü köyde muhtar yalnızca bir evrak düzenleyen, mühür basan veya resmi yazışma yapan kişi değildir.

Muhtar, köyün yoludur, suyudur, elektriğidir, altyapısıdır. Muhtar, vatandaşın devlet kurumlarına ulaşan sesidir. Köylünün derdini dinleyen, sorununu ilgili makama taşıyan, çözüm bulmak için kapı kapı dolaşan kişidir.

Bir köyde içme suyu kesildiğinde ilk aranan muhtardır.

Yol bozulduğunda, kanalizasyon taştığında, elektrik kesildiğinde, hayvan hastalandığında, bir vatandaşın acil ihtiyacı olduğunda yine ilk akla gelen muhtardır.

Kışın kar yağar, yol kapanır; muhtarın telefonu çalar.

Yazın su azalır, vatandaş susuz kalır; muhtarın kapısı çalınır.

Bir mezrada yol yapılması gerekir, bir başka yerde içme suyu hattı yenilenmelidir, tarımsal sulama için kaynak bulunmalıdır. Muhtar bunların her biri için ilgili kurumlarla görüşür, dilekçeler hazırlar, takip eder, sonuç almaya çalışır.

Şimdi soruyorum:

Bütün bunları yapacak, vatandaşın sorununu yerinde görecek, devlet kurumlarıyla köylü arasında köprü olacak bir mekanizmayı ortadan kaldırdığınızda yerine ne koyacaksınız?

Muhtarın görevi sadece yol, su ve evrak değildir

Muhtarlığın en önemli görevlerinden biri de toplumsal dayanışmayı sağlamaktır.

Bir köyde cenaze olduğunda muhtar oradadır. Düğünde, bayramda, taziyede, imecede, ihtiyaç sahibinin yanında yine muhtar vardır.

Köyün ortak menfaatlerini korumak, köy tüzel kişiliğine ait taşınmazların ve ortak değerlerin gözetilmesine katkı sunmak, köyün ihtiyaçlarını belirlemek ve ilgili kurumlarla koordinasyon sağlamak da muhtarlığın önemli sorumlulukları arasındadır.

Devletin sosyal yardımlarından yararlanması gereken vatandaşın durumunun ilgili kurumlara bildirilmesinde, yaşlıların, engellilerin ve ihtiyaç sahiplerinin sorunlarının duyurulmasında da muhtar önemli bir rol üstlenir.

Bazen bir vatandaşın devlet dairesine gitmeye imkânı olmaz. Bazen yaşlı bir insan derdini anlatacak kimse bulamaz. Bazen bir aile, yaşadığı sıkıntıyı kimseye söyleyemez.

İşte muhtar, çoğu zaman bu insanların ilk başvurduğu kişidir.

Muhtarlık yalnızca idari bir görev değil, aynı zamanda insani bir sorumluluktur.

Muhtar olmak, mesai saatiyle sınırlı bir görev değildir

Muhtarlığı dışarıdan değerlendirenlerin belki de en az bildiği konu budur.

Muhtarlığın mesaisi sabah başlayıp akşam bitmez.

Gece yarısı telefon çalabilir. Hafta sonu bir sorun çıkabilir. Resmî tatilde köyün bir ihtiyacı ortaya çıkabilir.

Muhtarın telefonu çoğu zaman 24 saat açıktır.

Üstelik muhtar, görevini yerine getirirken yalnızca kendi sorumluluk alanındaki sorunlarla değil, vatandaşın beklentileriyle de mücadele eder.

Bazen yetkisi olmayan bir işin hesabı kendisinden sorulur. Bazen bütçesi olmayan bir hizmetin yapılması beklenir. Bazen de ilgili kurumların sorumluluğundaki bir aksaklığın muhtar tarafından çözülmesi istenir.

Muhtar her şeyi yapamaz ama her şeyin yapılması için mücadele etmek zorunda kalır.

Bu nedenle muhtarlığı yalnızca aldığı maaş veya yaptığı evrak üzerinden değerlendirmek, kurumun gerçek işlevini görmezden gelmektir.

Peki, muhtarlık kaldırılırsa ne olur?

Özellikle kırsalda yaşayan vatandaşın devletle arasındaki en yakın yerel temsil mekanizması ortadan kalkar.

Merkezden yönetilen bir sistemde, kilometrelerce uzaktaki bir mezranın su sorununu, kapanan yolunu, bozulan altyapısını, hayvancılık yapan vatandaşın ihtiyacını kim yerinde takip edecek?

Bir ilçenin veya ilin ilgili birimleri her köyün her sokağını, her mezrasını, her hanesini ne kadar yakından tanıyabilecek?

Elbette teknolojinin gelişmesiyle bazı işlemler dijital ortama taşınabilir. Evrak işleri kolaylaştırılabilir, bürokrasi azaltılabilir. Muhtarlık sistemi de çağın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenebilir.

Muhtarların görev ve yetkileri daha açık hale getirilebilir. Kurumlarla iletişimleri güçlendirilebilir. Özellikle kırsal muhtarlıklara imkân ve kaynak sağlanabilir.

Eksikleri varsa giderelim, verimliliğini artıralım, denetimini güçlendirelim.

Ama bir kurumun eksiklerini gidermek yerine onu tamamen ortadan kaldırmayı çözüm olarak sunmak, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir yaklaşımdır.

Klavye başından köy yönetilmez!

Köy hayatını bilmeyen, kırsalın gerçekleriyle karşılaşmamış, bir köyün kışın nasıl yaşadığını, yazın hangi sorunlarla mücadele ettiğini görmemiş insanların muhtarlık hakkında ahkâm kesmesi kolaydır.

Sosyal medyada birkaç cümle yazmak, bir kurumu gereksiz ilan etmek, klavye başında karar vermek elbette kolaydır.

Ama köyün susuz kalan çeşmesinin başında beklemek, bozulan yolu yaptırmak için kurum kurum dolaşmak, köylünün ihtiyacı için kapı aşındırmak kolay değildir.

Bir köyün yönetimi yalnızca bilgisayar ekranından, nüfus kayıtlarından veya resmî istatistiklerden ibaret değildir. Köyün insanını tanımak, coğrafyasını bilmek, sorununu yerinde görmek ve çözüm için mücadele etmek gerekir.

Bunu da en yakından yapabilecek kişilerden biri muhtardır.

Şunu da özellikle belirtmek gerekir: Her muhtar görevini layıkıyla yapıyor mu? Elbette hayır. Her meslekte olduğu gibi görevini ihmal eden, sorumluluğunu yerine getirmeyen muhtarlar da olabilir. Bunlar denetlenmeli, görevini yapmayan hakkında gerekli işlemler uygulanmalıdır.

Ancak birkaç kişinin başarısızlığından hareketle bütün bir kurumu mahkûm etmek ne kadar doğruysa, muhtarlığı gereksiz görmek de o kadar yanlıştır.

Bir kurumun kötü örnekleri, o kurumun topluma sağladığı faydayı ortadan kaldırmaz.

Muhtarlık kurumu ile ilgili bir düzenleme gerekir mi? 
Bence kesinlikle gerekir. 
Özellikle şu üç konuda bir düzenleme olmalı.

- Muhtar adaylığı YSK’ya müracaatla yapılmalı ve bazı kriterleri olmalı.
- Muhtar adayı herhangi bir kamu kuruluşu, ya da özel sektör çalışanı olmamalı
- Her muhtar muhtarlık yaptığı köy veya mahallede yaz kış ikamet etmeli

Son söz…

Ben de bir köy muhtarı olarak söylüyorum:

Muhtarlık, yalnızca bir unvan değildir. Bir köyün geleceğine dair sorumluluk taşımaktır.

Bazen bir yolun yapılması için aylarca mücadele etmek, bazen bir çeşmeye su getirmek, bazen bir köyün ortak alanını oluşturmak, bazen de hiçbir maddi karşılık beklemeden bir vatandaşın derdine çare aramaktır.

Köyün gelişmesi için proje üretmek, devletin imkânlarını köye kazandırmak, vatandaşın taleplerini ilgili makamlara ulaştırmak ve bütün bunları yaparken köydeki birlik ve beraberliği korumaktır.

Muhtarlık makamının elbette tartışılacak yönleri, geliştirilecek tarafları olabilir. Fakat özellikle kırsal bölgelerde muhtarlığın ne kadar hayati bir görev üstlendiğini görmezden gelerek bu kurumu kaldırmayı konuşmak, köy gerçeklerinden ne kadar uzak olunduğunun göstergesidir.

Unutulmamalıdır ki devlet yalnızca büyük binalardan, bakanlıklardan, valiliklerden ve kaymakamlıklardan ibaret değildir. Devletin vatandaşla buluştuğu en yakın noktalardan biri de muhtarlık makamıdır.

Muhtarlığı kaldırmayı düşünenler önce bir köyün yoluna, suyuna, mezrasına, yaşlısına, çiftçisine ve hayvancısına baksın. Sonra oturup muhtarlık ne iş yapar, bir daha düşünsün.

Çünkü şehirde muhtarlığın ne işe yaradığını anlamak zor olabilir.

Ama köyde yaşayan bilir:

Muhtar yoksa, köyün sesi çoğu zaman duyulmaz.

Etiketler: elazığ köşeyazısı savaşbal

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.