Mutlu bir yaşam için geliştirdiğim Dört Yapraklı Yonca Felsefesi’nde yoncanın yapraklarından biri, tüketmek yerine üretmeye odaklanıyor. Çünkü insanın mutluluğu yalnızca sahip olduklarıyla değil, ortaya koyduklarıyla da şekilleniyor. Bazen kendi ellerimizle yaptığımız küçük bir şey, satın aldığımız pahalı bir eşyadan çok daha fazla mutluluk verebiliyor.
Yakın zamanda karşılaştığım bilimsel bir araştırma, bu düşünce üzerinde yeniden durmamı sağladı. Helsinki Üniversitesinden Tellervo Nenonen ve arkadaşlarının yürüttüğü, 19 yıllık takip verilerine dayanan araştırmada, sanatsal ve kültürel faaliyetlerle ilgilenen insanların daha uzun yaşayıp yaşamadığı incelendi.
Araştırmacılar, Finlandiya’da 30 yaş üzerindeki 6 bin 548 kişinin kültürel etkinliklere katılımını, kitap okuma, müzik dinleme ve sanatsal üretim alışkanlıklarını değerlendirdi. Bu veriler, 19 yıllık ölüm kayıtlarıyla karşılaştırıldı. Araştırmanın sonuçlarında, üretken faaliyetlerle daha fazla ilgilenen kişilerde genel ölüm riskinin daha düşük olduğu görüldü.
ÜRETMEK YAŞAM SÜRESİNİ VE MUTLULUĞU ARTIRABİLİR
Tüketirken başkalarının ortaya koyduklarıyla karşılaşırız. Üretirken ise kendi imkânlarımızı keşfederiz. Bir şey üretmek, insana yalnızca ortaya çıkan eserin mutluluğunu değil; öğrenmenin, gelişmenin ve bir işi tamamlamanın memnuniyetini de yaşatır.
Daha önce yapamadığımız bir şeyi yapabildiğimizi görmek, kendimize duyduğumuz güveni artırır. Burada üretmekten kastettiğim yalnızca para kazanmak veya mesleğimizde başarılı olmak değil. Hatta bazen en kıymetli üretimlerimizin hiçbir ekonomik karşılığı bulunmaz.
Bir saksıya çiçek dikmek, ahşaptan küçük bir kutu yapmak, eski bir sandalyeyi onarmak, bir deftere düşüncelerimizi yazmak, bir melodiyi öğrenmek, örgü örmek, fotoğraf çekmek veya kendi tarifimizle yemek hazırlamak da üretmektir. Üstelik bunları güzel yapmak zorunda değiliz.
Yıllardır müzikle ilgilenen biri olarak şunu söyleyebilirim: Bir enstrümanla geçirilen zamanın kıymeti yalnızca ortaya çıkan güzel melodide değildir. O süreçte öğrenmek, denemek, hata yapmak ve her gün biraz daha ilerlemek de başlı başına bir mutluluk kaynağıdır.
Belki de mutluluğun önemli bir parçası, hayatı yalnızca tüketerek geçirmek yerine ona kendi emeğimizle bir şeyler katabilmektir. Çünkü üretmek, dünyaya küçük de olsa bir iz bırakmanın ve kendi potansiyelimizi keşfetmenin yollarından biridir.