© Manset23 2020

ELAZIĞ’IN SİMGESİ ÇAYDAÇIRA HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Elazığ’ın köklü tarihini ve zengin kültürel mirasını yansıtan ÇaydaÇıra, yalnızca bir halk oyunu değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan birbirinden etkileyici efsaneleriyle de dikkat çekiyor. Mumların ışığında oynanan ve kentin simgeleri arasında yer alan Çayda Çıra’nın ortaya çıkışına ilişkin anlatılan hikâyeler, geçmişle bugün arasında kültürel bir köprü kuruyor.

Elazığ yöresine mal olan ÇaydaÇıra’nın doğuşuna ilişkin halk arasında farklı efsaneler anlatılıyor. Bu hikâyelerde kimi zaman büyük bir aşkın acısı, kimi zaman bir düğünde yaşanan tedirginlik, kimi zaman da Harput yöresinde yaşandığı rivayet edilen dramatik bir olay ön plana çıkıyor.

BİRİNCİ EFSANE: MUM IŞIĞINDA BULUŞAN İKİ SEVGİLİ

Anlatılan efsanelerden ilkine göre, Elazığ’da bir çayın iki yakasında yaşayan iki aşiretten birer genç birbirlerine âşık olur. Genç kız, geceleri çayın kıyısına gelerek bir çıra yakar, sevdiği genç de bu ışığı takip ederek yüzerek karşı kıyıya geçer ve sevgilisiyle buluşur.

Ancak bir süre sonra kızın babası, iki gencin gizlice görüştüğünü öğrenir. Bir gece kızın yaktığı ışığı söndürür. Çayın ortasında yönünü kaybeden genç, yorgun düşerek sulara kapılır ve boğulur. Işığın söndüğünü gören genç kız da sevgilisinin başına gelenleri anlayarak kendisini çayın sularına bırakır.

Gençlerin kaybolmasının ardından köylüler, ellerinde meşalelerle çayın kıyısında ve suda arama yapmaya başlar. Rivayete göre, karanlıkta ışıklarla yapılan bu arama, Çayda Çıra oyununun doğuşuna kaynaklık eden olaylardan biri olarak anlatılır.

İKİNCİ EFSANE: PEMBE ANA’NIN YAKTIĞI MUMLAR

Çayda Çıra’nın ortaya çıkışına ilişkin bir başka anlatı ise bir düğün gecesinde yaşananlara dayanıyor.

Efsaneye göre, köyün ileri gelenlerinden biri oğlunu evlendirir ve günlerce süren düğün eğlenceleri düzenlenir. Düğünün son günü ay tutulması yaşanır. Bu doğa olayını uğursuzluk olarak yorumlayan davetliler arasında tedirginlik başlar.

Damadın annesi Pembe Ana, insanların korkusunu gidermek ve eğlenceyi sürdürmek amacıyla köydeki mumları toplar. Mumları tabaklara yerleştirerek davetlilere dağıtır ve hepsini yakar. Ardından mumların ışığı altında oynamaya başlar. Davetlilerin de katılmasıyla bir halay oluşturulur.

Zifiri karanlıkta mumların ışığı etrafı aydınlatırken ışıkların suya yansıması ve çalgıların ritmiyle ortaya çıkan görüntünün, Çayda Çıra oyununun doğuşuna ilham verdiği rivayet edilir.

ÜÇÜNCÜ EFSANE: HARPUT’TA YARIM KALAN AŞK

ÇaydaÇıra ile ilgili en hüzünlü anlatılardan biri de Harput yöresinde geçen bir aşk hikâyesidir.

Rivayete göre, geçmişte Harput yöresine yerleşen bir Türk boyunun beyinin oğlu, başka bir boydan genç bir kıza âşık olur. İki genç, aralarından geçen çayın çevresinde gizlice buluşmaya başlar. Aşklarının duyulmasının ardından erkek tarafı kızı ailesinden ister. İki boy arasında dostluk kurulması amacıyla kızın verilmesine karar verilir ve kırk gün kırk gece süren bir düğün yapılır.

Ancak düğün alayı gelini alarak çaydan geçerken genç kız atından düşerek azgın sulara kapılır ve kaybolur. Günlerce süren aramalara rağmen gelin bulunamaz. Büyük acı yaşayan damadın, sevdiğinin ardından ağıtlar yaktığı anlatılır.

Bu ağıtlarda çayda yanan çıralar, yarım kalan aşk, ayrılık ve duyulan derin özlem dile getirilir. Halk arasında aktarılan dizeler, Çayda Çıra’nın yalnızca bir eğlence değil, aynı zamanda sevda ve hüznü de içinde barındıran kültürel bir anlatı olarak görülmesine katkı sağlar.

ÇAYDA ÇIRA, ELAZIĞ’IN KÜLTÜREL KİMLİĞİNİN SİMGESİ

Birbirinden farklı bu üç efsane, ÇaydaÇıra’nın halk hafızasında nasıl bir yer edindiğini gözler önüne seriyor. Hikâyelerin ortak noktasında mum ışığı, su, aşk, ayrılık ve toplumsal dayanışma gibi temalar bulunuyor.

Kuşaktan kuşağa aktarılan bu anlatılar, Elazığ’ın kültürel zenginliğinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Çayda Çıra, bugün de kentin geleneklerini ve folklorik değerlerini temsil eden simgelerden biri olarak anılmaya devam ediyor.

Efsanelerin tarihsel gerçekliği kesin olarak belgelenmiş olmasa da bu hikâyeler, Elazığ’ın sözlü kültür geleneğini ve geçmişten günümüze taşınan anlatı zenginliğini yansıtıyor.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER